Etiket arşivi: dalgalar

Sert Havada Seyir ve Alınması Gereken Önlemler

?En iyi kaptan, teknesini ve ekibini hiçbir tehlikeye sokmayandır.?


Denize çıkılmadan önce yapılması gereken ilk iş havayı kontrol etmektir.
En keyifli ve kolay seyirler 5 ile 12 knot havada yapılan seyirlerdir. 5 knotun altında rüzgar çok hafif olduğundan tekneyi yelkenlerle hareket ettirmek ve ona manevra yaptırmak zor olabilir. 12 knotun üzerinde tekne gereğinden fazla yatabilir. Bunu engellemek için yelken alanı küçültülür veya en azından yelken üzerindeki rüzgar gücü azaltılır. 20 knot havada denize çıkmak dikkat ister. 25 knot ve üzeri havada tecrubesi olmayan yelkencilerin denize çıkması tavsiye edilmez.

Sert havada tekne üzerinde neler yapılması gerektiği konusunda temel bilgi bütün yelkencilerde bulunmalıdır. Denizdeyken bir fırtınaya yakalanmak oldukça büyük bir ihtimaldir. Sert rüzgarla karşılaşıldığında açık denizde kalmak dar bir limana girmeye çalışmaktan daha güvenli olabilir.
Rüzgar hızı 15 knot ve üzerindeyken çoğu yelkenli teknede birinci camadanın vurulması düşünülebilir. Büyük teknelerde 25 knotun üzerinde kullanılmak üzere ikinci bir camadan noktası bulunabilir. Fakat küçük tekneler sert havalarda daha çok zorlanır. Bu durumda, fırtına floğuyla (normal floğun %25?i) seyir yapmak çok daha iyidir. Başlangıç seviyesindeki bir yelkenciye, sert havada tüm yelkenleri indirip, motoru çalıştırması ve acilen kıyıya dönmesi tavsiye edilir.
Bir teknenin sert havada yelken yapabilmesi onun büyüklüğüne ve dizaynına bağlı olduğundan, ne zaman camadan vurulacağı teknenin yatma derecesine ve dümenin kontrolüne bağlıdır.
? Sert havada iskeleyi terk etmeden önce camadan vurup, sonra gerekirse camadanı açmak, açıldıktan sonra camadan vurmaktan her zaman daha kolaydır.
? Sert havada denize çıkarken harness?larınız her zaman üzerinizde olsun.
Rüzgar hızındaki artışı orsada veya dar apazda hissetmek kolaydır. Ancak pupa ve geniş apaz seyirlerde, rüzgar gerçek hızından daha hafifmiş gibi hissedilir ve rüzgar hızı hissedilene kadar ani bir şekilde artabilir.

1. Sert Havada tekne üzerinde alınması gereken önlemler
1.1. Rüzgar > 17 knot
Tüm ekip, seyir pozisyonunu ciddi şekilde alması gerekir.
Tekne yatıyorsa trapez yapılmalı.
Dümenci ve trimcilerin seyir sırasında dikkatleri açık olması gerekir.
Kamara içerisinde boşta duran, sallanan, devrilen eşya kalmamalı ve sabitlenmeli.

1.2. Rüzgar > 25 knot
Tekne fazla yatacağından camadan ve yelken ufaltma işlemleri yapılmalıdır.
Her türlü acil durumda, müdahale etmek çok zor olacağından ekibin dikkatinin iyice açık olması gerekir.
Tüm ekip, can yeleklerini giymelidir.
Teknenin güvertesinde harekette olan elemanlar, özellikle başüstü elemanlar harness kullanarak tekneye sabitlenmelidir.
1.3. Rüzgar > 33 knot
Teknenin seyir sırasında hakimiyeti kaybediliyorsa veya ekip tecrübesiz ise yelkenler indirilmeli ve motorla seyre geçilmelidir.
Korunaklı bir koya doğru yönelmelidir.
2. Camadan Vurmak (Reefing)
Yelken Alanını Küçültmek
Camadan vurma kararı teknenin boyuna ve dengesine bağlıdır. Eğer tekne çok fazla bayılıyorsa, ekip zorlanıyorsa veya sert hava bekleniyorsa camadan vurmak düşünülmelidir. Eğer camadan vurmayı düşünüyorsanız, en iyisi vakit kaybetmeden yapmaktır.
Sert hava koşullarında iskeledeyken camadan vurmak ve gerekdiğinde yelkeni açmak, yüksek rüzgarda camadan vurmaya çalışmaktan her zaman daha kolaydır.
Camadan Vurma prosedürü
? Tekne hafif rüzgara döndürülür ve ana yelkendeki rüzgar yükü boşaltılır.
? Pupa palangası biraz boşlanır. Eğer ana yelken iskotaları omurga hattı hizasında sabitlendiyse iskotalar da laçka edilmelidir.
? Ana yelken mandarı laçka edilerek yelkenin ön yakasındaki camadan matafiyonu bumbaya bağlanacak kadar ana yelken aşağıya indirilmelidir.
? Ön yakadaki camadan matafiyonu sabitlenir.
? Camadan ipinin boşu alınır. Yelkenin arka yakasındaki matafiyon sabitlenir.
? Ana yelken mandarının boşu tekrar alınarak ufalan yelkenin trimi yapılır.
? Pupa palangasının boşu alınır.

Büyük yelkenli teknelerin çoğunda üç tane camadan noktası bulunur. Bu noktalarda, yelkenin ön ve arka yakalarında güçlendirilmiş matafyonlar vardır. Arka yakadaki matafyonun içinden bir ip geçer ve bu ip bumbanın içinden geçerek direk dibine gelir. Ön yakadaki matafyonun içinden de bir ip geçebilir. Böylece yelkene sadece ana yelkeni indirip camadan iplerini doldurarak camadan vurulabilir. Ancak çoğu teknede bir kişinin direk dibine giderek (harness?la tabiki!!) ön yakadaki matafyonu bağlaması gerekir. Matafyon bir iple veya kancadan geçirilerek bağlanabilir.

Ana yelkenin ön ve arka alt yakaları sabitlendikten sonra ortadaki fazla yelken camadan ipleriyle bağlanır. Böylece yelkenin bu kısmının su ve rüzgar tutması engellenir.
Eğer bumba üzerinde bir kanca yoksa, matafyonu bağlamak için bir ip kullanılabilir. Genelde direk üzerinde ipi bağlamak için bir koç boynuzu bulunur. Eğer ipi bağlamak için uygun bir yer yoksa ipi bumbanın kaz boynundaki (bumbayı direğe bağlayan kısım) ön kısmına bağlayarak yelekni aşağı ve öne doğru çekin. Bu ip camadan bağı ile bağlanabilir.

Cenovanın küçültülmesi
Çok sert hava koşullarında ana yelken indirilerek sadece fırtına floğu ile yelken yapmak tercih edilir. Ancak bu karar da teknenin dengesine bağlıdır.
Flok da camadanlanabilir. Bazı teknelerde bulunan ?furling? sistemi sayesinde floğun bir kısmı baş ıstralyaya sarılarak yelken alanı küçültülebilir. Gerekli flok alanı rüzgarın şiddetine ve teknenin dengesine bağlıdır. Flok olmadan sadece ana yelkenle gidilmeye çalışılıyorsa teknenin kontrolü güçleşir ve tekne büyük bir güçle rüzgara girmeye çalışır. Teknenin biraz orsalamak istemesi tercih edilebilir (sağanaklarda teknenin yatışını azaltmak yelkenlerdeki gücü azaltmak için rüzgara giriyorduk), fakat fazlası performansı düşürür.
Floğun furlinge sarılması en kolay geniş apaz ve pupa seyirlerde yapılır çünkü ana yelken bu seyirlerde floğun rüzgarını engeller. Böylece yelkenin gereğinden fazla yapraklaması da engellenir. Zor bir durumda kalındığında, iskotaları boşlayarak flok furlinge sarılabilir, fakat sert havada yelkenin fazla uçuşması yelkene hasar verebilir.

Sert havada furlingi sarmaya yarayan halatı kontrol etmek oldukça zordur. İpi gerdikçe sert bir rüzgar ipin elinizden kaymasına neden olarak istemeden floğun yeniden açılmasına neden olabilir. Sert havada bu işi iki kişi yapmak çok daha iyidir. Bir kişi başa yakın bir yerden furlingin ipini çekerek floğu sararken, diğeri bir vince sardığı ipin boşuna alarak rüzgarlara floğun yeniden açılmasını engeller.
Sert havada furlingden floğu açmak da zor bir durumdur. Önce furlingi 1 ? 2 metre boşlayıp, bu ipi sabitledikten sonra floğun çalışan (rüzgaraltı) iskotasını almak gerekir. Eğer furling ipi ve iskota beraber boşlanırsa ve furling sabitlenmezse, rüzgar furlingin elinizden kaçmasına ve floğun kontrol dışında tamamen açılmasına neden olur.

FURLING İPİNİ ASLA VİNÇ KOLU İLE GERMEYİN!! Eğer ip gereğinden fazla gerilirse baş ıstralyayı yerinden çıkarabilir, arma inebilir ve sert havada direk kırılabilir.
?Fırtına ihbarı olduğunda en iyisi denize çıkmamaktır.?
Denizde sert hava ile karşılaşıldığında en iyisi rüzgarla (önden veya arkadan) 40 derecelik bir açıyla gitmektir (dar veya geniş apaz seyirler). Eğer pupa gitmek tercih edilirse kazara kavança atma tehlikesine karşı ana yelken indirilmeli, sadece fırtına floğu kullanılmalıdır. Seyrin şekli ve yelkenlerin durumu; rüzgarın hızı, ekibin performansı, rüzgarın stabil olup olmamasına gibi birçok parametreye bağlıdır ve yanlış verilen bir karar büyük tehlikeler doğurabilir.
Özetlersek sert havada yelken yapmak için alınması gereken önlemler;

bir akşam üstü geldin ve gün batmadan gideceksin..

tutunmaya çalışıyorum..sanki gerçek gibi.

nefes aldığımı hissediyor ve dinliyorum.. kafamın içinde bütün ağırlığın. her düşündüğümde başka birisin. bir akşam üstü geldin, gece gibi gündüz gibi… gün gibisin..

dalgalar vuruyor kalbimin kapılarına.. herşey o kadar gerçek gibi ki, tekne dalgaların içinde kaybolup gidecek sanki.!  – yolcu bugün herşeyi kendisinin yapması gerektiğini düşündü…

aradığım herşey burada diye düşündü. herşey bu uçsuz bucaksız denizde.. gizli değil, bir sır değil var ya da yok değil.. sadece burada. aramak gerekmiyor olsa da (aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır) buradayım.. nereye kadar giderim bilmiyorum. duracağımı sanmıyorum. ben bir yolcuyum. her zaman da öyleydim..

tüm varlığımı sarıyor bu soğuk rüzgâr. istediği yere doğru gidiyorum.. beni istediğin yere götür ey rüzgâr; bedenimi, ruhumu, saçlarımı.. Tanrım! yine saçlarımı…  bulanık gözlerimi, bildiklerim – bilmediklerimi, bu kahrolası kuşları, balıkları ve evet bu dilimden bir türlü düşürmediğim şarkıları, ah bu şarkıları.! ışıkları, yıldızları.. tüm ruhuma dol yelkenlere dolduğun gibi..

kanatlarınızdan yakaladım sizi kuşlarikimize de yeter artar bile bu rüzgâr. hiçbir yere yetişmek zorunda değilim. geç kalamam. erken de gidemem. olmam gereken yerdeyim.. içimden mi konuşuyorum.. belki… ama kelimeleri duyuyorum. tek başımayım. okyanusun ortasında tek başımayım.. gece. gece.. herşey durmuş. zaman sanki akmıyor.. tekne hareket ediyor mu? her yer karanlık.. duyuyorum ne söylüyorsan bana, hepsi kulaklarımda daha… deniz, konuşmasını çok iyi biliyor…

buraya kadar getirdim herşeyi.. bu dünyada ne yaptım bilemedim. bir romana mı masala mı ait olduğunu anlayamadığım dakikalar yaşıyorum. çok gerçekçi geliyor hepsi de.. ama yine de inanmıyorum. her adımda biraz daha yaşlanıyorum. mutluluk değil ama, yine de ağlıyorum..

belki şimdi belki asla anlayamayacakları gibi yaşıyorum.. hayat bir şarkı çalıyor.biz oturduğumuz yerden dinliyoruz. belki sadece bir enstruman adı sadece hayat.. söz yok, ama mana var. sadece çalıyor. anlamadan dinliyorsun. uyurken bile duyuyorum.. belki bir gün birlikte uyanırız. yaz gelir belki.. ya da daha iyisi olur.. eylülü görürüz, eylülde ölürüz..

bu konuyu aramızda bir ceset varken konuşalım..

her yanımızı sardı bu rüzgâr. göz kapaklarımın arasında kalan şarkılar kadar.. belki biraz daha az… nazlı bir kır çiçeği gibi.. gözlerin gözlerimde (belki de hayal kuruyorum şimdi) üzgün bulutların gözyaşlaı dökülüyor üstümüze.. biz bu yağmura ezelden alışığız, her gün daha bir aşığız… aç kapıyı bezirgân başı, dışarısı çok soğuk.. yağmurlar yağıyor üzerimize.. biz hep aynı şarkıyı mı duyuyoruz, neyse..

yer su, gök su, hasret su, dert su, ben su.. yağdı saçlarıma genç yaşımda su.. dalgalar, nihayet hepsi, herşey su… şimdi arkadaş oldu bana su.. su gibi geçti günler, zaman…sabah olmadan su… yaşla doldu gözlerim su.. yolcu su.. yol su.. sevinçlerim acılarım da su.. yağmur öncesi su.. yağmur öncesi gibi su.. senin gibi benim gibi Tanrım bu gözler ne.!

karardı gece üstüme.. gündüzlerim gibi isyan. yağdı gece üstüme.. kelime kelime.. toplasan tüm konuştuklarım belki değil bile bir cümle.. yapıştı cümleler böğrüme böğrüme.. nasıl olsa duymuyorsun.  ben aşk’ı selim… yazıyorum yine kelime kelime.. bir haller içindeyim, tarifsiz.. tarif gereksiz.. ama yine de denedim.. söze gerek yok diyor bir yanım.. öbür elimde kalem…

bütün kalemler susmaya meyilli, bugün günlerden pazar.. öykülerimin çarşambası.. göz damlası, biraz kan damlası, arıyorum seni olmadığını bildiğim yerlerde.. buralarda bir yerde mutlak varlığım.. rüyalarım.. her yerde aynı ağlıyorum.. bunlar benim gözyaşlarım.. takip ettim, ağlıyorum..

dalgalar..

aklıma gelmeyen rüyalar kadar.. hepimize ait olan, ama bir türlü paylaşamadığımız yaralar.. her gün her sene.. gözlerinde sonlanıyor bir şeyler, bir şeyler..

korka korka attığım adımlar kadar.. etrafımı sardı bütün duygular.. kalacaklar sandım bulutların etkisinde.. sıkı sıkı tembih edip gittiler evhamlarımın etkisinde.. yükseklerden uçtu kuşlar.. gözlerimde yine durgunluk var.. bu aralar.. kapkara bir endişe.. bilemiyorum.. keyifsizim nicedir.. hanidir geleceksin.. (yokluğundan soldu gönlüm.. ) (bin bir dertle doldu gönlüm…)  ne varsa harap bir kalpte var..

senin yüzünden battığım kanlar kadar.. mona roza.. bugün bende bir hâl var… karanlık ellerinde başlar.. bıraksan kemiklerimde hissederim..

suskun bir kelime, bir şiir kadar.. biraz gül, bir eylül, sararmış kuru bir yaprak kadar.. ne söylesem boş ne desem yanlış, değil ki hepsi bu kadar.. sonsuza dek orada kalacak ruhum, duyduğu anladığı kadar.. hayat rüyâ gibi, benden bu kadar.. bu sazlar, şarkılar, bu pamuk pamuk bulutlar ve yine şiirler kadar…

üstüme örtülen dalgalar kadar.. buraya kadar bütün duyduğum dalgalar.. deniz, okyanus, su.. kayıp sevgili, bulduğum aşk kadar..

ardı ardına gelen, beni özgürlüğüme kavuşturan dalgalar kadar.. bırak artık kollarımı yoruldum işte yüzemeyecek kadar..

ruhumu savuran rüzgârlar kadar.. yüzüme dokunup, saçlarımı okşayan, hepsi senin marifetin mi bu rüzgâr..