Etiket arşivi: bumba

Dikkat Edilmesi Gereken Trim Detayları

Ana yelken ıskotası – Arabası bağıntısı (Orsa):

Çok hafif havalar dışında ana yelkenimiz her zaman güç ile dolacağından ötürü, teknemiz yatana kadar ıskotayı almamız gereken en son noktaya kadar alırız. Fakat hafif havalarda ıskotayı sonuna kadar almak yelkenlerimizi kasıp, güngörmezini kapatacağından ötürü, bu istemediğimiz durumdan kurtulmak için ıskotamızı biraz boşlarız.

Fakat ıskotamızı boşlamak bize istediğimiz yelken formunu verirken, bumbamızın omurga hattı ile yapacağı açıyı arttıracağından bize orsa derecesi kaybı olarak geri dönecektir, bunu engellemek için de, arabayı (yani bumbayı) rüzgar üstüne çekeriz ki, açık bir güngörmezle hızlı, doğru yelken açısıyla da orsacı gitmeyi başarabilelim.

Dikkat edilecekler:

  • Rüzgarın yelkene geliş açısı
  • Güngörmezin açık- kapalılık durumu

Pupa palangası:

Hafif havada orsa giderken asla alınmamalı !
Rüzgar estikçe daha fazla alınmalı !

Apazlarda, tekne düz giderken kafasını açmasına sebep olmayacak kadar çok alınık, orsalamasına sebep olmayacak kadar az alınık olmalıdır. (Sebebi alındıkça yelkendeki yük miktarının artmasıdır)

Pupada ise direkle yaptığı açı 90 derece olacaktır ki, fazla boş olup knock down yememize sebep olmasın, ya da fazla geri olup bize broş yedirtmesin.

Dikkat edilecekler:

  • Direk- bumba açısı
  • Ana Yelken üzerine binen yük
  • Güngörmez biçimi

Ana yelken iskota Arabası:

Rüzgar üstüne çekildikçe teknemiz daha orsacı gidebilecektir (teknenin dizaynına bağlı olarak, yelkenimiz omurga hattına yaklaştıkça) Bununla beraber yelkenin orsa yükünü de arttıracağından, tekneyi doğrultabildiğimiz havalara kadar rüzgarüstüne alınık, daha sert koşullarda ise nispeten bırakılı olmalıdır.

Dikkat edilecekler:

  • Rüzgarın yelkene geliş açısı
  • Güngörmezin açık- kapalılık durumu

Arka Yaka (anayelken) :

Hafif havada, yelkenin formuna çok tor vermemek için alınmalıdır. Özellikle çok hafif havalarda yelkenin üzerindeki rüzgarın sürekli kayması için yelkenin dümdüz olması sağlanmalıdır.

Çok sert havalarda ve fırtınalarda da, yelkene çok yük binmemesi amacıyla arka yaka alınmalı ve yelken düz hale getirilmelidir.

Orta kuvvetli havalarda ise yelkene tor verilmelidir. Yelken üzerinden kayan rüzgar türbülans yaratmayıncaya kadar, yelkene tor verilmesi tercih edilir.

?Arka yaka ayarına yelkenin gaz pedalı diyebiliriz.?

Dikkat edilecekler:

  • Havanın sertlik durumu
  • Teknenin yatma açısı (teknenin tartılabilirliği)
  • Yelkenin arkasında bulunan tüyler
  • Tor miktarı

Kaningam (anayelken) :

Hafif havada, yelkenin form esnekliğini bozmamak açısından alınmamalıdır. Direk ortalarından başlayıp bumbanın bitimine doğru olan doğrultudaki potlar, çok uzun ve çakışan (zararlı pot) olmadıktan sonra, kısa boylu ve paralel potlar, yelkenimizde bulunması gereken potlar olup, bunların ?yelkenin şeklini bozuyor? düşüncesiyle ortadan kaldırılması için kaningamı çekmek, büyük bir hatadır.

Kaningam rüzgar sertledikçe, giderek daha da çok çekilmelidir.

Dikkat edilecekler:

  • Ana yelken üzerinde, ön tarafta meydana gelen potlar
  • Ana yelkenin ön tarafında tor miktarı

Ana yelken ıskotasının kullanımı (centerboard):

Her dümencinin stiline göre değişiklikler gösterir. Bu konu üzerinde tecrübe kazandıkça beceri elde edeceğiniz kesin.

Flok (Cenova) arabası:

Boyutları ve ayardaki tesiri ufak görünse de, flok arabası için yelkenli teknenin orsa verimini belirleyen ana faktördür demek yanlış olmayacaktır.

Flok arabası floğun güngörmez gerginliğini, floğun toru ile birlikte belirlerken, bunu flok ıskotası tansiyonunun dikey bileşenini ayarlamak ile yapar. Bu ayar ile ilgili bilgi, yelken trimi tablosunda mevcuttur.

  • Tekneyi tartamadığımız durumlarda floktaki toru azaltmak istiyorsak, arabayı en arkaya alırız.
  • Floğun üst kısmında tor yaratmak istiyorsak, uygun bir pozisyona kadar arabayı öne alırız.

Dikkat edilecekler:

  • Flok üzerindeki yükler
  • Floğun üst ve altındaki tüyler ve tor farkları

Flok ıskotasının kullanımı (centerboard):

Flok ıskotası ana yelken ıskotası gibi, sürüş sırasında teknik amaçlı, hareketli olarak kullanılmaz, temel olan çeşitli koşullarda, floğu doğru pozisyon ve şekil olarak ayarlayıp, ıskotayı sabitlememizdir.

Hafif havalarda, flok ıskotasının ne kadar alınması gerektiği formuna gözle bakılarak ayarlanır, çünkü koşullar hassas, ve floğun her zamankinden daha az çekili olması çok daha önemlidir.

Flok iskotasıyla seyir sırasında fazla oynamamaya dikkat etmeliyiz.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Yelken Trimi

Bu zamana kadar ki bilgilerimiz nezninde, bir teknenin nasıl ve ne mantıkla ilerlediğini, yelkenlerin şekillerini belirlemiş faktörlerin neler olduğunu, yine aynı yelkenlerin ne koşullarda, niye ve nasıl trim edilmesi gerektiğini, teknemizin sabit donanımları olan direk, çarmıklar vb. materyalin de trimle ne gibi bağlantıları olduğunu bilmekteyiz. Artık geriye kalan, denizdeki koşullara bağlı olarak, karadan denize doğru trimle çıkmış bir teknenin, denizde nasıl trim edilmesi gerektiğini bilmektir. Bu konuyu irdelerken yine bölümlere ayırmak faydalı olacaktır.

Unutmamalı ki; Teknemizi daha hızlı götürmek için, elimizdeki en önemli koz, yelkenimizi en iyi şekilde trim ediyor oluşumuzdur.

1. Sabit donanım üzerinde değişiklik yapmak

Sabit donanıma dahil olan direk, bumba, çarmıklar, istralya vb. karadan denize çıkmadan önce gerekli ölçümler yapılarak (direk bükümü, tel gerginlikleri (tansiyonlar), direk ölçüsü, gurcata ölçüleri vs. ) o anki havaya ve koşullara göre trim edilir. Fakat , bu şekilde denize çıkan tekne eğer koşullar değişecek olursa, max. performansını kaybedecektir. Bu durumda önemli olan, hareketli donanımları değiştirebildiğimiz gibi, denizin ortasında bu sabit donanımları da değiştirebilme yetenek ve kapasitesine sahip olabilmemizdir. Örneğin fırtınalı bir rüzgarda seri yarışa çıktınız ve direğiniz, yelkeninizdeki yük az olsun diye nispeten arkaya yatık ayarlandı. Fakat bir yarış sonra fırtına dindi ve de rüzgar hafif esmeye başladı. İşte bu durumda sizin iyi gitmenizi sağlamış olan fırtına trimi sizin sonunuzu hazırlayacaktır. Öyle ki, yelkende max. yük elde etmek gereken hafif bir havada, teknemizdeki trim bilakis min. yük için ayarlanmıştır. Dolayısıyla böyle belirgin rüzgar değişimlerinde, yelkenli tekne performansı göz ardı edilmemeli, karadaki farklı hafif- orta-sert rüzgar trimleri mutlaka gözönüne alınmalıdır.

Bir yat üzerinde denize çıkmadan önce yapmanız gereken ayarları bilmeniz için, seyir yaptığınız teknenin karakteristik özelliklerini çok iyi biliyor olmalısınız. Karakteristikleri öğrenmek için internetten teknenizin özelliklerini ve trim ayarlarını bulabilir veya tekne üreticinizden bu detayları isteyebilirsiniz.

Dikkat edilmesi gereken tekne detayları şunlardır:

  • Direk ön ıstralya, kıç ıstralya ayarları ve nasıl kullanılacağı
  • (varsa) Runner ayarları, nasıl kullanılacağı
  • Ana yelkene camadan vurulabilme özelliği
  • Alt-orta-üst çarmık telleri gerilimleri (sancak ve iskele)
  • Teknenin polar diyagramının bilinmesi
  • Tekneye alınacak yelkenler (cinsleri, tipleri, büyüklükleri; Birçok teknede farklı ebatlarda cenovalar vardır)
  • Teknenin sabit ağırlığı, max. Ağırlığı
  • Teknenin salma ağırlığı, uzunluğu, yapısı
  • (Yarışta kullanılmasa da…) Motor özellikleri, kullanılması, bakım, onarımı

2. Yelkenleri kontrol eden donanımlarda değişiklikler yapmak

Denizde, seyir esnasında, içinde bulunduğumuz koşullara göre, sabit donanım trimimiz doğru iken, diğer hareketli ekipman ayarları ile teknemizi trim etmektir. Kısacası pupa palangası, arabalar, arka yaka, kaningamlar kullanılarak yapılan trimlerdir.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Trim Rehberi

Hafif Rüzgarda (Sıfır-Altı Knot)

1) Yan kuvvetlere direnmek için salmayı indirin.

2) Ana yelkeni teknenin ortasına kadar trim edin. Rüzgar 3 knottan az ise ön yelkeni biraz boşlayın. Ayrıca bir kaç derece rüzgar altına dönün.

3) Bumbayı, bumba arabası yardımıyla teknenin ortasında tutun ve ana yelken iskotasını biraz boşlayın.

4) Ana yelkenin alt yaka gerginliğini bir iki santim azaltıp derinliğini arttırın.

5) Direği biraz eğin.

6) Ön yelkeni doldurabilmek için mandarını hafifçe boşlayın.

Orta Şiddetli Rüzgarda Rüzgar Üstü (Yedi-Ondört Knot)

1) Salmayı indirin.

2)Yelkenleri iyice kasın.

3) Bumbayı suyla paralel olana kadar kasın.

4) Orsa yakası gergisini ana yelkendeki kırışıklıkları giderecek kadar kasın.

5) Ana yelkenin alt yakasını iyice gergin hale getirin.

6) Ana yelkeni düz hale getirmek için direği eğin.

7) Bumbyı araba yardımıyla teknenin ortasında tutun, ancak tekne 20-30 derece yatarsa arabayı rüzgar altına kaydırın.

8 ) Cenovanın mandarı, hafif havaya oranla daha gerili olmalıdır.

9) Rüzgar gücü artarsa, ön yelkeni daha küçük yelkenle değiştirin,yada ana ve ön yelkene camadan vurun.

10) Mürettebat ağırlığı rüzgar üstü tarafta olmalıdır.

Sert Rüzgarda Rüzgar Üstü

1) Salmayı indirin

2)Yelkenleri iyice kasın Sağnaklarda yelkenleri iyice boşlamalı yada rüzgar üstüne dönmelisiniz.

3) Pupa palangasını kasarak direk tepesinin oynamasını engelleyin.

4) Mürettebat ağırlığını rüzgar üstü tarafa kaydırın.

5) Teknenin yatması arttıkça orsa yakası gerginliğini arttırın.

6) Teknenin 20-30 derecenin üstünde yatmasını engellemek için bumba arabasını rüzgar altına kaydırın. Ana yelken iskotasını biraz boşlayın,gerekirse yelkenleri küçültün.

Rüzgar Altı Yelken Seyri

Rüzgar üstüne seyir çok kesin yelken trimi ve tekniği gerektirirken, rüzgar altı seyir (apaz ve pupa seyirleri) yelken trimi ve tekniği gerektirmez..

1) Pupa palangasını kullanarak bumbayı suya paralel hale getirin, yada yelkenin üst iki çıtasını bumbaya paralel yapın. Hafif havalarda pupa palangasını fazla kasmayın. Rüzgar arttıkça pupa palangasını kasarak teknenin dalgalarda yuvarlanmasını azaltın. Ancak tekne aniden fazla yatarsa bumbayı hemen boşlayın.

2)Apaz seyirde yelkenleri yapraklanana kadar boşlayın ve sonra yapraklanmayı durduracak kadar kasın. başka bir seçenekte ön yelkeni rüzgar kurdelelerine bakarak trim etmektir. Ön ve arka kurdelelerin ikisi birden arkaya doğru uçuştuğu an yelken iyi trim edilmiş demektir.Pupa seyirde yelkenler yapraklanmaz. Bu yüzden trim için ana yelkeni rüzgarla doksan derece açıya getirin böylece ana yelkenin tekneyle açısı seksen derece kadar olur. Ayıbacağı seyri yapmazsanız, ön yelken pupa seyirde oldukça etkisizdir.

3) Ana yelken derinliği fazla olmalıdır. Bunu sağlamak için alt yaka gergisi, k ıç ıstralya ve orsa yakası gergisi boşlanır. ve direk kıç ıstıralyanın boşlanmasıyla düzeltilir. Ancak rüzgarlı bir apaz seyirde ana yelken düz hale getirilir. ve daha rahat dümen tutması sağlanır.

4) Ön yelken derinliğini arttırmak için mandar biraz boşlanır. Direk düzeltilir. Ön yelken yönlendirme makarası kaydırılabiliyorsa bu yapılır.. Rüzgar üstü seyirde yönlendirme makarası yeniden içeri alınır.

Yelken Bağlantıları, Formu, Kesimi

En genel tanımıyla, rüzgar surf’ünü dalga surf’ünden ayıran özellik, rüzgar surf’ünün donanımının olmasıdır. Zaten onu yelken dünyasında popüler yapan özelliği de işte budur.

Günümüz rüzgar surf’lerinde eklem tiplerini iki temel formda inceleyebiliriz, lastik eklem olanlar ve yataklı eklem şeklinde olanlar.

Lastik eklem: Çok dayanıklı bir yapıya sahip olup, tamamiyle güvenilirdirler. En büyük dezavantajları, eklem ray üzerinde yuvasına oturtulurken, lastiğin zorlanarak elle bükülmesidir. Bunun için lastik dibinde sert plastik veya metalden yapılmış ufak bir lövye bulunur.

Yataklı eklem: Bugün üzerinde en çok uğraşılan bir eklem tipidir. Geliştirilmeye ve daha sağlam bir hale getirilmeye çalışılmaktadır. Çünkü lastik eklemin en büyük dezavantajı olan, board’a bağlantı işlemi çok rahat yapılabilmektedir. Sistem üç boyutlu olarak her türlü hareketi serbestçe yapabilen bir bağlantıdan ibarettir.

Eklem ne tür olursa olsun, sağlam olmalıdır. Çünkü denizin ortasından yırtılmış bir yelkenle bile dönebilirsiniz fakat kırılmış bir eklemle saadece donanımı orada bırakıp board ile yüze yüze geri gelebilirsiniz.

Sonuçta önemli olan surf yapmak ise, yedek bir eklem her zaman (surf’ün) ilk yardım çantasında bulunduracağımız bir parça olmalıdır.

Direk: Bir an için direk uzatmalarını düşünmezsek (veya gerekli değil ise) eklemin içersine yerleştiği standart tipte direk ile tanışalım;
Direk, karbon-fiber liflerinden veya deniz suyuna dayanıklı alüminyumdan üretilmiş olabilir. Satın alırken dikkat edilecek en önemlifaktörlerden biri dayanıklılığıdır. Çünkü yelken trim edildiğinde, direk alacağı form ile zorlanmakta, ters bir hareket ile bumba bağlantısı civarından kırlabilmektedir.

Direğin, yelken trim edildiğinde alacağı form (bombelik) yelkenin kesimine ve dikimine bağlı olduğundan, genellikle yelkenler üzerinde, kullanılması gereken direğin dayanıklılık faktörü yazar (Stifness). Bugün üretilen karbon direkler 6.4-7.3 arası dayanıklılık değerlerine sahiptirler.

Doğal olarak alüminyum direkler daha fazla dayanıklılığa sahip olmalarına rağmen, hem daha ağır oluşlarında hemde metal yorulması yüzünden pek tercih edilmemektedirler.

Direğin uzunluğunun 4.60-4.80 metre arası olduğu düşünülürse, taşıma açısından en büyük zorluğu çıkartacak parçalardan biri olarak karşımıza çıkar. Bunun için, son zamanlarda 2 parçalı direk türleri çıkmıştır. Böylece yaklaşık olarak 2 metre dolayındaki parçalar, yelken çantasının içine bilr konulabilmektedir.

Farklı direk uzunlukları isteyen yelkenler için ayrı ayrı direkler kullanmamak için (mesela ekonomik sebeplerden) direk uzatmaları yapılmıştır. Uzatmalar iki türlüdür:

1) Eklemle direk arasına yerleştirilenler, yani direk dibi uzatmaları (Sabit vaye ayarlanabiliruzunlukta).
2)Direk ucuna eklenenle, yani direk ucu uzatmaları. (Genelde sabit uzunluklarda).

Uzatmaların herhangi bir sakatlık çıkartmamaları için sıkıca oturmaları gerekir.

Direk, yelkenin orsa yakasındaki kılıf içersine girer. Kılıf bumbanın direğe bağlandığı bölge haricinde sürekli yapıdadır. Bumba bu açıklıktan direğe tespit edilir.

BUMBA VE BAĞLANTILARI:

Günümüzde iki tür bumba bağlantısı vardır:

1)Halatlı olanlar.
2)Kilitli olanlar.

İki tür bağlantı da yeterince güvenilir olmasına rağmen, kilitli bağlantı direğin güvenliği açısından daha etkilidir. Çünkü halatlı bağlantıda bumba direğe dar bir açı ile dururken bağlantı yapılmakta, daha sonra bumba direğe dik bir hale getirilerek bağlantı sıkılmaktadır, böylece büyük bir kuvvet bağlantı halatı ile direği sıkmaktadır. Yeterinde fazla bir sıkma direği çatlatabilir. Ayrıca su içersinde yeterli görülen bir sıkılık, bağlantı halatları kuruyunca yeterinden fazla bir hale gelebildiği gibi kuru iken sıkı olan bir bağlantı ıslanınca bollaşabilir.

Kilitli mekanizmalarda böyle bir durum söz konusu olmaz, ayrıca direğe bağlantı noktasının yüzeyi büyük tutulduğundan , bumbanın olur olmadık yerlerde bollanıp yerinden oynaması önlenmiştir.

Bumba surf olayını direkt olarak etkileyen faktörlerden birisidir. Elle tutulan kısımlarının yumuşak bir madde ile kaplı olmasının gerektiğini 15 gün surf yapmış biri ellerindeki nasırlarların aracılığı ile görebilir. Doğal olara, “…daha rahat bumbalar, daha pahalı bumbalardır..” bu yüzden yumuşak eldivenler de rahatlığınızı sağlayabilir.

Bumbanın, yelkenin rahatça istenilen forma girmesi için yeterli bir genişlikte, kaviste olması gerekir. Fazla kavis ise, kontrol açısından rahatsızlık yaratır, surfçü su düzlemine fazla yaklaşmak zorunda kalır ve çalkantılı, dalgalı sularda vücudu suya girerek hız keser.

Hız yarışlarında ise, vücudun su düzlemine yakın olması, istenen bir durumdur fakat bu tür yarışlar genellikle çalkantısız sularda yapılır.

Bumba değişen boy yapısında olmalıdır, böylece birden fazla (bumba genişlikleri farklı) yelkenle kullanılabilir. Günümüzde hemen hemen her firma bu tür bumbalar üretmektedirler. Bumbanın kısa olması, yelkenin yeterince gerilmemesine, triminin doğru yapılamamasına neden olur. Yeterinden uzun bumbada ise, karada trim’i iyi yapılmış gibi gözüken yelken, denizde (rüzgar etkisi altında) rüzgar kaçırır, bu durumda yelkenin güngörmez yakasındaki bağlantı, bumba ucuna iyi oturamayacak, ıskota halatı uzun kalacaktır.

Bumba ucu bağlantıları son zamanlarda eklemli yapılmaktadır. Böylece bumba uzatma ve kısaltmaları sırasında, uç bağlantısı en uygun pozisyonu alacaktır.

Genellikle ıskota halatı kilitleri bumba ucu üzerinde bulunmaktadır.

Bumba yüksekliği sürüşü direkt olarak etkiler. Surfçünün karada en rahat pozisyonu önceden bulması (veya bilmesi) gerekir. Bunun yanında en genel halde iki tür yükseklik şu durumlar için kullanılır:

1)Çene hizasında: Bu yükseklik, yelkeni suya daha çok yatırıp, daha çok yelken kapatarak hız yapmak için.

2)Omuz veya daha alçak seviyede: Bu yükseklik daha çok slalomtürü kullanışlar içindir.

Bazı yelken firmaları, nasıl ki bumba direk bağlantısını ayarlanabilir yapmış ise, bumba ucu ıskota bağlantısını yelken üzerinde bir kaç noktaya karşılık getirmektedirler. Böylece bumba kullanıcı için daha rahat bir pozisyona getirilebilmektedir.

YELKENİN FORMU

Yelken bumba ucundan ıskota halatı ile, direk dibinden (eklem üzerindeki kilit ile) germe halatı ile trim edilir, forma sokulur.
Yelken trim edilirken kilolarca yük bu trim halatlarına bindiğinden dolayı, daha rahat kuvvet uygulayabilmek için trim makaraları kullanılır.

Yelken güzelce trim edildikten sonra, dikkat edersek, formunun bir kanat yapısında olduğunu görürüz. En genel anlamda bütün yelkenler bu formda olmalarına rağmen bombeliğin yani maksimum derinliğin yeri yelken tiplerine ve kullanılacak amaca göre değişmektedir.

Hız tipi yelken kesimlerinde maksimum derinligin, (tor) direğe yakın taraflarda, slalom tipi yelken kesimlerinde ortaya yakın taraflarda oluştuğunu görürüz.

Yelken temel formunu, rüzgar tarafından oluşturulan basınç farklarında alır. Bunun yanı sıra yelkene yapay bir form (veya form stabilizasyonu) verebilmek için balenalar (çıtalar) kullanılır.

Balenalar (çıtalar), günümüz yelkenlerinin vazgeçilmez elemanlarıdır. Atık klasik üçgen kesim yelken bazı dezavantajları yüzünden funboard’lar için terk edilmiştir. Klasik üçgen yelkenin en büyük dezavantajı; gerekli yelken alanını sağlayabilmek için çok uzun bumba kullanma gereğidir.

Dikkat edilirse, günümüz yelken formları daha çok dikdörtgen (veya yamuk) yapılara doğru kaymaktadırlar. Böylece hemen hemen yarı uzunluktaki bir bumba ile üçgen kesimdeki yelkenin aynı yelken alanı oluşturulmaktadır. Böylece (kısa bumbalar ile) kontrol kolaylığı artmakta, ağırlıkta önemli ölçüde tasarruf edilmektedir.

YELKENİN KESİMİ

Yelken kesimlerinin son zamanlarda geçirdiği evrimler dikkate değerdir. Gün geçmiyor ki daha hızlı ve kontrol kolaylığı olan yelken kesimleri çıkmasın.

Örneğin “KANAT KESİMİ”,”DİREK KILIFININ AERODİNAMİK YAPILMASI” gibi unsurlar daha hızlı yelkenlerin yapılmasına yolaçmıştır.

Ayrıca yelkenin güngörmez yakasına eklenen ve belli bir basınçtan sonra rüzgar kaçırmaya başlayan, fazla alanlar ile, güç regülasyonu sağlanıp, yelken değiştirmeden kullanım kolaylığı yaratılmaktadır.

Yelken kesimleri kullanılacak amaca göre değişir. En belirgin ve en çok kullanılan kesim farklılıkları yelkenin ALT YAKASINDA olanlarıdır. Bu farklılıklar, hızi slalom, dalga-slalom türü kullanışlar için kendini gösterir.

Dikkat edilirse yelkenin alt yakası slalom, hız-slalom kesimlerinde daha aşağıdadır. Bunun nedeni yelkenle board arasındaki açıklık kapatılarak yüksek hızlara çıkabilmektir. Bu bir bakıma manevra zorluğu getirecekmiş gibi gözükse de, slalom tipi kesimlerde bumba kısa tutularak durum kompanze edilmiş olur. Hatta şöyle demek daha doğru olacak, slalom tipi kesimlerde bumbanın kısa tutulmasından dolayı gelen manevra kolaylığına ek olarak hız yapabilmek için alt yaka düşük tutulmuştur. Bu tür kesim daha çok power-jibe türü dönüşlere elverişlidir.

Hız tütü yelken kesimlerinde, klasik yelken kesiminin hala vazgeçilmez hız yapabilme kaabiliyetinden dolayı, bumba uzundur. Kesim tam boy balenalarla forma sokulmuş yelkenlerde bile klasik kesime benzer. Bu kesimde ise , slalomdakinin tem tersi, bumba uzun olduğundan, manevra kkabiliyeti için yelken alt yakası yüksek tutulmuştur.

Dalga-slalom kesimlerinde alt yaka hemen hemen hiçbir fazlalık oluşturmadan, direk dibi ile bumba ucu arasında düz bir çizgi çizer. Bunun nedeni daha kolay duck-jibe yapabilme ve çok dalgalı sularda bu kısmın suya girip engelleyici bir etki yapmamasını sağlamaktır.

Yelken kesimlerine göz gezdirdikten sonra, yelken dikimlerinde en çok kullanılan materyallere bir bilgi olması açısında göz gezdirelim:

Dacron: Polyester liflerinde oluşmuş kumaş. Kolayca boyanabilir ve kesimi dikimi rahattır. Fakat zamanla diagonal olarak deformasyon gösterir.

Mylar: Bir çesit polyester film tabakası. Dacron gibi bir materyalin stabilizasyonu için ve su geçirmezliğini sağlamak  için kullanılır.

Kevlar: Çok yüksek gerilmeleri karşılayabilecek, yapısında fiber kullanılmış bir dokumadır. Bu materyal ile ilgili en önemli problem güneş altında dayanıklılığının azalmasıdır.

MonoFilm: Günümüzde artık dacron’un yerini yelkenin her noktasında almış olan, film yapısındaki bir tabakadır. Yelkenin formunu sonuna kadar korur, hafiftir, şeffaf olduğu için ekstra pencereye ihtiyaç yoktur. Ve yapışkan batlarla çok çabuk tamir edilebilir.

PVC (Poly Vinyl Chloride): Genelde pendere materyali olarak kullanılır. Tek dezavantajı ağır olmasıdır.

Kullanılan materyal, yelkenin kullanılırlığını direkt olarak etkiler. Basınç altında yelkenin temel formu bozulmamalı, buna karşılık yeterince hafif olmalıdır. Genelde Dacron yüzeyde kullanılan Mylar tabaka stabilizasyon sağlamanın yanı sıra, yelkenin suda ağırlaşması, çakilirken suyun kolayca akmasını sağlar, buna karşılık ek bir ağırlıktır. MonoFilm’de ise herhangi bir problem yoktur.

Yelken ağırlığı pek yabana atılmamalıdır. Örneğin 5m2 modern bir yelken balenalar ile 2.5-3 kg ağırlıktadır. Buna donanımın diğer elemanlarıda eklendiğinde 6-7 kg bir ağırlıka karşı karşıya kalırız.

Bir de bu ağırlık denizin ortasında board’la direk arasında kalmış olan ayağınızın üzerine binerse işte 6-7kg neymiş o zaman anlarsınız. Size surf donanımındaki en önemli parçalardan birini sunmama izin verin:Direk dibi yastığı.

Hem sizi, hem deboard’unuzu istenmeyen kazalardan koruyan bu ufak parçayı da anmadan geçmeyelim.

Boardunuz ve kendiniz için (kilonuza ve rüzgar şartlarına bağımlı olarak) en uygun yelken alanını seçmek, daha rahat surf yapabilmek için başlıca şarttır. Aşağıdaki tablo da genel olarak, üzgar kuvvetlerine karşılık rahat bir kullanım sağlayacak yelken alanları ve ortalama bumba uzunlukları bir fikir vermesi açısından gösterilmiştir. Tabii bu değerler surfçünün özelliklerine ve isteklerine göre değişebilir.

Rüzgar Alan Direk Bumba
8 kuvvetinde 3.2m2 4.00m 165cm
7 kuvvetinde 4.0m2 4.45m 165cm
6 kuvvetinde 4.5m2 4.45m 180cm
4-5 kuvvetinde 5.2m2 4.60m 180cm
4 kuvvetinde aşağıda >5.7m2 4.70m 200cm

İleri Trim Teknikleri ( Ders 1 )

Genel Esaslar

Bir yelkenli için trim yapılırken 4 temel durum göz önünde bulundurulmalıdır:

-Hava
-Dalga
-Süreklilik
-Öncelikler

Hava ile ilgili trimler rüzgar ve yağış durumlarını içerir. Rüzgar temel olarak 5 farklı etki şiddetindedir: Yok denecek kadar az rüzgar(1-2 bofor), hafif hava(2-3 bofor), orta hava(4-5 bofor), sert hava(6-7 bofor), fırtına(8+ bofor). Trim yapılırken gerçek rüzgara göre değil, zahiri rüzgara göre yapılır, çünkü yelkenlere etkiyen rüzgar, tekne hızının hesaba katıldığı zahiri rüzgârdır. Yağış ise sıklık, şiddet ve tür(kar, dolu, tipi) özelliklerine göre dikkate alınır.

Yelken üzerindeki trimler dalgasız deniz ve çalkantılı denize göre farklılık gösterir. Teknenin, sakin ve dalgasız denizlerde hızlı ve dosdoğru gitmesi beklenirken; çalkantılı denizlerde dalganın etkisiyle yön değistirmesi, yoldan ve hızdan kaybetmesi olağandır. Bu durumda teknenin trimini dalgaları asacak ve kolay hızlanacak bir şekilde yapmak akılcı olur.

Tekneyi trim ederken çevredeki süreklilik önemlidir. Tekne triminin sabit ve hareketli donanımlar üzerinden yapıldığını varsayarsak her trimin her zaman kolaylıkla yapılamayacağını baştan kabul etmek gerekir. Ayrıca iyi giden bir tekne üzerinde gerekli olmadıkça fazla değişiklik yapmak tekneyi yavaşlatabildiği gibi oldukça zahmetlidir. Denizdeki yerel sağanakların varlığı ve sıklığı, özellikle Marmara gibi denizlerde yadsınamayacak bir gerçektir.

Tekne her şeyden önce kullananın önceliklerine göre trim edilmelidir. Kimisi tekneyi uzun ömürlü kullanmak ister, kimisiyse onu bir yarış gurusu haline getirmek. Kimi seyirlerde kuvvetli orsalama tercih edilir, kimisindeyse azami hız veya manevra. Kaptan burnu kurtarmayı ya da çatışmayı önlemeyi düşünebilir. Tekne hata kabul etmeyen profesyonel bir trime ya da hataya tahammül eden amatör bir trime sokulabilir. İyi denizciler, tekneyi önceliklerine göre trim ederler.

Not: Trim, dümencinin hareketlerine paralel olarak yapılır. Yelken üzerinde yapılan her değisiklik, dümenle uyumlu olmak zorundadır.

Tekne Trim Edilerek 5 Temel Seyir Özelliğine Hükmedilir

1) Hız
2) Orsalama Yeteneği
3) Dümen Çekmesi
4) Teknenin Yatıklığı
5) Yalpalama

Not: Bahsi geçecek trimler tek anayelken ve tek önyelkenden olusan tek direkli kesirli/tam armadan olusan monohull (tek gövdeli) sloop (salopa) yelkenli tekneleri içindir.

Trim Terminolojisi:

Ana Yelken Iskotası (Main sheet): Bumbayı bir palanga düzeneğiyle anayelken arabasına bağlayan ve bumbanın bağlantı yerine uzaklığını ayarlayarak ana yelkenin kumanda edilmesini sağlayan halat.

Ana Yelken Arabası (Traveller): Ana yelken bumbasının tekne orta hattıyla yaptığı açıyı doğrudan yönlendiren hareketli trim düzeneği.

Pupa Palangası (Boomvang): Direk ile bumba arasındaki açıyı ayarlayan palanga sistemi.

Arka Yaka/Alt Yaka/Altabaso Halatı (Outhaul): Ana Yelkenin güngörmez yakasının bumba ile birleşen köşesinin (clew), bumbanın en gerideki noktası ile arasındaki mesafeyi ayarlayan trim düzeneği.

Ana Yelken Mandarı (Main Halyard): Ana Yelkeni direğin tepesine yelkenin orsa yakası üst köşesinden çekerek basan halat.

Kanigam (Cunningham) Halatı: Ana Yelkenin orsa yakasını aşağı doğru kastıran düzenek.

Balançina/Mantilya (Topping Lift): Bumbayı en gerideki ucundan direğin tepesine doğru çekerek kaldıran halat.

Kıç ıstralya (Backstay): Teknenin direğini en üst noktasından geriye doğru çeken gerilim. Bazı teknelerde direğin 2/3 üstünden runner/checkstay dediğimiz düzenekle direğin geriye doğru gerilimi biraz daha yanlara açılmıştır. Ancak bu tekneler tramola ve kavançalarda gerilimin sağlandığı noktayı sürekli değistirmek zorundadır.

Baş ıstralya (Forestay): Teknenin direğini en üst noktasından teknenin başına doğru çeken gerilim. Bazı teknelerde direğin 2/3 hizasından direği, direk ile baş ıstralya arasındaki bir noktaya doğru kastıran babystay bulunur. Tramolalarda ve balon kullanımında zorluk çıkartır.

Cenova Mandarı (Genoa Halyard): Cenovayı baş ıstralya hattından direğin tepesine üstten kastırarak basan halat.

Cenova Iskotası (Genoa Sheet): Cenovanın güngörmezle alt yakasının birleştiği köşesinin (clew) cenova arabasına uzaklığını ayarlayarak cenovayı kumanda eden halat.

Cenova Arabası (Genoa Traveller): Cenova ıskotasının cenovayı tekneye doğru çekme noktasını belirleyen hareketli düzenek.

Iskota Yönlendiricisi (Barber Hauler, Tweeker): Balon ve cenovaların ıskota çekiş noktalarının teknenin boyuna hattına olan uzaklığını ayarlamaya yarayan makaralı düzenek.

Tüyler(Telltales): Yelkenin üzerine konduğu yerdeki hava akımını anlatır. İyi trimlenmiş bir yelkendeki hava akımı genellikle rüzgaraltı ve rüzgarüstü tüyleri birbirine paralel uçuşturacak şekildedir. Tüylerden yararlanılarak rüzgârın yelkene uygun açıdan girip girmediği tespit edilebilir. Aynı zamanda ana yelkenin güngörmez yakasında hava akımını anlatan kurdeleler vardır.

Yelkenin Toru (draft/draught): Yelkenin en torbalaşan çukur yerine yelkenin toru denir. Torun yeri ve miktarı trimde oldukça önemlidir.

Büküm(helezon/twist): Gerçek rüzgar hızı denizden göğe yükseldikçe artar. Teknenin hızının dikkate alındığı vektör bileşenlerinin etkisiyle zahiri rüzgâr yükseklerde daha bir kıça kaymış şekilde yelkene etki eder. Bu sebeple yelkenin üst kısımları rüzgâraltına daha çok bırakılmalıdır. Bu da ancak yelkende bir büküm yaratmakla mümkün olur. Ayrıca büküm sayesinde yelkenin rüzgâr kaçırması sağlanabilir. Büküm, cenova için arabanın konumuyla, ana yelken için bumbanın yüksekliğiyle ayarlanır. Yelkenlerde fazla büküm her zaman az büküme göre daha iyidir, çünkü bükümün fazla olması demek, dümende kolaylık demektir.

Kanal (groove): Yelken trimi, tekne hızı ve orsa gidebilme kombinasyonunun oluşturduğu dar seyir yolu. Yelkenin bükümü arttıkça kanal genişler. Tekne kanala girdiğinde rahat ve etkili yol alır.

Güngörmez (leach): Yelkenin teknenin kıçına bakan yakasına güngörmez yakası denir. Güngörmez yakası bize yelkenin bükümünü en iyi anlatan yakadır. Açık güngörmez bükümün çok olması, kapalı güngörmez bükümün az olması demektir.

Dip Camadanı (flattening reef): Yelkenin güngörmez yakasını bumbanın ucuna ve aşağıya doğru çeken yardımcı trim halatıdır.

Güngörmez ipi (leach cord): Yelkenin güngörmez yakası pırpırladığında, yelkenin hırpalanmasını önlemek için kasılmalıdır. Böyle bir durum yoksa gevşek bırakılmalıdır.

Salma (Keel): Birçok yelkenlide sabittir. Yelkenli teknelerin rüzgâra karşı gidebilmesini sağlayan teknenin gövdesinin altında bulunan eklenmiş ağırlıktır. Rüzgârın yelkenler üzerinde yarattığı tekneyi yatırma direncini, suyun altında karşılayarak, teknenin kerteriz doğrultusunda gitmesini sağlar. Yarış yatları için bu ağırlık 3.5 tonu bulabilir. Salma ağırlığı, rüzgâr ve dalga etkisine tepki olarak yarattığı karşı moment/tork sayesinde teknenin devrilmesini engeller.

Trim 4 Temel Duruma Yapılır:

1) Büküm
2) Derinlik
3) Tor Yeri
4) Tekneye Açı