Aylık arşivler: Ocak 2011

Soğuk Suda Hayatta Kalmak ( Ders 1)

  • Titaniğin 1912 yılında batması sonucunda 1489 kişi 0 derecede 50 dakika içinde donarak ölmüştür.
  • Sayılamayacak kadar yaşam soğuk havayla nasıl mücadele edileceğini bildikleri için kurtarılabilmiştir, genelde kutulanların çoğu lifeboatların içindekiler olmuşlardır.
  • İkinci dünya harbinde 30.000 kisi boğularak ve -hypothermia- dan ölmüşlerdir.
  • Önemli olan şey soğuk havanın sizi nasıl etkileyeceğini bilmenizdir. Vücut yavaş yavaş işlevlerini kaybeder, durgun suda 5C derecede normal giyinmiş bir insan üç saat hayatta kalabilir. Basit tekniklerle bu zamanı uzatabilirsiniz. Özellikle can yeleği giyiyorsanız.

Vücudunuzun soğuk su ve hava ile karşılaştığında nasıl bir reaksiyon vereceğini anlamalısınız ve soğuk havanın /suyun vücudunuza temasında soğuk su etkisini nasıl erteleyeceği konusunda kendinize yardımcı olacak adımları bir bir atmalısınız. Soğuk su etkisi altında nasıl mücadele edeceginiz ve hayatta kalacağınız konusunda yardımcı olacaktır.

Vücudunuzun içi çekirdek dışı ise dış tabakadan oluştuğunu düşünün.Vücudunuz normal vücut fonksiyonlarını yaparken ısı üretir, mesela fiziksel hareketlerde, yiyecekleri sindirirken gibi. Tabiatı geregi vücudumuzun sıcaklıgı 37C derecedir. Çekirdekte kanı taşıyıcı bir şebeke ağı ile sıcaklık dışardaki vücut boyunca dış tabakaya iletilir. Bu sistem otomatik olarak vücudumuzun ısısını 37C derecede tutar. Mesela eğer sıcaklık sizin etrafınızda oldukça yüksekse bir sıcak gün, kazan odası gibi, derinin en dışındaki kan taşıyıcılar genişleyecek dış yapıya daha fazla kan akmasını sağlayacak böylece vücut ısı kaybedecektir. Böylece bu olay sizin daha rahat olamanızı ve iç ısının artmamasını sağlayacaktır. Eğer etraftaki hava soğuk ise dış yapıdaki kan taşıyıcılar daralacak ve böylece vucudun daha fazla ısı kaybetmesini engelleyecektir.

Bu düzenleyici sistem etrafınızdaki hava değişimlerine uygun olarak vücut ısınızı her zaman aynı tutmaya çalışacaktır.Vucut bunu belli ısı değerleri içinde yapabilmektedir. Soğuk havada vücudun bu işlevlerini yerine getirp 37C dercede kalması için belli limitler vardır. Ancak doğru önlemleri alarak ve koruyucu elbiseler giyerek yardımcı olmalısınız.

Vücudumuz aşağıdaki şartlarda ısı kaybeder:

Isı bir maddeye direk temasla diğer tarafa aktarılır. Isı sizin vücudunuzdan, baska bir deyişle yüksek ısı, düşük ısılı cisimlere akar. Isı aktarımı belirli cisimler vardır. Örneğin su havadan 20 kat daha fazla ısı aktarımı yapar.

Hareket eden hava duran havadan daha fazla vücudun ısı kaybetmesine neden olur. Bu wind chill olarak bilinir. Benzer olarak vücudunuzun yakınındaki dağılan veya hareket eden su, durgun sudan daha fazla chilling etkisi yaratarak vücudumuzun ısı kaybetmesini neden olur.

Dünyanın bir çok bölgesinde, erkekler koruma elbisesi olmadan kurtulamazlar. Vücut gerçekten kendi ürettigi ısı ile ısınır. Vücut gerçekte elbise ile vücut arasında kalan hava ile ısınır. Eğer bu hava katmanı kaybolursa izalasyon azalır. Elbise ile vucut arasındaki bu hava katmanı suyun hareketi veya dolmasıyle kaybolur. Başka bir durum ise oldukça dikkate değer sıcak hava suyun dolmasıyla kaybolur ve vücut ısısı düşer. Vücudun çekirdek ısısını kullanarak derideki ısı kaybını engellemeye çalışır. Eğer derideki ısı kaybı engellenemiyorsa vücudun çekirdeğindeki ısı düşmeye başlar.

Hypothermia

Eğer vücut ısısı kayboluyorsa bu denizde hayatta kalmaya çalışan biri için oldukça büyük bir tehlikedir. Vücuttaki ısı kayıplarının hızı aşağıdakilere bağlıdır.

  • Su ve havanın sıcaklığına
  • Rüzgarın hızına
  • Deniz durumuna
  • Suda geçireceğin zamana
  • Koruyucu elbise giyip giymediğine
  • Hayatta kalmaya çalışan kişinin vücut yapısına
  • Hayatta kalmaya çalışan kişinin sağlık ve zihinsel durumuna
  • Vücuttaki alkol seviyesine ve uyuşturucu alınıp alınmadığına
  • Hayatta kalmaya çalışan kişinin kendini nasıl yönettigine

Anormal düşük vücut çekirdek ısısı bir çok değişik septomla tanışmamızı sağlar. Çok erken maruz kalınca, vücut kan dolaşım kanalarını daraltarak (iç çekirdekteki ısının dışarı transferini engellemeye çalışır.) ve titreyerek  (ısı üretmeye çalışarak ) bu ısı kaybını önlemeye çalışır. Eğer vücut çok şiddetli bir şekilde soğuğa maruz kalmışsa, ısıyı koruyamaz veya yeterli miktarda üretemez. Böylece vücut çekirdek ısısı düşmeye başlar. Eger vücut ısısı 35C dereceden aşağıya düşerse kişi Hypothermia etkisine girer.

Bundan sonra, huzursuzluk, yorgunluk, zayıf kordinasyon, uyuşukluk, konuşma bozukluğu, zihinsel karışıklık ve hafıza kaybı ile karşılaşır. İç ısının daha da düşmesi baygınlık oluşturur, titreme yerini kasların katılaşmasına bırakır ve gözbebekleri büyür. Kalp atışları düzensizleşir, yavaşlar vee azalır, nadiren fark edilir. Hypothermia safhasınada bir insanın yaşayıp yaşamadığını anlamak oldukça zor olabilir. Hypothermiadan ölmeyenlerin bir kısmı da yeniden yasama kazandırmak için ısıtma hatalarından ölmektedir.

Temel Yelken Yarış Kuralları

Yelkencilik Kurallarının temel açıklamalarını en kolay ve anlaşılabilir şekliyle burada bulacaksınız.

1. Farklı Kontralarda Seyreden Yelkenliler

KURAL; İskele kontrada seyreden yelkenli sancak kontrada seyreden yelkenliye yol verecektir.

KURAL AÇIKLAMASI

Bu açıklamaların ikisinde de, aynı kural değişik kelimelerle verilmiştir. Dilediğiniz bir tanesini aklınızda tutunuz.

1a) Yelkenliniz rüzgarı soldan alarak seyrediyorsa, rüzgarı sağdan alan teknelere yol vermek, onlara engel olmamak zorundasınız.

1b) Yelkenlinizin ana yelkeni teknenin gidiş yönüne göre sağda ise, ana yelkeni (gidiş yönlerine göre) sol tarafta seyreden teknelere yol vermek, engel olmamak zorundasınız.

2. Aynı Kontralarda Seyreden Yelkenliler

KURAL

2.1 Rüzgarüstündeki yelkenli rüzgaraltındaki yelkenliye yol verecektir. (Bu kural start anında geçersiz kalır. Bkz. Kural 7

2.2 Açık-gerideki yelkenli, açık-öndeki yelkenliye yol verecektir.

KURAL AÇIKLAMASI

2.1 Her iki tekne rüzgarı aynı yönden alarak seyrediyorlarsa, rüzgarın estiği tarafta bulunan yelkenli diğerine engel olmayacaktır.

2.2 Açık-geride yelkenli açık-önde yelkenliye çarpmamaya çalışacak, öndeki teknenin yön değiştirmelerine uyacak ve ona engel olmayacaktır. (öndeki tekne yalnız tramola veya kavança yapamaz. Bkz. Kural 3)

3. Kontra Değiştirmek

KURAL; Tramola ya da kavança yapan bir yelkenli herhangi bir kontrada seyretmekte olan yelkenliden uzak kalacaktır.

KURAL AÇIKLAMASI; Diğer tekneler ile çatışmadan seyretmekteyken, tramola veya kavança atarak diğer teknelerin yoluna düşmeye ve onları yön değiştirmeye zorlamaya hakkınız yoktur.

4) Start Almak

KURAL; Bir yelkenlinin donanımının veya gövdesinin herhangi bir bölümü, start verildikten sonra, start hattını, ilk dönüş şamandırası yönüne doğru geçerse, bu yelkenli doğru start almış olur.

5. Yarışı Bitirmek

KURAL; Eğer bir yelkenli, tüm ceza dönüşlerini doğru olarak tamamlar ve gövdesinin veya donanımının herhangi bir bölümü start hattını istenen yönde tam olarak ve bitiş hattını belirleyen şamandıralara çarpadan geçer ise, doğru olarak yarışı bitirmiş sayılır.

6. Orsalatma Hakları

KURAL; Yelkenliler start aldıktan ve start hattını geçtikten sonra, açık-öndeki veya rüzgaraltındaki yelkenli, rüzgarüstündeki yelkenliyi (bunun direği kendi kıçı ile aynı hizada veya daha önde oluncaya kadar) orsalatabilir.

7. Start Sırasında

KURAL

7a) Herhangi bir engeli olmayan rüzgaraltı tekne, bir start şamandırasının rüzgaraltı tarafına geçmek isteyen rüzgarüstü tekneye yer açacaktır.

7b) Hatalı (erken) çıkış yapan yelkenli tekrar start hattına dönerken, start almakta olan veya doğru start almış diğer teknelere engel olmayacaktır.

KURAL AÇIKLAMASI

Yanlış start alınan yelkenli için hakem; “XX’ numaralı yelkenli hatalı çıkış (Fodepar)” şeklinde uyarı yapar. Bu yelkenli diğer, doğru start almış veya çıkış yapan teknelere engel olmayacak şekilde yön değiştirir veya durur. Start şamandıralarından birinin dışından dolaşarak yeniden start alır.

8. İşaret Şamandıralarını Dönüş,

KURAL

8a) Dıştaki bir yelkenli, içteki bütün kapatmalı yelkenlilere, (kapatmanın, dıştaki yatın burnunun şamandıraya 4 tekne boyu yarıçaplı alan içindeyken oluşması durumunda,) şamandırayı dönmesi veya geçmesi için yer açacaktır.

8b) Farklı kontralarda seyir eden iki yelkenli, orsa şamandırasında karşılaştıklarında 1. KURAL 8a) kuralının önüne geçer.

8c) Açık-gerideki yelkenli açık-öndeki yelkenliden uzak kalacaktır.

KURAL AÇIKLAMASI

8a) 4 tekne boyu mesafeye ulaşıncaya kadar, arkadan yetişmeye çalışan yelkenlileri, yön değiştirmeye zorlayabilirsiniz. Bu alana girdikten sonra, sizinle kapatmalı olarak bu alana giren veya girdikten sonra kapatmalı duruma geçen yelkenlilere yer açmak zorundasınız.

9. Şamandıraya Çarpma Durumunda Cezalar

KURAL; Şamandıraya çarpan yelkenli, ilk fırsatta, iki tramola ve iki kavança içeren iki adet 360o dönüş yaparak kendini cezalandıracaktır.

10. Bir Engel İle Karşılaşıldığında, Yer İstemek Üzere Seslenmek

KURAL; Orsa seyir eden iki tekneden rüzgaraltında olan, bir engel ile karşılaştığı için tramola atması gerekirse ve bunu diğer tekneyi engellemeden yapamayacak ise, “Tramola için yer aç” şeklinde seslenecektir. Bu durumda rüzgarüstü tekne ya hemen yer açmak için tramola atacak ya da “sen tramola at” diye seslenecek ve o yelkenli tramolasını tamamlayıncaya kadar ondan uzak kalacaktır.

11. Bir Geçiş Üstünlüğü Kuralına Aykırı Davranılması Durumunda

KURAL; Herhangi bir geçiş üstünlüğü kuralını ihlal eden yelkenli, ilk fırsatta, iki tramola ve iki kavança içeren iki adet 360o derecelik dönüş yaparak kendini cezalandıracaktır.
not: Bu kuralların (yani, 1,2,3,5,6,7,10) ihlali, yelkenliler birbirlerine dokunmamışlarsa da gerçekleşebilir.

12.Yarışan Yelkenlilerin Teması

KURAL: Yelkenliler birbirlerine temas eder ve hiçbiri ceza dönüşünü kabul edip yapmazsa her ikisi de diskalifiye edilirler.

13) Kural 4,9, ve 11 ‘e Aykırı Davranan Yelkenliler

KURAL; Bu kurallara uymayan yelkenliler diskalifiye edilirler.

Gezi ve Yarış Yelkenciliği

Yelken sporunu yaparken asıl amaç; önceden belirlenmiş bir rotada sporcuların tekne ve rüzgarı birlikte kullanma yeteneklerini ölçmektir. Bununla birlikte yelkencilik , kuralları yönünden en ayrıntılı ve en çok araç gereç gerektiren bir spordur. Bu nedenle sporcuların her hava şartında tekneyi ve yelkeni yönetebilecek fizik kondisyonuna, yelkencilik kuralları hakkında ve araçların bakımına ait bilgiye sahip olmaları asıl amacın tam olarak uygulanması için gereklidir.

Yelken sporu orsa, apaz ve pupa adlarında 3 seyirde düzenlenir ve iki ana başlık altında toplanır:
a) Gezi Yelkenciliği:
Çeşitli süreler ve rotalarda tek ya da daha fazla sayıdaki insanın, yelkenli tekneyle gezi amaçlı yaptığı yelkenciliğe denir. Bu geziler , kısa süreli yapıldığı gibi, birkaç yılı da kapsayabilir. Salma ya da sabit omurgalı küçük yatlarla yapılan okyanus gezileri ve dünya turları bu gruba dahildir.

b) Yarış Yelkenciliği:
Bir plan üzerinde birbirine tamamen eş olarak çoğaltılmış one desing ya da farklı büyüklükteki teknelerin kendi aralarında yaptıkları yarışlara denir. One desing tekneler aynı yapı ve ağırlıkta olup eşit alan, biçim ve malzemeden üretilirler. Diğer çeşit yarış yelkenciliğinde ise tekneler, ayrı planlara göre çeşitli ölçü ve yapıda olmak üzere yarışırlar. Bu durumda yarışlar, matematiksel eşitleme ile(handikap sistemi) aralarında kendi yarış
kurallarına uyarak, belirli parkurlarda (rota) ve çeşitli ödüllere dayanarak yapılırlar. 45 dakikalık, 3 deniz mili uzunluğundaki Optimist, Sailboard yarışı ile duraklı ya da duraksız bütün küreyi kuşatan rotalarda yapılan dünya ve kıtalararası yelken yarışları bu gruba dahildir.

Diğer branşlarda olduğu gibi yelken sporunda da yarışabilmek için lisans sahibi olmak gerekir. Ancak Türkiye dışındaki ülkelerde sporcular, IYRU kararları doğrultusunda bir kulüp üyesi olmak zorundayken Türkiye’de ferdi lisans, yarışmalar için yeterli görülür.Yelken sporu ve yarışlarda gerekli ana unsurlar şunlardır:

a)Tekne ve parçaları,
b)Arma,
c)Ekipman, aksesuar,
d)Yelken,
e)İnsan(pratik, teknik bilgi, fizik kondisyon vs.),
f) Bu 5 öğenin birbirleriyle dengeli olarak rüzgarlara ve seyirlere, dalga boylarına göre
ayarlanması (hidro ve aerodinamik bilgisi ile birlikte),
g)Yarış kuralları,
h)Yarış taktikleri,
ı)Deniz trafik kuralları,
j)İlk 4 öğeye ait bakım, onarım ve teknik bilgi.

Yelken Türleri ve Kısımları

Yelken Türleri

Cat teknelerde yalnızca bir ana yelken vardır. Şalupa teknenin ise en az iki yelkeni, ana yelken ve ön yelkeni bazen de balon yelkeni olur. Balon, hafif, genellikle naylondan ve rüzgaraşağı seyir için kullanılan yelkendir. Küçük ön yelkenlere flok denir. Daha büyük ön yelkenler cenova adını alır.

Yelken Kısımları

Bir yelkenin güverteye yakın kısmı alt yaka ya da altabaşo yakasıdır. Yelkenin sırı, üçgenin uzun kenarına güngörmez ya da kıç gradin yakası denir. Yelkenin ön tarafı orsa yakasıdır. Orsalamak rüzgar üstüne gitmek anlamının yanı sıra bir yelkenin ön yakasının yapraklanması anlamında da kullanılar. Yelkenlerin bağlandıkları yerlerinde farklı isimleri vardır. Ana yelkenin alt ön bağlantı köşesine karula köşesi denir. Her iki yelkenin de en üst bağlantı yerlerine yelken başlığı denir. Yelkenin alt arka köşesine ise iskota köşesi denir.

Amatör Teknelerin Sefere Çıkabilmesi için Gereken Belgeler

(01 ve 07.2004 tarihlerinde yeniden düzenlenmiş olup sadece geçmiş hakkında bilgi oluşturması için buraya eklenmiştir.)

Motor Faturası,
Tekne Faturası ile yapımcı tarafından verilecek ve yapımcının bağlı olduğu oda tarafından tasdik edilecek, İnşa Belgesi temin edildikten sonra Belediye Ruhsatı alınıp Liman kaydı için Liman?a müracaat edilir.
Liman, Maliye?ye yazı yazarak aşağıdaki vergileri tahakkuk ettirip tahsil ediyor.
Bu makbuzlarla tekrar Liman?a giderek Tonilato Belgesi, Yat Kayıt Belgesi (Büyük tekneler için Gemi Tapusu) alınır.
Ayrıca:
Sahil Sıhhiye kuruluşundan Patenta,
Teknede telsiz varsa Telsiz Ruhsatı alınır.
Maliyenin tahakkuk ettirip aldığı vergiler :
Taşıt Alım Vergisi
Motorlu Taşıt Vergisi
Çevre Kirlenme Vergisi
Eğitime Katkı Payı
Özel Vergi
T.Yelken Federasyonu’ndan kayıt alan sportif amaçlı yelken tekneleri Taşıt Alım Vergisinin %50’sini ödüyorlar.
Ticari teknelerin bizi ilgilendiren tarafı ise, onların da aynı işlemleri yapmalarına karşılık KDV muafiyeti ile Taşıt Alım Vergisi muafiyeti almalarıdır.

Yelkenli Teknenin İlerlemesi

Rüzgarın, hareketsiz bir yelken üzerindeki etkisi

  • Hava molekülleri, tıpkı suyun yukarıdan aşağı akması gibi; yüksek basınçtan, alçak basınca doğru akar.
  • Hareket eden hava molekülleri rüzgarı yaratır.
  • Yelkenli tekneler, rüzgarın yelken üzerinde yarattığı kuvvetler sayesinde ilerleyebilir.

Bilindiği gibi, yelkenlerin torlu (ortası bombeli, konveks) bir yapısı vardır. Yelken üzerine gelen hava molekülleri yelkenin üstünden ve altından (rüzgarüstü ve rüzgaraltı) geçecek şekilde ikiye ayrılır.

Yelkenin rüzgarüstü kısmına çarpan ve buradan geçen hava molekülleri, yelkenin üzerinde bir ?itiş? kuvveti oluşturur. Yelkenin rüzgaraltı kısmından geçen hava molekülleri ise yelkenin üzerinde bir ?emiş? kuvveti oluşturur.

Yelkene uygulanan emiş ve itiş kuvvetleri

Yelkenin torlu yapısı nedeniyle, iki farklı yolu takip eden hava moleküllerinin bir rüzgaraltı kısmında kalanları daha da hızlanır. Bu hız farkının sonucu olarak Bernoulli İlkesine göre, yelkenin iki tarafında bir basınç farkı oluşur. Bu nedenle itiş ve emiş kuvvetlerinin büyüklükleri de farklılaşır.

Şöyle ki; emiş kuvveti genelde itiş kuvvetinin 4-5 mislidir ve yelkende oluşan emiş kuvveti, yelken üzerine etki eden toplam kuvveti artırmada daha da önemlidir.

Uçak kanatlarının da çalışma mantığı budur. Aynı yelkenin formunda olanı uçak kanatlarının, alt ve üst kısmında oluşan, basınç farkları nedeniyle, uçağın kanatlarına yukarı doğru bir basınç uygulanır. Böylece uçak havalanır.

Rüzgarın yelkene gelme açısı 0 derece olduğunda yelken tıpkı bir yaprak gibi sallanır ve rüzgarla dolmaz. Yelkenin formu ve biçimine göre yelkenin rüzgarla dolma açısı farklılık gösterebilir.

Yelkenin rüzgaraltından akmakta olan hava moleküllerinin rüzgarüstünden akan hava molekülleri ile birleşmesi temel amaçtır. Fakat bu moleküller, yelkendeki tor nedeniyle yelkenin arka tarafından sıyrılabilir ve bu da rüzgaraltı bölgesinde bir türbülans yaratır. Bu türbülansın etkisiyle bu bölgedeki alçak basınç kuvveti yok olur, bu da emiş kuvvetinin etkisini azaltır.

Aynı şekilde, hızla ilerleyen bir yelkenin dalgalar ve rota değişiklikleri nedeniyle sürekli yavaşlaması da, yelken üzerindeki türbülansı artıracak ve performans düşüklüğüne neden olacaktır.

Her yelkenin dolabilmesi için, rüzgarın esiş doğrultusu ile arasında belli bir açı olması gereklidir. Üçgen yelkenler için bu açı 22-250 olabildiği gibi, Serenli yelkenlerde 30-350 olabilir.

Gerçek ve Zahiri (Hissedilen) Rüzgar (True Wind- Apparent Wind)

Bu iki kavram, temel olarak şöyle açıklanabilir:
Hareketsiz bir cisim üzerine gelen rüzgar gerçek rüzgardır. Rüzgarlı bir günde, sahilde otururken, yüzümüzde hissettiğimiz rüzgar gerçek rüzgardır. Bu sırada yüzümüze bir rüzgar ölçer yerleştirirsek, okuyacağımız değer, rüzgarın gerçek hızı olacaktır.

Zahiri rüzgar, diğer adıyla göreceli veya hissedilen rüzgar ise hareketli bir cisme etki eden rüzgardır.

Şöyle ki; yine aynı sahil boyunca, bu sefer oturmayıp, koşalım. Gerçek rüzgarın değeri aynıdır, atmosferde ve mekanda değişme olmadıkça değişmez. Bununla beraber, koştuğumuz için, yüzümüze daha fazla hava molekülü çarpmaya başlamıştır.

Bu durumda yüzümüz artık, iki farklı rüzgar yönünün etkisi altındadır. Yüzümüze yerleştireceğimiz bir rüzgar ölçer, bu nedenle artık yalnızca gerçek rüzgarı değil, aynı zamanda koşu hızımız nedeniyle suratımıza çarpan hava moleküllerini de ölçecektir. Bu nedenle ölçülen rüzgar, yani hissedilen rüzgar (apparent wind), gerçek rüzgardan (true wind) hem daha farklı yönde, hem de farklı bir büyüklükte olacaktır.

Tıpkı hareket etmeyen bir arabadan başınızı çıkardığınızda hissettiğiniz rüzgarın, hareket eden arabadan başınızı çıkardığınızda hissedeceğinizden farklı oluşu gibi. Arabanın hızı arttıkça, suratınızda hissedeceğiniz rüzgar artacaktır. Bununla birlikte arabanın hızının artması demek, rüzgarın önden daha çok hissedilmesi demek.

Yani hareket eden cismin hızı arttıkça zahiri rüzgar da artar, ve zahiri rüzgarın yönü, cismin hareket yönü doğrultusunda kayma gösterir.

Gelelim, yelkenli teknelere:

Teknemizde, rüzgardan çabuk etkilenen yelken gibi bir parça olduğu için, zahiri rüzgara çok dikkat etmeliyiz. Teknemizin hızının artmasıyla, yelkene etki eden rüzgarın hızının artacağını ve bu nedenle daha fazla kuvvete maruz kalabileceğini unutmamalıyız.

Hissedilen rüzgarın yönü, tekne hızı ve hissedilen rüzgar hızı arttıkça, teknenin yönü doğrultusunda bir kaymaya uğrayacaktır. Bu nedenle, teknenin baş tarafından gelecek bir gerçek rüzgar yönü, teknemizin hissedilen rüzgarını artırmaya çok yardımcı olacaktır.

Gerçek rüzgarın, tekneye en dik gelebildiği orsa seyrinde, teknemizin en hızlı gitmesini sağlayan bir faktör de, hissedilen rüzgardır. Bu nedenle, orsa seyrinde hissedilen rüzgarın kullanımı çok önemlidir. Bunun için, orsa seyrinde, dümenle ve yelkenin trimiyle mümkün olduğunca az oynayıp, yelken üzerinde akmakta olan rüzgarı kesmekten kaçınmalıyız.

Tekne ve Yelken Bakımı

Yelken ve teknenin eskimesine neden olan faktörler (tuz- güneş- rüzgar)

Denizde kullanılan her şey gerekli şekilde korunmadığında tuzlu su, güneş ve rüzgarın etkilerine maruz kalır ve hızlı bir şekilde yıpranır. Yelkenler de teknede en çok kullanılan ve yıpratıcı faktörlere en çok maruz kalan malzemeler olduklarından korunmaları için özel bir çaba gerekir. Deniz suyu ve hava şartlarının yıpratıcı etkileri teknenin kendisi, yelken yaparken kullanılacak elbiseler gibi diğer malzemelerin de yıpranmasına neden olur. Yelkenlerin bu etkilerden korunması daha detaylı bir konudur. Ama genel olarak malzemelerin kullanıldıktan sonra tatlı suyla yıkanması kullanılmadığı zaman kuru ve dış etkilere kapalı bir yerde tutulması genel kurallardır.

Yelkenin bakımı ve diğer donanımların bakımı

Yelkenlerin bakımı yelkenleri uzun süre kullanmak istiyorsak çok önemlidir. Yelkenler, özellikle yarış teknelerinde kullanılan kevlar gibi malzemelerden yapılan performans yelkenleri hem daha çabuk yıpranır, hem de çok pahalıdır. İnce liflerin çabuk yıpranması ve yelken üzerinde kırıkların meydana gelmesi yelkenin ömrünü azaltan en büyük etkenlerdir.

Yelkenler eğer seyir esnasında ıslanmışsa tatlı suyla yıkayıp kurutmamız gerekecektir. Yelkenlerin doğru katlanıp torbalanması da yelkenlerin ömrünü uzatacaktır. Eğer yelkenler teknenin üzerinde kalacaksa üzerleri mutlaka yelken örtüsü ile örtülmelidir. Bazı gezi teknelerinde ön yelken baş ıstralya üzerine ?furling sistemi? ile sarılıdır. Böyle yelkenlerde yelken sarılı olduğunda tamamını örtecek şekilde bir koruyucu bant bulunmaktadır.

Yelkenler harici diğer donanım ve kullanılan malzemeler de aynı etkiye maruz kalırlar. Bu malzemelerin uzun süre kullanılmasını istiyorsak bunların korunmasında da maksimum dikkati göstermeliyiz.

Seyir sonrası tekne temizliği

Teknenin temizliği de hem yelken yapmaktan daha çok zevk almak için hem de düzenli ve temiz bir ortamda problem çıkma olasılığı daha az olacağı için önemlidir. Örneğin güvertenin düzenli olarak temizlenmesi ve kontrol edilmesi malzeme kaybı ya da kazara bir şeyin üzerine basıp sakatlanma gibi durumları engeller. Teknede temizlikle ilgili diğer işler de angarya gibi görülse de düzenli olarak yapılması çok önemlidir ve diğer yapılan işleri direkt olarak etkiler.

Bir seyir sonrası yapılacak başlıca işleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Yelkenlerin katlanması, branda veya torbalanması
  • Tüm halatların neta edilip, rodalanması, tatlı suyla yıkanması
  • Etraftaki çöplerin (su şişesi, bisküvi kutuları) atılması
  • Teknenin iç kısmının düzenlenmesi, güvertenin yıkanması
  • Bir sonraki seyir için eksikliklerin belirlenmesi
  • Tekneden ayrılırken, teknenin iyi bağlandığından emin olunması

Pusulasız Yön Bulma Methodları

Kutup Yıldızı’na Göre Yön Bulma

Büyük Ayı yıldız kümesi yedi yıldızdan oluşur ve göğün kuzey tarafında en kolay bulunabilen yıldız kümesidir.

Küçük Ayı yıldız kümesi de, Büyük Ayı’ya göre ters durumda ve yine yedi yıldızdan oluşmaktadır ve benzer şekildedir. Bir el arabasına da benzeyen Küçük Ayı yıldız kümesinin araba dingili oluşturan kısmın ucundaki yıldız, Kutup Yıldızıdır. Bu yıldız, dünyanın orta yerinden Kuzey Kutbuna bir çizgi çekildiğini düşünürsek, buna en yakın durumdadır. Yani Kutup yıldızına doğru bakarsak kuzeye bakmış oluruz.

Gündüzleri Pusulasız Yön Bulma

Eğer bir ormanda bulunuyorsanız, ağaçların hangi taraflarının yosun tuttuğuna bakmalısınız. Yosun daima güneş görmeyen tarafta, yani kuzeye bakan yüzeylerde oluşur.

Bir saat kadranı üzerindeki sayılarla da yön bulunabilir. Saati avucunuza alın, saatin akrep kolu güneşin yönünde olsun. Sonra saatin tam orta yerinden 12 sayısının bulunduğu yere doru zihninizden bir çizgi çizin. Böylece akrep kolu ile sizin düşündüğünüz çizgi arasında bir açı olur. Bu açıyı zihninizden eşit olarak ikiye bölecek bir çizgi daha düşünün ve bunu uzatın, önünüze doğru uzanan taraf güneyi, aksi taraf kuzeyi gösterir.

AY’a Göre Yön Belirleme

Tıpkı güneş gibi ayda doğudan doğar batıdan batar. Eğer hilal biçimindeki ayın iki ucunu hayalen bir çizgi ile birleştirip uzatınca ”d” harfi gibi bir biçim çıkıyorsa, Ay?ın iki ucu batıya dönük demektir. Çıkan şey ”b” harfi biçiminde ise, uçların yönü doğuya yöneliktir.

Harita Okuma

1) Bir haritanın alt ve üst tarafındaki derece ve onların dakikaları, ondalıkları, boylamı gösterir. Türkiye ve sahilleri, başlangıç, yani (0) noktası olan Greenwich’in doğusunda kaldığı için, buradaki boylamlar (E) işaretli, yani doğudur. Doğuya gidildikçe boylam büyür. Haritanın sağ ve sol iki yanındaki derece ve dakikalar ise enlemi gösterir. Ekvator sıfır hattı olup kuzeye doğru çıkıldıkça, enlem büyür. (N) işaretini alır, yani kuzeydir.

2) Haritada, iki nokta arasındaki mesafeyi ölçmek için, iki yandaki enlem göstergesinin derece ve dakikası kullanılır. 1 derece 60 mil olup her dakika 1 mile eşittir. Ayrıca her dakikada ondalıkla, yani ona bölünüp gösterilir. Mesafe ölçerken sakın, boylam göstergesini kullanmayın. Önce iki ucu sivri pergelle, iki nokta arasındaki açıklık ölçülür. Sonra yandaki enlem göstergesinde bu açıklığın kaç dakika, yani kaç mil olduğu okunur.

3) Türk haritalarında derinlik ve yükseklikler metredir. Eski İngiliz haritalarında, derinlik kulaç veya kadem, yükseklikler de kadem olarak gösterilir.

4) Türk haritalarında 10 m. derinlik hattı içinde kalan denizler, açık mavi, karalar sarı renkte gösterilir.

5) Haritada bir noktanın mevkii verilirken önce enlemi sonra boylamı okunur.

6) Haritada, bir noktanın enlemini bulmak için paralel cetvelin bir yakasını en yakın enlem çizgisine koyar, diğerini o noktaya çekip yandaki enlem göstergesi üzerinde derece ve dakikasını okuruz. Boylam içinde, bu sefer cetvelin bir yakası en yakın boylam çizgisine konur diğer yakası o noktanın üzerine çekilir. Haritanın alt veya üst kısmındaki göstergeden, önce derece, sonra dakika ve ondası okunur.

Cetvel yerine bu işlem pergelle de yapılabilir. En yakın boylam ve enlem çizgisinden o noktanın uzaklığı ölçülür. İlgili göstergede aynı çizgiden itibaren mesafe konarak derecesi okunur.

7) Denizde metreden başka kullanılan uzunluk ölçüleri şunlardır.

1 mil = 1852 m. <> 1 Gomina = 1/10

mil=185.2 m. <> 1 kadem = 30.5 cm

1 Kulaç = 1/100 <>Gomina = 2 <>yarda = 6 kadem<> Saattaki süratin mil olarak ifadesi knot

dır.

GPS Kullanırken, elinizdeki haritanın buna göre ne kadar doğru olduğuna bakılması bilhassa eski baskı haritalarda sahile yakın yerlerde mevki koyarken dikkatli olunması gerekir.

Sahillerimizle ilgili haritalar için Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığına başvurabilirsiniz.

İrtibat tel. 0 216 322 25 80

http://www.shodb.gov.tr