Etiket arşivi: boğaz

Deniz Akıntıları

Akıntılar dikey ve yatay yönlü periyodik veya periyodik olmayan su hareketleridir. Akıntıların değişik oluşum sebepleri vardır. Bunları 5 ana grupta toplayabiliriz.

1- Rüzgar Akıntıları : Yüzey akıntıları şeklinde görülür fakat  belli bir derinlikte de etkileri sürer. Yüzeydeki akıntının hızı fazla olduğu için akıntı hızına bağlıolarak yüzeyden derine doğru bir dönüş ve su sirkülasyonu oluşur.

2 – Termohalin Akıntıları : Çeşitli nedenlerle meydana gelen tuzluluk ve sıcaklık farklarının oluşturduğu akıntılardır.

3 – Boğaz Akıntıları : Boğaz ile ilişkide olan iç denizlerin, yağış buharlaşma gibi hidrolojik ve boğazın şekli, derinliği gibi coğrafik faktörlere bağlı oluşan akıntılardır. Genelde birbirine ters yönlü akıntı sistemleri şeklindedir. Marmara’da görülen akıntı sistemi bu tiptir. Bilindiği gibi Marmara’da alt katmanlarda Akdeniz, üst katmanlarda Karadeniz suyu ters yönlü olarak akmaktadır.

4 – Dalga Akıntıları : Dalgaların sahildeki kırılmalarından sonra su, kırılma hattına taşınarak kıyı boyunca bir su hareketi oluşur ve bu oluşum bir akıntı meydana getirir.

5 – Gel – Git Akıntıları : Adından da anlaşılacağı üzere gel-git sırasında oluşan veperiyodik akıntılar olup oldukça kuvvetli olabilirler. Fransa ve İngiltere’nin Manş sahillerinde bu akıntılardan elektrik elde etmek üzere kurulmuş akıntı türbinleri bulunmaktadır.

Akıntı Ölçümleri

Akıntıların incelenmesi sırasında

1- Akıntının yönü

2- Akıntının hızı dikkate alınır. Akıntının yönü ve hızını ölçmek için çeşitli araçlar geliştirilmiş olsa da bir dalış grubu için bilinmeyen bir bölgedeki akıntı tayini şöyle yapılabilir;

Deniz akıntılarının hızı genellikle metre / saniye ya da deniz mili / knot olarak ifade edilir. 1knot 0.5 m / sn’dir ve ” X mil akıntı var ” şeklinde ifade edilir.

Akıntı Ölçümü için Langrangian Metodu :

Bir cisim ya da maddenin su içindeki hareketinin incelenmesi yöntemine dayanır. En basit yöntem yoğunluğu sudan hafif bir cismi suya atarak katettiği mesafenin tahmini ile hız tesbitidir. İkinci bir yöntem ise kuvvetli bir boya olan Rhodamin – B maddesinin suya atılıp yayılımının incelenmesidir. Bu yöntemle bölgenin akıntı haritası dahi çıkarılabilir. Dalgalı bir denizde eğer kıyıdan giriliyorsa dalış kıyıdan başlamalı ve yüzeyden geri dönülmelidir.

Türkiye’de Akıntılar

Akdeniz buharlaşmadan dolayı kaybettiği su miktarının ancak üçte birini, buraya akan nehirlerden temin eder. Geri kalanı Atlantik’ten giren büyük ölçüdeki su kütlesidir. Buna bir miktar Karadeniz’den Boğazlar yoluyla gelen su da ilave olur. Cebelitarık Boğazı’ndan giren bu satıh akıntısı, tüm Afrika sahili boyunca, günde 13 ila 16 mil civarı bir süratle doğu yönünde akar. Mısır’dan sonra İsrail, Lübnan sahillerini takiben kuzeye döner, kuvveti de azalır.

Anadolu’nun güney yakası boyunca, batıya doğru hafif, hafif akar, sahilin coğrafyasına uyup Ege kıyılarında kuzeye döner. Kuzeye çıkan akıntı, Çandarlı körfezi önlerinde batıya yönelir, Çanakkale’den inen akıntı ile birleşip Ege’nin batı tarafında, güneybatı yönünde, Mora yarımadasının altına kadar iner. Burada akıntının bir kısmı Adriyatik’e çıkar, diğeri yine Afrika sahillerindeki akıntıya karışır ve böylece Doğu Akdeniz’de saat yelkovanının aksi yönünde dönen bir iç akıntı oluşur.

Bu genel akıntı bazı geniş körfezler içinde veya adalar arasında, daha değişik ve sahili takip eden yönlere döner. Kuvvetli rüzgarlar, bilhassa uzun süreli güney ve kuzey fırtınaları, bu akıntının hem yönünü, hem süratini büyük ölçüde etkiler.

Kuzey fırtınalarında, orta ve bilhassa Batı Ege’de akıntılar, güney ve güneybatı yönde epey süratli akar (İkaria ile Mikonos Adaları arası veya Kafirevs Boğazında olduğu gibi). Bu hallerde, sahillerimiz boyunca kuzeye çıkan akıntı durur veya çok hafifler. Ona mukabil ekimden marta kadar esen kuvvetli güney fırtınaları, kuzey yönlü akıntıyı kuvvetlendirir. Hatta Kuzey Ege’ye yığılan denizler, Çanakkale boğazında güneye akan normal satıh akıntısını durdurup, tersine bile döndürür. Hava kırılınca, Kuzey Ege’de biriken bu su, güneye doğru daha kuvvetli akar. Buharlaşma sonucu, tuz miktarı ve yoğunluğu artan su, dibe iner ve bir kısmı Cebelitarık’tan Atlantik’e, diğeri de Çanakkale’den Karadeniz’e ters dip akıntısı olarak çıkar.

WOW Cap İstanbul 2010 Sona Erdi

Akdeniz?de düzenlenen en büyük solo yelken yarışı WOW Cap İstanbul 2010’da yarışan 26 tekne, İstanbul Boğazı’nda gösteri yarışında mücadele etti.

Boğaz’daki gerçekleşen yelken şöleninde Cercle Vert takımından Gildas Morvan birinciliği göğüsledi. ROFF/Tempo takımından Francisco Lobato ikinci, Skipper Macif takımından da Eric Peron 3. sırada yer aldı. Türk yelkencisi Selim Kakış ise WOW Cap İstanbul 2010’u 7. sırada tamamladı.

Gemi trafiğine kapatılan İstanbul Boğazı?nda oluşturulan parkurda İstinye’deki yarış köyünden çıkan tekneler, Beykoz’a doğru gidip buradaki şamandıradan dönerek, Çırağan Sarayı’na doğru yöneldi. Rüzgarın yetersiz olması  Çırağan Sarayı’na inişte  yelkencileri bir hayli zorladı. Buradaki şamandıradan dönülüp Kuruçeşme’deki Galalatasaray Adası’nda yarış tamamlandı.

AB GENEL SEKRETERİ BÜYÜKELÇİ BOZKIR DA İZLEDİ

Avrupa Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi Volkan Bozkır’ın yanı sıra Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül de WOW Cap İstanbul’un Boğaz’daki gösteri yarışını tekneden takip etti. Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu ile İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Tamer Taşpınar da yarışı tekneden izleyenler arasındaydı. Yarışa davet edilenler arasında AB üyesi ülkelerin büyükelçileri de vardı. Etkinliğe katılan büyükelçilerden bazıları yarışçılarla birlikte teknelere binerek, yarış heyacanını yerinde hissetti. İsteyen basın mensupları da yarışçı teknelerinde kendine yer buldu.

WOW Cap İstanbul’un yaratıcısı ve organizasyon komitesi başkanı Cumali Varer, bu çok prestijli uluslararası etkinliğin Avrupa ve Türkiye arasında ciddi ve organik bir algısal entegrasyon yarattığını ifade ederek, şunları kaydetti:

”Tarihi kökleri çok derin bir kültürel, sosyal ve ekonomik ilişkiler haritası üzerine oturan Cap İstanbul, aynı zamanda Fransa ve Akdeniz’e kıyısı olan diğer Avrupa ülkelerinden İstanbul’a yönelen bir temel rota niteliğinde olup, önemi her geçen yıl daha da sağlamlaşan bir yapıdadır. Ülkeler ve kentler, günümüzün global şartlarında marka değerlerini artırma yolunda spor ve kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yaparak imajlarını pekiştiriyor.”