Etiket arşivi: anayelken

Balonun Kullanılması

Amacı, balonu anayelken ve flokun rüzgarı tutması sonucunda, bu yelkenlerin hemen ardında  oluşan rüzgarsız ve türbülanslı alandan uzakta tutmak olan balon gönderinin bir ucu, direğe monte olmalı, diğer ucu da balonun rüzgar üstü yakasına takılacak  şekilde donatılmalıdır.  (Aslında bu yanlış tabir olmasına rağmen, anlamayı kolaylaştırmak için kullandık. Gönderin boşta olan ucu, yakaya takılmaz, rüzgarüstü balon ıskotası, gönderin ucundaki  kancanın içinden geçer. Rüzgar balonu itmek istediğinde, rüzgarüstü ıskotası sabitlenmiş olduğundan, ıskota gerilir ve de açı boy oranları sebebiyle, gönderin ucu ıskotada kayarak, balonun yakasına gider yapışır, bu yüzden balon, adeta gönder bizzat yakaya takılmış gibi  kullanılır. Bu  durumu, donatılmış ve kullanılmakta olan bir balonun rüzgarüstü  yakasını incelediğinizde gözlemleyebilirsiniz.)

Barbuholer sistemi ise, balon  ıskotalarının tekneden açıklığını (ne kadar ayrık duracağını)  ayarlamaya yarar. Ağırlıklı olarak teknenin eni doğrultusunda çalışan bir sistemdir. Bu sistem de tek bir  ipin iki ucu şeklinde kullanılabileceği gibi, iki ayrı ip olarak da kullanılabilir. Bu iki uçta da radanza veya makara bulunur ve de bunlardan balon  ıskotaları geçer. Böylece barbuholer ipinin çekilen ucu, o taraftaki balon ıskotasını güverteye doğru gitgide yaklaştırır. Değişmeyen koşul rüzgarüstü barbuholer  ipinin daima sonuna kadar alınması, yani rüzgarüstü balon ıskotasının güverteden geçmesi gerektiğidir. Bunun  sebebi ise,  Balonun rüzgarüstünün sadece gönder ile kullanılmasını istememiz ve de boş bir rüzgarüstü barbuholerın balonun serbestliğini arttıracağıdır. Buna karşın da, balonun rüzgaraltı yakası kontrolünü serbest bir şekilde sadece ıskotayla kontrol  etmek isteyeceğimizden ötürü,  barbuholerın kısıtlayıcı etkisini sıfırlamak için rüzgaraltı barbuholerı boş  bırakırız.  (istisna olarak, sadece teknenin çok  fazla pandüle girdiği (iskele-sancak  salınım) dalgalı sert havalarda, buna sebep olan faktörlerden biri olan balon serbestliğini azaltmak için rüzgaraltı barbuholerı değişen ölçülerde çekerek,  balonun  üzerindeki kontrolümüzü arttırırız.)

Balonumuzu kullanma şekli:

  • Rüzgaraltı barbuholer olabildiğince serbest
  • Rüzgarüstü barbuholer olabildiğince alınık
  • Gönder rüzgarüstü tarafta takılı
  • Rüzgarüstü ıskotası (guy) rüzgarın şiddetine göre fix ya da elimizde
  • Rüzgaraltı ıskotası (sheet) ise daima elimizde veya vinçte

Bir balondan max. verim almak için gerekli ayarlamalar ve sürüş:

Balonun,

Seyirlere göre ayarı: Rüzgarüstü balon ıskotası (guy), dar apazda, gönder istralyaya dayanacak  kadar (yani teknenin omurga hattı üzerinde) bırakılmalı, böylece floğun (cenovanın) arkasına doğru  kayarak, flokla benzer bir fonksiyona kavuşturulmalıdır. Bu durumda, balonlu bir teknenin  gidebileceği orsa açısı max.  olur. Pupaya  doğru döndükçe ise, balon gitgide, rüzgarüstü  ıskotası çekilmek kaydı ile rüzgarüstüne taşınmalı, böylece balonu mümkün olduğu kadar arka taraftan gelen  direkt rüzgarla buluşturmalıyız. Teknenin orsacılığı geniş seyirlerde önemsiz olduğundan hatta ve hatta bunun yanı  sıra, balonun rüzgarüstüne çekikliği teknenin ne kadar iğnecik gidebildiğini  belirlediğinden (sabit kontrada max. pupa açısı), pupada rüzgarüstü ıskotası, gönder  omurga hattıyla yaklaşık olarak 120 derecelik açı yapana kadar çekilir.

-Ara bilgi: Gönderler  bir sistem dahilinde kontrol edilmektedir. Bu sisteme de ?baskı sistemi?  denmektedir. Buradaki  amaç, balonun rüzgarüstü yakasının ne kadar yukarıda veya aşağıda olacağını ayarlamaktır. Bu, yatlarda gönderin direğe monte olduğu noktanın aşağı yukarı hareketli  olmasıyla sağlanırken, gönderin tam ortasına bağlı bir iple dikey yönde aşağı ya da yukarı çekilmesi  ile oluşan baskı düzeneğidir.

Balon baskısı iki bölümden oluşur, gönderin üzerinde kalan mandar sistemi kısmı, üst baskı (gönderi havaya kaldırmaya  yarayan), gönderin altında kalan, onu aşağıya çekmeye yarayan ve aynı zamanda ani sert rüzgarlarda gönderin kendiliğinden havaya kalkmasını da engelleyen, onu kontrol eden alt baskıdır.

Rüzgarın  şiddetine ve seyirlere göre ayarı:

En genel çerçevede, pupadan dar apaza doğru  gidildikçe gönderin gitgide kaldırılması gerektiğini görürüz. Bunun sebebi ise, özellikle iyice dar  apaza yaklaştıkça, gönderin ucunun kaldırılması sonucu balon (yani üzerindeki ağırlık merkezi) teknenin arka tarafına doğru taşınacağından, teknenin orsa açısının daraltılabilmesi imkanıdır.

Unutmayalım ki eğer balonlu bir seyir halindeysek, balon bizim orsa açımızı kısıtlayacaktır, ama iyi bir trimle, hem orsa  açımızı nispeten daha da iyi yapabilir, hem de  balonun getirdiği extra  hızdan faydalanabiliriz.

  • Hafif havada, gönder balonu aşağıya çekmesin, balonun kendiliğinden dolması kolaylaşsın diye gönderin ucu her daim kalkık kullanılır.
  • Orta kuvvetteki havalarda ise böyle bir sıkıntı olmadığından ötürü, balonun max. alanını kullanmak amacıyla, gönderin ucu daha aşağıda kullanılarak, tor ve kavis azaltılır, yüzey  arttırılır.
  • Sert kuvvetteki havalarda ise balonda biriken rüzgar miktarı  eğer tehlikeli boyutlara ulaşıyorsa, üzerinde biriken kuvveti alan ayarıyla değiştirebileceğimizden ötürü, gönderi  kaldırarak alanı azaltabiliriz.

(Hatırlatma: orta havadan fırtınaya ve çok hafif havaya  doğru gittiğimizde, trimler gitgide birbirine benzeyecektir.)

Dalgalara göre ayarı:

Dalgalar özellikle rüzgar sert olduğunda ortaya çıktıklarından, sert  rüzgarda en belirgin olarak da pupada teknenin pruvası zaten suya doğru saplanma eğiliminde olduğundan ve de dalgaların da bunu kolaylaştırıcı etkenler olmalarından ötürü, gönder diğer  zamanlara göre daha kalkık kullanılacaktır ki böylece balonun ağırlık merkezi yukarıya  kalksın, teknenin pruvasını da  yukarıya kaldırarak adeta hafifletsin, böylece de teknemiz  dalgalara çarpmaktan kurtularak hızından bir şeyler yitirmesin.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Balon (Spinnaker) Nedir?

!!!: Bu doküman Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı sporcularının 2 yıldız kursu boyunca balonla seyirlerde  pratik eğitim ön açıklaması olacak  şekilde hazırlanmıştır. Bu doküman, tamamen pratik tecrübeler sonucu kağıda dökülmüş olup, zaman içinde sporcunun tecrübesini artırıp yeni teknikler bulabilmesi ve bu dokümana  eklemeler yapması imkanını verir. Sporcunun  denize çıkış saatleri kısıtlı olacağından, kendisine has teknikler  geliştirmesi zaman alacaktır. Bu nedenle dokümanın hazırlanış amacı, balon kullanmanın inceliklerini en baştan sporcuya göstermek ve nispeten kısa zamanda tekniğini geliştirmesini sağlamaktır.

Dokümanın içerdiği tekniklerin hepsi, özellikle hiç balon kullanmamış sporcular  tarafından kolayca  anlaşılamayabilir. Bu nedenle içeriğin her denize çıkış öncesi ve sonrası tekrarlanması ve her antreman sırasında  bu bilgilerden bir kısmını referans alarak kendini geliştirmeye çalışması tavsiye edilir.


Balon (Spinnaker) Nedir?

Balon, çift yelkenli (flok + anayelken) teknelerde, ağırlıklı olarak  geniş seyirlerde kullanılan (pupa ve geniş apaz) , derin  torlu, kavisli,  özünde üçgen şekline sahip bir yelken çeşididir.

Balonlar yatlarda  balon trimcisi tarafından kullanılır ve bowman, pitman ve vinççiler tarafından kullanılmasına yardım edilir. Ufak  teknelerde ve centerboardlarda tek başına flokçu kullanabilir.

Teknelere göre  farklılık göstermesine örnek verecek olursak,  centreboard dediğimiz hareketli salmalı yarış teknelerinde balon  anayelken ve flok basılıyken ve de, dar apazdan pupaya kadar olan geniş bir yelpazede kullanılırken, yatlarda balonun  flok indirilmesi kaydıyla  basıldığını ve de geniş apaz ve pupa seyirlerinde kullanıldığını görürüz.  Yatlarda dar apaz ve  apaz seyirlerinde kullanılmamasının en büyük  sebebi ise, alanının büyük olmasından ötürü, üzerinde biriktirdiği aşırı kuvvet nedeniyle teknenin broşa girmesine (genelde sert rüzgarlarda, teknenin aniden rüzgar  altına yatması ve de orsalaması sonucu, suya çakılması) yol açmasıdır. Bir diğer faktör de, şeklen pupaya daha uygun oluşundan ötürü,  flokun dar seyirlerde balondan çok daha iyi performans veriyor  oluşudur.

Balonların kullanım alanları balonun kendi şekline ve cinsine göre de değişir.   Geniş seyirler için omuzlu (üçgenin dikdörtgene daha çok yaklaşmış hali)  ?Simetrik? balonlar tercih edilirken, dar seyirlerde, balonla gidilebilecek açıyı daraltabilmek için ?Asimetrik? balonlar (üçgen şekline daha yakın, tek köşesi teknenin pruvasına sabitlenerek kullanılanlar) tercih edilmektedir.   ?Jennaker? denilen nispeten daha da az torlu, daha da üçgenimsi balon ise en dar orsa açısını yakalayabilmek ve süratli gidebilmek için, özellikle çift omurgalı ve de pruva gönderli (catamaran, tornado, 49er) teknelerde kullanılan tiptir.

Balonun Kumaşı, Kalınlığı

Bir balonun kumaşını belirleyen çeşitli faktörler vardır. Bunlardan birincisi balonun fiziksel yapısı (alanı, derinliği, ağırlık merkezi)  diğeri ise kullanılacağı rüzgar  şiddetidir. Büyük teknelerin, balonları da büyük olacağından, bu balonlar üzerinde birikecek rüzgar gücü de fazla olacaktır, buna bağlı olarak  da, bu balonların yapımında kullanılacak olan  kumaş nispeten daha sağlam örgülü, daha kalın bir  kumaş olacaktır. Fakat her teknenin balon takımını da kendi içinde düşünecek olursak, bir teknenin hafif rüzgarda ince kumaşlı, sert  havalarda ise kalın kumaşlı balonu kullanacağı sonucuna varırız.  Bunun sebebi ise, hafif havada kalın kumaşlı balonun daha ağır olduğundan, kendi kendisini söndürme eğiliminin artırması ve de doldurulmasını zorlaştırmasıdır. Buna paralel  olarak, sert rüzgarlarda, ince kumaşlı balonların daha kolay yıpranarak parçalanacak olabilmesinden ve de ince kumaşı yüzünden  geçirgenliğinin de fazla olması nedeniyle daha az verimli olacağından söz edebiliriz.

Balon İskotaları (Guy ve Sheet)

Bir balonun teknede donatılmış hali temel olarak şu şekildedir:

Balonun yaka dediğimiz, iplerin bağlandığı 3 tane ucu vardır. Bu  uçları kabaca, ikizkenar bir üçgenin 3 köşesi olarak düşünebiliriz. Bu üçgenin üst köşesine bir mandar bağlanarak, direğin muhtelif  yüksekliğine çekilmektedir. Diğer iki yakasına ise Balon Iskotaları bağlanmaktadır. Küçük teknelerde bu tek bir ipin iki ucu olurken, büyük teknelerde, rüzgaraltı (sheet) ve rüzgarüstü (guy) ıskotası olarak iki  farklı ip kullanılmaktadır. Bu iskotalar teknenin donanımına göre farklılık gösterecek  şekilde muhtelif makaralardan geçecektir. Böylece balonumuzu donatmış olduk. Balonumuz tepeden direğe alt taraftan da ıskotalarla teknedeki ekipman veya ekibe sabitlenmiş durumdadır.

Shut Sistemi:

Bazı teknelerde (léquip, catamaran, tornado, 49er vb…) kullanılan, balonu  daha kolay ve hızlı basıp indirmeye yarayan bir sistemdir. Bundaki fark, balon mandarının balonun  dikey simetrisi üzerinde bulunan birkaç matafyondan da geçerek, balon indirilirken balonun kendi  kendisini toplayarak, tekne güvertesindeki yuvasına yerleşmesidir.

Shut sistemi olmayan teknelerde, balonun ?tıkıldığı?  bir torba ya da başka bir yer mevcuttur, balon basılı değilken ya da kullanılmazken burada muhafaza edilir.

Balonun Basılması

Balon yuvasında donatılı haldeyken (ıskotaları ve mandarı bağlı), muhtelif bir sistemle balon mandarının  çekilmesi, dolayısıyla balonun üst yakasının yukarıya yükselmesi ve de en  sonunda mandarın geçtiği makaraya  yapışmasıdır. Böylece Balonu basmış olduk. Şimdi yapmamız  gereken ise balonu kullanmak!  Balonu kullanmamız için bize gerekenler ?barbuholer sistemi? ve de ?balon gönderi?dir.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Dikkat Edilmesi Gereken Trim Detayları

Ana yelken ıskotası – Arabası bağıntısı (Orsa):

Çok hafif havalar dışında ana yelkenimiz her zaman güç ile dolacağından ötürü, teknemiz yatana kadar ıskotayı almamız gereken en son noktaya kadar alırız. Fakat hafif havalarda ıskotayı sonuna kadar almak yelkenlerimizi kasıp, güngörmezini kapatacağından ötürü, bu istemediğimiz durumdan kurtulmak için ıskotamızı biraz boşlarız.

Fakat ıskotamızı boşlamak bize istediğimiz yelken formunu verirken, bumbamızın omurga hattı ile yapacağı açıyı arttıracağından bize orsa derecesi kaybı olarak geri dönecektir, bunu engellemek için de, arabayı (yani bumbayı) rüzgar üstüne çekeriz ki, açık bir güngörmezle hızlı, doğru yelken açısıyla da orsacı gitmeyi başarabilelim.

Dikkat edilecekler:

  • Rüzgarın yelkene geliş açısı
  • Güngörmezin açık- kapalılık durumu

Pupa palangası:

Hafif havada orsa giderken asla alınmamalı !
Rüzgar estikçe daha fazla alınmalı !

Apazlarda, tekne düz giderken kafasını açmasına sebep olmayacak kadar çok alınık, orsalamasına sebep olmayacak kadar az alınık olmalıdır. (Sebebi alındıkça yelkendeki yük miktarının artmasıdır)

Pupada ise direkle yaptığı açı 90 derece olacaktır ki, fazla boş olup knock down yememize sebep olmasın, ya da fazla geri olup bize broş yedirtmesin.

Dikkat edilecekler:

  • Direk- bumba açısı
  • Ana Yelken üzerine binen yük
  • Güngörmez biçimi

Ana yelken iskota Arabası:

Rüzgar üstüne çekildikçe teknemiz daha orsacı gidebilecektir (teknenin dizaynına bağlı olarak, yelkenimiz omurga hattına yaklaştıkça) Bununla beraber yelkenin orsa yükünü de arttıracağından, tekneyi doğrultabildiğimiz havalara kadar rüzgarüstüne alınık, daha sert koşullarda ise nispeten bırakılı olmalıdır.

Dikkat edilecekler:

  • Rüzgarın yelkene geliş açısı
  • Güngörmezin açık- kapalılık durumu

Arka Yaka (anayelken) :

Hafif havada, yelkenin formuna çok tor vermemek için alınmalıdır. Özellikle çok hafif havalarda yelkenin üzerindeki rüzgarın sürekli kayması için yelkenin dümdüz olması sağlanmalıdır.

Çok sert havalarda ve fırtınalarda da, yelkene çok yük binmemesi amacıyla arka yaka alınmalı ve yelken düz hale getirilmelidir.

Orta kuvvetli havalarda ise yelkene tor verilmelidir. Yelken üzerinden kayan rüzgar türbülans yaratmayıncaya kadar, yelkene tor verilmesi tercih edilir.

?Arka yaka ayarına yelkenin gaz pedalı diyebiliriz.?

Dikkat edilecekler:

  • Havanın sertlik durumu
  • Teknenin yatma açısı (teknenin tartılabilirliği)
  • Yelkenin arkasında bulunan tüyler
  • Tor miktarı

Kaningam (anayelken) :

Hafif havada, yelkenin form esnekliğini bozmamak açısından alınmamalıdır. Direk ortalarından başlayıp bumbanın bitimine doğru olan doğrultudaki potlar, çok uzun ve çakışan (zararlı pot) olmadıktan sonra, kısa boylu ve paralel potlar, yelkenimizde bulunması gereken potlar olup, bunların ?yelkenin şeklini bozuyor? düşüncesiyle ortadan kaldırılması için kaningamı çekmek, büyük bir hatadır.

Kaningam rüzgar sertledikçe, giderek daha da çok çekilmelidir.

Dikkat edilecekler:

  • Ana yelken üzerinde, ön tarafta meydana gelen potlar
  • Ana yelkenin ön tarafında tor miktarı

Ana yelken ıskotasının kullanımı (centerboard):

Her dümencinin stiline göre değişiklikler gösterir. Bu konu üzerinde tecrübe kazandıkça beceri elde edeceğiniz kesin.

Flok (Cenova) arabası:

Boyutları ve ayardaki tesiri ufak görünse de, flok arabası için yelkenli teknenin orsa verimini belirleyen ana faktördür demek yanlış olmayacaktır.

Flok arabası floğun güngörmez gerginliğini, floğun toru ile birlikte belirlerken, bunu flok ıskotası tansiyonunun dikey bileşenini ayarlamak ile yapar. Bu ayar ile ilgili bilgi, yelken trimi tablosunda mevcuttur.

  • Tekneyi tartamadığımız durumlarda floktaki toru azaltmak istiyorsak, arabayı en arkaya alırız.
  • Floğun üst kısmında tor yaratmak istiyorsak, uygun bir pozisyona kadar arabayı öne alırız.

Dikkat edilecekler:

  • Flok üzerindeki yükler
  • Floğun üst ve altındaki tüyler ve tor farkları

Flok ıskotasının kullanımı (centerboard):

Flok ıskotası ana yelken ıskotası gibi, sürüş sırasında teknik amaçlı, hareketli olarak kullanılmaz, temel olan çeşitli koşullarda, floğu doğru pozisyon ve şekil olarak ayarlayıp, ıskotayı sabitlememizdir.

Hafif havalarda, flok ıskotasının ne kadar alınması gerektiği formuna gözle bakılarak ayarlanır, çünkü koşullar hassas, ve floğun her zamankinden daha az çekili olması çok daha önemlidir.

Flok iskotasıyla seyir sırasında fazla oynamamaya dikkat etmeliyiz.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Apaz Seyir Ayarları

Orsa seyrinde rüzgarın gelme açısı nedeniyle, kuvvetin çoğunun tekneyi ileri götürmek yerine yana yatırmaya harcanması (bayılma) rüzgardan tam verimle faydalanılamaması anlamına gelmektedir. Apaz seyirde ise rüzgarın yürütücü etkisi ile bayma etkisi hemen hemen eşit olduğundan tekne oldukça süratlenir.

Apaz seyirde yelkenler biraz boslanmalı, ekip dengeli oturmalıdır.

Pupa Seyri ve Ayı Bacağı Kavramı

Pupa seyri, rüzgarın tam arkadan geldiği seyir tipidir. Yelkenler mümkün olduğunca boşlanmalı, kavislendirilmelidir. Ekip üyeleri de iskele ve sancağa dengeli olarak oturmalıdır. Rüzgar arkadan geldiği sürece, teknenin başı suya gömüleceğinden, ekibin arka tarafa yaklaşması hız üzerinde olumlu etki edecektir.

Ayı Bacağı

Rüzgar tam arkadan geldiğinde, anayelken, cenovanın rüzgarını keser ve onu işlevsiz hale getirir. Bu durumdan kurtulmak için cenova ters kontraya basılır. Böylelikle, rüzgar tarafından doldurulan yelken alanı artar ve tekne hızlanır. Ayı bacağı seyri hızlı olmasına rağmen dikkat gerektiren ve zor bir seyirdir. Dümenci rüzgar ile olan açısını düşürdüğünde, cenova tersten dolmaya başlar ve söner. Dümenci rüzgar ile olan açısını büyüttüğünde ise tekne istemsiz kavança atabilir.

İstemsiz Kavança

Pupa seyrinde yelken yapmak, ip üstünde yürümeye benzer. Rüzgara 170 ? 180 derece açı ile giderken rüzgarda olusabilecek küçük bir değişim veya dümencinin dalgınlık sonucu tekneyi 180 derecenin de ötesine kaydırması, veya teknenin dengesini bozacak bir dalga, anayelkenin tersten dolmasına ve istemsiz kavança atılmasına sebep olabilir.

İstemsiz kavança atılması, anayelken bumbasının bir anda kontra değiştirmesine sebep olacaktır. Bu olay,

  • O sırada havuzlukta olan ekip üyelerine,
  • Sert hareket sonucu hareketli ve hareketsiz donanıma, zarar verebilir.

İstemsiz kavança tehlikesi nedeniyle pupa seyrinde dümenci dikkatli bir şekilde rüzgarın durumunu kontrol etmelidir.

www.su-sail.org alıntıdır.

Orsa Seyri

Yelkenli tekneler rüzgarın geldiği yöne doğrudan ulaşamazlar. Yelkenler rüzgarla dolmaz, tıpkı direkte sallanan bir bayrak gibi sallanır ve ses çıkarırlar. Ancak rüzgar 45 dereceden daha büyük bir açıyla geliyorsa, yelkenli tekneler yol alabilir. İşte rüzgara en dar açılarla yapılan bu seyre, ?orsa seyri? denir. Bu seyirde tüm yelkenler olabildiğince gergin duruma getirilir. Varsa genoa arabaları geri alınır, Anayelken ve cenoa iskotaları olabildiğince alınır. Ancak özellikle hafif havada, yelkenlerin rüzgar yakalayabilmesi için tüm yelkenler biraz boşlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, fazla kasılmış bir yelken tıpkı fazla boş bir yelken kadar verimsizdir. Rüzgar gelme açısı büyüdükçe yelkenler de paralel olarak boşlanır.

Orsa seyrinde tekne üzerinde büyük bir bayılma kuvveti olusturur, tekne yana yatar. Bu nedenle özellikle hafif teknelerde, orsa seyrinde ekibin ve ağırlıkların yeri önemlidir. Tüm ekip ve ağırlıkların teknenin yattığı yönün tersinde (rüzgarüstünde) durması hatta mümkünse trapez yapılması gerekir.

Orsa seyrinde anayelken ve floğun mümkün olduğunca gergin olması gerekir. Ancak tekne çok fazla yatıyor, dümen kontrolü zorlaşıyorsa anayelken bir miktar boşlanabilir. Özellikle bol sağanaklı denizlerde anayelkencinin çok dikkatli davranması ve sağanağa girmeden biraz önce anayelken iskotasını bir miktar boşlaması gerkemektedir. Aynı şekilde, sağanaktan çıktığında anayelkeni tekrar kasmalıdır. Orsa seyri anayelkenci ve dümenci arasında maksimum koordinasyon gerektiren, oldukça zahmetli, bir o kadar da keyifli bir seyirdir.

Yelkenli Tekneler ve Donanımları

Asıl Tekne

Asıl tekne, adından da anlaşılacağı üzere teknenin üzerindeki tüm donanımdan arındırılmış kabuğa verilen isimdir. Ahşap, fiberglas, metal hatta betondan imal edilebilir. Görevi tekneyi yüzdürmektir.

Teknenin yanlarında, suya dik olan kısımlara borda denir. Bordalar teknenin önüne doğru birleşerek baş bodoslamayı oluştururlar. Baş bodoslamanın görevi, suyu yararak hidrodinamik kuvvetleri minimuma indirmektir. Teknenin arkasında ise bordalar ?ayna? adı verilen başka bir plaka ile birleştirilir. Küçük teknelerde buraya dıştan takma motorlar takılabilir.

Bordaların üzerindeki kısma genel olarak güverte denir. Yelken direğinin gerisinde yelken kontrol donanımı ve mürettebat için yapılmış bir bölme vardır. Bu bölüme havuzluk denir.

Havuzluk ile bordanın arasındaki güverte uzantılarına ise küpeşte denir. İlk bakışta karışık gelen bu ifadeler aşağıdaki şekilde daha açıkça anlaşılmaktadır.

A. Tekne Donanımı

1. Salma

Modern bir yelkenli teknenin vazgeçilmez parçası ?Salma?dır. Temel olarak su altında bulunan bir ağırlık olan salma sayesinde tekneler rüzgara karsı dar açılarla gidebilmektedir. Genel olarak salmaları ikiye ayırabiliriz.

Haraketli Salmalar
Genellikle sportif amaçla tasarlanan centerboard sınıfı teknelerde bulunur. Kullanıcı salmayı değisik seyirlerde indirip – kaldırabilir veya belirli ölçülerle açısını değiştirebilir. Genellikle oldukça hafif olan bu salmalar el ile kontrol edilirler.

Sabit Salmalar
Eğitim teknelerimizde ve yatlarda sabit salmalar kullanılır. Bu salmalar oldukça ağırdırlar ve teknenin gövdesine monte edilmişlerdir. Genellikle kurşun ve benzeri metallerden yapılırlar.

Salmalar ağırlaştıkça teknenin dengesi atracak, buna karşın ağırlığı da artacağı için hantallaacaktır.

2. Dümen

Dümen, suyu değisik açılarda keserek tekneye yön verir. Küçük teknelerde ?yeke? tip dümenler kullanılırken, büyük teknelerde dümene çok yük bindiğinden yeke yerine ?dolap? dümen kullanılmaktadır.  Dümen kendi içinde birkaç parçadan oluşur.

Dümen Palası, suyun altında kalan büyük yassı parçadır. Suyu kestiği açıya göre tekne yön değistirir. Dümen palasının üst ucuna bağlanan çubuğun adı ?yeke?dir. ?yeke?, dümenci tarafından oynatılarak palaya yön verir. Birçok teknede yekeyi daha rahat kontrol edebilmek için yekenin ucuna ikinci bir çubuk takılır. Bunun adı uzatma (extension) dır.

Tekne yekenin ters yönüne doğru manevra yapar.

B. Güverte Donanımı

Güverte üzerinde bulunan donanımların tümüdür. Kurtağzı, koçboynuzu, vinç, cemkilit ve benzeri parçalardır.

1. Koç Boynuzu


Üzerine halat dolamaya yarayan, metal parçadır. Güverte üzerinde bulunur, tekne karaya bağlanırken kullanılır.

2. Kurtağızı

Koçboynuzuna dolanan ipe yön vermek için kullanılır. Tekne bağlanırken ipin direk olarak koç boynuzuna değil, kurtağzı aracılığıyla geçirilmesinde fayda vardır.

3. Cem Kilit

Cem kilitler, içlerinden geçirilen ipin tek yönlü kaymasını önlerler. Cem kilitten ipi çıkarmak için biraz daha çekip, boşlamak veya yıkarı çekmek gerekebilir.

4. V Kilit

V kilitler, oldukça basittirler. Cem kilitlerle aynı vazifeyi görürler ancak kullanımları daha zordur. Yük altında bazen sıkışabilirler, ipi aşındırabilirler. Bu nedenle cenova arabalarının kontrolü gibi daha az yük uyugulanan alanlarda kullanılırlar.

5. Liftin

Liftinler, tekne üzerinde bulunan telleri gerginleştirip, boşlamada kullanılırlar.

6. Vinç

Vinçler, küçük teknelerde bulunmaz. Küçük teknelerde iskota ve mandarlar genellikle elle alınabilecek kadar hafiftir. Yelken alanı büyüdükçe mandar ve iskotalara binen yük de arttığındani büyük teknelerde vinçler bulunur.

C. Direk ve Direk Destek Parçaları

Teknenin gövedesine bağlı, yelkenlerin havada durmasını sağlayan parçaya direk denir. Tahtadan, metalden veya kompozit materyallerden yapılabilir. Yelkenler güçlerinin önemli bir kısmını bu direğe iletirler. Direğin bu güçler karşısında formunu koruyabilmesi için direk bazı sistemlerle desteklenir. Bu sistemleri şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Çarmıhlar

Çarmıhlar direğin sağına ve soluna konan yatay çubuklardır. Yelken direği yükseldikçe bu çarmıhların sayısı da artar. Bu çarmıhlar çeşitli tellerle gövdeye bağlanırlar ve gerilip gevşetilebilirler. Direğin sağa- sola doğru esnemesini önleyen temel sistem budur.

Son 15 yılda üretilen çoğu teknenin çarmıhları az da olsa geriye doğru bükümlüdür. Bu sayede direğin öne esnemesini önlemede yardımcı olurlar. Daha eski teknelerde bu iş için ?runner? isimli ek destek telleri kullanılırdı.

2. Istıralyalar

Istıralyalar teknenin başından ve kıçından çıkıp direğin üst kısmına bağlanan tellerdir. Bu teller direğin öne veya arkaya bükülmesini engellerler. Baş bodoslamadan direğe bağlı olana Baş Istıralya, Aynalıktan direğe bağlı olana ise kıç ıstıralya denir. İleri seviye yelkenciler, ıstıralyaların gerginliği ile oynayarak direği ileri veya geri büker, bu sayede yelkenin daha iyi rüzgar yakalamasını sağlarlar. Istıralya ayarları özellikle sert havada çok hassastır. Gereğinden fazla kasılmış veya gereğinden gevşek teller direğe fazladan yük bindirip direğe zarar verebilir.

D. Yelken

Yelken bir çarşaf değildir. Çarşaflar düz ve iki boyutlu nesnelerken, yelkenler 3 boyutlu ve tıpkı uçak kanatları gibi hava akımını sağlayabilecek şekilde eğimlidirler. Yelkeni yere serdiğinizde, çarşaf gibi düz olmadığını, katlandığını ve buruştuğunu görebilirsiniz.

Yelken kumaşları özeldir. En basit yelken kumaşı bile yüksek gerilime ve kötü hava şartlarına dayanacak şekilde yapılır. Gezi teknelerinde genellikle ?Dakron? dan yapılan yelkenler kullanılır. Yarış teknelerinde kullanılan Tape Drive, Kevlar gibi üst sınıf malzemelerle üretilen yelkenler daha hafif ve daha dayanıklı olurlar. Materyal ne olursa olsun, tüm yelken kumaşları güneşe karşı çok hassastır. Kullanılmadıkları zaman mutlaka örtülmelidirler.

Anayelken

Anayelken, direğin gerisinde, bir yakası direğe, diğer yakası bumba ucuna bağlı yelkendir. Teknenin dengesinin kontrolünde önemli görev yapar.

Cenova (Flok)

Cenova yelken, direğin ön kısmında ve bir yakası baş ıstıralyaya bağlı şekilde çalışır. Genova yelkene Flok da denir. Kabaca eğer yelken direğin gerisine ulaşamayacak boyuttaysa flok denir.

Balon

Bu iki yelkene ek olarak, baş ıstıralyanın da önünde açılan üçüncü tip yelkene ?balon? yelken denir. Asimetrik, Simetrik ve değisik kalınlık ve kesimlerde olan bu yelken başlı başına bir eğitim konusudur.

Yelken Yakaları

Yelkenin üç kösesi aşağıdaki gibi adlandırılır:

Mandar Yakası (Head)

Mandar ipinin bağlandığı, yelkeni yukarı basmaya yarayan yakadır. Anayelkende bu yaka direğin en tepesine ulaşır. Cenovada ise baş ıstıralya ile direğin birleşim noktasına kadar yükselir.

Karula Yakası (Tack)

Karula yakası, yelkenin alt köşesinde bulunur. Anayelkende Bumba ile direğin birlesim noktasında iken, cenovada baş ıstıralya ile güvertenin birleşim noktasındadır.

İskota Yakası (Clew)

İskota yakası, yelkenin yönünün ve açısının ayarlandığı köşedir. Bu köşeye anayelkende arka yaka gergisi bağlanırken, cenovada iskota bağlanır. İskota yakası, cenovada özellikle önemlidir. Her kontra değişiminde, yani rüzgarın yönünün her değişişinde cenova yer değiştirmek durumundadır. Bir iskota sancak tarafa döşenirken, diğer iskota iskele tarafa döşenir. Bu nedenle iskota yakasına iki iskota bağlanır.

Yelkenin kenarları

Orsa Yakası:

Yelkenin sabit, dikey kenarıdır. Anayelkende direk boyunca, Cenovada ise bas ıstıralya boyunca uzanır.

Alt Yaka:

Karula yakası ile iskota yakası arasında kalan kenardır. Anayelkende bumba boyunca, cenova’da ise güverte boyunca uzanır.

Güngörmez Yakası:

Mandar yakası ile iskota yakası arasında kalan, serbest yakadır. Birçok trim ayarı bu yakanın durumuna göre yapılır.

Tekne Yönleri

Tekne, üzerinde birçok donanım barındıran, karmaşık ve çoğunlukla dar bir araçtır. Günlük hayatta kullandığımız, ?sağ ? sol, ön ? arka? gibi kavramlar tekne içinde anlam belirsizliği yaratırlar. Başüstünden dümenciye doğru, ?sağdan tekne geliyor? denildiğinde dümencinin aklına gelecek ilk soru, ?ona göre mi sağ yoksa bana göre mi? olacaktır. Acil bir durumda böyle bir şüphe ciddi sorunlara yol açabilir.

Bu nedenle denizciler, tekne üzerinde ayrı bir yön sistemi kullanırlar. Teknenin dev bir pusula üzerinde durduğunu düşünelim.

Teknenin kuzey ? güney hattına ?kemere hattı? denir.
Teknenin önü (kuzey) ?Baş?,
Teknenin arkası (güney) ?Kıç?
Teknenin sağı (doğu) ?Sancak?
Teknenin solu (batı) ?İskele?
Tüm ara yönler ise ?Omuzluk? olarak adlandırılır. (Sancak kıç omuzluk gibi…)

Tekne nereye gidiyor, teknede kim ne yöne bakıyor olursa olsun, bu terimler kullanıldığı sürece anlam bulanıklığı yaşanmaz.

Yazılar www.su-sail.org sitesinden alıntıdır.