Etiket arşivi: deniz feneri

Harita Ölçüleri

Deniz Mili

Denizde aldığımız yolun ölçüm birimi deniz milidir. Neden metre, kilometre gibi ölçü birimleri varken deniz mili kullanıldığı hep merak konusu olmuştur. Bu kullanım şeklinin sebebi; bizim karada kullandığımız metrik ölçü birimi bize karada ne kadar yol aldığımızı veya alacağımızı, ya da ne kadar yol kaldığını gösterirken; denize kullandığımız deniz mili ise nerede olduğumuzu belirler. Kısa bir coğrafya bilgisi ve matematik ile bunu şöyle gösterelim;

Ekvatorun çevresi (bir diğer deyişle Dünya?nın merkez çevresi)= 40,000 km.

Dünya yuvarlak ve çevresi 360 derece,
Yani her derece 40.000/360= 111,11111 km.

Bir derece 60 dakika,
O halde bir dakika = 111.11111/60 = 1,851 (~1,852) km.

Denizde cm. ile uğraşılmaz diyerek bu 1852 metre olarak alınıyor ve
1 deniz mili (1 nM) = 1852 metre (m) oluyor.

Çevremizdeki her ölçü birimi onluk düzene bağlı olduğundan, bir deniz milini 10?a bölünce 1852/10 = 185,2 metre eder, buna da “Gomina” denir.

En çok kullanılan deyim ise kulaçtır. İp ölçer gibi kollarınızı iki yana açtığınızda bir uçtan diğer uca (ortalama) 1.83 cm. eder ki buna da “Kulaç” denir.

Bir FOOT?un, yani KADEM?in, 30.48 cm.;
Bir INCH ,yani PUS ise 2.54 cm.dir.

Fenerler

Daha önce belirttiğimiz gibi, haritalarda fenerler, derinlikler, şamandıralar gibi seyrimizi etkileyecek ya da belirleyecek bilgiler vardır. Bu bilgiler haritaların üzerine uzun uzun yazı ile girilmesi yerine, bir takım kısaltmalar ve işaretler kullanılarak tanımlanmışlardır. Bu tip kısaltma ve işaretlerden yüzlerce vardır, ancak biz burada bir yelkenli tekne ile seyir halindeyken en çok kullanacaklarımızı inceleyeceğiz.

Fenerler deniz araçlarına yol göstermek ve onların mevkii bulmalarına yardımcı olmak amacıyla deniz üzerinde ışıklı, ışıksız, sesli, farklı renklerde, çeşitli biçim ve büyüklükte şamandıralar; kıyılarda ise bunlara benzer çok çeşitli özelliklere sahip fenerler bölgenin özelliklerini belirler.

Fenerlerin mevkiileri, harita üzerinde bulundukları yere göre ayrı işaretlerle belirtilir. Kıyıda, kara üzerinde tesis edilmiş olanları yuvarlar kırmızı bir nokta ve deniz üzerinde yüzer halde bulunan şamandıralı ve dubalı fenerler(ışıklı şamandıralar) uluslararası işaretlerle belirtilmişlerdir.

Fener cinsleri üç ana grupta toplanır.

  1. Kara üzerinde sabit binalı fenerler
  2. Deniz üzerinde ışıklı şamandıralar
  3. Fener Gemileri

Fener Kısaltmaları:

F                                 Sabit Fener                                Sabit fener, sürekli sabit ışık

FI                               Çakarlı fener                              Düzgün aralıklarla tek şimşek

S.FI                           Kısa Şimşekli                             Şimşekler Kısa

F.FI                           Sabit ve şimşekli                      Devamlı sabit aydınlık üzerinde daha parlak çakar.

Gp.FI                       Grup çakarlı fener                    Düzgün aralılarla iki veya daha fazla şimşek gruplu.

W; G; R                     W: White ; G: Green ; R: Red

Vi; Bu; Or; Am      Vi: Mor ; Bu: Mavi ; Or: Turuncu ; Am: Amber

——————————

Sec       Saniye

M.        Mil

m          Metre

Occ      Kısa karanlık uzun

Alt       Renk Değiştiren

Iso.     Işık ve karanlık müddetleri eşit

Qk        Çabuk, Hızlı

Int       Kesintili

Rot      Dönerli

Gp.FI(1+2) 10s 20m 12M
Grup çakarlı fener, 10 saniye içinde önce bir sonra iki defa çakar, denizden 20 metre yüksekliğinde ve 12 milden görünür.
Qk FI. 4m 3M
Çabuk şimşeki fener. Denizden 4 metre yüksekliğinde, 3 milden görünür.
Gr.FI(3) R. 12 sec. 20m 6M
Grup çakarlı fener, her 12 saniyede 3 defa kırmızı çakar, denizden 20 metre yüksekliğinde, 6 milden görünür.
Fl. G. 5s 20m 15(M)
Beş saniyede bir yeşil çakar, denizden 20 metre yükseklikte ve 15 mil uzaklıktan görünür.
2 F.R. 6m 2(M)
İki adet kırmızı sabit fener, denizden 6 metre yükselikte, 2 mil uzaktan görünür.
Haritalarda belirtilen fener görüş mesafeleri normal görüş içindir, yağmur, sis, kar gibi nedenlerle görüş mesafesi (rüyet) azaldığında fener belirtilen mesafeden görülemez.

İskenderiye Feneri – Gizemli Aynalar

Dünyanın 7 harikası arasında 6. sırada yer alan İskenderiye Feneri?ni diğer 6 harikadan ayıran özelliği görkem olsun diye değil gerçekten ihtiyaç gereği yapılmış olmasıdır.

İskenderiye Limanı?nın karşısındaki Pharos Adası?na inşaa edilen fener, pek çok denizcinin eve sağ olarak dönmesini sağlamıştır. Bilim insanlarınına göre fenerin ?Gizemli Aynası? 70 km mesafeye kadar ışık saçıyordu.

Fenerin, milattan önce 285-246 arasında yapıldığı biliniyor. 135 metre boyundaki yapı, deniz fenerleri arasıdaki en yüksek olanı. Fenerin tunçtan aynası geceleri 70, gündüzleri 35 kilometre uzaklıktan görülebiliyormuş.

Mısır’ın başkenti İskenderiye’den Kahire’ye taşınınca fenerin bakımı ihmal edildi ve kazayla dev ayna kırıldı, 356 yılında meydana gelen depremde yapının  üst kısmı yıkılmış, 1302?de ve 1323?de yaşanan iki ayrı depremde orta kısmı da yıkılmış ve 1500?ler ise tamamen ortadan kalkmıştır.

Üstüne inşaa edildiği adadan dolayı Pharos olarak adlandırılan fener sayesinde İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca?da deniz fenerine Pharos denir..

İskenderiye Kenti kıyısıda yer alan Pharos Adası’na, gemileri yönlendirmek amacıyla yapılmıştır. Şehrin batı limanında bulunan fener yaklaşık 166 m. yüksekliğindedir.

Fenerin sahip olduğu cilalı bronz aynalar yapının esas gizemli yanını oluşturuyordu. Bu aynalar sayesinde gündüzleri bile güneş ışığı denize yansıtılabiliniyordu. Geceleri ise aynaların önünde ateş yakılıyor böylece 70  km mesafeye kadar ışık yayılıyordu. Fenerin “Gizemli Aynaları” nın nasıl yapıldığı hakkında hiçbir bilgi bulunmuyor, bu denli devasa boyutlardaki aynaların nasıl ve kim tarafıdan yapıldığı halen gizemini koruyor.

Fener gördüğü depremlerin ardından 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkıldı.

Üç bölümden oluşan fenerin mimarı Knidos’lu Sostratus’tur. İskenderiye Feneri, antik çağın yedi harikası içinde günlük yaşam için kullanılan tek eserdir. Efsaneye göre fener o kadar yüksektir ki; insanların bu kadar yüksek bir yapı ile kendisine çok yaklaşıp göreceklerinden korkan Tanrı, inşaatta çalışan her bir işçiye ayrı bir lisan vererek, birbirleriyle anlaşmalarını engellemiş ve fener istenen yüksekliğe asla ulaşamamıştır…

Alman arkeolog Prof. H. Thiersch tarafından 1909 yılında tahmini olarak çizilmiş grafiği.

Virginia Woolf – Deniz Feneri

Ama tek bir gece nedir ki? Kısacık bir zaman parçası, hele hemen böyle karanlığın rengi solmaya, kuşlar, horozlar, böylesine çabuk ötmeye, dalgaların boşluklarında, kıvnlan bir yaprak gibi, soluk bir yeşillik belirmeye başladığında. Ama yine gecenin ardından gece gelir. Kışın elinde daha böyle bir deste gece vardır, onları yorulmak bilmez parmaklanyla, eşit olarak, hak geçirmeden dağıtır. Bu geceler uzarlar, karanrlar. İçlerinde, yükseklerde, pırıl pırıl, ışıktan tabaklar gibi gezegenler taşırlar. Sonbahar ağaçlan hırpalanmış da olsalar, soğuk katedral odacıklarının alacakaranlığında parıldayan eskimiş bayraklara! ışıltısı vardır üzerlerinde; buralarda mermer sayfalar üstünde, altın harflerle savaşta ölüm anlatılır, uzaklarda Hindistan çöllerinde kemikler nasıl ağarır ve yanar, bunlar anlatılır. Sonbahar ağaçları son ay ışığında, hasat zamanının dolunaylarında pırıldar, bu ışıkta emekçinin çalışması yavaşlar, biçilmiş anızlı tarlalar dümdüz görünür, masmavi dalgalar kıyıyı yalar…

Ama daha fırtınalı bir denize düşen ben, diye haykıracaktı, eğer bunu yaparsa, artık dayanamayacaklar, avaz avaz bağıracaklardı; içinde kaynayan o heyecan bu kez de patlarsa artık dayanamayacaklardı; ama şaşılacak şey; ağzından yalnız bir «Ya!» çıkmıştı o kadar, sanki kendi kendine, böyle bir şey, çevreyi yaygaraya vermeye değer mi? Evet, fırtınalarda insanlar boğuluyor, ama bu işte ne bir hile, ne bir tuzak vardır, sonra denizin dibi de (sandviç kâğıdındaki kırıntıları denize dökerek) önünde sonunda sudan başka nedir ki diye düşünmüştü. Piposunu yakıp cebinden saatini çıkardı. Dikkatli dikkatli baktı; belki de aklından bir bölük matematiksel hesap yaptı.

Sonunda övünçle-. «Aferin!» dedi. «James bizi sanki doğuştan denizciymiş gibi getirdi.»