Etiket arşivi: bulut

Hava Koşulları

Yelken sporunun yapılabilmesi için teknik koşulların yanı sıra (tekne, arma, ekipman aksesuar, yelken vs.) hava koşulları da çok önemlidir. Sonuç üzerinde doğrudan etkisi, olan bu koşulların sporcular ve yöneticiler tarafından bilinip dikkatlice takip edilmesi,yarışmaların güvenliği açısından gereklidir.
Hava koşullarını gökyüzü , bulutlar ve rüzgarlar olmak üzere 3 ana başlık altındatoplayabiliriz.

A) Gökyüzü:

Gökyüzü, içerisinde bulunan bütün gök cisimlerinin hareket halinde olduğu sonsuz uzaydır. Gökyüzünün dünyadan görünümü küme yıldızlar ve gezegenler şeklindedir; fakat esas meteorolojik olaylar gökyüzünün bir parçası olup, yerküreyi çevreleyen atmosferin ilk katmanı olan Traposfer’de gözlenen bulutlar ve rüzgar havanın gidişi hakkında bize bilgi verir. Bugün halk arasında dahi bilinen bazı işaretlerle hava tahminleri yapılabilmektedir.

B) Bulutlar:

Bulut, su damlacıkları ve atmosferde asılı duran küçük buz kristalleri ya da bunların karışımından oluşan gözle görülebilir ve toprağa değmeyen kütledir. Oluşumu;genellikle yükselen nemli havanın alçak basınca ulaştığında, yoğunlaşma çekirdeği de denen mikroskobik toz ve duman taneciklerinin üstünde, çevredeki diğer moleküllerle beraber toplanması şeklindedir. Dünya meteoroloji Örgütü tarafından temel olarak görünümlerine ve yüksekliklerine göre isimlendirilen bu bulutlar 3 tabakada incelenirler:

a) Yüksek Bulutlar(5-13 km arası yüksekliklerde)
b) Orta Bulutlar (2-7 km arası yüksekliklerde)
c) Alçak Bulutlar (0-2 km arası yüksekliklerde)

a)Yüksek Bulutlar: Buz kristallerinden oluşan bulutlardır. Üç grupta toplanırlar:.
1- Cirrus
2- Cirrostratus
3- Cirrocumulus

1- Cirrus: En yüksek buluttur. Tül şeklinde görülebildiği gibi lifli ya da ipeksi beyaz iplikler ve lüleler şeklinde de görülebilir. Uçlarının dağınık olması havanın bozacağına ve gökyüzünde önemli değişiklikler olacağına işarettir.
2- Cirrostratus: Lifli görünüşlü, beyazımtırak buz kristallerinden oluşur. Gökyüzünü süt renginde bir örtü gibi kaplar. Kararlı hava işareti olup güneş ya da ayın önünde bulunduğunda hale oluşmasını sağlar.
3- Cirrocumulus: Bulut, birbirine karışmış ya da ayrı ayrı ve oldukça düzgün dizilmiş
taneler, dalgacıklar biçiminde oluşmuştur.Gölgesiz, ince beyaz örtü şeklinde görülebildiği
gibi yaygın katmanlar şeklinde de olmaktadır.

b)Orta Bulutlar: Ara bulutlar olarak da bilinir ve yağış getirirler.Tabaka şeklinde olup üçgrupta toplanırlar:

1- Altocumulus (Altokümülüs)
2- Altostratur (Altostratüs)
3- Nimbostratus (Nimbostratüs)

1-Altocumulus: Koyu krem ya da kurşuni renktedir. Su zerreciklerinden oluşan iri yumaklar şeklindeki büyük kümelerdir.Kararsız havalarda görülürler.
2- Altostratus: Gri ya da mavi renkte olup gökyüzünü tamamen bazen de kısmen kaplarlar. Su damlacıklarından oluşmuşlardır. Yer yer güneşi buzlu camdan bakıyormuşçasına gösteren ince tabakaları vardır. Orta tabakada incelenmesine rağmen tepeleri üst tabakaya ulaşır.
3-Nimbostratus: Gün boyu ya da uzun süreli yağışları getiren ve güneşi bütünüyle örten bir orta tabaka bulut türüdür. Karanlık, dağınık görünüşlü, çoğunlukla kahverengi yağmur ve kar bulutlarıdır.

c) Alçak Bulutlar: Yeryüzüne en yakın bulutlar olup küme şeklindedirler. 4 çeşit alçak
bulut vardır:
1- Stracumulus (Strakümülüs)
2- Stratus (Stratüs)
3- Cumulus (Kümülüs)
4- Cumulonimbus

1-Stracumulus : Büyük yumaklar şeklinde olup dağınık haldedirler. Kışın birbirinden ayrı olarak bütün göğü kaplarlar; fakat yağmur getirmezler. Renkleri gri ve beyazımtıraktır.
2- Stratus: Kalın tabaka şeklinde ve gri renkte olup çisenti, buz kristalleri ya da kar
taneleri getirebilen bulutlardır.
3-Cumulus: Karnabahar görünümünde, hacimli belirgin hatları olan, tomurcuklu, tabanları yatay ve koyu kurşuni renkte dikine yükselen bulutlardır. Kararsızlığa dönük hava belirtisi olup tabanı alt tabakada, tepsi üst ya da orta tabakadadır.
4- Cumulonimbus: Çoğunlukla fırtına ya da tornada(kasırga)ile birlikte sağnak, kar ya da doluya eşlik ederler. Örs biçiminde olan bulutun üst bölümü lifli, düzgün ya da yassıdır. Ağır ve yoğun olan bulutun rengi genellikle koyudur.

C)Rüzgarlar:

Rüzgar, atmosferin yeryüzüne yakın kesimlerinde bir hava kütlesi içinde olmak üzere yer alan kısa mesafeli hava akımıdır. Yerkürede ve atmosferdeki sıcaklık farklılıkları rüzgar oluşumunu sağlar. Yerin kendi çevresi etrafında dönmesi, sürtünme ve merkezkaç kuvveti ise rüzgarın yönünü belirler. Yelkenli tekne yarışlarında rüzgar, hızı ve yönüyle sonucu etkileyen önemli bir unsurdur.
Hava akımının ölçeğine ve etkiledikleri bölgenin büyüklüğüne göre rüzgarlar ikiye ayrılır:

1- Genel Dolanım Rüzgarları
2- Yerel Rüzgarlar

1-Genel Dolanım Rüzgarları: Ekvator ile kutuplar arasındaki sıcaklık değişimi ve bunun neden olduğu basınç farkından kaynaklanır. Alize rüzgarları ve batı rüzgarları bu gruba dahildirler.

2-Yerel Rüzgarlar: Genel dolanım rüzgarlarından daha dar alanlarda, yerel basın koşulları sonucunda oluşan rüzgarlara denir. Yüzey şekilleri bu tür rüzgarın hızı ve şiddeti üzerinde büyük rol oynar. Yerel rüzgarlar iki gruba ayrılır:

a)Sıcak Yerel Rüzgarlar
b)Soğuk Yerel Rüzgarlar

a- Sıcak Yerel Rüzgarlar: En tanınmış sıcak yerel rüzgarlar; Alpler’in kuzey yamaçlarında ve eteklerinde etkili olan FÖN, Büyük Sahra’nın kuzeyinden Cezayir, Tunus, İspanya ve İtalya kıyılarına doğru esen SİROKO ile Mısır ve Libya’da çöllerden kıyılara doğru esen HAMSİN’dir.
b- Soğuk Yerel Rüzgarlar: En tanınmış soğuk yerel rüzgarlar; Fransa’da kuzeybatıdan eserek Rhône Vadisi’nde şiddetlenen MISTRALL, Adriya Denizi’nin Dalmaçya kıyılarına kuzeydoğudan Aşağı Tuna Ovaları’na esen KRIVETZ’tir.
Bunların dışında Hindistan’ın güney, Avustarlya’nın batı sahillerinde deniz ve kara arasındaki mevsimlik ısı farklarından oluşan” MUSON” rüzgarları ve yaz aylarında kıyılarımızda günlük sıcaklık farkından dolayı oluşan “MELTEM” adlı hafif rüzgarlarda vardır.

Türkiye’de rüzgar yönlerinin yerel adları kullanılmaktadır.Marmara Havzası’nda:
1- Kuzeyden esen rüzgara YILDIZ,
2- Kuzeydoğudan esen rüzgara POYRAZ,
3- Doğudan esen rüzgara DOĞU ya da GÜNDOĞUSU,
4- Güneydoğudan esen rüzgara KEŞİŞLEME,
5- Güneyden esen rüzgara KIBLE,
6- Güneybatıdan esen rüzgara LODOS,
7- Batıdan esen rüzgara BATI ya da GÜNBATISI denir.

Lodosla kıbleden esen ve aniden bastıran kuvvetli rüzgarlar Akdeniz sahillerimizde, kuzey fırtınaları ise Antalya Körfezi’nde önemli bir tehlike oluştururlar. Yine Ege Denizi’nde aniden patlayan ve duran fırtınalara denizcilerimizin çok dikkat etmesi gerekir.

isinma

Küresel İklim Değişikliği

Ölçülebilir bir zaman diliminde (en az 30 yıl) herhangi bir bölgede görülen meteorolojik koşullara bölgesel iklim denmektedir.

Meteorolojik koşulların şekillenmesinde ön önemli parametreler atmosferdeki gazların mevcudiyeti, düşey dağılımları ile birbirlerine göre oranlarıdır. Atmosferde bulunan gazların % 75?i ve su buharının tamamı troposferde bulunur. İklim yönünden daha çok atmosferin alt kısımları belirleyicidir. Troposfer ve stratosferin alt katlarının kimyasal bileşimi incelendiğinde her zaman bulunan ve oranı değişmeyen gazlar; % 78 oranında azot, % 21 oranında oksijen, %1 oranında asal gazlar (Hidrojen, Helyum, Argon, Kripton, Ksenon, Neon) dır. Her zaman bulunan ve oranı değişen gazlar ise su buharı ve karbondioksit iken daimi olarak bulunmayan gazlar ozon ve tozlardır.

Su buharının yer ve zaman göre oranı değişirken yeryüzünün aşırı ısınıp, soğumasını engeller. Yağış, bulut, sis gibi hava olaylarının doğuşunu sağlar. Karbondioksit ise atmosferin güneş ışınlarını emme ve saklama yeteneğini artırır. CO2 miktarının artması sıcaklığı artırıcı, azalması ise sıcaklığı düşürücü etki yapar. Ozon atmosferdeki oksijen (O2) mor ötesi (ültraviyole) ışınlarının etkisi altında ozon (O3) haline geçer. Ozon gazı, içinde hayatın gelişmesine olanak vermez ancak atmosferin üst katmanlarında ültraviyole ışınlarını emerek yeryüzündeki yaşam üzerinde olumlu bir etki yapar.

Yıllardır halk tarafından hep şu soru sorulmaktadır. İklim Değişiyor mu? Aslında bu sorunun cevabı kendi içindedir. Çünkü; iklim değişmeseydi hala buzul çağında yaşıyor olmamız gerekirdi yada bundan 1000 yıl önceki meteorolojik koşulları yaşıyor olurduk. Dünyanın son 400.000 yıllık Karbondioksit (CO2) ve Sıcaklık değişimlerine bakarsak ortalama olarak 80.000 ile 110.000 yılda bir CO2 miktarında bir artış olurken buna paralel olarak sıcaklıkta artmış ve azalmıştır. CO2 ve Sıcaklıktaki değişim hep birbirine paralel bir şekilde devam etmiştir. Günümüzden 120.000 yıl önceki son CO2 döngüsünde sonra dünyamız buzul çağını yaşamıştır. Günümüzde CO2 teki artış insan kaynaklı ve acımasız bir hızla devam etmektedir.

Serbest Atmosferdeki CO2 miktarını ölçebilmek amacıyla aktif CO2 kaynaklarından uzak Hawaii adalarında Mouna Loa, Samoa adaları, Güney kutbu Barrow?da 30 yıllık yapılan gözlemlere göre 2006 yılında ortalama CO2 miktarı 385 ppm miktarına ulaştığı ve halen artmaya devam ettiği görülmektedir. Atmosferde son 400.000 yıllık tarihinde hiçbir zaman bu kadar yüksek CO2 miktarına ulaşmamıştır.

1973-2006 arasında CO2 değişimi

Fosil kökenli yakıtların kullanımın devam ediyor olması, çevrenin kirletiliyor ve en önemli CO2 yutakları olan ormanların büyük bir hızla azalıyor olması nedeniyle CO2 miktarındaki hızlı artışının devam edeceğini net bir şekilde görülmektedir. Bunun yanında Metan miktarındaki artışta çok dikkat çekicidir, CH4 miktarındaki değişim 06/1983 te 1638.43 iken bu değer 12/2005 te 1799.30 ppmv değerine ulaşmıştır.

Geçmiş 400.000 yıllık CO2 ile sıcaklık değişim grafiği incelendiğinde CO2 ile sıcaklık arasındaki korelasyona göre günümüzde dünyanın 14,5 C olan ortalama sıcaklığı 385 ppm CO2 miktarına göre 17 C ile 21 C arasında olması gerekirdi, yani mevcut CO2 miktarına göre sıcaklık olmasından daha düşüktür. Olayı tersten incelemek gerekirse dünyanın 14,5 C sıcaklığına karşılık gelen CO2 miktarı 270 ppm ile 300 ppm arasında bir değer olmalıdır. Bu durum bize CO2 ile sıcaklığın şu anda doğrusal olmadığını göstermektedir, yani CO2 artışına dayanarak yapılan tahminlerin öngörüleri zorlaştırdığını ve dolayısıyla yaşanacak problemlerin tahmin edilenlerden daha büyük olacağını göstermektedir.

Canlıların yaşamsal faaliyetlerini etkileyen en önemli meteorolojik parametreler Sıcaklık, Yağış, Nem ve Rüzgardır. İklim değişikli bakımından bu parametrelere bakacak olursak;

Yağışın KONFOR Analizi

Bir canlının bir bölgede sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan meteorolojik değer aralığına KONFOR ARALIĞI denilmektedir. Örneğin; yağışın zamansal ve mekansal dağılımının, belli bir eşik değerinin altındaki olması KURAKLIK yaşanmasına sebep olurken, belirli bir miktarın üzerinde olması ise sel ve taşkına sebep olmaktadır. Kuraklık sınırı ile Sel ve taşkın sınırı arasındaki değere konfor değeri denilir. Bu sınırlara Eşik Değeri adı verilir. Bu değerler her bölge ve her ay için değişkenlik göstermektedir.

Sıcaklık KONFOR Analizi

Eğer aynı analizi sıcaklık için yapmamız gerekirse her bir bölgenin aylık Maksimum ve Minimum sıcaklık için eşik değerleri arasındaki alan canlılar için Konfor Sıcaklıklarını oluşturmaktadır. Sıcaklığın eşik sınırlarının üzerine çıkılması ve altına inmesi meteorolojik bakımdan bir uyarı anlamı taşır, Eşik değerlerinin aşılma sıklıkları ile kuvvetlerine göre Afet tanımları yapılmaktadır.

Konfor aralığı içinde görülecek meteorolojik hadiselerin anlamı, herhangi bir Anomalinin olmadığının, sıcaklığın mevsim normalleri civarında olduğunu göstermektedir. İklim Değişikliği bakımından anlam ifade edebilmesi için Eşik ve Afet sınırını aşma sıklığında bir yoğunlaşma ve aşım değerlerinde de kuvvetlilik olması gerekiyor. Dünyada son yıllarda bunun sinyallerini anlayabilmek için meteorolojik karakterli doğal afetlerin oluş sıklığına ve kuvvetine bakıldığında önemli artışların olduğu net bir şekilde görülecektir.

Örneğin Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO) verilerine göre 1990 ? 2000 arasındaki 10 yıllık sürede Meteorolojik Karakterli Doğal Afetlere bağlı olarak 625.000 kişi hayatını kaybederken 450 Milyar $ (ABD) maddi zarar meydana gelmiştir ve 2001 – 2005 yılında ABD ve Uzakdoğu?daki Kasırgaların verdiği zarar bu kayıtlara dahil değildir.

Küresel iklim değişikliği gibi böylesine büyük bir olayı anlayabilmek için çok küçük ölçekteki meteorolojik olaylara bakarak yorum yapmak her zaman yanlış sonuçların çıkmasına sebep olacaktır. Bu nedenle küresel çapta etkili olan büyük meteorolojik olayların değişimlerini incelenmesi gerekir. Bunun en önemlisi TROPİKAL KASIRGALARDIR.

Mahmut KAYHAN
T.C Çevre ve Orman Bakanlığı
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü
Tel : +90 (312) 302 26 75, Fax: +90 (312) 359 34 30 E-mail: mkayhan@meteor.gov.tr

Gölgeler İçindeyim

Kendimi yazıyorum bir gecenin daha huzursuz rüyalarında.. Etrafımda derin kaygılar? Gölgeler içindeyim hafız.. Yorgunum, bitap düştüm.

Gölgeler içindeyim, zamanın dalları arasında.. İniş ve çıkışlar içinde hayatım, ne hoş, ne tuhaf..

Kırgınlığım bugün gidemiyor oluşumdan.. Umutlarla dolu bir odanın ortasında ruhsuzum.. Gözlerim uykusuz, huzursuzum?

Rüzgârla doluyum, ayaklarımı sürüyerek geçiyorum yanından. Yıpranıyorum gün gün yaşamaktan?

Ne yorgun güller var başucumda ne laleler avuçlarımda.. Şimdi her şey bırakıyor beni.. Yarı aydınlık gecelerde sallanır dururum.. Ölü bedenim dalgaların elinde oyuncak..

Bir şeylerin içinden çıkıp gelmek. Yaşamak tek bir yerde yaşamak mıdır? Günün birinde hayallerine bir fiyat biçildiğini görmek nasıl bir duygu? Satın alabilecek misin onu? Tanrı?nın eli ensendeymiş gibi geliyor mu bu arada? Cümlelerimin sonunda soru işaretleri var ama sen bakma onlara..

Tadından yiyemediğim hayat.. Sessiz ve derinden.. Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz..


Mümkün Olan En Yakın Sonda İndir Beni Azrail..

Bir gün olsun eylül.. Karanlık kalbimin en derin yerine yaprak yaprak dökülürken… Acılar içindesin eylül.. Halimiz duman, yalan oldu sevdalar bu eylül de aman.. Hatırımdaki bütün resimler yırtılmış.. Bu gece bütün hep eylül.. Benzeri olmayan yılların, ayların, günlerin… Saatlerin.. Aklımda kalan yüzün ellerin.. Belki yalandır herşey, belki yarısı rüyâ.. Yarısı kalbimde yara.. Susmadan hiç gece.. Depremler gece.. Köz gibi, kor gibi gece.. Bilsem ki geceler ardı ardına gelir.. Sanki hep gece.. Geride kaldı ruhum yine gece..”İçimde bin pişmanlık gözlerimde yaş” Gri bir denizin üstünde simsiyah bulutlar.. Hava rüzgârlı, ruhum mutedil dalgalı… Herşey yolunda cemo, az daha sabret..

Sen benim için farketmeyen eylüllerde.. Sabit bedenimin dışarıdan görünen gözlerinde kaybolmuşsun.. Hatırı sayılır mesafelerde, seyir öncesindeyim… Aklım başımda değil, mazide bıraktım kelimeleri.. Mazide kaldı hep.. Yönüm bulutlara doğru, pusulaya gerek yok..

Tekrarı mümkün olmayan sona doğru güzergâh aldım, çırılçıplak bekliyorum.. Son yaprakları bunlar ağacımın.. Son sonbahar bu hafız..

yanıbaşımda karanfiller..

hüzün denizlerinde kaybolup giderim bir gün elbet..
yavaşlayan bir hüzün bulutuyla cemo, sabret..

bu duyduklarım şimdi ne kadar yabancıysa kulaklarına..  (ne eski şarkılar var kulaklarımda artık ne yanıbaşımda karanfiller..)

ne eski halin hatırlatır beni kendime ne duymak gerekir artık rüzgârlı bir kelime.. bir şehrin üstünde bağrım ağrıyor.. herhangi bir şehir bu dudaklarım böyle söylüyor..

aşkın gemisi çoktan yolu yarıladı hafız.. biz daha hangi sahildeyiz.. sorma neyi bekliyor ruhumuz..

ne okyanus ortasında bulunuruz
ne de isimsiz bir korkuya dolanır ruhumuz,
hiç bir yere bağlamadık biz teknemizi
hiç bir limana sadık kalmadık..
-ne içindeyim zamanın ne büsbütün dışında-
yeter ki rüzgâr essin, yağmurlar boydan boya..
fırtına değil bunun adı alabora…
Allah aşkına ölüm mü lazım dirim mi sana!..
-üzerime titrettiğin zamanın suyunda, yavaşlayan bir hızla geliyorum mümkün olan sona..
yaklaştıkça azalıyor sesin, yanıbaşımda karanfiller… bu gün ölmek için güzel bir gün.. hazır alabora da olmuşken..

ne düzelirim tekrar yeri gelen bir dalgayla,
ne üzülürüm tekrar yeri gelen bir gözyaşıyla
sadece adını bildiğin uzak ya da yakınlarda
ne yağmur ne çöl ne fırtına
ne gökyüzü, ne rüzgâr, ne derya – deniz
ne de yanıbaşımda karanfiller.. köpük köpük..
bembeyaz bir köpük hepsi,
bembeyaz bir köpük hepsi, her şey üzerinde adımın yazılı olduğu bir dalga..

dalgalar..

aklıma gelmeyen rüyalar kadar.. hepimize ait olan, ama bir türlü paylaşamadığımız yaralar.. her gün her sene.. gözlerinde sonlanıyor bir şeyler, bir şeyler..

korka korka attığım adımlar kadar.. etrafımı sardı bütün duygular.. kalacaklar sandım bulutların etkisinde.. sıkı sıkı tembih edip gittiler evhamlarımın etkisinde.. yükseklerden uçtu kuşlar.. gözlerimde yine durgunluk var.. bu aralar.. kapkara bir endişe.. bilemiyorum.. keyifsizim nicedir.. hanidir geleceksin.. (yokluğundan soldu gönlüm.. ) (bin bir dertle doldu gönlüm…)  ne varsa harap bir kalpte var..

senin yüzünden battığım kanlar kadar.. mona roza.. bugün bende bir hâl var… karanlık ellerinde başlar.. bıraksan kemiklerimde hissederim..

suskun bir kelime, bir şiir kadar.. biraz gül, bir eylül, sararmış kuru bir yaprak kadar.. ne söylesem boş ne desem yanlış, değil ki hepsi bu kadar.. sonsuza dek orada kalacak ruhum, duyduğu anladığı kadar.. hayat rüyâ gibi, benden bu kadar.. bu sazlar, şarkılar, bu pamuk pamuk bulutlar ve yine şiirler kadar…

üstüme örtülen dalgalar kadar.. buraya kadar bütün duyduğum dalgalar.. deniz, okyanus, su.. kayıp sevgili, bulduğum aşk kadar..

ardı ardına gelen, beni özgürlüğüme kavuşturan dalgalar kadar.. bırak artık kollarımı yoruldum işte yüzemeyecek kadar..

ruhumu savuran rüzgârlar kadar.. yüzüme dokunup, saçlarımı okşayan, hepsi senin marifetin mi bu rüzgâr..