Dünya Turu Yapan En Küçük Tekne “Kayıtsız”

“Kayıtsız 3″ adlı, “Bristol Channel Cutter Pilot” sınıfı, 8 metre boyunda, 2.90 santimetre genişliğinde ahşap teknesiyle 1 Temmuz 2006 Kabotaj Bayramı’nda İzmir Foça Limanı’ndan yola çıkan Türk denizci Özkan Gülkaynak, 25 bin deniz millik güzergahtan oluşan Akdeniz, Atlantik, Pasifik, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’i tam 2 yıl 11 ayda geçerek dünya turunu tamamladı.

Gülkaynak ise, basın toplantısında yaptığı konuşmada, tek başına yaptığı seyahati hiçbir elektronik seyir aygıtı kullanmadan gerçekleştirdiğini kaydetti.

Gülkaynak, sadece Atlantik okyanusunu geçerken kendisine bir arkadaşının refakat ettiğini ve turu deniz aşkı, sevgisi, seyahat tutkusu, başka kültürle yaşama isteği ve biraz daha özgürlük duygusu tatmak için gerçekleştirdiğini belirtti.

BALİNAYA ÇARPTIM

Teknesinde elektronik aygıt kullanmadan yaptığı dünya turundan büyük keyif aldığını belirten Gülkaynak, şöyle konuştu: `Yolculuğumun zor tarafları da oldu. Yolculuğum sırasında tifo hastalığına yakalandım ve yaklaşık 10 kilo verdim. Deniz hayatının kara hayatına göre farklı zorlukları da var. Tek başıma seyahat ettiğim için gemi trafiğine yeteri kadar dikkat edemedim. Birkaç kez gemilere çarpma riski atlattım. Bunun dışında uyuyan bir balinaya çarptım. Her an her şeyi kontrol edemedim.` Dünya turu rotası hakkında da bilgi veren Gülkaynak, `Pasifik`te üzerinde 5-10 kişinin yaşadığı adaları gezdim. Gezi çok keyifliydi` diye konuştu.

Gülkaynak, 7.95 metre uzunluğundaki teknesi ile sekiz metrelik `Uzaklar` adlı teknenin 1997 yılında elde ettiği `dünya turu yapan en küçük yelkenli tekne` unvanını da elinden aldı.

Sert hava koşullarının hakim olduğu denizlerde boyu 8 metreyi bulan dev dalgalarla boğuştuğunu belirten Gülkaynak, şöyle konuştu: `Dalgalar, bazen yedi metre yüksekliğindeki teknemin boyunu aştı. Bazen dev balinalar, köpek balıkları etrafımda dolaştı. Ama hiçbir zaman korkmadım, yılmadım, yoluma devam ettim. Balık tuttum, elimle ıstakoz yakaladım, aç kalmadım.`

Venezuella, Kolombiya ve Somali açıklarındaki korsanlara karşı da geceleri teknenin ışıklarını kapattığını belirten Gülkaynak, sözlerini şöyle sürdürdü: `Venezuella ve Kolombiya açıklarında korsanlara karşı tedbirli olmam gerektiğini biliyordum. Geceleri işe koyulan korsanlara yem olmamak için ışıkları kapattım. En tehlikeli korsanların Kolombiya`da olduğu söylendi. Oradaki korsanlar, sahibini öldürdükleri tekneyi uyuşturucu ticaretinde kullanıyorlarmış.`

Mart 2009`da Umman`da, Somali`deki korsanlarla müdahale için Aden Körfezi`ne giden Türk Donanması`na ait Giresun Fırkateyni ile karşılaştığını ifade eden Gülkaynak, sözlerine şöyle devam etti: `Sağolsun, komutanlarımız gemiyi bana açtı. Saç, sakal tıraşı oldum, banyo yaptım, 2,5 yıl sonra ilk kez Türk yemeği yemenin, Türklerle uzun uzun sohbetin zevkini yaşadım. Aden Körfezi`nde ise korsanlarla değil korsanlara karşı görev yapan savaş gemileriyle karşılaştım.`

Gülkaynak, ay yıldızlı yelkenlisi nedeniyle tepkiyle karşılaşıp karşılaşmadığı yönündeki soru üzerine, `Hayır, Yunanistan`da dahi tepki almadım. Tepki görseydim daha sert tepkiyle karşılık verirdim` karşılığını verdi. Gülkaynak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti`ne indiğinde ilk iş olarak simit yediğini ardından da kendisine döner ayran ziyafeti çektiğini söyledi.

Endonezya-Avusturalya Yat Rallisi’nin en başarılı teknesi

Darwin’e gittiğinde Endonezya Avustralya Yat Rallisi’nin yapıldığı ve onca tekne arasında en genç insan olan kendisinin yatçılardan “ailenin tek çocuğu muamelesi” görerek davet edilen teknelerde onlarla birlikte yemek yediğini de ifade etti. Gülkaynak, tüm bu güzelliğin yanında ralli komitesinin kendisine 150 tekne arasında; “rallinin en başarılı teknesi” ödülü verdiği kaydetti. Deniz kirliğine işaret eden Gülkaynak, şöyle dedi:
“Dünya hepimizin dünyası aslında tüm dünyayı korumamız lazım. Bu konuda biz elimizden geleni her zaman yapmaya hazırız. Özellikle kendi ülkemizde daha aktif olabiliyoruz. Bir şekilde çok kısa sürede organize olmamız lazım yoksa kaybettiğimiz kıyıları bir daha geri alma şansımız olmayacak. Betonlaşan kıyıların eski haline gelme şansı yok, o yüzden tüm bunların özenle programlanması gerekli. Balık çiftliği yağmacılığı altına dünyanın en güzel kıyılarına sahip Türkiye denizleri bulanık ve çamur hale dönüştü. Tarihi eserler nasıl bir miras ise Türkiye’nin kıyıları da böyle bir mirastır. Dünyanın en güzel coğrafyasına sahibiz. Bir tarafta sunun altında binlerce yıldan kalma sütün başlarını görüyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde doğayla tarihin bu kadar yan yana olduğu bir ülke görmedim.”

Özkan Gülkaynak, Kuzey Kıbrıs deniz ve kıyılarını henüz yeterince göremediği için pek birşey belirtemeyeceğini, sadece diğer ülkelerin denizle olan ilişkilerine baktığında Türkiye ile KKTC’nin sırtının “denize dönük” olduğunu görebildiğini kaydetti.

Korsanlar endişelendirmiyor

Malezya ve Somali açıklarında meydana gelmekte olan deniz korsanlığı konusunda ise hiçbir endişe duymadığını dile getiren Özkaynak, bu konuyu “pimpirikli” denizcilerin abarttığını; oysa denize açılma kararı alanların birçok tehlikeyi de göz önüne alan kişiler olduğunu kaydetti.


Özkan Gülkaynak, bu konuda kendisine; “korsanlardan korkmuyor musunuz” şeklinde soru yöneltenlere, “gerçekten yatımla geçerken yapılan telsiz konuşmalarından bölgenin çok riskli olduğunu anladım ama dert etmedim. Ne yapardım? Herhalde Türk kahvesi ikram ederdim” yanıtını verdiğini aktardı.

Ayrıntılı bilgi için; http://www.kayitsiz.com

Dünya Turu Yapan En Küçük Tekne “Kayıtsız”” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın