Yazar arşivleri: cliff

Mevki Koyma

Parakete hesabı veya tahmini mevki koyma başka bir yer belirleme yöntemi yoksa çok değerli bilgiler verir, ancak kıyı seyri yapan bir teknede kıyıda belirli noktalara göre çok daha güvenilir bir şekilde mevki koyulabilir.

El Pusulasının Kullanılması

  • El pusulaları birçok tipte imal edilmektedir. Kerteriz almaya yarayan kerteriz pusulaları teknede kullanmak için uygundur. Bu pusula ile uzaktaki bir cismin pusula açısı kusursuza yakın bir şekilde ölçülebilir. Kerteriz pusulaları iyi korunmalıdır. Kullanılmadıkları zaman kendi ambalajları içinde saklamak en doğrusudur. Kerteriz pusulasının bir kordonu varsa mutlaka bileğe sarılmalı veya boyna takılmalıdır. Kerteriz alırken doğru şekilde kullandığınıza emin olun ki aldığınız açılar doğru olsun.
  • Kerteriz alırken rahat ve emniyetli bir yerde durmak gerekir. Havuzluk bu iş için idealdir. Durduğunuz yerin giriş çıkışı fazla engellememesine dikkat edin ve sallanma halinde düşmeyecek şekilde kendinizi sabitleyin.

Kerteriz Alınacak Cisimlerin Seçilmesi:

  • Bu cisimler göz ile kolayca görebileceğiniz ve haritada da işaretlenmiş cisimler olmalıdır. En iyi yerler fenerler, şamandıralar, deniz üzerindeki kayalıklar, kıyı şeridinde görebildiğiniz burunlardır.
  • Başlangıç olarak sahile bir göz atın, gördüklerinizden hangilerinin harita üzerinde yer aldığına bakın ve kullanacaklarınızı seçin. Kerteriz aldığınız her cismi ve kerteriz açısını kerteriz aldığınız zaman ile birlikte not edin. Bu notları harita üzerine değil ayrı bir not defterine veya kâğıda almak daha doğrudur. Bir dakika içinde 2 veya 3 kerteriz alabildiğinizi dikkate alırsanız tek bir zamanı kaydetmek yeterlidir.

Mevki Hattı

Bir tek mevkiden alınan kerteriz mevki hattı olarak adlandırılır. Tek başına çok değeri yoktur. O hat üzerinde olduğunuzu bilirsiniz ancak yerinizi tam saptayamazsınız. Tek başına değeri yoksa da diğer mevki hatları veya rotanızı kullanarak yer belirlemede yardımcı olur.

Mevki Koyma

En az iki değişik yerden çizeceğiniz mevki hatlarının kesişmesi size mevkiinizi verir. Bunu iki noktalı mevki koyma denilir. İkiden fazla noktadan alınan mevki hatları ile çok daha iyi mevki konulabilir.

Mevki hatlarının kesişme noktası yerinizi belirler. İkiden fazla mevki hattı ile mevki koymadaki tek sorum aldığınız pusula açılarının kâğıda çizildiğinde genellikle tek bir noktada kesişmemeleridir. Üç hat genellikle bir üçgen yaratacak şekilde kesişir. Bu durumda yapılması gereken üçgen çok büyükse tekrar kerteriz almaktır. Üçgen küçükse üçgenin yaklaşık merkezi teknenin bulunduğu yer olarak kabul edilir. Eğer bulunduğunuz yere yakın bölgede sığlık veya kayalık gibi bir tehlike varsa kayalığa en yakın üçgen köşesini teknenin bulunduğu yer olarak kabul etmek en doğrusudur.

Seyirde Tek Kerteriz ile Mevki Koyma

Seyir sırasında bir noktadan örneğin bir fenerde kerterizi alın. Zamanı kaydedin ve mevki hattını çizin. Belirli bir süre gittikten sonra aynı fenerden ikinci bir kerteriz alın ve bu hattı da çizin. Birinci çizdiğiniz mevki hattından rotanız istikametinde iki zaman arasında aldığınız yol kadar bir çizgi çizin. Paralel cetvelle birinci mevki hattına paralel ve aldığınız yolun ucundan bir paralel çizgi çizin. Son çizdiğiniz çizginin ikinci mevki hattını kestiği yer bulunduğunuz mevkidir.*

* Bu yazı, Ahmet ÇELENOĞLU’nun “Navigasyona Başlangıç” kitabından alınmıştır.

Yelken Seyirleri

Herkesçe bilinen kanı, yelkenli teknelerin rüzgarı arkadan almaları gerektiğidir. Oysa günümüz yelkenli tekneleri rüzgara karşı gidemeseler de rüzgara karşı 45 derece açıdan başlamak üzere, rüzgarı çaprazdan ve yandan da alabilmektedirler
Yelkenli tekneler yön değiştirmek için dümenlerini kullanırlar. Ancak eğer o şekilde gitmeye devam etmek istiyorlarsa, mutlaka yelkenlerini de o seyre göre ayarlamaları gerekmektedir. Yelken üzerindeki ayarların çoğu rüzgarın geliş yönüne göre yapılır. Bu sebeple hangi yöne gidileceğine karar verildikten sonra ayarlar rüzgarın geliş yönüne göre yapılır.

Ana seyirleri üç başlıkta inceleyelim.

Orsa Seyri (Rüzgarüstü Seyir)

Orsa seyri en yavaş yelken seyridir. Çünkü rüzgarı bu açıyla aldığınızda rüzgar gücünün çoğu, tekneyi ileri hareket ettirmek yerine tekneyi yatırmaya harcanır. Orsa seyirde tekneyi yatırma gücü, ileri hareket ettirme gücünden 4 kat fazladır. Orsa seyirde rüzgar daha şiddetli hissedilir. Rüzgar ve dalgaların suratınızda patladığı orsa seyri tekne ve mürettebat için zordur. Teknenin başı her dalgayla  iner çıkar. Yelkenli teknenin rüzgara en çok yaklaşabildiği bu seyirde flok çarmıklara kadar, ana yelkende teknenin ortasına kadar trim edilir. Orsa seyrine volta vurmak da denir. Yelkenler olabildiğince gergin trim edilmelidir. Flok iskotası yelken çarmıklara yaklaşana dek gerilmelidir. Ön yelkeniniz flok yerine bir cenova ise fazla trim etmeniz halinde direğe ve direk gurcatalarına yaslanacaktır. Orsa seyirde ana yelken bumbası teknenin orta hattına gelinceye kadar trim edilmelidir. Bu teknenin rüzgar üstüne yakın seyir yapma imkanını arttırır. Yelkenler içeri doğru gergin olduğu kadar yukarı doğruda gergin olmalıdırlar. Ayrıca mandarlarında gerili olmasına dikkat etmeniz gereklidir. Eğer ön yelken tamamen içeriye trim edilmiş ve rüzgarüstü ve rüzgaraltı kurdeleleri geriye doğru uçuşuyorsa, rüzgar üstüne doğru 45 derecede gidiyorsunuz demektir. Eğer rüzgar üstündeki kurdele düşüyorsa rüzgar üstüne fazla çıktınız, yükseldiniz demektir. Bu durumda teknenin başı birkaç derece rüzgaraltına döndürülmelidir. Yani yekeyi yelkenlerin ters yönüne çekmeli, dümenin yelkenlere doğru çevrilmesi gerekir. Rüzgarla 43 derece açı ile seyir yapmak yanlışken, 48 derece ile seyir yapmak da yanlış değildir. Bu sizi yalnızca yavaşlatır.

Apaz Seyri

Apaz seyri en hızlı seyirdir. Apaz seyrinde toplam kuvvet bileşkesi, gitmek istediğimiz yöne, yani ileri doğrudur. Bu seyirde daha büyük yelken alanı kullanılır. Bu da tekneyi hızlandırır. Apaz seyri pupa seyrinden de hızlıdır. Çünkü rüzgarla aynı yönde gidilen pupa, seyrinde, yelken rüzgarı tutan bir araç görevini görür. Yalnızca rüzgarı tutarak hareket ettiği için pupa seyri yapan bir teknenin rüzgardan hızlı gitmesi mümkün değildir. Orsa seyri çok dar bir seyir açısıdır. Teknenin başı rüzgarla 45-50 derecelik bir açıdadır. Apaz seyri ise tersine 50-170 dereceler arasını içerir. Apaz seyri dar Apaz, apaz (borda apaz) ve geniş apaz seyirleri olmak üzere üç bölüme ayrılır. Teknenin başı rüzgarla 50-90 derecelik açı yaptığında dar apaz, 90-120 derecelik bir açı yaptığında apaz (Borda Apaz), 120-170 derecelik açılarda geniş apaz olur. Orsadan dar apaza geçerken yelkenler giderek boşlanmalıdır. Aynı şekilde dar apazdan borda seyrine, sonra da geniş apaza geçerken, ya da rüzgar altına düşerken yelkenler giderek boşlanmalıdır. Tersine, geniş apazdan apaza sonrada dar apaza geçerken, yani rüzgar üstüne yükselirken ise yelkenler giderek trim edilmelidir. Apaz seyirde, yelkenlerin yapraklanmasını rüzgar altına dönerek, yelkenleri trim ederek ya da her ikisini birden yaparak durdurabilirsiniz. Orsadan geniş apaza geçerken mandarları biraz boşlayın, apaz seyrinde rüzgarla dolan yelkenler daha iyidir. Rüzgar fazlaysa daha düz yelkenler bayılmayı azaltır, mandarı iyice gererek, orsa yakası gergisini kullanarak yelkenleri düz hale getirin

Pupa Seyri

Pupa seyri tam rüzgar yönünde yapılan seyirdir. 180 derece ile tam rüzgar aşağı seyir yapılır. Pupa seyri yerine 160 derecelik geniş apaz seyri yapmak daha uygun olacaktır. Geniş apaz seyri yapıp rüzgaraltı volta atarak ilerlemek pupa seyrine oranla daha hızlıdır. Yarış tekneleri pupa seyri yapmamayı tercih ederler. Pupa seyrinde ana yelken rüzgara 90 derece açıda tutulur. Ana yelken çarmıklara yaslanmamalıdır. Ana yelkenin fazla boşlanması halinde tekne rüzgara dönmeye çalışacaktır. Rüzgar sert olduğunda, dümen teknenin dönüşünü engelleyemez. Pupa seyirde ön yelken etkisiz olduğu için genellikle rüzgarüstü tarafa doğru açılır. Yelken rüzgarüstü tarafa geçirildiğinde iyice boşlanır. Ayı Bacağı denen bu pozisyon ön yelkenin rüzgarla dolmasını sağladığı için, pupa seyirde daha hızlı yol alınmasına olanak verir. Pupa seyir yapmayı seçmeniz halinde kavança atmanızda gerekecektir. Rüzgar şiddetliyse ve deniz dalgalıysa kavança ile dönmemeniz gerekmektedir.

Kavança şu şekilde yapılır:

  • Dümencinin Alesta kavança komutuyla başlar.
  • Bumbanın donanımı boşlanır. Rüzgaraltı dönüş için denizin uygun olup olmadığına bakılır.
  • Hareketli salma en çok dörtte bir kadar indirilir.
  • Ön yelken rüzgaraltı iskotası boşlanmaya hazır olur.
  • Mürettebat hazır der.
  • Dümenci yekeyi ana yelkenin karşı yönüne çekerek rüzgar altı dönüşü başlatır.
  • Rüzgarüstü iskota hazırlanır.
  • Tam rüzgar aşağı konumuna gelince dümenci kavança diye bağırır. Kavançada zamanlama çok önemlidir. Ana yelken tamamen içeride trim edilmiş olmalıdır. Yelken trimi tamamlanmamışsa dönüşü durdurmanız gerekir.

Denizcilikte Harita Okuma

1) Bir haritanın alt ve üst tarafındaki derece, dakika ve ondalıklar boylamı gösterir. Türkiye ve sahilleri, başlangıç, yani  sıfır (0) noktası olan Greenwich’in doğusunda kaldığı için buradaki boylamlar (E) işaretli, yani doğudur. Doğuya gidildikçe boylam büyür. Haritanın sağ ve sol iki yanındaki derece ve dakikalar ise enlemi gösterir. Ekvator sıfır hattı olup kuzeye doğru çıkıldıkça, enlem büyür, (N) işaretini alır,yani kuzeydir.

2) Haritada, iki nokta arasındaki mesafeyi ölçmek için, iki yandaki enlem göstergesinin derece ve dakikası kullanılır. 1 derece 60 mil olup her dakika 1 mile eşittir. Ayrıca her dakikada ondalıkla, yani ona bölünüp gösterilir. Mesafe ölçerken sakın, boylam göstergesini kullanmayın. Önce iki ucu sivri pergelle, iki nokta arasındaki açıklık ölçülür. Sonra yandaki enlem göstergesinde bu açıklığın kaç dakika, yani kaç mil olduğu okunur.

3) Türk haritalarında derinlik ve yükseklikler metredir. Eski İngiliz haritalarında, derinlik kulaç veya kadem, yükseklikler de kadem olarak gösterilir.

4) Türk haritalarında 10 m. derinlik hattı içinde kalan denizler, açık mavi, karalar sarı renkte gösterilir.

5) Haritada bir noktanın mevkii verilirken önce enlemi sonra boylamı okunur.

6) Haritada, bir noktanın enlemini bulmak için paralel cetvelin bir yakasını en yakın enlem çizgisine koyar, diğerini o noktaya çekip yandaki enlem göstergesi üzerinde derece ve dakikasını okuruz. Boylam için de, bu sefer cetvelin bir yakası en yakın boylam çizgisine konur diğer yakası o noktanın üzerine çekilir. Haritanın alt veya üst kısmındaki göstergeden, önce derece, sonra dakika ve ondası okunur. Cetvel yerine bu işlem pergelle de yapılabilir. En yakın boylam ve enlem çizgisinden o noktanın uzaklığı ölçülür. İlgili göstergede aynı çizgiden itibaren mesafe konarak derecesi okunur.

7) Denizde metreden başka kullanılan uzunluk ölçüleri şunlardır.
1 mil = 1852 m. <> 1 Gomina = 1/10
mil=185.2 m. <> 1 kadem = 30.5 cm
1 Kulaç = 1/100 <>Gomina = 2 <>yarda = 6 kadem<> Saattaki süratin mil olarak ifadesi knot’tur.

GPS Kullanırken, elinizdeki haritanın buna göre ne kadar doğru olduğuna bakılması bilhassa eski baskı haritalarda sahile yakın yerlerde mevki koyarken dikkatli olunması gerekir.

Sahillerimizle ilgili haritalar için Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığına başvurabilirsiniz.

Harita Üzerinde Dip ve Kıyı Özelliklerinin Gösterilmesi

Bir haritaya bakıldığında kıyı veya bölgenin genel Sekli yanında birçok kısaltma ve semboller göze çarpar. İşte haritanın okunması demek bu işaretlerin ve kısaltmaların ne anlama geldiğinin anlaSılıp yorumlanması demektir. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir.

Dip Özelliklerini Belirten Kısaltmalar :

S – Kumluk M – Çamurlu
G – Çaklıllık Wd – Sazlık,eriştelik (Posidonia)
Ms – Midye r – Kayalık
St – TaSlık Sh – Kabuklu
Crl – Mercanlık Wk – Balçık
Os – Sulu çamur Oys – İstiridye
Cl – Lüleci çamuru Sp – Sünger
Dip ve kıyı özelliklerini tanımlayan kısaltmalar :
+ – Kayalık ( 6 Kadem su )
++ – Görünen kayalık
+++ – Taşlık
3’den fazla + – Çıkartılmamış batık ve tehlikeli sığlık
– Görünen batık
Derinlik kontur veya hatları :
….. ….. – ( 5 noktalı hat ) 5 kulaç hattı
.___. ___. – 10 kulaç hattı
..___..___.. – 20 kulaç hattı
…___…___… – 30 kulaç hattı

Deniz Meteorolojisi

Son yıllarda ulusların sosyal ve ekonomik gelişmelerinde okyayanusların öneminin anlaşılmasıyla ,okyanus kaynaklarının daha akılcı kullanılması için yapılan çalışmalara duyulan ilgi artmıştır. Sahil ve sahilden uzak sularda olduğu kadar derin denizlerde de deniz çalışmalarının gereksinimlerini karşılamak için özel amaçlı meteorolojik bilgilerden sık sık yaralanılmaktadır.
İlk defa 19.yüzyılda başlayan deniz bilimi çalışmaları günümüzde de sistemli bir şekilde sürdürülmektedir .Denizler üzerinde can ve mal güvenliğinin sağlanması ayrıca deniz çalışmalarının planlanması için bütün deniz yolları ile balıkçılık ve diğer deniz faaliyetlerinin olduğu bölgelerde deniz meteorolojisi ve diğer jeofiziksel bilgilerin elde edilmesi gerekir. Denizlerden elde edilen verilerin yeterliliğini,temsil edebilirliğini sağlamak ve ileri tahmin
tekniklerini geliştirmek için deniz meteorolojisi programı geliştirilmiştir.
Bu programın yürütülmesinde ve denizle ilgili bilgilerin toplanmasında deniz sinoptik istasyonlarından faydalanılır.
Deniz meteorolojisi; Deniz çevresindeki atmosfer ve deniz sınırları içersinde meydana gelen doğal olaylar ile derin denizler, sahil kesimi, sahilden uzak sınırlar içinde kalan sulardaki insan faaliyetlerinin gereksinimi olan bilimsel ve işletme amaçlı meteorolojik bilgi talepleriyle ilgilenir.

  1. Derin denizlerdeki uluslararası taşımacılığa ,balıkçılık ve diğer deniz faaliyetlerine hizmet.
  2. Kıyısal bölgelerde yer alan ve kıyıda kendi kendine oluşan çeşitli faaliyetlere hizmet.

Bu hizmetlerin yerine getirilmesinde raporların, tahminlerin, uyarıların hazırlanması değişik okyanus durumları ile deniz havası ve deniz ikliminin ana özellikleri hakkında bilgiyi gerektirir. Bunlara ilaveten dalgalar, fırtına dalgaları ile ilgili tahminlerin yapılması bu bilgilere ait verilerin toplanması gerekir. Gözlemlerin alınması, dağıtımı ve arşivlenmesi Deniz meteoroloji programının uygulamasını sağlayacak temel unsur olarak kabul edilir. Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrilmiş olması denizciliğin önemini en açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Denizciliği sadece deniz ulaşımı olarak görmemek gerekir. Ulaşımın yanı sıra yurdumuzun güçlü Deniz Kuvvetlerini ve her gün büyüyen, modern güçlerle donatılan deniz ticaret filosunu destekleyecek, ayrıca deniz kaynaklarıyla (balıkçılık, kıyıda ve kıyıdan uzakta yapılan sualtı maden petrol araştırmaları, deniz ve yat turizmini ve deniz kirliliği konularında) deniz meteorolojisinin çok yakın ilişkisi olduğu bilinmelidir.
Öte yandan deniz meteorolojisinin gerek uygulamada gerekse bilimsel açıdan bakıldığında ilginç sonuçlar verebilecek bir potansiyele sahiptir.

Deniz Meteorolojisinin Tarihçesi

Denizciliğin tarihi uzun yıllara dayanır. Denizle uğraşanların büyük bir çoğu havanın nasıl olacağını merak ederek, çok eski çağlardan beri kendilerine göre bazı tahminler ve tecrübeler üretmişlerdir. Bazı gemiciler denizde gemileri ile seyrederken önemli sayılacak rüzgarları keşfetmişlerdir.
Okyanus üzerinde esen rüzgarlara ait kartlar ilk olarak İngiliz Halley tarafından 1686 da çizilip yayınlanmıştır. 1805 yılında İngiliz Deniz Ofisinde görevli bulunan F.Beaufort’un ismini aldığı Bofor Skalasını ortaya çıkarmıştır. Bu arada gemi kaptanları tarafından yazılan rota defterlerinde denizlere ait hava durumları bulunmaktadır. Bunlar ihtiyaçtan doğan, rastgele çalışmalardır.
Ancak ilk deniz bilimi çalışmaları 19.yüzyılın sonlarına doğru başlamıştır. İlk ulusal meteoroloji ofislerinin kurulduğu 19.yüzyıl ortalarında okyanus taşımacılığı,rüzgar rejimleri akıntı sistemleri ve fırtınaların oluşumları hakkında sistematik bilgi ihtiyacı içindeydi. Bu ihtiyacı karşılamak ve gemi güvertelerinde gönüllü gemilerce yapılan gözlemlerin belirli bir esasa dayandırılmasına yönelik uluslararası ilk deniz meteorolojisi toplantısı 1853’te Bürüksel’de yapılmıştır.. Bu toplantıda gönüllü ticaret gemileri tarafından yapılan gözlemlerin klimatolojik bilgi olarak değerlendirilip,gemiciliğin kullanımına sunulması kararlaştırıldı .Örgütlü deniz bilimi çalışmalarının başladığı 19.yüz yıl ortalarından bu yana dünya okyanuslarının fiziksel ,kimyasal ve biyolojik özelliklerine ait sistematik gözlemler yoğun bir biçimde ve sürekli olarak yapılmaktadır. Telsiz haberleşmesinin gelişmesi ve gemiyle sahil arasında düzenli bir haberleşme ağının kurulması ile birlikte, denizde can güvenliği konulu ilk uluslar arası toplantıda, tüm deniz taşımacılığı hatları ve balıkçılık sahaları için hava raporlarının telsizle yayınlanması kabul edilip, hükümetlerin okyanus üzerinde bu tür yayınların sorumluluğunu üstlenmesi konusunda fikir birliğine varıldı. Uzun bir süre gemiciliğe yönelik hava tahminleri, kıyısal fırtına uyarıları deniz meteorolojisi konusunda yapılan sınırlı çalışmalardı. Zamanla bilimsel ve işletme amaçlı meteorolojik bilgilere talebin artmasıyla,okyanuslardan daha çok veri elde etme gereği duyuldu. 1936 yılında denizle ilgili klimatolojik verilerin değişimi ve yıllık klimatolojik özetlerin düzenli olarak basımını sağlayacak uluslararası bir sistem kuruldu. Denizden elde edilen verilerin yeterliliği, temsil edebilirliği ve üniformluğu ile ileri tahmin ve deney tekniklerinin geliştirilmesi ancak uluslararası işbirliği ile sağlanır. Ve bu anlamda bazı kuruluşlar teşekkül etmiş olup bu sahalarda önemli gelişmeler sağlamışlardır.

Deniz Meteorolojisi İle İlgili Faaliyetler

Deniz meteorolojisi faaliyetlerini denizi kullananlara göre şu şekilde sınıflandırabiliriz.

Gemicilik: Çevre şartları belirli kritik değerlere ulaştığında gemicilik alanında tehlikelere sebep teşkil eder. Bu bakımdan geminin denizde seyri sırasında ve limanda yükleme boşaltma durumları da dahil olmak üzere bazı meteorolojik parametrelerin bilinmesine gerek vardır. Bunlar; rüzgar, dalga, kısıtlı rüyet, deniz buzları, sıcaklık, nem, akıntılar, vb.dir. Bunlardan başka derin denizlerde seyreden gemiler için hava bülteni ve fırtına uyarılarına ek olarak gemilerin hareketinden önce yol boyunca yardımcı bazı özel hizmetlere ihtiyaç duyulur. Örneğin gemi yükünün korunması için ön tedbirlerin alınması gerekir. Yük, sallantıdan veya sıcaklığın donma noktasının altına düşmesinden etkilenebilir. Yüksek nem ambarlardaki higroskopik maddelere zarar verebilir. Güverte yükü, rüzgar dalga ve serpintiden hasara uğrayabilir. Tüm bunlara ilaveten dalgalar, rüzgar ve yağış yükleme, boşaltma işini etkileyip yükün trasferini geciktirebilir.

Ayrıca; kanallar ve limanlarda seyreden gemiler rüzgar basıncının neden olduğu su seviyesi anomalileri tarafından etkilenebilir.

Balıkçılık: Küçük ticaret gemileri gibi balıkçı gemileri de seyir anında çevre şartlarından etkilendiği için ihtiyaç her ikisi içinde aynıdır. Fakat balık tutma anında balıkçı gemileri fırtına gibi tehlikelere karşı daha hassas olurlar meteorolojik faktörler balıkçılık faaliyetlerini sadece güvenlik yönünden değil, aynı zamanda ekonomik yönden de etkiler bazı bölgeler zengin balık yatakları olmasına rağmen kötü hava şartları yüzünden bu sahalar gereği gibi
değerlendirilemez. Diğer yönden balık yönünden daha fakir olan bölgelerde uygun meteorolojik şartlar nedeniyle daha ekonomik balıkçılık yapılabilir. Deniz yüzeyi sıcaklığı ve yatay ısı değişimleri bazı balık sürülerinin davranışları ve dağılımı için faydalı bir belirleyicidir. Bunlardan başka bazı balık sürülerinin su içinde düşey dağılımı ışık yoluyla yakından ilgili olduğundan, bu konuyla ilgili bilgilere ihtiyaç duyulur.

Kıyı ve Açık Deniz Faaliyetleri: Bu faaliyetler genellikle özel bir coğrafi noktaya ve operasyonun cinsine göre çok detaylı bilgi gerektirir .Petrol arama ve sondaj çalışmaları gibi deniz faaliyetleri için oldukça hassas bilgilerin elde bulunulması zorunludur.
Örneğin;petrol arama cihazlarının taşınması ve yerleştirilmesi sırasında kolayca hasar göreceklerinden, en azından iki saatlik kritik dalga yüksekliği (2-3 m.) ikazı gerektirir.

Turistik Eğlence Gemileri: Deniz meteorolojisi faaliyetleri proğramına giren bu bölümde bu tip gemiler çoğunlukla denizdeki tehlikelere alışık olmayan kişilerle doludur .Bu gemiler (yat) özellikle mezoskala sistemlerle bileşik rüzgarlara dayanıksızdır. Bu sistemler gök gürültülü sağanak yağışlı ,hamleli rüzgar fırtınası gibi genellikle 6 saat ilerisi için tahmin edilemeyen veya hava radarları ile tespit edilene kadar bilinmeyen olaylardır. bundan başka kıyı şeridi kayalık ve rüzgarı etkileyici şekilde ise deniz kıyı birleşiminden doğan problemler vardır.

Deniz Kirliliğinin Önlenmesi: Son yıllarda petrol ve diğer kirleticilerin neden olduğu olaylar sahillerin ve sahil toplumunun sık karşılaştığı durumlardır .Böyle bir durumda kirliliğin sahil bölgelerini etkileyerek buradaki kıyı toplumunu ve tesisleri tehdit edeceği düşünüldüğünde temizleme çalışmaları ve kirletici ile mücadele edebilmek için ilk önce kirleticinin yayılma hızı ve hareket yönünün saptanması gerekir. Bunun için de bölgeyle ilgili detaylı rüzgar istidlali, beklenen deniz durumu tahmini maksimum dalga yüksekliği, bölgedeki akıntı bilgileri, hava ve deniz sıcaklığı ile beklenen rüyet durumu ile ilgili bilgileri içeren özel bir meteorolojik desteğe ihtiyaç duyulur.

Seyir Fenerleri

Silyon Feneri : Teknenin baş, kıç, orta hattı üzerine konulan 25 derecelik bir ufuk yayı üzerinde kesiksiz ışık gösteren ve teknenin baş tarafından tam pruvadan itibaren kemerin 22,5 derece (pruvadan 112,5 derece iskele-sacak) gerisine kadar ışık gösterecek surette yerleştirilmiş beyaz bir fenerdir.

Borda Feneri : Herbiri 112,5 derecelik bir ufuk yayı üzerinde tam pruvadan kendi tarafındaki kemerin 22,5 derece gerisine kadar kesiksiz bir ışık gönderecek surette yerleştirilmiş fenerdir. Teknelerin sancak tarafındaki borda feneri; “yeşil”, teknelerin iskele tarafındaki borda feneri; “kırmızı” renktedir..

Pupa Feneri : Teknenin kıç tarafına yakın bir yere yerleştirilmiş 135 derecelik bir ufuk yayı üzerinde kesiksiz beyaz bir ışık gösteren, tam kıçtan itibaren teknenin her iki tarafına 67,5 derecelik, beyaz ışık veren fenerdir.

Yedekleme Feneri : Sarı ışık veren pupa feneri ile aynı nitelikte olan fenerdir.

Her Yönden Görülür Fener : 360 derecelik bir ufuk yayı üzerinde kesintisiz ışık gösteren fenerdir. (Gemilerin arıza veya bir problemi olduğu durumlarda gösterdiği değişik renklerdeki, her yönden görülebilir fenerdir.)

Çakar Fener : Düzenli aralıklarla dakikada 120 veya daha fazla çakan fenerdir.

Şimdi ise boylarına göre her geminin bulundurulması ve hava karardıktan sonra da göstermesi gereken seyir fenerlerini inceleyeceğiz.

1 – Boyu 12 Metreden Az Olan Tekneler :

a – Seyir Halinde : Bir silyon feneri, pupa feneri ve borda feneri gösterecektir. Boyu 20 metreden kısa tekneler, borda fenerlerini teknenin tam orta hattı üstünde irleşik şekilde de bulunabilir.

b – Demirli Durumda : Gece her taraftan görünür bir beyaz fener, gündüz bir siyah küre gösterecektir.

2 – Boyu 50 Metreden Küçük, 12 Metreden Büyük Tekneler :

a – Seyir Halinde : Bir silyon feneri, pupa feneri ve borda feneri gösterecektir.

b – Demirli Durumda : Gece her yönden görülebilecek beyaz fener, gündüz baş tarafa çekilmiş bir siyah küre gösterecektir.

3 – Boyu 50 Metreden Büyük Tekneler :

a – Seyir Halinde : Baş ve kıç olmak üzere iki tane silyon feneri, pupa feneri ve borda fenerlerini gösterecektir.

b – Demirli Durumda : Gece bir tane baş, bir tane de kıç tarafta demir feneri, gündüz baş tarafa çekili bir siyah küre göstrecektir. Gemideki bazı arıza ve problemleri diğer gemilere bildirmek ve onların dikkat etmesini
sağlamak için bazı fener ve ve işaretler çekilir. Gece çekilen bu fenerler geminin boyuna uygun olarak göstereceği seyir fenerine ek olarak gösterilir. Ek olarak çekilen bu fener ve işaretler, her yönden görülebilecek fener ve işaretlerdir.

A – Kumanda Altında Bulunmayan Tekne :

Bu tekneler herhangi bir sebeten dolayı, kumanda edilemeyen ve istenilen şekilde sevk edilemeyen bu yüzden diğer bir teknenin yolundan çıkma yeteneği bulunmayan teknelerdir. böyle bir tekne;
Gündüz; heryerden görülebilecek dikey bir doğru üzerinde, üst üste iki siyah küre,
Gece; üst üste her yönden görülür dikey bir doğru üzerinde, iki kırmızı fener gösterecektir.

B – Manevra Gücü Kısıtlı Tekne :

Bu tekneler yaptığı iş nedeni ile (trol çekmek, yedek çekmek gibi) veya herhangi bir sebepten dolayı manevrasını kısıtlı şekillerde yapabilen teknelerdir. öyle bir tekne;
Gündüz; en iyi görülebilecek yerde siyat renkte, dikey bir doğru üzerinde üst üste birer “küre – eşkenar dörtgen- küre” çekecektir.
Gece; heryönden görülebilecek, dikey bir doğru üzerinde üst üste birer, “kırmızı – beyaz – kırmızı” fenerler,

C – Su Çekimi Nedeni İle Kısıtlı Tekne :

Mevcut su derinliğinin ve seyre elverişli, genişliğin kendi çektiği su (drafları fazla) ile ilişkisi nedeni ile rotadan ayrılma yeteneği önemli bir şekilde kısıtlanmış, kolay manevra yapamayan teknelerdir. Böyle bir tekne;
Gündüz; Her yerden görülebilecek bir silindir
Gece; her yerden görülebilecek, dikey bir doğru üzerinde üç kırmızı feneri üst üste gösterecektir

Deniz Akıntıları

Akıntılar dikey ve yatay yönlü periyodik veya periyodik olmayan su hareketleridir. Akıntıların değişik oluşum sebepleri vardır. Bunları 5 ana grupta toplayabiliriz.

1- Rüzgar Akıntıları : Yüzey akıntıları şeklinde görülür fakat  belli bir derinlikte de etkileri sürer. Yüzeydeki akıntının hızı fazla olduğu için akıntı hızına bağlıolarak yüzeyden derine doğru bir dönüş ve su sirkülasyonu oluşur.

2 – Termohalin Akıntıları : Çeşitli nedenlerle meydana gelen tuzluluk ve sıcaklık farklarının oluşturduğu akıntılardır.

3 – Boğaz Akıntıları : Boğaz ile ilişkide olan iç denizlerin, yağış buharlaşma gibi hidrolojik ve boğazın şekli, derinliği gibi coğrafik faktörlere bağlı oluşan akıntılardır. Genelde birbirine ters yönlü akıntı sistemleri şeklindedir. Marmara’da görülen akıntı sistemi bu tiptir. Bilindiği gibi Marmara’da alt katmanlarda Akdeniz, üst katmanlarda Karadeniz suyu ters yönlü olarak akmaktadır.

4 – Dalga Akıntıları : Dalgaların sahildeki kırılmalarından sonra su, kırılma hattına taşınarak kıyı boyunca bir su hareketi oluşur ve bu oluşum bir akıntı meydana getirir.

5 – Gel – Git Akıntıları : Adından da anlaşılacağı üzere gel-git sırasında oluşan veperiyodik akıntılar olup oldukça kuvvetli olabilirler. Fransa ve İngiltere’nin Manş sahillerinde bu akıntılardan elektrik elde etmek üzere kurulmuş akıntı türbinleri bulunmaktadır.

Akıntı Ölçümleri

Akıntıların incelenmesi sırasında

1- Akıntının yönü

2- Akıntının hızı dikkate alınır. Akıntının yönü ve hızını ölçmek için çeşitli araçlar geliştirilmiş olsa da bir dalış grubu için bilinmeyen bir bölgedeki akıntı tayini şöyle yapılabilir;

Deniz akıntılarının hızı genellikle metre / saniye ya da deniz mili / knot olarak ifade edilir. 1knot 0.5 m / sn’dir ve ” X mil akıntı var ” şeklinde ifade edilir.

Akıntı Ölçümü için Langrangian Metodu :

Bir cisim ya da maddenin su içindeki hareketinin incelenmesi yöntemine dayanır. En basit yöntem yoğunluğu sudan hafif bir cismi suya atarak katettiği mesafenin tahmini ile hız tesbitidir. İkinci bir yöntem ise kuvvetli bir boya olan Rhodamin – B maddesinin suya atılıp yayılımının incelenmesidir. Bu yöntemle bölgenin akıntı haritası dahi çıkarılabilir. Dalgalı bir denizde eğer kıyıdan giriliyorsa dalış kıyıdan başlamalı ve yüzeyden geri dönülmelidir.

Türkiye’de Akıntılar

Akdeniz buharlaşmadan dolayı kaybettiği su miktarının ancak üçte birini, buraya akan nehirlerden temin eder. Geri kalanı Atlantik’ten giren büyük ölçüdeki su kütlesidir. Buna bir miktar Karadeniz’den Boğazlar yoluyla gelen su da ilave olur. Cebelitarık Boğazı’ndan giren bu satıh akıntısı, tüm Afrika sahili boyunca, günde 13 ila 16 mil civarı bir süratle doğu yönünde akar. Mısır’dan sonra İsrail, Lübnan sahillerini takiben kuzeye döner, kuvveti de azalır.

Anadolu’nun güney yakası boyunca, batıya doğru hafif, hafif akar, sahilin coğrafyasına uyup Ege kıyılarında kuzeye döner. Kuzeye çıkan akıntı, Çandarlı körfezi önlerinde batıya yönelir, Çanakkale’den inen akıntı ile birleşip Ege’nin batı tarafında, güneybatı yönünde, Mora yarımadasının altına kadar iner. Burada akıntının bir kısmı Adriyatik’e çıkar, diğeri yine Afrika sahillerindeki akıntıya karışır ve böylece Doğu Akdeniz’de saat yelkovanının aksi yönünde dönen bir iç akıntı oluşur.

Bu genel akıntı bazı geniş körfezler içinde veya adalar arasında, daha değişik ve sahili takip eden yönlere döner. Kuvvetli rüzgarlar, bilhassa uzun süreli güney ve kuzey fırtınaları, bu akıntının hem yönünü, hem süratini büyük ölçüde etkiler.

Kuzey fırtınalarında, orta ve bilhassa Batı Ege’de akıntılar, güney ve güneybatı yönde epey süratli akar (İkaria ile Mikonos Adaları arası veya Kafirevs Boğazında olduğu gibi). Bu hallerde, sahillerimiz boyunca kuzeye çıkan akıntı durur veya çok hafifler. Ona mukabil ekimden marta kadar esen kuvvetli güney fırtınaları, kuzey yönlü akıntıyı kuvvetlendirir. Hatta Kuzey Ege’ye yığılan denizler, Çanakkale boğazında güneye akan normal satıh akıntısını durdurup, tersine bile döndürür. Hava kırılınca, Kuzey Ege’de biriken bu su, güneye doğru daha kuvvetli akar. Buharlaşma sonucu, tuz miktarı ve yoğunluğu artan su, dibe iner ve bir kısmı Cebelitarık’tan Atlantik’e, diğeri de Çanakkale’den Karadeniz’e ters dip akıntısı olarak çıkar.

Halatlar ve Bağlar

Halatlar

İster motor olsun, ister yelkenli, denizde gezen yatlarda en çok kullanılan mazemelerin başında halat gelir. İlk çağlardan beri insanoğlunun denize açılmasıyla birlikte, halat da onun ayrılmaz bir unsuru olmuş. Günümüzde artık nebati elyaflardan yapılan halatlar, hemen hemen hiç kullanılmaz oldu. Onların yerini sentetik halatlar aldı. Hem daha sağlam ve kullanışlı, hem de bakımları kolay, dış etkenlerle özelliklerini de kaybetmiyorlar.

Denizde en çok kullanılan sentetik halatları söyle sayabiliriz:

Polipropilen halatlar, diğerlerine nazaran daha sağlam, ona mukabil ucuzdur, suda yüzer.

Poliamid halatlar, -naylon, perlon vb.- çok sağlam ve elastiktir.

Poliester halatlar, -dakron, terilen, tergal, trevira vb.- hem sağlamdır, hem fazla uzamaz. Dolayısıyla yelken armalarında en makbul olanlarıdır.

Aramid halatlar, -kevlar vb.-aynı ebattaki çelik kadar sağlam, ama çok pahalıdır.

Bağlar

Gelelim bu halatların bağlanmasına. Yüzyılların tecrübesi ile günümüze ulaşan bağlama biçimlerinin özelliği, kolay yapılması, yük altında sıkışmaması ve istenince kolayca çözülebilmesidir. Bağların pek çok çeşidi olmakla beraber, denizde en çok işe yarayan ve kullanılanları üçü  beşi geçmez. Yanlız unutulmamalı ki, bağlarla eklenen halatlar, kuvvetinin yarıya yakınını kaybeder. Onun için devamlı ekli kalacak halatlar, dikişle birleştirilmelidir.

Nerede hangi bağ kullanılır :

a) Kroz (bright): Bir bağ işlemine başlama durumunda halatın çıkması veya bedenin birbiri üzerine aykırı konulmasıdır. Kroz olan yerden bir kasa (Eye) meydana getirmek için çımanın beden üzerinde piyan yapılarak bağlanması veya dikiş yapılarak birleştirilmesi gerekir. Şek.de Kroz yapan
bir halat gösterilmiştir.

b) Düğüm (overhand knots): Gemicinin en basit bağıdır. Bir halatın çıması ile kendi bedeni üzerinde Kroz kırıldıktan sonra çımanın Kroz içinde geçirilmesidir.

c) Kropi bağı (eight knots): Kropi bağı için (b) çıması (a) bedeninin arkasından dolaştırılır bedenle yapılan krozun içinde geçirilir. Kropi bağı bir halat çımasının bir (delikten veya makaradan çıkmasını önlemek için yapılır.

d) Camadan bağı (Reef knots): Aynı boyutta iki halatı birleştirmek için yapılan kolay bir bağdır. Halatlara yük binince birbirinin krozu içinde sıkışır ve kurtulmazlar. Şek.

e) Sancak bağı (sheed bend): Buna ıskota bağı da denir. Sıkışmaya daha uygun bir bağdır. Kolaylıkla kurtulmaz. Bir halatın çımasını bir kasaya veya başka bir halata bağlamaya, filika parimasını çarmığa bağlamaya yarar. Eğer çıma bir volta daha dolaştırılırsa buna çifte sancak bağı (doub1e Sheet bend) denir.

f) Kanca bağı (blackwall hitch): Bir palanganın bir halata vurulması veya bir palanga tirentisine başka bir palanga bağlamak için kullanılır. Bu bağ bir meze voltadan meydana gelir. Bedene yük binince çıması kanca ile arada kalır ve sıkışır.

g) Bindirme kanca bağı (midshipman?s hitch): Bazen kamçı bağı yerine kullanılır. İlk önce bir kanca bağı yapılır ve sonra da bunun alt bedeni kanca ağzının üzerine alınır.

h) Izbarço bağı (bow line): Bu bağ bir halata acele geçici bir kasa yapmak için kullanılır. Ayrıca bordada çalışan gemicileri emniyete almak için koltuk altlarından tutmakta kullanılır. Görüldüğü gibi, krozda sıkışan halat çıması kasayı daima aynı biçimde tutar.

Şek. Çeşitli bağların kullanılması. (A) Meze volta ile buranda veya yelkenlerin bağlanması (sarılması), (B) Voltalı dülger bağı ile çuval veya çubuk kaldırılması, (C) Kazık bağı ile yelken bağlanması, (D) Balıkçı bağı ile misinayı oltaya bağlamak, (E) İki misinayı birbirine uçlarından bağlamak.

ı) Yoma bağı: (carrick bend): İki palamar halatını birleştirmek için kullanılır. Bu bağ, iki meze volta ve halatın çımalarının kendi bedenleri üzerine mürsale edilmesiyle yapılır.

i) Kavela bağı (marline spike hitch): Buna ilmek bağı da denir. Bir piyanı kavela kullanarak doldurmak ve üzerinde çok zor bulunmayan bir halatı herhangi bir palanganın kancasına bağlamak için kullanılır.

j) Kasalı izbiro (stage hitch): Bir varili kaldırmak veya borda trakasını ucundan bağlamak için kullanılır. Halatın çıması Şek. de gösterildiği gibi dolaştırıldıktan sonra kendi bedenine kazık bağıyla bağlanır.

k) Dülger bağı (half hitchses): Gemicilikte ve küçük gezinti tekne işlerinde en çok kullanılan bağlardan bir tanesidir. Bir halatın çımasını bir serene, mapaya, aneleye, yelken matafyonuna ve bir güverte yapısına bağlamakta ve kaldırılacak hafif yüklerin bedenlerine bağlamakta kullanılır.

l) Kazık bağı (clove hitch): İnce bir halatı kalın bir halatın bedenine bağlamakta veya bir serene bağlamakta kullanılır. İstenildiğinde kolayca çözülen iki meze voltanın bir araya gelmişşeklidir.

m) Barbarişka bağı (rolling hitch): Kazık bağının kullanıldığı yerlerde uygulanır. Bu bağın yararlı tarafı, katiyen kaymaması ve daha güvenli olmasıdır.

n) Voltalı dülger bağı: Dülger bağının sağlamlaştırılmışşeklidir. Buna bir meze volta ilave edilirse uzun bir çubuğu veya sereni çekmekte kullanılır. Bu bağın yararı, bağlandığı çubuk üzerinden kaymamasıdır.

Kaynak: sualtigazetesi.com

Nasıl Giyinmeliyiz?

Doğada giyim konusunda dikkat edilecek husus, içe giyilecek kıyafetlerin bir kaç adet kalın giysi yerine bir çok kattan oluşmuş ince giysilerden oluşmasıdır. Bu ince giysi katmanları arasında kalan hava vücudumuzu dışarıdaki soğuk havadan izole edecektir. Bu tarzda giyindiğimizde, ortamdaki ısının durumuna göre ve bizim harcadığımız efor ile vücudumuzda oluşan ek ısının ayarlanması daha kolay olacaktır. Isındığımızda bu ince katmanlardan birini çıkarmamız veya tersi durumlarda giymemiz ısıyı kontrol etmemizi  kolaylaştıracaktır. En önemli nokta giydiğimiz her kat giysinin vücudumuzda oluşan ter buharını tutmadan bir sonraki kata aktarmasıdır.
Aksi durumda oluşan iç ıslaklık nedeniyle soğukla mücadelemiz olanaksız hale gelecektir. En üste giydiğimiz giysinin rüzgarı ve soğuğu içeri geçirmediği gibi nemi dışarı atmalıdır. En üstte giydiğimiz giysinin seçiminde önünün ve koltuk altlarının fermuarla ile açılıp,kapananı tercih ettiğimizde ısı kontrolünü yapmamız kolaylaşacaktır. Uzun süreli beklemelerde yürüme ile oluşan ek ısı azalacağından giysilerimiz bizi soğuktan koruyamayacaktır. Böyle durumlar için yanımızdaki çantanın en kolay ulaşılabilecek yerine konan kalın bir onarağın giyilmesi gerekmektedir. Bu şekilde vücudumuz üşüme nedeniyle enerji kaybetmesinin önüne geçilmiş olur. Çok gerekli olan enerji korunması da şağlanmış olacaktır. Tekrar yürüyüşe geçildiğinde bu anorak çıkarılıp eski yerine konulmalıdır. Kısa bir süre üşüme hissedilse bile eforun verdiği ısı ile kısa zamanda üşüme atlatılacaktır.

Giyim Konusunu Özetlersek:

Birinci Kat Giysi: Vücudumuzu ikinci bir deri gibi sarmalı ve teri dışarı verebilen sentetikyün karışımı bir giysi veya polyproplen bir giysi tercih edilmelidir.

İkinci Kat Giysi: Daha bolca olmalı buna karşın boyun ve bilekler korumalı olmalı ısı kaybını önlemelidir. Sıcak havada bu giysi çıkarılmalıdır.

Üçüncü Kat Giysi: Bu kat yün bir kazak veya polar bir ceket olmalıdır.Hava ılık ise son kat olarak giyilebilir.

Son Kat Giysi: Bu giysi rüzgar ve suya dirençli olmalı, nefes alan kumaştan imal edilmiş olmalıdır. Önünün tamamen açılabilir olması gereklidir.

Pantolon Altı Giysi: Bu giysi soğuk iklimlerde tercih edilmelidir. Sentetik yün karışımı uzun donlar kullanım için uygundur.

Pantolon: İyi havalarda kalın bir keten pantalon işimizi görür iken,yağmur ve karda su geçirmeyen nefes alabilen bir pantalon gereklidir.

Bere: Baş ve boyun bölgemiz kan damarlarının en yoğun olduğu bölgedir.Bu kısımlarda büyük ısı kaybı olabilir.Bu nedenle baş ve boyun bölgesi soğuk havalarda iyi korunmalıdır.Polar başlık pratik bir cözümdür.Sıcak havalarda ise geniş kenarlı ve havalandırmalı bir şapka baş ve boyun bölgesini güneşten koruyabilir.

Çoraplar :Sentetik yün karışımı ve doğa sporları için üretilen nem tutmayan çoraplar tercih edilmelidir.En az iki çift çorap doğa gezilerinde çantamızda yer almalıdır.

Eldiven: Eldiven bere kadar gereklidir. Su geçirmez ve nefes alabilir türden olanları tercih etmeliyiz.

Tozluk: Çamur ve kar için iki ayrı çeşidi bulunmaktadır.Çamur için olan tozluk ayakkabı içine su ve çamurun girmesine engel olur.Kar için olan tozluk ise derin kara girmemizi sağlar ve ayakkabı içine kar girmediğinden ayaklarımızın ıslanmasına engel olur.

Giyeceğimiz Giysilerde Hangi Tür Kumaşı Tercih Etmeliyiz?

YÜN:(+)Yün doğal bir elyaf olup iyice ıslanana kadar sıcak tutmaya devam eder.Tenimize temas eden yüzeyden kurumaya başladığından kendimizi kuru hissetmemizi sağlar.Uzun kollu ve paçalı yün iç çamaşırları heryerde bulunabilir.Soğuk ile mücadelemizde bize çok faydalı olacaktır. (-)Yün nemi çektikçe ağırlaşır.Kuruması zaman alır ve vücudumuza temas eden ter nedeniyle alerji yapabilir.Dikkatli yıkanmadığında çekme yapar.

PAMUK: (+)Vücuda iyi oturur.Ucuzdur ve heryerde bulunabilir. (-)Islanınca ağırlaşır.Islandıkça ısı kaybını artırır.Pamuk dokuma rüzgarı ve ısıyı geçirir.Doğada kullanmaya uygun değildir.

KAZ TÜYÜ-TİFTİK: (+)Son kat giysilerin dolgu malzemesi olarak kullanılır.Hafiftir ve insanın ısısı iyi muhafaza eder.Hareketsiz ortamlarda kullanışlıdır. (-)Kaba bir malzemedir.Islandığında ısı izalasyonunu kaybeder.Rüzgar ve nemi geçirdiğinden genellikle üzeri su geçirmez bir tabaka ile kaplı olarak kullanılmak zorundadır.Yürüyüş ve tırmanışlara uygun değildir.

FLEECE-POLAR-POLARTEC: %100 Polyester sentetik bir kumaştır.Makinada yıkanabilir.Hafif ve sıcak tutan bir malzemedir.Dayananıklı ve çok yumuşaktır.Su tutmazdır ve çok çabuk kurur.Nefes alabilir.

MICRO-LITE: %100 hafif polyester microfiberden yapılmıştır.Yumuşaktır ve pamuk hissi verir.Terin vücuddan uzaklaştırılması için dizayn edilmiştir.Nem buharını kumaş yüzeyine çıkarır.Bu kumaş bize doğal kumaş ile nem ayarlama mekanizmasını bir arada sunar.

PERTEX: Mikrofiber den bükülmüş ince(insan saçının 1/10 kalınlığında) sağlam iplikle kompüterli air jet ile dokunmuş(1 cm2 de 4000 flament)ten mamul bir kumaştır.Hafif ve incedir.Rüzgar ve su geçirmezliği oldukça iyidir.Çabuk kurur.Nemi dışarı atar.

POLYWİCK: Vücudumuzdan nemi kimyasal olarak uzaklaştırmak için tasarlanmış bir kumaştır.

SUPPLEX/LYRA: Dupont ürünüdür.Yumuşak iyi naylondan yapılmıştır.Pamuk görüntü ve hissi ile naylon performansını birleştirmiştir.Rüzgar , su geçirmediği gibi nemi dışarı verir ve dayanıklıdır.Çabuk kurur,hafif ve konforlu bir kumaştır.

Trim Rehberi

Hafif Rüzgarda (Sıfır-Altı Knot)

1) Yan kuvvetlere direnmek için salmayı indirin.

2) Ana yelkeni teknenin ortasına kadar trim edin. Rüzgar 3 knottan az ise ön yelkeni biraz boşlayın. Ayrıca bir kaç derece rüzgar altına dönün.

3) Bumbayı, bumba arabası yardımıyla teknenin ortasında tutun ve ana yelken iskotasını biraz boşlayın.

4) Ana yelkenin alt yaka gerginliğini bir iki santim azaltıp derinliğini arttırın.

5) Direği biraz eğin.

6) Ön yelkeni doldurabilmek için mandarını hafifçe boşlayın.

Orta Şiddetli Rüzgarda Rüzgar Üstü (Yedi-Ondört Knot)

1) Salmayı indirin.

2)Yelkenleri iyice kasın.

3) Bumbayı suyla paralel olana kadar kasın.

4) Orsa yakası gergisini ana yelkendeki kırışıklıkları giderecek kadar kasın.

5) Ana yelkenin alt yakasını iyice gergin hale getirin.

6) Ana yelkeni düz hale getirmek için direği eğin.

7) Bumbyı araba yardımıyla teknenin ortasında tutun, ancak tekne 20-30 derece yatarsa arabayı rüzgar altına kaydırın.

8 ) Cenovanın mandarı, hafif havaya oranla daha gerili olmalıdır.

9) Rüzgar gücü artarsa, ön yelkeni daha küçük yelkenle değiştirin,yada ana ve ön yelkene camadan vurun.

10) Mürettebat ağırlığı rüzgar üstü tarafta olmalıdır.

Sert Rüzgarda Rüzgar Üstü

1) Salmayı indirin

2)Yelkenleri iyice kasın Sağnaklarda yelkenleri iyice boşlamalı yada rüzgar üstüne dönmelisiniz.

3) Pupa palangasını kasarak direk tepesinin oynamasını engelleyin.

4) Mürettebat ağırlığını rüzgar üstü tarafa kaydırın.

5) Teknenin yatması arttıkça orsa yakası gerginliğini arttırın.

6) Teknenin 20-30 derecenin üstünde yatmasını engellemek için bumba arabasını rüzgar altına kaydırın. Ana yelken iskotasını biraz boşlayın,gerekirse yelkenleri küçültün.

Rüzgar Altı Yelken Seyri

Rüzgar üstüne seyir çok kesin yelken trimi ve tekniği gerektirirken, rüzgar altı seyir (apaz ve pupa seyirleri) yelken trimi ve tekniği gerektirmez..

1) Pupa palangasını kullanarak bumbayı suya paralel hale getirin, yada yelkenin üst iki çıtasını bumbaya paralel yapın. Hafif havalarda pupa palangasını fazla kasmayın. Rüzgar arttıkça pupa palangasını kasarak teknenin dalgalarda yuvarlanmasını azaltın. Ancak tekne aniden fazla yatarsa bumbayı hemen boşlayın.

2)Apaz seyirde yelkenleri yapraklanana kadar boşlayın ve sonra yapraklanmayı durduracak kadar kasın. başka bir seçenekte ön yelkeni rüzgar kurdelelerine bakarak trim etmektir. Ön ve arka kurdelelerin ikisi birden arkaya doğru uçuştuğu an yelken iyi trim edilmiş demektir.Pupa seyirde yelkenler yapraklanmaz. Bu yüzden trim için ana yelkeni rüzgarla doksan derece açıya getirin böylece ana yelkenin tekneyle açısı seksen derece kadar olur. Ayıbacağı seyri yapmazsanız, ön yelken pupa seyirde oldukça etkisizdir.

3) Ana yelken derinliği fazla olmalıdır. Bunu sağlamak için alt yaka gergisi, k ıç ıstralya ve orsa yakası gergisi boşlanır. ve direk kıç ıstıralyanın boşlanmasıyla düzeltilir. Ancak rüzgarlı bir apaz seyirde ana yelken düz hale getirilir. ve daha rahat dümen tutması sağlanır.

4) Ön yelken derinliğini arttırmak için mandar biraz boşlanır. Direk düzeltilir. Ön yelken yönlendirme makarası kaydırılabiliyorsa bu yapılır.. Rüzgar üstü seyirde yönlendirme makarası yeniden içeri alınır.

Teknenizin Motorunda Sorun mu Var?

Teknenizde dizel motorunuz mu var? Eğer öyleyse bir gün marşa bastığınızda motorunuzun çalışmadığını görebilirsiniz.

İçten Takma Motor

Bir kez daha marş,tekrar marş,tekrar,tekrar… olmuyor mu? Marşa basmayı bırakın yoksa akünüzü bitireceksiniz.Eğer motorda başka bir arıza yoksa (anlamanın en kolay yolu eksoz gazına bakmaktır.
Çıkan gazlar ve rengi motor konusunda bilginiz varsa arızayı arayacağınız yeri size söyleyecektir. Tabii bir de motorun sesi.

Neyse konumuza dönelim.  Motorun hava yapması ile yakıta karışan suyun temizlenmesi aşağı yukarı aynı işlemleri gerektirdiğinden birbirinden bağımsız bu iki konuyu tek bir konu gibi anlatmaya çalıştım. Öncelikle yapacağınız ilk iş yakıt deposunun altında bulunan (bulunması gerekli) pislik tahliye tapası da denen kör tapayı yavaşça gevşetip akan sıvının rengini kontrol etmektir.

  • Gelen sıvının rengi siyah-kahve karışımı ise yakıt deponuzu uzun zamandır  temizlemediğiniz için pislik birikmiş.Bırakın aksın.
  • Gelen sıvının rengi beyaza çalıyorsa veya renksiz,saydam ise müjde deponuzda su var.İşte sorununuzun kaynağı bu (su mazottan daha ağır olduğundan kısa bir süre sonra dibe iner,mazot suyun üzerinde kalır.) Yine bırakın aksın.
  • Gelen sıvı bir müddet sonra mazota benzemeye (kabaca bira veya zeytinyağı rengi) başlamalı,eğer deponuz boşaldığı halde başlamazsa mazotu aldığınız o yer için iyi şeyler düşünmeyeceğiniz kesin. Biz geldiğini umalım;

Kör tapayı tekrar dikkatlice sıkın ve etrafını silerek sızdırmadığından emin olun. Şimdi sıra yakıt deposundan çıkıp filtreye gelen kısmı temizlemeye geldi. Yakıt filtresini yerinden söktükten sonra yakıt deposu çıkışındaki vanayı açıp temiz yakıtın geldiğine emin olunca (bu arada filtrenin takıldığı kütüğü de temizlemelisiniz.) vanayı kapatıp yeni bir yakıt filtresi takmalısınız. Çünkü filtre sudan dolayı (şişecektir) bozulacaktır.Daha sonra filtre çıkışını takip ederek yakıt pompasına geleceksiniz. Pompa üzerinde bulunan tahliye çıkışından yine temiz mazot geldiğini görüp çıkışı kapatın.

Dıştan Takma Motor

Sıra geldi enjektörlere:

Enjektörleri ister sırayla yerlerinden söküp temiz mazot dolu bir kapta yıkayabilir,isterseniz sökmeden enjektörlerin üstündeki bağlantıları ( pompadan çıkıp gelen boru ) birer birer gevşettikten sonra (etraflarına mazotun etrafa sıçramasını önlemek için üstüpü veya bez sarmalısınız ) marşa basın.Bir müddet sonra köpürerek gelen hava bitip temiz mazot gelince sıkıp diğer enjektöre geçin. Evet motor çalışmaya başladı .Bir müddet motoru stop etmeden rölantide çalıştırmayadevam edin. İşte hepsi bu kadar.

Önemli notlar:

  • Motor yağını kontrol edin (karterdeki) yağda fazlalaşma varsa yağa yakıt karışmış demektir. Yağı ve yağ filtresini değiştirmeden asla motoru çalıştırmayın. Motor birkaç kez (birkaç saat) çalıştıktan sonra stop halindeyken yağı kontrol edin. Bu kontrolleri sıkça tekrarlayın. Yine fazlalık beliriyorsa motorunuzun sökülüp bakım yapılması gereklidir.
  • Motor yağı motor sıcakken boşaltılmalıdır.
  • Eğer yağ basınç göstergeniz varsa seyir halindeyken onu sıkça kontrol etmeyi ihmal etmeyin.
  • Motorunuzdaki yağ ve yakıt filtrelerini mutlaka ikinci yağ değişiminde değiştirmeye özen gösteriniz.