Aylık arşivler: Nisan 2011

Karada Kadınım Teknede Denizciyim

JEANNE GRÉGOIRE

32 yaşındaki Grégoire,  ?Deniz, benim için özgürlük olduğu kadar, herkesin eşit olduğu bir yer. Doğa, herkesi eşit kılıyor? diyor

Onlar için tutkunun adı; deniz, rüzgâr, yelken ve özgürlük. Öyle bir özgürlük ki, uçsuz bucaksız denizde, 10.10 metrelik tekneyle dalgalara, fırtınaya karşı yapayalnız yelken açmak ve kadın başına ve de 27 tecrübeli erkek yelkenciye karşı ölümüne yarışmak…

14 Eylül’de Fransa’nın Nice kentinde verilen startla  1660 millik büyük bir mücadele de noktalandı. İstanbul rotalı bu zorlu yarışta 27 yarışçı arasında iki kadın yelkenci de vardı. Genelde erkeklerin yaptığı bu spor dalında iddialı olmaya çalışan iki kadından biri Fransız Jeanne Gregoire.

‘Kuru giysiyi özledim’
Filonun iki kadın yarışçısından biri olan 32 yaşındaki Fransız kadın yarışçı Jeanne Grégoire, 24 gün boyunca karaya çıkmadan yarıştığı, ölümle burun buruna geldiği günler de olduğunu anlatırken, “En çok sıcak yemeği, kuru giysiyi ve temiz bir banyoyu özlüyorum? diyor.  Grégoire sözlerine şöyle devam ediyor: ?Bakmayın siz benim bu halime, makyaj yapmayı, güzel giymeyi sever, bunları denizde bile özlerim. Yarış biter bitmez, önce temiz bir banyo yapar, sıcak yemek yer ve ıslak olmayan yatakta uyur, ertesi gün de kendimi Paris sokaklarına atar, çılgınca alışveriş yaparım.Yüzümdeki kırışıklıklar sizi yanıltmasın. Onlar, denizde rüzgârın ve güneşin bana yaptığı kötü bir şaka.?

Yarışlarda genel klasmanda 14’üncü olan 32 yaşındaki Jeanne Gregoire’nin yaşamı oldukça ilginç. At binicisiyken hukuk eğitimi almış ancak Figarist olmuş. Figaro yarışlarının en zorlusu olan Cap İstanbul‘un denizcilik dünyasındaki önemi de üst düzeydi. Çünkü Figaro sınıfında var olabilmeyi başaran denizciler ‘Figarist‘ adıyla anılıyor. Bu da yelkencilikte ‘rüştünü ispat etmek‘ demek oluyor. Gregoire, Nice-İstanbul arasındaki bu uzun rotada teknesinde tek başına, dışarıdan hiçbir yardım almadan bitiş çizgisini geçenler arasındaydı. Bu sporu küçümsemeyin, erkeklerin arasında kadın yarışmacı olmak hiç kolay değil. Küçümseme, dikkate alınmama gibi sıkıntılardan bahsediyor Gregoire ve ‘Ancak ben kendimi çoktan kabul ettirmiştim’ diye konuşuyor.

Yarışlara hazırlanmak için haftada sekiz saat spor yaptığını, fiziksel olarak güçlü olmak için yük taşıdığını anlatan Jean Gregoire, günlerce denizde kalındığı için bunları yapmak zorunda olduğunu söylüyor. Bu yarışların en büyük tehlikesi kuşkusuz suya düşmek! Gregorie: ‘Kesinlikle çok tehlikeli bir durum. Gece yarısı elinizde küçük bir fenerle yol alıyorsunuz. Düşseniz ölebilirsiniz. Yaşama şansınız çok zayıf oluyor. Bir yarışçı için en korkunç olan durum bu. Eğer ölmüyorsanız üç gün boyunca ıslak dolaşmak zorunda kalıyorsunuz.’


Gregorie bu yarışlarda suya düşmedi ancak çok zorluklar yaşadı, uykusuzluk gibi… Bazen günde beşer dakikadan üç kez uyuduğunu, en fazla bir gün içinde iki saat uyuyabildiğini anlatan Gregoire şöyle devam ediyor: ‘Denizde olduğunuzda kadın veya erkek gibi kavramlar ortadan kalkıyor. Ben karada kadınım denizde denizciyim. Bir buçuk ay evinizi sırtınızda taşımışsınız gibi oluyor. Fransa’ya, evime dönünce kendimi yatağa atıp üç ay boyunca uyumayı düşlüyorum. Kesinlikle uzun bir süre balık yemek istemiyorum. Bütün yarış boyunca üç kıyafetim vardı. Eve döndüğümde en lüks mağazalara gidip kadın gibi görüneceğim giysiler satın alacağım, makyaj yapacağım.’

ISABELLA JOSCHKE

Katıldığı ilk yarışta 3. etabı birincilikle tamamlayan Joschke, 53 kilo… Teknesi ise 10 metre boyunda, 3.5 ton ağırlığında…

Aslında edebiyat eğitimi gördüğünü söyleyen 26 yaşındaki Isabelle Joschke, yarışın en zorlu parkuru sayılan 3. etabı (Marzamemi-Aghios Nichalos) kazanmanın zaferiyle çıktı karaya. Üstelik bu onun ilk yarışıydı.

“27 erkeği geride bıraktınız bu size ayrı bir mutluluk veriyor mu?” sorusunu, “Tecrübeyi geride bırakmak ve hayatta kalmayı başarmaktır asıl mutluluk” diye yanıtlıyor.

Isabelle Joschke, 53 kilo. Kontrol etmek zorunda olduğu tekne ise 10.10 metre boyunda, 3.45 metre genişliğinde 3.5 ton ağırlığında. Rüzgâr ve göğe yükselen dalgalara karşı tek başına kullandığı bu teknede tuvalet, kamara, yatak ve mutfak bulunmuyor.

İki kadın da, parkurun en güzel kara parçasının, Ege kıyıları ve Bozcaada olduğunda hemfikirler. Isabelle Joschke, Boğaz’dan geçerken gördüğü ve hayran kaldığı İstanbul’u hiç bilmiyor, Grégoire de Ayasofya Müzesi’ni gezmek istediğini anlatıyor. Açık denizlerdeki bu yarışın başka bir heyecanı ise 5 ayrı etabın biricileri ve genel klasmanın biricisi arasında paylaşılacak olan 150 bin euro değerindeki ödül.

Kaynak:

Şükran ÖZÇAKMAK

Özkan GÜVEN

Star

 

Göksel Navigasyon (Mevki Bulma)

Ölçüm veya gözlemle bulduğumuz ve bulunduğumuz noktadan geçen herhangi bir geometrik veya fiziksel çizgiye ?mevki çizgisi, LOP? denir. Tek bir mevki çizgisi bize sonsuz sayıda mevki olasılı verir. Gerçek mevki, en az iki mevki çizgisinin kesiştiği noktadır.

Gökyüzündeki bir cismin yüksekliğini ve CP?sini biliyorsak, merkezini ve yarıçapını bildiğimiz bir dairenin üzerindeyiz demektir. Tek bir cisim, tek bir mevki çizgisi verir. Daha önce de belirtildiği gibi, böyle büyük dairelerle uğraşmak oldukça zordur. Ancak dairenin kısa bir yayı da bizim işimizi görür. Kullanacağımız bu yay, asıl daireye kıyasla oldukça küçük olduğu için, sekant veya tanjant değeri ile değiştirilebilir.

Verilen bir mevkiden geçen boylama ?yerel boylam? denir. Saat dairesi ile yerel boylam arasında kalan açı, mevki bulmada temel bir görev alır. Bu açı, yerel boylamdan batıya doğru (0 derece ?+360 derece) ölçülür ve ?yerel saat açısı, LHA? adını alır. LHA, gözlem yapılan noktanın boylamı ile cismin GHA?sının toplamına eşittir. Eğer bulunan değer istenilen aralıkta (0 derece ?+360 derece) değilse 360 derece eklenir veya çıkartılır.

Sumner Yöntemi

Sumner yöntemi bugün çok fazla kullanılmasa da modern göksel navigasyonun temeli olarak kabul edildiği için burada değinilmiştir.

  • Bulunduğumuzu tahmin ettiğimiz enlemin kuzeyinde bir enlem seçeriz (enlem1). (haritadaki enlem çizgilerinden bize en yakın ve kuzeyimizdeki güzel bir tercih olabilir.)
  • enlem1, dec ve gözlemlediğimiz cismin yüksekliği olan H0?yu kullanarak boylam açısını, t, buluruz:

(t değeri LHA ile aynıdır, ancak LHA başlangıç meridyeninden batıya doğru 0 dereceden +360 dereceye kadar tanımlanmıştır. t ise başlangıç meridyeninden batıya 0 dereceden +180 dereceye kadar, doğuya doğru da 0 dereceden -180 dereceye kadar tanımlanmıştır.)

Denklemi çözdüğümüzde iki t değerine ulaşırız. Aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi, eşit yükseklik dairesi, enlem dairesini iki noktada keser.

Eşit yükseklik dairesinin enlem1?i kestiği noktanın olası boylamları şu şekilde bulunur:

Boylam = t ? GHA
Boylam? = 360 derece ? t ? GHA

Tahmin ettiğimiz boylam değeriyle bulduğumuz değerleri karşılaştırarak doğru boylamı buluruz.

  • Güneyimizde kalan ikinci bir enlem (enlem2) seçeriz ve bu enlemle ilk iki basamağı tekrarlarız. Seçtiğimiz iki enlem arasındaki açının 1 ya da 2 dereceyi geçmemesine dikkat etmeliyiz.
  • Haritanın üzerinde, bulduğumuz boylam değerlerini işaretleyerek bu iki noktayı bir çizgi ile birleştiririz. Bu çizgi bize ilk mevki çizgimizi verir (LOP). Yerimizi kesin olarak belirleyebilmek için ikinci bir cismi daha gözlemlememiz gerekir. İki mevki çizgisinin kesiştiği nokta bize mevkiimizi verir.

Eğer bulunduğumuz enlemle ilgili çok yaklaşık bir bilgimiz yoksa, iki çizginin kesişme noktası enlemlerin arasında olmayabilir. Yine de bulduğumuz nokta doğrudur. Bu yöntem, dairelerin eğriliğini göz ardı ettiği için küçük bir hata içerir.

Kesişme Yöntemi

Gözlem yapılan herhangi bir noktada, gözlemi yapılan cismin yüksekliği, sadece gözlemcinin enlemine, cismin açılımına (dec) ve boylam açısına bağlıdır. Trigonometrinin de yardımı ile yükseklik aşağıdaki formül ile bulunabilir:

Öncelikle, bulunduğumuz tahmini mevkiinin yakınlarında bir nokta (haritada enlem ve boylam çizgilerinin kesiştiği noktalardan bize en yakın olanı) seçeriz. Bu nokta ?tahmini mevki, TM? olarak isimlendirilir. Yukarıdaki yükseklik formülünün yardımıyla cismin TM?nin koordinatlarına (enlemTM ve boylamTM) bağlı olan yüksekliğini hesaplarız. Bulunan yüksekliğe Hc diyelim. Genelde Hc, gözlemlerimiz sonucu bulduğumuz Ho?dan farklıdır. İki yükseklik arasındaki bu farka kesişim denir.

Eğer ?H sıfıra eşitse, TM ile gerçek mevki aynıdır. İkisinin farklı olduğu durumlarda, bir mevki çizgisi bulmaya çalışırız. Kesişimi deniz mili cinsinden ifade edebiliriz:

TM ile ölçümünü yaptığımız cismin CP?sini bir doğru ile birleştirdikten sonra, bu çizgi üzerinde, eğer ?H sıfırdan büyükse CP?ye doğru, değilse öteki yönde ?H kadar gidilir ve bulunan noktadan TM ? CP arasındaki çizgiye dik bir başka çizgi çizilir. İşte bu çizgi, üzerindeki herhangi bir noktanın bizim mevkiimizi verdiği mevki çizgisidir. (aşağıdaki resimde kırmızı çizgi ile gösterilmiş.)

Bu grafikte Az değeri bir çok yöntemle bulunabilir. Burada navigasyon üçgeninden faydalanılarak elde edilen aşağıdaki formül kullanılmıştır:

Arccos fonksiyonu 0 derece ile +180 derece arasında bir değer verdiği için bu formülden bulunan azimut değeri her zaman gerçek azimutu, AZN (0 derece?.+360 derece) vermez. Doğru sonuca ulaşmak için bir düzeltme yapmak gerekebilir:

Kesin pozisyonumuzu bulabilmek için, yine, ikinci bir cismi daha gözlemleyip bir başka mevki çizgisi bulmamız ve bu iki çizgiyi kesiştirmemiz gerekir. Bu metotta, mevki çizgilerinin eğrilikleri göz ardı edilir. Sonuç olarak da bulduğumuz mevki hata içerir. Ancak, eğer kullandığımız eş yükselti dairelerinin yarıçapları yeteri kadar büyükse, bu hata ihmal edilebilir.

Kaynak:

1. Neslihan Gerek ? Boğaziçi Universitesi Yelken Takımı PDF kitaplarından

[1] http://home.t-online.de/home/h.umland/
(An introductory guide for celestial navigation)
[2] http://www.celestialnavigation.net/
(provides useful information and links to other sites about celestial navigation)
[3] http://www.tecepe.com.br/nav/ (navigator software)
[4] http://jacq.istos.com.au/sundry/navig.html (navigation and related subjects)
[5] http://aa.usno.navy.mil/faq/docs/celnav.html (celestial navigation resources)
[6] http://www.seamanship.co.uk/deck/navigator/ASNAv/ASNAv%20Site/index.htm
(astronomic navigation software)

Göksel Navigasyon (Coğrafi Mevki ve Zaman)

Göksel navigasyon modern bilimden çok daha önce kullanılan yöntemleri temel alır. Bu nedenle kabul ettiğimiz bazı varsayımlar, astronomi ve coğrafyanın bazı temel ilkeleri ile çatışabilir. Ancak, bu varsayımlar işimizi oldukça kolaylaştırır ve hatalar da kabul edilebilecek seviyededir.

Gökküre, Gökbilim ve seyrüseferde, Dünya’yla eşmerkezli ve eşeksenli, devasa çaplı varsayımsal bir küredir. Gökyüzündeki tüm cisimlerin iç yüzeyinde yer aldığı bir küre şeklinde düşünülebilir. Gök ekvatoru yer ekvatoruyla, gök kutupları da yerin kutup noktalarıyla aynı doğrultuda çakışıktır. Gökküre yansıtması gökcisimlerinin konumlarının belirlenmesi için çok pratik bir yöntemdir.

Varsayımlarımızdan bir tanesi dünyanın evrenin merkezinde olduğudur. Gökyüzündeki her cisim merkezinde dünyanın olduğu dev bir kürenin (?gök küre?) iç yüzeyinde yer alır. Ölçümlerimizde cisimlerin mutlak pozisyonları ile ilgilenmeyiz, bizim için önemli olan görünür pozisyonlardır.

Diğer bir varsayım da dünyanın yuvarlak olduğu varsayımıdır. Düzlemi dünyanın merkezinden geçen dünya yüzeyindeki dairelere ?büyük daire? denir. Bu daireler dünya üzerindeki en büyük çapa sahip dairelerdir. Bütün boylamlar ve ekvator birer büyük dairedir. Diğer daireler ise küçük daire olarak adlandırılır.

Dünya üzerindeki her noktanın ?gök küre?de bir karşılığı vardır. Örneğin, gözlemcinin projeksiyonu zenittir.

Gökyüzündeki bir cismin dünya yüzeyindeki coğrafik pozisyonu (CP) ekvator ve 0 derece meridyenine göre (Greenwich Meridyeni) konumlandırılır. Cismin bu meridyene olan açısal uzaklığı ?Greenwich Saat Açısı, GHA? olarak isimlendirilir. 0 dereceden batıya doğru 360 dereceye kadar olan bir değer alır. CP ve kutuplardan geçen büyük daireye saat dairesi denir. CP?nin ekvator düzlemine olan açısal uzaklığı ?Açılım, dec? olarak adlandırılır ve kuzey yarım kürede is 0 dereceden +90 dereceye, güney yarım kürede is 0 dereceden -90 dereceye kadar bir değer alır. Dec değeri coğrafik enlem değeri ile aynıdır. Ancak, GHA eğer CP batı yarımkürede ise coğrafik boylam değeri ile aynıdır.

Greenwich Meridyeni dünyayla birlikte döndüğü ve çoğu gök cismi gökyüzünde neredeyse sabit olduğu için bir cismin GHA?sı saatte yaklaşık 15 derece artar (15 derece 2.46?). Ancak güneş, ay ve gezegenlerin GHA değerleri daha farklıdır. Çünkü bu cisimlerin görünür mevkilerini dünyanın dönüşünün yanı sıra kendi dönüşleri de (gezegenlerin güneşin çevresinde ve ayın dünyanın çevresinde) etkiler.

GHA?nın hızlı değişimi yüzünden, gözlem yapıldığı an, eğer mümkünse saniyesine kadar not alınmalıdır. Almanaklardaki mevkiler, ?Evrensel Zaman, UT? referans alınarak yazılmıştır. UT şu şekilde bulunur:

(Eğer UT 24?ten büyükse, 24 çıkarın.)

Güneşin GHA değeri, tanım gereği her saat 15 derece artar ve 24 saatte 360 dereceyi tamamlar. Ancak gözlemlenen güneşin GHA değerindeki değişim yıl periyodik olarak değişir. Bazen 15 dereceden biraz küçük, bazen de biraz büyük olur. Bu fark, almanaklarda ?EoT ? equation of time ? ? olarak gösterilir.

Deniz Almanağı: Güneşin, ayın ve bazı gözlemlenebilen gezegenlerin tahmini GHA ve dec değerleri, UT referans alınarak yılın her gününün her saati için almanaklarda yazılmıştır. 57 yıldızın GHA ve dec?i ise 3 günlük periyotlar halinde yazılmıştır.

Dünya kendi ekseni etrafında batıdan doğuya bir defada 23 saat 56 dakikada döner. Gök küre ve üzerindeki bütün objeler Göksel Kutup etrafında aynı zamanda doğudan batıya dönüş yönünde görülür. Bu günlük bir harekettir. Bu nedenle yıldızlar doğudan doğar. Kuzey-Güney hattında (meridyen) zirvesine ulaşır. Batı’da da batar.

Sonraki gecede özel bir yıldız doğudan tekrar yükselir fakat bizim normal saatimiz 24 saat 0 dakika döngüsüyle çalışır. O bunu 4 dakika daha erken yapar. Sonraki geceye kadar fark 8 dakika olacaktır. Böylece takip eden her gece(ya da gündüz)ile ileride olacaktır. Saatlerimizin ayarlanmamış açık görünen nedeniyle Güneş hala gök yüzünde durmuyordur. Yıldızların yaptığı gibi,yaklaşık 1°doğu tarafına doğru hareket eder. Çünkü 1° lik açı zamanda 4 dakikaya uymaktadır(360°=24 saat). Bu nedenle biz güneşi tekrar merdiyenin arkasında görebilmek için 4 dakikalık bir extra zamana ihtiyaç duyarız. Bu nedenle normal saatler, Güneş’e ait zamanı gösterir. Yıldız hareketlerini çalışan Astronomlar saatlerinin yıldızlarla hesaplanan ve 23 saat 56 dakikalık bir dönemde çalışan zamanı göstermesini isteyebilirler.

Yıldızlar saatte 15 derece açısal hızla dönerler.  Demek ki 360 dereceyi 24 saatte tamamlarlar!

Merkezdeki yıldız (kutupyıldızı) hareket etmediğinden yön bulmada kullanılabilir.

Eskilere göre günlük hareket

?İnsanlar çok eski çağlardan beri yıldızların günlük hareketinin farkındaydı.
?Ancak dünyanın hareketsiz olarak evrenin merkezinde yer aldığına inanıyorlardı.
?Dolayısıyla onlar için günlük hareket dünyanın dönmesinden kaynaklanan görünümsel bir olay değildi.
?Eski insanlar için yıldızların günlük hareketi gerçekti yani yıldızlar fiilen dünyanın etrafında dönmekteydi.

Takımyıldızlar fiziksel olarak birbirlerine yakın olmasalar bile gökküre üzerindeki izdüşümleri birbirine yakın olduğu için bir arada görünen yıldızlardan oluşur.

Kaynak:

1. Neslihan Gerek ? Boğaziçi Universitesi Yelken Takımı PDF kitaplarından

[1] http://home.t-online.de/home/h.umland/
(An introductory guide for celestial navigation)
[2] http://www.celestialnavigation.net/
(provides useful information and links to other sites about celestial navigation)
[3] http://www.tecepe.com.br/nav/ (navigator software)
[4] http://jacq.istos.com.au/sundry/navig.html (navigation and related subjects)
[5] http://aa.usno.navy.mil/faq/docs/celnav.html (celestial navigation resources)
[6] http://www.seamanship.co.uk/deck/navigator/ASNAv/ASNAv%20Site/index.htm
(astronomic navigation software)

Vikipedia

sextant-horizont-angle

Göksel Navigasyon (Yükseklik Hesaplaması)

Gökyüzündeki bir cismin pozisyonu (görünür ? apparent – pozisyonu) ?Koordinatların Ufuk Sistemi? adlı bir sistemde tanımlanır. Buna göre, gözlem yapan kişi, ufuk çizgisinin ikiye böldüğü sonsuz yarıçaplı hayali bir kürenin merkezinde bulunur.

Gözlemi yapılan cismin ufuk çizgisinden yüksekliği altitude olarak ifade edilir ve derece cinsinden söylenir. Eğer altitude 0 derece ile +90 derece arasında ise cisim ufuk çizgisinin üzerindedir ve görünüyordur. Eğer -90 derece ile 0 derece arasında ise cisim ufuk çizgisinin altındadır ve görünmez. Zenit uzaklığı, gözlemcinin tam tepesindeki noktadan cismin açısal uzaklığıdır. Zenitin tam karşısındaki nokta ise nadir olarak isimlendirilir. Gerçek azimut (semt) cismin ufuk üzerinde gerçek kuzeye göre ölçülen doğrusal yönüdür.

Deniz sekstantı iki ayna ve bir teleskopun metal bir çerçeveye aşağıdaki şekilde monte edilmesiyle oluşmuş bir sisteme dayanır. Sabit ufuk camı (horizon glass) yarı saydam bir aynadır ve çerçeveye monte edilmiştir. Tamamen yansıtıcı olan indeks aynası ise, çerçeveye dik olan bir pivot etrafında döndürülebilen bir kola monte edilmiştir.

Bir cismin yüksekliği ölçülmek istendiğinde, çerçeve dikey tutulur, ve görünür ufuk çizgisi teleskop ve ufuk camı ile aynı düzleme getirilir. Gözlemlenen cisimden gelen ışık, önce indeks aynasından ufuk camına yansır, oradan da teleskopa gelir. İndeks aynasını pivot etrafında yavaşça döndürerek cismin ve ufkun üst üste binmiş görüntüsü elde edilir. Bu esnada indeks aynası ile ufuk camının düzlemleri arasında kalan açının iki katı, gözlemlenen cismin yüksekliğini (altitude) verir. Sekstantın çerçevesinin altındaki kavisli ayaktan bu değeri okuyabiliriz.

Ancak okuduğumuz bu değer aletten ve kullanıcıdan kaynaklanan bazı hataları içerir. Bu hatalardan birisi indeks hatası (IE) olarak isimlendirilir ve hesaplama yapılmadan önce bulduğumuz açıdan çıkarılması gerekir. Bu hata sekstanttan kaynaklanır.

1. düzeltme: H1 = Hs ? IE
Hs : sekstantla yapılan ölçüm sonucu bulunan yükseklik (derece cinsinden)
IE : indeks hatası

Gözlem yapılan nokta dünyanın tam üzerinde yapılmadığı ve dünya sonsuz büyüklükte bir düzlem olmadığı için, hissedilen ufuk ile görünen ufuk arasında bir açı vardır. Atmosferde ışığın kırılması nedeniyle görünen ufuk çizgisi ile geometrik ufuk çizgisi de aynı düzlemde değildir.

Hissedilen ufuk ile görünen ufuk arasında kalan açı dip olarak adlandırılır ve gözün deniz seviyesinden yüksekte olmasından kaynaklanan bir hatadır.

Dip ? 1.76 * ?HE[m]

Bu formül deneyseldir ve dünya yüzeyinin eğikliği ile atmosferden kaynaklanan kırılmayı da hesaba katar. Dip?i daha doğru hesaplayabilmek için gözlemcinin önündeki ve arkasındaki görünür ufuk çizgileri arasında kalan açının hesaplanması gerekir. Bu değeri 180 dereceden çıkartıp ikiye böldüğümüzde doğru dip değerini buluruz. Ancak iki ufuk çizgisi arasındaki açıyı deniz üzerinde hassas olarak ölçmek oldukça zordur ve sekstanta benzer özel bir alete daha ihtiyacımız vardır.

2. düzeltme: Ha = H1 ? dip

Bir uzay cisminden gelen ışık, atmosfere girdikten sonra dünyadan uzaklaşacak şekilde kırılır. Bu nedenle cisimler olduklarından daha yüksekte görünürler.

Kırılma Ha?ya bağlı olarak değişir. ?Standart kırılma?, Ro, yükseklik 90 derece iken 0?dır. Yükseklik düştükçe kırılma artar ve 0 derecede yaklaşık 34? olur. Ro değişik şekillerde hesaplanabilir. Kesin olmamakla beraber, aşağıdaki formül yaklaşık bir kırılma hesaplamasında kullanılabilir:

Eğer atmosfer standart kabul edilen durumlardan (1010 mb atmosferik basınç ve 10 derece sıcaklık) çok farklıysa, özellikle düşük yükseklikler çok hatalı ölçülür.

3. düzeltme: H3 = Ha ? R0

Dünyanın tam merkezinde olmadığımız için, 3. düzeltmeden sonra ulaştığımız ?hissedilen ufuk? da sistemin temel aldığı ?göksel ufuk?la çakışmaz. İki ufuk arasındaki bu fark ?paralaks, HP? olarak isimlendirilir. Navigasyonda kullanılan gezegenlerin paralaksları almanaklarda belirtilmiştir.

4. düzeltme: H4 = H3 ? P

Ayı ve güneşi gözlemlediğimizde, cismin merkezini tam olarak belirleyemeyebiliriz. Bu durumda cismin üstünden veya altından ölçüm yaparız ve almanakta belirtilen yarıçap değerini bu ölçümden çıkarırız. Kullandığımız yarıçap değeri derece cinsindendir ve paralaks ile cismin yarıçapına bağlıdır.

5. düzeltme: H5 = H4 ± SD

KAYNAKLAR:

Neslihan Gerek ? Boğaziçi Universitesi Yelken Takımı PDF kitaplarından

[1] http://home.t-online.de/home/h.umland/
(An introductory guide for celestial navigation)
[2] http://www.celestialnavigation.net/
(provides useful information and links to other sites about celestial navigation)
[3] http://www.tecepe.com.br/nav/ (navigator software)
[4] http://jacq.istos.com.au/sundry/navig.html (navigation and related subjects)
[5] http://aa.usno.navy.mil/faq/docs/celnav.html (celestial navigation resources)
[6] http://www.seamanship.co.uk/deck/navigator/ASNAv/ASNAv%20Site/index.htm
(astronomic navigation software)

 

Göksel Navigasyon (Yazı Dizisi Giriş)

Yüzyıllarca denizcilere yol gösteren yıldızlar, gezegenler, güneş ve ay; elektronik seyir araçlarının, özellikle de GPS?in (Global Positioning System) yaygınlaşmasıyla bu özelliklerini kaybettiler. GPS?in kullanımının çok daha kolay olması ve koordinatları metre hassasiyetinde vermesi, geleneksel yöntemlerin rafa kaldırılmasında en büyük etken olarak düşünülebilir. Fakat, son yıllarda, özellikle kıyıdan uzakta yelken yapacak, okyanus geçecek veya dünyayı dolaşacak denizcilerin bir kısmı, teknelerinde GPS bulundursalar da, acil durumlar için (elektrik bağlantıları arızalanabilir, piller bozulabilir, aletler ıslanabilir ? denizde elektronik eşyalara çok fazla güvenmemek lazım!) göksel navigasyon öğreniyorlar.

Temel amaç teknenin o andaki enlem ve boylamını bulmaktır. Göksel navigasyonu uygulayabilmek için gerekli temel araçlar, iyi bir sekstant, duyarlı bir kronometre-saat ve denizci almanağından (Nautical Almanac) ibarettir. Sekstant ile gök cisimlerinin (Güneş, Ay, yıldızlar, gezegenler) ufuktan yükseklikleri duyarlı bir şekilde ölçülür ve ölçüm zamanı not edilir. (Başka bir yazıda sextant kullanmaya ayrıca değineceğim, ancak kısaca anlatmak gerekirse, güvertede dik bir şekilde dururken bu sextant dediğimiz zavazingonun dürbününden ufuk hattına bakılır ve güneşin görüntüsü ufuk hattıyla çakıştığında ölçüm okunur, ancak bu ölçümün güneş tam tepemizdeyken yani öğle vakti yapılması gerekir…) Ölçüm en az iki gök cismi için yapılarak konumumun daha iyi bulunması sağlanır. Sağlıklı konum bilgisi için teknenin paraketa seyri ile elde edilmiş olan kaba konum bilgisinin de kaydedilmiş olması gerekir.

Uygulamalı astronominin bir dalı olan göksel navigasyon, astronomik gözlemlerle coğrafik pozisyonu bulmaya yarayan bir bilimdir. Temel olarak, mevkilerini bildiğimiz yıldızlardan ve gezegenlerden faydalanarak bilmediğimiz kendi mevkiimizi bulmak için geliştirilmiş yöntemlerdir. Kopernik?ten önce de uygulanılan yöntemler, Batlamyus?un evrenini (merkezinde dünyanın olduğu ve diğer göksel cisimlerin onun etrafında döndüğü bir evren) temel alır. Yani cisimlerin uzaydaki mutlak pozisyonlarından ziyade, bize görünen pozisyonlarını ölçeriz ve koordinatlarımızı da buna göre buluruz.

Gökyüzündeki bir cisim ile dünyanın merkezinden geçen doğrunun dünya yüzeyini kestiği noktaya cismin coğrafik pozisyonu (CP) denir. Eğer bu cismin yüksekliği, H, (altitude) 90 derece ise, o cisim için ?zenit uzaklığı, z? sıfırdır. Yani H ve z tümler açılardır. Tek bir cismin yüksekliğini ölçtüğümüzde, merkezi CP ve yarıçapı r olan bir dairenin üzerindeyiz demektir. Dairenin yarıçapı zenit uzaklığı ile doğru orantılıdır ve aşağıdaki şekilde bulunur:

İki cismin yüksekliklerini hesaplayıp bunların oluşturduğu daireleri bir küre üzerine çizdiğimizde, koordinatımızın dairelerin kesiştiği iki noktadan birinde olduğunu buluruz. Bulunduğumuz nokta hakkında başka bir bilgimiz yoksa, 3. bir cismin yardımı olmadan bu iki noktadan hangisi üzerinde olduğumuzu bulamayız.

Bir kürenin üzerine daireler çizerek mevkiimizi bulmak teorik olarak mümkün olsa da, hassas ölçü yapabilmek için oldukça büyük bir küreye ihtiyacımız var. Eğer yarıçap düşükse, harita üzerinde de bu daireleri çizebiliriz, fakat bunun için 90 dereceye oldukça yakın ölçümler yapmamız gerekir, ki bu kolay bir ölçüm değildir. 19. yüzyılda, trigonometrinin yardımıyla geliştirilen geometrik yöntemler sayesinde bu sorunlar aşılmıştır. Bu yöntemlerin bulunması, modern göksel navigasyonun da başlangıcı sayılır.

Coğrafik mevkiimizi bulmak için yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Gökyüzündeki iki veya daha fazla cismin yüksekliği hesaplanır.
  2. Her cismin ölçüm zamanındaki coğrafik pozisyonu (CP) bulunur.
  3. Bulunan bu bilgilerle mevki hesaplanır.

KAYNAK:

Neslihan Gerek – Boğaziçi Universitesi Yelken Takımı PDF kitaplarından

http://sextant.blogturk.org/

[1] http://home.t-online.de/home/h.umland/
(An introductory guide for celestial navigation)
[2] http://www.celestialnavigation.net/
(provides useful information and links to other sites about celestial navigation)
[3] http://www.tecepe.com.br/nav/ (navigator software)
[4] http://jacq.istos.com.au/sundry/navig.html (navigation and related subjects)
[5] http://aa.usno.navy.mil/faq/docs/celnav.html (celestial navigation resources)
[6] http://www.seamanship.co.uk/deck/navigator/ASNAv/ASNAv%20Site/index.htm
(astronomic navigation software)

 

Rüzgarların Oluşturduğu Akıntı Süratinin Hesabı

Devamlı esen rüzgar kendi hızının %2?si kadar bir hızda akıntı oluşturur. Akıntının yönü; kuzey yarımkürede açık denizlerde 40 derece kadar, karaya yakın sularda ise 20 derece kadar sancağa doğru (sırtımızı rüzgara verdiğimizde), güney yarımkürede ise aynı derecelerde iskeleye doğru olur.

ÖRNEK: Kuzey yarımkürede, 45 derece enleminde açık denizde 30 knot hızında rüzgarın oluşturduğu akıntı sürati;

Akıntının sürati = (0,02 / 0,84 ) x 30 = 0,71 knottır.

Tornistanda geminin kıçı rüzgar üstüne kaçar..

Şamandıraya bağlarken, şamandıra rüzgar üstünde bırakılmalıdır.

Temel ve Yersel Seyir

1- Cdmvt Yöntemi:

Bu yöntem seyir esnasında cayro pusula değerimizden (hakiki değerden) manyetik pusula değeri ya da manyetik pusula değerinden cayro pusula değeri bulmamız gerektiği durumlarda kullanılır.

2- Mesafe Bulma Yöntemleri:

Dürbün ile Mesafe Bulma:

Gemilerimizde bulunan standart 7×50‘lik dürbünler de boyutları bilinen bir gemiden olan takribi mesafeyi ölçmede kullanılabilirler. Bilindiği gibi 7×50 lik bir dürbünün görüş açısı 7o 10’ veya 125 milyemdir. Bu durumda dürbün ile bir muhribe bakıldığında dürbünün merceğini tam olarak dolduruyorsa mesafe 300 yarda., yarısını dolduruyorsa 600 yarda 1/3’ünü dolduruyorsa 900 yarda olur. Standart (7×50) dürbünü, bir firkateyn yaklaşık 300 yardada, kruvazör/muhrip 375 yardada, uçak gemisi 430 yardada doldurur.

Stadimetre ile Mesafe Bulma:

Stadimetre klasik usulle kullanıldığında (Direk başı yüksekliği tatbik edilerek) 200-10000 yarda arasındaki mesafelerde çok doğru mesafe ölçümü sağlamaktadır. Ancak bazen su üstünde yüzen bir cisim veya direk başı yüksekliği bilinmeyen bir gemiye yaklaşma gerekebilir. Bu gibi durumlarda stadimetre değişik bir usulde kullanılırsa mesafe ölçümü yapılabilir. Değiştirilmiş usulde; direk başı yüksekliği yerine köprüüstü göz yüksekliğiniz tatbik edilir ve hayali ufuk cismin su kesimi hizasına indirilir. Ancak tatbik edilebilecek yükseklik en küçük 50 feet olduğu halde tatbik edilecek yüksekliğin iki katı tatbik edilirse okunan mesafe de ikiye bölünerek doğru ölçüm yapılır.

Sis Düdüğü ile Mesafe Bulma:

Gemi düdüğüne basıldığı andan ses yankısının geri dönüş sesi duyulduğu ana kadar geçen süre saniye olarak tespit edilir ve aşağıdaki yöntemlerle mesafe bulunur;

  • Bulunan saniyeden 1 çıkarılarak mesafe gomina olarak,
  • Bulunan saniye, 2?ye bölünerek, çıkan rakam 1130?la çarpılır ve mesafe kadem olarak,
  • Bulunan saniye, 11?e bölünerek, mesafe mil olarak (kolay olarak yaklaşık bir değer bulmak için 10?a da bölünebilir),
  • Bulunan saniye 1,5?la çarpılarak, mesafe hektometre olarak,
  • Bulunan saniye, 2?ye bölünerek çıkan sayı 340?la çarpılır ve mesafe metre olarak bulunur.

Cetvel ile Haritadan Mesafe Bulma:

Mesafe (metre) = Harita ölçeği x cm

Örnek: Harita ölçeği 1/500000 olan bir haritada 2 santimetre 1000000 metredir.

Milyem ile Mesafe Bulma:

Mesafe (metre) = (Gemi boyu x 1000 m) / Açı(milyen)

Bilinen gemi boyu bin ile çarpılıp geminin görünen (baş-kıç) açısal değerine bölünürse mesafe metre ile bulunur. 1derece=17 milyem

ÖRNEK: Geminin boyu 170 metre, görünen açısal değeri 10 derece (170 milyen) ise;

Mesafe = (170 x 1000 ) / 170 =1000 metredir.

Üç Dakika Metoduyla Mesafe Bulma:

Üç dakika metodunda gemi süratinin sonuna iki sıfır eklenirse üç dakikada kat edilen mesafe yarda olarak bulunur.Üç dakikada yarda olarak kat edilen mesafe yüze bölünürse gemi sürati KTS (Knots) olarak bulunur.

Örnek: Sürat 10 Kts. ise 3 dakikada 10X100=1000 yarda yol alınır. Üç dakikada 1000 yarda mesafe kat eden bir gemi 1000 : 100 = 10 KTS sürat yapıyor demektir.

1 Saniyede Kat edilen Mesafeyi Metre Olarak Bulma:

Gemi sürati ikiye bölünürse bir saniyede kat edilen mesafe metre olarak bulunur.

45-90 Yöntemiyle Mesafe (Mevki Kat?i) Bulma:

Bir maddenin 45 derece nispi kerterizi alınarak zaman tespit edilir ve kerteriz çizilir. Sonra, aynı madde bordalandığında (90 derece nispi kerteriz alındığında) zaman tespit edilir ve borda hattı çizilir, bu iki zaman dilimi arasında kat edilen mesafe bulunur. Kat edilen mesafe borda mesafesine eşittir.

Aynı Maddeden Alınan ve Birbirinin İki Katı Olan Nispi Kerterizlerle Mesafe (Mevki Kati?i) Bulma:

Örneğin, bir madde önce 30 derece nispi kerterizinde kerteriz edilir ve zaman kaydedilir, bilahare aynı madde 60 derece nispi kerterizinde kerteriz edilerek zaman kaydedilir ve bu kerteriz çizilir. 1. kerteriz ile 2. kerteriz arasındaki mesafe, 2. kerteriz anında gemi ile madde arasındaki mesafeye eşittir.

Değişik Değerlerdeki Nispi Kerterizlerle Mesafe (Mevki Kat?i) Bulma:

Düşey Sextant Açısı ile Mesafe Bulma:

Yüksekliği ve uzunluğu bilinen cisimlerden olan mesafe sextant açısı ile Bowditch tablo 9 kullanılarak kolaylıkla bulunabilir. Ayrıca aşağıda yazılan formüller de mesafe bulmak için kullanılır.

Mesafe(Madde yüksekliği cinsinden çıkar)=Madde yüksekliği/tan sextant açısı

Mesafe(gomina)=[Madde yüksekliği(kadem)/Sextant açısı(dakika)]x5,73

Mesafe(mil)=[Madde yüksekliği(kadem)/sextant açısı(dakika)]x0,565

Mesafe(mil)=[Madde yüksekliği(metre)/sextant açısı(dakika)]x1,854

Yatay Sextant Açısı ile Mesafe Bulma:

Mesafe (mil)=[Cismin genişliği (mil) /sextant açısı (derece)]x 57,3

ÖRNEK: Sextantla bakılan cismin haritadaki genişliği 20 mil, okunan yatay açı değeri 30 derece ise;

Mesafe = ( 9 / 80 ) x 57,3 = 0,1125 x 57,3 = 6,45 mildir.

Denizcilikte Kullanılan Ölçüler

1 mil = 1852 m = 10 gomina = 1000 kulaç = 2000 yarda=6080 kadem

1 gomina = 185,2 m = 100 kulaç = 200 yarda = 608 kadem

1 kulaç = 183 cm = 2 yarda = 6 kadem

1 yarda = 91,5 cm = 3 kadem = 36 pus

1 kadem = 30,48 cm = 12 pus

1 pus = 2,54 cm

1 linye = 1/8 pus

1 kara mili = 1609,3 m

1 longton = 1016 kg = 2240 libre

1 shortton = 907,18 = 2000 libre

1 metrikton = 1000 kg

1 libre = 453 gr

1 grosston = 2,83 m3

%10 Metodu (Metre ve Yarda Çevirme İşlemi)

Mesafe birimlerini birbirine çevirmede %10 metodu ile yarda olarak bilinen mesafenin %10 eksiği metre, metrenin %10 fazlası yarda olarak mesafeyi verir.

1000 Yarda = 900 Metre

900 Metre = 990 Yarda

Açı Çevrimleri

Derece, grad ve radyan açı birimleri arasındaki çevrimlerde şu eşitlik kullanılır;

Rota Sapması

Bir derecelik açı 1000 yarda mesafeden 17.5 yardalık mesafe görür.

Bir derecelik açı sapması 60 milde 1 millik sapma yapar.

Piri Reis Haritası’nın Esrarı

1929’da Topkapı Sarayı’nda, rastlantı sonucu ünlü denizci Piri Reis‘in dünya haritasının bir parçası bulunur. Daha sonra bu harita üzerinde uzaylılardan, cinlere uzanan sayısız spekülasyon üretilir.

Milli Müzeler Genel Müdürü Halil Ethem Eldem, 9 Kasım 1929’da Topkapı Sarayı’nda rastlantı sonucu bir harita bulur. Bu, ünlü Osmanlı denizcisi Piri Reis’in 1513’te yapıp 1517’de Mısır’da padişah Yavuz Sultan Selim’e sundugu dünya haritasının bir parçasıdır. Bu parçada, Atlantik Okyanusu, Avrupa ile Afrika‘nın batı kıyıları ve Amerika’nın dogu kıyıları yer almaktadır. Harita üzerinde birçok not bulunmaktadır. Bu notlar Hasan Fehmi Bey tarafından Latin harflerine aktarılmış, 1937’de Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Akçura’nın “Piri Reis Haritası” adlı kitabında yayınlanmıştır. Ancak bilim çevrelerinden önce “Sırlar Dünyası” meraklıları ve tüccarları el atmışlardır konuya. Amerikalı Charles Hapgood, Kayıp Mu kıtası konusundaki iddialarıyla öne çıkmaya çalışırken, 1966’da “Eski Deniz Krallarının Haritaları: Buz Çagında İleri Bir Uygarlıgın Varlıgının Aşikârlıgı” adlı kitabında, haritada, çizildigi tarihlerde bilinmeyen Antarktika kıyılarının çok dogru bir şekilde çizildigini ileri sürmüştür. İsviçreli “uzaylıların izleri” uzmanı Erich von Daniken de 1968 tarihli “Tanrıların Arabaları” kitabında, haritanın uzaylılarca çizildigini iddia etmiştir! Daha sonra bu harita üzerinde çokça spekülasyon icat edilmiştir.

Peygamber Çizdi İddiası

Aralık başında Yeni Şafak gazetesinde Ayşe Olgun imzalı ve “Piri Reis’in Haritası Hz. Süleyman’ın Mirası” başlıklı bir yazı çıktı. Yazıda şunlar söyleniyor: “Rus ve İngiliz bilimadamları, Türk denizcilik tarihinin önemli isimlerinden Piri Reis‘in çizdigi haritada yer alan Antarktika kıtasında milattan önce yaşamış bir uygarlığın izlerini yaptıkları araştırmalar neticesinde doğrularken, akıllarına takılan soru bu bilgilere Piri Reis’in 500 yıl önce nasıl ulaştığı yönünde. Arastırmacılar çok eski uygarlıklara ait haritaların Piri Reis’in eline geçtigini ve bu haritalardan yola çıkarak kendi haritasını çizdigini ileri sürerken, ünlü denizci kaleme aldığı Bahriye Kitabı‘nda bu kadar ayrıntılı haritayı Süleyman Peygamber’in çizdigini ve ondan kendine intikal ettiğini söylüyor. Harita üzerinde yaptığı çalışmalarını “Piri Reis Haritası’nın Şifresi” adlı kitapta toplayan Metin Soylu ise, Bahriye kitabındaki bu bilgiden yola çıkarak, Hazreti Süleyman’ın haritayı kuşlara ve cinlere çizdirdigini söylüyor. Soylu, haritanın bundan 500 yıl önce gökyüzünden kuşbakışı olarak çizilmiş olmasını da delil olarak ortaya koyuyor“. Piri Reis haritasının “esrar” avcısı sözümona bilim değil de, gerçek bilim dünyasında nasıl karşılandığına gelmeden önce Metin Soylu’nun iddialarını ele almak gerekiyor. Bir kere Antarktika buzdan bir kıta, buz kalınlığı çoğu yerde 4.500 metreyi geçiyor. Bu buz kitlesinde ancak meteorolojik ve sismik araştırmalar yapılabiliyor, öyle geçmiş uygarlıkların izlerini arayan filan yok. Zaten kışın -70, yazın da -35 derece civarında olan ortalama ısılar böyle araştırmalara da olanak bırakmıyor. Öte yandan Piri Reis “Amerika Haritası” nı nasıl çizdigini haritanın üzerine yazdığı notlardan birinde anlatmaktadır. Süleyman Peygamber’den ise “Kitabı Bahriye“de söz etmektedir: “Harita ve pusulayı doğru bil. Süleyman peygamberdir ona delil. Çünkü ona inler, cinler, hayvanlar ve kuşlar, hepsi ama hepsi baş eğerdi hem karıncalar. Sen de inan çünkü Kuran’da hak buyurmuştu, denizler ilmi de hep verilmişti ona… Malûm oldu deniz ona mil be mil”. Piri Reis, burada genel olarak haritaların pirinin Süleyman Peygamber olduğunu söylüyor.

Notlar Gerçeği Anlatıyor

Amerika haritası üzerinde, VI numaralı notta (toplam 24 not vardır) aynen şöyle yazar: “Böylesine bir harita dünyada kimsede yoktur. Özellikle yirmi kadar harita ve dünya haritasından yani Büyük İskender zamanında derlenmiş haritadır ki, insanların yaşadığı alanın dörtte biri onun içinde bilinmektedir- Araplar o haritaya Caferiye derler. Onun gibi sekiz Caferiye ve bir Arap Hint haritasından ve dört Portekizli’nin şimdi yapılmış haritalarından ve bir de Colomb’un Batı tarafında yaptığı haritadan karşılaştırma yoluyla elde edilip bu harita meydana geldi“. Yani Piri Reis “Amerika haritası” nı 20 kadar haritadan derlediğini söylemektedir. Haritanın nasıl “kuşbakışı” olduğunun cevabını da vermektedir: “geometri yoluyla“. Haritanın Hz. Süleyman zamanında kuşlara ve cinlere çizdirilmesi, sonra Piri Reis’in eline geçmiş olması iddiası tutarsızdır. Süleyman peygamber olarak bilinen Salomon, Davut’un oğlu ve İsrail kralıdır. Yaklaşık MÖ 972- 932 tarihlerinde yaşamıştır. İslami gelenek onu cinlerin ve hayvanların efendisi saymaktadır. Bu durumda Hz. Süleyman eğer bir harita yaptırdıysa, bu ancak dünyanın bundan yaklaşık 3 bin yıl önceki halini resmedebilir. Oysa Antarktika‘nın buzla kaplanması bundan 6 bin yıl öncesine tarihlenmektedir. O halde Hz. Süleyman’ın harita çizmek için havalanan cinleri ve kuşları ancak buzlar altında bir Antarktika görebilirlerdi. Aynı şekilde Piri Reis haritasında Antarktika ile Güney Amerika birbirine bir kıstakla bağlı olarak gözükmektedir. Oysa bu kıstak yok olalı 10 bin yıl oldu. Demek ki Hz. Süleyman’ın haritacı cin ve kuşları kalem kâgıt elde havalandıklarında, Ankarktika 7 bin yıldır tek başına bir ada halindeydi. Demek ki Piri Reis haritası Süleyman’ın cin ve kuşlarının işi değil. Acaba 10 bin yıl önce yaşamış eski bir uygarlığın işi mi, dünya dışından gelenler mi yaptı, yoksa bilimsel bir açıklaması mı var?

Piri Reis Haritası’nın Esrarı Yok

Piri Reis haritası yatırılınca Antartika ülkesi sanılan yerin Ateş ülkesi olduğu görülüyor. Güney Amerika haritası yatırıldığında ise Piri Reis haritasında Antartika denilen yerin Ateş ülkesi olduğu sonucu çıkıyor.

Antik dönemde harita yapılmış olmasına rağmen, ölçeklere ve dogal özelliklere sadakatleri açısından ilk gerçek haritalar 13. yüzyıldan itibaren Avrupa’da görülmeye başlamıştır. Bunların denizle ilgili olanlarına İtalyanca portulano adı verilir. Portulanonun atası Adamus Biemensis tarafından 1076’da çizilmiştir, ama ilk gerçek portulano “Piza portulanosu” adını taşımaktadır. İtalyancanın porto=liman kelimesinden gelen bu sözcük, deniz kıyılarını gösteren haritaları işaret etmektedir. Buradan yola çıkan haritacılık 14.-16. yüzyıllar arasında epeyi gelişme göstermiştir. Birçok harita, daha Colomb‘un Amerika’yı bulmasından önce bu kıtaya ilişkin bilgi ve çizimler içermiştir. Örnegin bir 14. yüzyıl portulanosunda “Brazil” adası yer almaktadır. 1414 tarihli bir haritada Cipangu (Japonya) ve Antilia (Antiller) gösterilmektedir. Toscanelli’nin 1474-1482 arasında Colomb’a gönderdigi bir portulanoda da Amerika kıtasına ait bir çok çizimin yer aldıgı bilinmektedir. Colomb da Amerika’ya yaptıgı dört sefer esnasında çeşitli haritalar çizmiştir. Piri Reis‘in amcası Kemal Reis, bir çarpışmada Colomb’un ilk üç Amerikan seferine katılmış bir İspanyol’u esir alır. Bu denizci, Colomb’un Amerika’ya körlemesine gitmediğini, elinde çok sayıda harita olduğunu ve bunların şimdi kendinde olduğunu söyler ve bunları Piri Reis’e gösterir. Piri Reis ayrıca St. Brandon, Nicola Giuvan, Cenevizli Anton tarafından yapılmış haritaları da kullanmıştır. 1500’de Brezilya’yı keşfeden Cabral seferinden de ona haritalar gelmiştir. Böylece Piri Reis’in 1513 tarihli haritası bir derleme olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim, haritanın bir kesiminde terimler İtalyanca’yken başka bir kesiminde Portekizce olmaktadır. Bu da birçok köken harita oldugunu göstermektedir. Piri Reis haritası bilim çevrelerince incelenmeye başladıktan sonra birçok yanlış bulunmuştur. Örnegin William Miller, haritanın ızgaralarının yanlış olduğunu, oysa daha eski haritalardaki ızgaraların doğru olduklarını ortaya koymuştur. Bunun nedeni, Piri Reis’in çok sayıda haritayı çakıştırırken ızgaraları kaydırmasıdır. Aynı şekilde, Amerika kıtasının Karayipler bölgesi Piri Reis haritasında Colomb’unkinin aynıdır. Ama Colomb’un haritası tamamen yanlıştır ve Martin Behaim‘in 1492 tarihli yerküresinde yer alan Cipangu (Japonya), Colomb’un Hindistan’a gittigini sanmasından ötürü Karayiplere konulmuş, Piri Reis de bunu aynen kopya etmiştir.

İki Amiralin Öyküsü

Gregory Mc Intosh, “İki Amiralin Öyküsü” adlı kitabında, Virgin adalarının Piri Reis haritasında ikişer kere yer aldıklarını göstermiştir. Bunun nedeni, Piri Reis’in kullandığı haritalarda bu adaların farklı yerlerde gösterilmeleridir. Ayrıca Güney Amerika, Piri Reis’in haritasını yaptığı 1513’ten önce kaşiflerce dolaşılıp kıyıları belirlenmiştir. Önce Amerigo Vespucci, arkasından Binot Paumier de Gonneville yolu açmışlar, 1499-1502 arasında kıtanın en güney ucuna varılmıştır. Juan de la Cosa‘nın 1500, Cantino‘nun 1502 tarihli erken haritaları bile Piri Reis’inkinden daha doğrudur. Bunlar Küba, Jamaika ve Puerto Rico’yu doğru yerlerinde, ada olarak göstermekte, Piri Reis gibi Japonya’yı Amerika’da sanmamaktadır. Bu da Piri Reis’in Amerika’nın bulunmasından önceki eski haritaları ve Colomb’un haritalarını kullandığının kanıtıdır. Piri Reis’in doğru bir kaynaktan kopyaladığı yegane kesim Brezilya kıyılarıdır.

Ve “Piri Reis haritasının esrarı” iste bu noktadan itibaren ortaya çıkmaktadır. Piri Reis haritasında Brezilya kıyıları en uçta doğuya doğru kırılarak Antarktika‘yı resmetmektedir. Antartika, buzlar olmadan gösterilmiştir. 6 bin yıldan beri buzlarla kaplı olan, ancak 1818’de keşfedilen ve buz altının haritası ancak çok gelişkin teknolojilerle daha yeni çıkartılabilen bu kıta, bundan 500 yıl önce bir haritada nasıl gösterilebilmiştir? Bu haritayı ya uzaylılar ya da cinler çizdi. Ama ciddi bir sorun vardı. Piri Reis neden Brezilya’dan Ateş Ülkesi’ne 1200 millik Arjantin kıyılarını göstermemişti ve neden Brezilya’nın 2500 mil güneyindeki Antartika ona bitişikti? Bunun cevabını bilim adamları hemen buldular, yani Yeni Şafak’ta atılan manşette olduğu gibi “Bilim dünyası şaşkın” değil. Arjantin kıyıları aslında çizilmişti, ama doğru enlem ve boylamında değil, yatırılarak çizilmisti. Yani “esrar avcıları” tarafından 10 bin yıl önce yok olan kıstak diye ilan edilen kara parçası Arjantin kıyılarından başka bir şey değildi. Ve Antarktika’nın Kraliçe Maud Toprağı kıyıları olarak ilan edilen bölge de Arjantin’in en güney ucu olan Ateş Ülkesi’nden başkası değildi.

Eksen Kayması Var

Pekala haritanın güneyi neden sağa (doğuya) kaydırılmıştı? Çünkü Steven Dutch‘ın kanıtladığı üzere, Piri Reis haritaları birleştirirken Brezilya’nın Curtiba bölgesi noktasında bir distorsiyon (eksen kayması) yapmış ve bunu fark etmemiştir. Böylece Antartika ve onu kıtaya baglayan kıstak sanılan kesim, Brezilya’nın güney, Uruguay ve Arjantin kıyılarıdır. Ama Piri Reis‘in elindeki bazı haritalarda bu distorsiyon bilinçli bir şekilde yapılmıştır, çünkü papa II. Alexandrus, 1494’te imzalanan Tordesillas Antlasması‘yla, La Raya adı verilen bir hat çizmiş ve bunun doğusunu İspanya’ya, batısını Portekiz’e bırakmıştır. Eger haritanın güneyi La Raya’nın doğusunda gösterilirse, burası İspanya’nın olacaktır, nitekim öyle olmuştur. Çagdaş bilim Piri Reis haritasının esrarını çözmüştür. Haritada Antartika yoktur, burası Ateş ülkesidir ve eğer bu haritayı Hz. Süleyman’ın cinleri yaptıysa, neden bu kadar çok yanlış vardır? Cumhuriyet tarihinde bilimin bu kadar tü kaka olduğu başka bir dönem yaşandı mı, ben bilmiyorum.

Kaynak: Mehmet Ali KILIÇBAY

Merlan ya da Marlink

Nispeten yakın dönemlerde, özellikle Britanya?da kullanılan marlink bir ucu çatallı güçlü bir açevele gönderdir. Tabanı teknede rüzgâr altında bir eğriye veya bazen bir kademeli ağaca dayanır. Mandar gönder ucunda bulunan çentiğe geçirilir ve marlink bordadan dışarı uzatılır. Bir alt baskı ile aşağı basılır. Mandar palangası boşu alınır. Böylece mandar birkaç santim daha gerilir. Aynı zamanda direk dibinde oldukça dar olan tekne eninde mandarın düşey açısı yükseltilmiş güçlü bir çarmıh elde edilmiş olur. Bu uygulama Vendée Globe ve diğer modern yarış teknelerinde de uygulanıyor.

Marlink, mizena çatalında olduğu gibi aynı kontrada uzun süre seyir yapılacak ise uygulanır. Sert havada direk cundasının rüzgâr altına bükülmesini ve nispeten zayıf direğin sert sağanaklarda kırılması önlenmiş olur.Deneyimler göstermiştir ki iyice gerilmiş bu yelken yardımcı elemanları ahenkle çalışır ve bu şekilde donatılmış armalar çalkantılı denizde tekneyi rahatlatarak çok iyi randıman verirler.

Aşağıdan Boş Almak

Baş tarafa gidip rahat hareket edilemeyecek kadar küçük teknelerde çelik bir tele bağlı ve geriye doğru uzanan hafif bir palanga sistemi öngörülebilir. Sert davada pek de kolay olmayan yelkenin orsa yakası boşunu almak bu palanga sayesinde çok daha kolay olur. Böylece rüzgâr üstüne gidildiğinde orsa yakası boşu gereğince alınır ve apaz seyire dönüşte biraz boşlanır. Bu aparat küçük yelken&kürek teknelerinde ve Plougastel şalupalarında yaygın olmakla birlikte her boy teknede de rahatlıkla kullanılabilir.