yanıbaşımda karanfiller..

hüzün denizlerinde kaybolup giderim bir gün elbet..
yavaşlayan bir hüzün bulutuyla cemo, sabret..

bu duyduklarım şimdi ne kadar yabancıysa kulaklarına..  (ne eski şarkılar var kulaklarımda artık ne yanıbaşımda karanfiller..)

ne eski halin hatırlatır beni kendime ne duymak gerekir artık rüzgârlı bir kelime.. bir şehrin üstünde bağrım ağrıyor.. herhangi bir şehir bu dudaklarım böyle söylüyor..

aşkın gemisi çoktan yolu yarıladı hafız.. biz daha hangi sahildeyiz.. sorma neyi bekliyor ruhumuz..

ne okyanus ortasında bulunuruz
ne de isimsiz bir korkuya dolanır ruhumuz,
hiç bir yere bağlamadık biz teknemizi
hiç bir limana sadık kalmadık..
-ne içindeyim zamanın ne büsbütün dışında-
yeter ki rüzgâr essin, yağmurlar boydan boya..
fırtına değil bunun adı alabora…
Allah aşkına ölüm mü lazım dirim mi sana!..
-üzerime titrettiğin zamanın suyunda, yavaşlayan bir hızla geliyorum mümkün olan sona..
yaklaştıkça azalıyor sesin, yanıbaşımda karanfiller… bu gün ölmek için güzel bir gün.. hazır alabora da olmuşken..

ne düzelirim tekrar yeri gelen bir dalgayla,
ne üzülürüm tekrar yeri gelen bir gözyaşıyla
sadece adını bildiğin uzak ya da yakınlarda
ne yağmur ne çöl ne fırtına
ne gökyüzü, ne rüzgâr, ne derya – deniz
ne de yanıbaşımda karanfiller.. köpük köpük..
bembeyaz bir köpük hepsi,
bembeyaz bir köpük hepsi, her şey üzerinde adımın yazılı olduğu bir dalga..

Bir cevap yazın