Etiket arşivi: flok

Flok Iskotaları

Her tramolada ıskotanın direk önünden dolaştırılmasını önlemek için floklarda çift ıskota kullanılır. Bunlar flok ıskota yakasına genellikle açılabilir parçalarla bağlanır. Küçük teknelerde ağırlıktan ekonomi için ıskotalar genellikle ıskota yakasına dikilir veya uzun bir halat tam ortasından kazık bağı yapılarak ıskota yakasına bağlanır. Iskotaların gerilmeden ıskota yakasından başlayıp, direk etrafından dolaştıktan sonra havuza kadar rahat gelecek uzunlukta olmaları gerekmektedir.

Floğun özellikle rüzgara yükselirken uygun şekilde ayarlanabilmesi için ıskota çekme açısının önemi çok büyüktür. Iskota, yalnızca iki parçası biribirine eşit olmayan floğa eşit germe sağlamakla kalmayıp, hızlandırılşmış hava akımını ana yelken arkasındaki boşluğa yöneltmelidir. Floğun verimi, ıskota köprüsünün (kızak ve ray) yeri ile ilgilidir. Deneyler hava akımının yelkenler arasında en iyi şekilde yöneltilmesinin, köprünün baş bodoslama veya flok karula yakasından 10 derecelik bir açı yapan hat üzerinde bulunması şeklinde olacağını göstermiştir. Floğun altabaşo ve kıç gradin yakalarının gerginliğini sağlayan köprünün yeri, orta dikiş uzantısının 10 derecelik hattı kestiği noktanın biraz önündedir.

Flok köprüsünün yeri, tekne rüzgara döndürüldüğünde floğun kıç gradin yakası aynı anda yapraklayacak şekilde ayarlanmalıdır. Köprünün yeri saptandıktan sonra floğun-karula yakasını her zaman baş bodoslama landasındaki aynı yere bağlanmasına dikkat edilmelidir.

Değişik seyirlerde ve rüzgar hızlarında daha verimli ıskota makarası bir ray üzerinde gezen kızağa bağlanır. Ray 10 derecelik hat boyunca uzanır. Ve kızakta kıç gradin ve altabaşo yakalarına istenilen gerginliği sağlayacak yere ayarlanabilir. Aynı sınıf teknelerin bile bireysel kullanma ve yelken özellikleri olur ve en uygun yeri bulmak için deneme-yanılma yöntemi kullanmak gerekir.

Çarmık sayısını arttırmanın avantajları:

  1. Daha iyi ana yelken performansı sağlayan ince direk kullanımına olanak sağlar.
  2. Daha küçük boyutları ve kalınlığı olan hafif direğe olanak sağlar.
  3. Daha küçük iskota açılarına olanak sağlar.

Çarmık sayısını arttırmanın dezavantajları:

  1. Trimi daha zordur.
  2. Maliyeti yüksektir.
  3. Boyuna stabiliteyi denetlemek için özel önlemler alınmalıdır.

Ana direğin güverteyi delerek salmaya kadar inmesinin avantajları:

  1. Daha iyi ana yelken performansı sağlayan ince direk kullanımına olanak sağlar.
  2. Daha küçük boyutları ve kalınlığı olan hafif direğe olanak sağlar.
  3. Daha küçük iskota açılarına olanak sağlar.

Ana direğin güverteyi delerek salmaya kadar inmesinin dezavantajları:

  1. Özellikle boyuna trimi güçleştirir.
  2. Güvertede büyük yatay kuvvetler oluşturur.
  3. Isınma ve su sızdırma riski vardır.

Donanımda kullanılan paslanmaz çelik çubuk ve çelik halatın (tel) karşılaştırılması

Bu karşılaştırmayı aşağıdaki özellikler açısından yapmak yararlı olur:

  • Kopma mukavemeti

Kopma mukavemeti, çubuğun veya telin kopmadan taşıyabileceği maksimum yüktür. Normal olarak aynı çapa sahip çubuk, tele oranla %20 daha güçlüdür.

  • Yorulma

Yorulma, çubuğun veya teli kopmadan taşıyabileceği yük sayısı olarak düşünülebilir. Normalde tel yorulmaya karşı biraz daha duyarlıdır. Ancak çubuk bir işaret vermeden koparken, telin ne zaman kopacağını kestirmek daha kolaydır.

  • Korozyona karşı dayanıklılık

İkisi de aynı malzemeden yapıldıkları için korozyon karakteristikleri de hemen hemen aynıdır.

  • Uzama

Aynı ağırlıkta çubuk uzaması = %80 tel uzaması
Aynı boyuttta çubuk uzaması = %60 tel uzaması

Çubuğun az uzamasının 2 avantajı vardır:

  1. Direk rüzgarın tersi yönüne daha fazla yatar, bu da tekneyi daha fazla rüzgara yönlendirir.
  2. Direk daha dik duracağı için mukavemeti artar.
  • Rüzgar direnci

Çap arttıkça direnç artar dolayısıyla, aynı mukavemetteki çubuk daha ince ve yüzeyi pürüzsüz olduğundan rüzgar direnci daha düşüktür.

  • Kullanım

Telin kullanımı daha iyidir. Daha küçük çaplı daireler şeklinde bükülebilir.

  • Maliyet

Çubuğun maliyeti %50 – %100 daha fazladır.

Kaynak: http://www.yildiz.edu.tr Pdf Yayını

Balonun Kullanılması

Amacı, balonu anayelken ve flokun rüzgarı tutması sonucunda, bu yelkenlerin hemen ardında  oluşan rüzgarsız ve türbülanslı alandan uzakta tutmak olan balon gönderinin bir ucu, direğe monte olmalı, diğer ucu da balonun rüzgar üstü yakasına takılacak  şekilde donatılmalıdır.  (Aslında bu yanlış tabir olmasına rağmen, anlamayı kolaylaştırmak için kullandık. Gönderin boşta olan ucu, yakaya takılmaz, rüzgarüstü balon ıskotası, gönderin ucundaki  kancanın içinden geçer. Rüzgar balonu itmek istediğinde, rüzgarüstü ıskotası sabitlenmiş olduğundan, ıskota gerilir ve de açı boy oranları sebebiyle, gönderin ucu ıskotada kayarak, balonun yakasına gider yapışır, bu yüzden balon, adeta gönder bizzat yakaya takılmış gibi  kullanılır. Bu  durumu, donatılmış ve kullanılmakta olan bir balonun rüzgarüstü  yakasını incelediğinizde gözlemleyebilirsiniz.)

Barbuholer sistemi ise, balon  ıskotalarının tekneden açıklığını (ne kadar ayrık duracağını)  ayarlamaya yarar. Ağırlıklı olarak teknenin eni doğrultusunda çalışan bir sistemdir. Bu sistem de tek bir  ipin iki ucu şeklinde kullanılabileceği gibi, iki ayrı ip olarak da kullanılabilir. Bu iki uçta da radanza veya makara bulunur ve de bunlardan balon  ıskotaları geçer. Böylece barbuholer ipinin çekilen ucu, o taraftaki balon ıskotasını güverteye doğru gitgide yaklaştırır. Değişmeyen koşul rüzgarüstü barbuholer  ipinin daima sonuna kadar alınması, yani rüzgarüstü balon ıskotasının güverteden geçmesi gerektiğidir. Bunun  sebebi ise,  Balonun rüzgarüstünün sadece gönder ile kullanılmasını istememiz ve de boş bir rüzgarüstü barbuholerın balonun serbestliğini arttıracağıdır. Buna karşın da, balonun rüzgaraltı yakası kontrolünü serbest bir şekilde sadece ıskotayla kontrol  etmek isteyeceğimizden ötürü,  barbuholerın kısıtlayıcı etkisini sıfırlamak için rüzgaraltı barbuholerı boş  bırakırız.  (istisna olarak, sadece teknenin çok  fazla pandüle girdiği (iskele-sancak  salınım) dalgalı sert havalarda, buna sebep olan faktörlerden biri olan balon serbestliğini azaltmak için rüzgaraltı barbuholerı değişen ölçülerde çekerek,  balonun  üzerindeki kontrolümüzü arttırırız.)

Balonumuzu kullanma şekli:

  • Rüzgaraltı barbuholer olabildiğince serbest
  • Rüzgarüstü barbuholer olabildiğince alınık
  • Gönder rüzgarüstü tarafta takılı
  • Rüzgarüstü ıskotası (guy) rüzgarın şiddetine göre fix ya da elimizde
  • Rüzgaraltı ıskotası (sheet) ise daima elimizde veya vinçte

Bir balondan max. verim almak için gerekli ayarlamalar ve sürüş:

Balonun,

Seyirlere göre ayarı: Rüzgarüstü balon ıskotası (guy), dar apazda, gönder istralyaya dayanacak  kadar (yani teknenin omurga hattı üzerinde) bırakılmalı, böylece floğun (cenovanın) arkasına doğru  kayarak, flokla benzer bir fonksiyona kavuşturulmalıdır. Bu durumda, balonlu bir teknenin  gidebileceği orsa açısı max.  olur. Pupaya  doğru döndükçe ise, balon gitgide, rüzgarüstü  ıskotası çekilmek kaydı ile rüzgarüstüne taşınmalı, böylece balonu mümkün olduğu kadar arka taraftan gelen  direkt rüzgarla buluşturmalıyız. Teknenin orsacılığı geniş seyirlerde önemsiz olduğundan hatta ve hatta bunun yanı  sıra, balonun rüzgarüstüne çekikliği teknenin ne kadar iğnecik gidebildiğini  belirlediğinden (sabit kontrada max. pupa açısı), pupada rüzgarüstü ıskotası, gönder  omurga hattıyla yaklaşık olarak 120 derecelik açı yapana kadar çekilir.

-Ara bilgi: Gönderler  bir sistem dahilinde kontrol edilmektedir. Bu sisteme de ?baskı sistemi?  denmektedir. Buradaki  amaç, balonun rüzgarüstü yakasının ne kadar yukarıda veya aşağıda olacağını ayarlamaktır. Bu, yatlarda gönderin direğe monte olduğu noktanın aşağı yukarı hareketli  olmasıyla sağlanırken, gönderin tam ortasına bağlı bir iple dikey yönde aşağı ya da yukarı çekilmesi  ile oluşan baskı düzeneğidir.

Balon baskısı iki bölümden oluşur, gönderin üzerinde kalan mandar sistemi kısmı, üst baskı (gönderi havaya kaldırmaya  yarayan), gönderin altında kalan, onu aşağıya çekmeye yarayan ve aynı zamanda ani sert rüzgarlarda gönderin kendiliğinden havaya kalkmasını da engelleyen, onu kontrol eden alt baskıdır.

Rüzgarın  şiddetine ve seyirlere göre ayarı:

En genel çerçevede, pupadan dar apaza doğru  gidildikçe gönderin gitgide kaldırılması gerektiğini görürüz. Bunun sebebi ise, özellikle iyice dar  apaza yaklaştıkça, gönderin ucunun kaldırılması sonucu balon (yani üzerindeki ağırlık merkezi) teknenin arka tarafına doğru taşınacağından, teknenin orsa açısının daraltılabilmesi imkanıdır.

Unutmayalım ki eğer balonlu bir seyir halindeysek, balon bizim orsa açımızı kısıtlayacaktır, ama iyi bir trimle, hem orsa  açımızı nispeten daha da iyi yapabilir, hem de  balonun getirdiği extra  hızdan faydalanabiliriz.

  • Hafif havada, gönder balonu aşağıya çekmesin, balonun kendiliğinden dolması kolaylaşsın diye gönderin ucu her daim kalkık kullanılır.
  • Orta kuvvetteki havalarda ise böyle bir sıkıntı olmadığından ötürü, balonun max. alanını kullanmak amacıyla, gönderin ucu daha aşağıda kullanılarak, tor ve kavis azaltılır, yüzey  arttırılır.
  • Sert kuvvetteki havalarda ise balonda biriken rüzgar miktarı  eğer tehlikeli boyutlara ulaşıyorsa, üzerinde biriken kuvveti alan ayarıyla değiştirebileceğimizden ötürü, gönderi  kaldırarak alanı azaltabiliriz.

(Hatırlatma: orta havadan fırtınaya ve çok hafif havaya  doğru gittiğimizde, trimler gitgide birbirine benzeyecektir.)

Dalgalara göre ayarı:

Dalgalar özellikle rüzgar sert olduğunda ortaya çıktıklarından, sert  rüzgarda en belirgin olarak da pupada teknenin pruvası zaten suya doğru saplanma eğiliminde olduğundan ve de dalgaların da bunu kolaylaştırıcı etkenler olmalarından ötürü, gönder diğer  zamanlara göre daha kalkık kullanılacaktır ki böylece balonun ağırlık merkezi yukarıya  kalksın, teknenin pruvasını da  yukarıya kaldırarak adeta hafifletsin, böylece de teknemiz  dalgalara çarpmaktan kurtularak hızından bir şeyler yitirmesin.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Balon (Spinnaker) Nedir?

!!!: Bu doküman Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı sporcularının 2 yıldız kursu boyunca balonla seyirlerde  pratik eğitim ön açıklaması olacak  şekilde hazırlanmıştır. Bu doküman, tamamen pratik tecrübeler sonucu kağıda dökülmüş olup, zaman içinde sporcunun tecrübesini artırıp yeni teknikler bulabilmesi ve bu dokümana  eklemeler yapması imkanını verir. Sporcunun  denize çıkış saatleri kısıtlı olacağından, kendisine has teknikler  geliştirmesi zaman alacaktır. Bu nedenle dokümanın hazırlanış amacı, balon kullanmanın inceliklerini en baştan sporcuya göstermek ve nispeten kısa zamanda tekniğini geliştirmesini sağlamaktır.

Dokümanın içerdiği tekniklerin hepsi, özellikle hiç balon kullanmamış sporcular  tarafından kolayca  anlaşılamayabilir. Bu nedenle içeriğin her denize çıkış öncesi ve sonrası tekrarlanması ve her antreman sırasında  bu bilgilerden bir kısmını referans alarak kendini geliştirmeye çalışması tavsiye edilir.


Balon (Spinnaker) Nedir?

Balon, çift yelkenli (flok + anayelken) teknelerde, ağırlıklı olarak  geniş seyirlerde kullanılan (pupa ve geniş apaz) , derin  torlu, kavisli,  özünde üçgen şekline sahip bir yelken çeşididir.

Balonlar yatlarda  balon trimcisi tarafından kullanılır ve bowman, pitman ve vinççiler tarafından kullanılmasına yardım edilir. Ufak  teknelerde ve centerboardlarda tek başına flokçu kullanabilir.

Teknelere göre  farklılık göstermesine örnek verecek olursak,  centreboard dediğimiz hareketli salmalı yarış teknelerinde balon  anayelken ve flok basılıyken ve de, dar apazdan pupaya kadar olan geniş bir yelpazede kullanılırken, yatlarda balonun  flok indirilmesi kaydıyla  basıldığını ve de geniş apaz ve pupa seyirlerinde kullanıldığını görürüz.  Yatlarda dar apaz ve  apaz seyirlerinde kullanılmamasının en büyük  sebebi ise, alanının büyük olmasından ötürü, üzerinde biriktirdiği aşırı kuvvet nedeniyle teknenin broşa girmesine (genelde sert rüzgarlarda, teknenin aniden rüzgar  altına yatması ve de orsalaması sonucu, suya çakılması) yol açmasıdır. Bir diğer faktör de, şeklen pupaya daha uygun oluşundan ötürü,  flokun dar seyirlerde balondan çok daha iyi performans veriyor  oluşudur.

Balonların kullanım alanları balonun kendi şekline ve cinsine göre de değişir.   Geniş seyirler için omuzlu (üçgenin dikdörtgene daha çok yaklaşmış hali)  ?Simetrik? balonlar tercih edilirken, dar seyirlerde, balonla gidilebilecek açıyı daraltabilmek için ?Asimetrik? balonlar (üçgen şekline daha yakın, tek köşesi teknenin pruvasına sabitlenerek kullanılanlar) tercih edilmektedir.   ?Jennaker? denilen nispeten daha da az torlu, daha da üçgenimsi balon ise en dar orsa açısını yakalayabilmek ve süratli gidebilmek için, özellikle çift omurgalı ve de pruva gönderli (catamaran, tornado, 49er) teknelerde kullanılan tiptir.

Balonun Kumaşı, Kalınlığı

Bir balonun kumaşını belirleyen çeşitli faktörler vardır. Bunlardan birincisi balonun fiziksel yapısı (alanı, derinliği, ağırlık merkezi)  diğeri ise kullanılacağı rüzgar  şiddetidir. Büyük teknelerin, balonları da büyük olacağından, bu balonlar üzerinde birikecek rüzgar gücü de fazla olacaktır, buna bağlı olarak  da, bu balonların yapımında kullanılacak olan  kumaş nispeten daha sağlam örgülü, daha kalın bir  kumaş olacaktır. Fakat her teknenin balon takımını da kendi içinde düşünecek olursak, bir teknenin hafif rüzgarda ince kumaşlı, sert  havalarda ise kalın kumaşlı balonu kullanacağı sonucuna varırız.  Bunun sebebi ise, hafif havada kalın kumaşlı balonun daha ağır olduğundan, kendi kendisini söndürme eğiliminin artırması ve de doldurulmasını zorlaştırmasıdır. Buna paralel  olarak, sert rüzgarlarda, ince kumaşlı balonların daha kolay yıpranarak parçalanacak olabilmesinden ve de ince kumaşı yüzünden  geçirgenliğinin de fazla olması nedeniyle daha az verimli olacağından söz edebiliriz.

Balon İskotaları (Guy ve Sheet)

Bir balonun teknede donatılmış hali temel olarak şu şekildedir:

Balonun yaka dediğimiz, iplerin bağlandığı 3 tane ucu vardır. Bu  uçları kabaca, ikizkenar bir üçgenin 3 köşesi olarak düşünebiliriz. Bu üçgenin üst köşesine bir mandar bağlanarak, direğin muhtelif  yüksekliğine çekilmektedir. Diğer iki yakasına ise Balon Iskotaları bağlanmaktadır. Küçük teknelerde bu tek bir ipin iki ucu olurken, büyük teknelerde, rüzgaraltı (sheet) ve rüzgarüstü (guy) ıskotası olarak iki  farklı ip kullanılmaktadır. Bu iskotalar teknenin donanımına göre farklılık gösterecek  şekilde muhtelif makaralardan geçecektir. Böylece balonumuzu donatmış olduk. Balonumuz tepeden direğe alt taraftan da ıskotalarla teknedeki ekipman veya ekibe sabitlenmiş durumdadır.

Shut Sistemi:

Bazı teknelerde (léquip, catamaran, tornado, 49er vb…) kullanılan, balonu  daha kolay ve hızlı basıp indirmeye yarayan bir sistemdir. Bundaki fark, balon mandarının balonun  dikey simetrisi üzerinde bulunan birkaç matafyondan da geçerek, balon indirilirken balonun kendi  kendisini toplayarak, tekne güvertesindeki yuvasına yerleşmesidir.

Shut sistemi olmayan teknelerde, balonun ?tıkıldığı?  bir torba ya da başka bir yer mevcuttur, balon basılı değilken ya da kullanılmazken burada muhafaza edilir.

Balonun Basılması

Balon yuvasında donatılı haldeyken (ıskotaları ve mandarı bağlı), muhtelif bir sistemle balon mandarının  çekilmesi, dolayısıyla balonun üst yakasının yukarıya yükselmesi ve de en  sonunda mandarın geçtiği makaraya  yapışmasıdır. Böylece Balonu basmış olduk. Şimdi yapmamız  gereken ise balonu kullanmak!  Balonu kullanmamız için bize gerekenler ?barbuholer sistemi? ve de ?balon gönderi?dir.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Dikkat Edilmesi Gereken Trim Detayları

Ana yelken ıskotası – Arabası bağıntısı (Orsa):

Çok hafif havalar dışında ana yelkenimiz her zaman güç ile dolacağından ötürü, teknemiz yatana kadar ıskotayı almamız gereken en son noktaya kadar alırız. Fakat hafif havalarda ıskotayı sonuna kadar almak yelkenlerimizi kasıp, güngörmezini kapatacağından ötürü, bu istemediğimiz durumdan kurtulmak için ıskotamızı biraz boşlarız.

Fakat ıskotamızı boşlamak bize istediğimiz yelken formunu verirken, bumbamızın omurga hattı ile yapacağı açıyı arttıracağından bize orsa derecesi kaybı olarak geri dönecektir, bunu engellemek için de, arabayı (yani bumbayı) rüzgar üstüne çekeriz ki, açık bir güngörmezle hızlı, doğru yelken açısıyla da orsacı gitmeyi başarabilelim.

Dikkat edilecekler:

  • Rüzgarın yelkene geliş açısı
  • Güngörmezin açık- kapalılık durumu

Pupa palangası:

Hafif havada orsa giderken asla alınmamalı !
Rüzgar estikçe daha fazla alınmalı !

Apazlarda, tekne düz giderken kafasını açmasına sebep olmayacak kadar çok alınık, orsalamasına sebep olmayacak kadar az alınık olmalıdır. (Sebebi alındıkça yelkendeki yük miktarının artmasıdır)

Pupada ise direkle yaptığı açı 90 derece olacaktır ki, fazla boş olup knock down yememize sebep olmasın, ya da fazla geri olup bize broş yedirtmesin.

Dikkat edilecekler:

  • Direk- bumba açısı
  • Ana Yelken üzerine binen yük
  • Güngörmez biçimi

Ana yelken iskota Arabası:

Rüzgar üstüne çekildikçe teknemiz daha orsacı gidebilecektir (teknenin dizaynına bağlı olarak, yelkenimiz omurga hattına yaklaştıkça) Bununla beraber yelkenin orsa yükünü de arttıracağından, tekneyi doğrultabildiğimiz havalara kadar rüzgarüstüne alınık, daha sert koşullarda ise nispeten bırakılı olmalıdır.

Dikkat edilecekler:

  • Rüzgarın yelkene geliş açısı
  • Güngörmezin açık- kapalılık durumu

Arka Yaka (anayelken) :

Hafif havada, yelkenin formuna çok tor vermemek için alınmalıdır. Özellikle çok hafif havalarda yelkenin üzerindeki rüzgarın sürekli kayması için yelkenin dümdüz olması sağlanmalıdır.

Çok sert havalarda ve fırtınalarda da, yelkene çok yük binmemesi amacıyla arka yaka alınmalı ve yelken düz hale getirilmelidir.

Orta kuvvetli havalarda ise yelkene tor verilmelidir. Yelken üzerinden kayan rüzgar türbülans yaratmayıncaya kadar, yelkene tor verilmesi tercih edilir.

?Arka yaka ayarına yelkenin gaz pedalı diyebiliriz.?

Dikkat edilecekler:

  • Havanın sertlik durumu
  • Teknenin yatma açısı (teknenin tartılabilirliği)
  • Yelkenin arkasında bulunan tüyler
  • Tor miktarı

Kaningam (anayelken) :

Hafif havada, yelkenin form esnekliğini bozmamak açısından alınmamalıdır. Direk ortalarından başlayıp bumbanın bitimine doğru olan doğrultudaki potlar, çok uzun ve çakışan (zararlı pot) olmadıktan sonra, kısa boylu ve paralel potlar, yelkenimizde bulunması gereken potlar olup, bunların ?yelkenin şeklini bozuyor? düşüncesiyle ortadan kaldırılması için kaningamı çekmek, büyük bir hatadır.

Kaningam rüzgar sertledikçe, giderek daha da çok çekilmelidir.

Dikkat edilecekler:

  • Ana yelken üzerinde, ön tarafta meydana gelen potlar
  • Ana yelkenin ön tarafında tor miktarı

Ana yelken ıskotasının kullanımı (centerboard):

Her dümencinin stiline göre değişiklikler gösterir. Bu konu üzerinde tecrübe kazandıkça beceri elde edeceğiniz kesin.

Flok (Cenova) arabası:

Boyutları ve ayardaki tesiri ufak görünse de, flok arabası için yelkenli teknenin orsa verimini belirleyen ana faktördür demek yanlış olmayacaktır.

Flok arabası floğun güngörmez gerginliğini, floğun toru ile birlikte belirlerken, bunu flok ıskotası tansiyonunun dikey bileşenini ayarlamak ile yapar. Bu ayar ile ilgili bilgi, yelken trimi tablosunda mevcuttur.

  • Tekneyi tartamadığımız durumlarda floktaki toru azaltmak istiyorsak, arabayı en arkaya alırız.
  • Floğun üst kısmında tor yaratmak istiyorsak, uygun bir pozisyona kadar arabayı öne alırız.

Dikkat edilecekler:

  • Flok üzerindeki yükler
  • Floğun üst ve altındaki tüyler ve tor farkları

Flok ıskotasının kullanımı (centerboard):

Flok ıskotası ana yelken ıskotası gibi, sürüş sırasında teknik amaçlı, hareketli olarak kullanılmaz, temel olan çeşitli koşullarda, floğu doğru pozisyon ve şekil olarak ayarlayıp, ıskotayı sabitlememizdir.

Hafif havalarda, flok ıskotasının ne kadar alınması gerektiği formuna gözle bakılarak ayarlanır, çünkü koşullar hassas, ve floğun her zamankinden daha az çekili olması çok daha önemlidir.

Flok iskotasıyla seyir sırasında fazla oynamamaya dikkat etmeliyiz.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Yelken Türleri ve Kısımları

Yelken Türleri

Cat teknelerde yalnızca bir ana yelken vardır. Şalupa teknenin ise en az iki yelkeni, ana yelken ve ön yelkeni bazen de balon yelkeni olur. Balon, hafif, genellikle naylondan ve rüzgaraşağı seyir için kullanılan yelkendir. Küçük ön yelkenlere flok denir. Daha büyük ön yelkenler cenova adını alır.

Yelken Kısımları

Bir yelkenin güverteye yakın kısmı alt yaka ya da altabaşo yakasıdır. Yelkenin sırı, üçgenin uzun kenarına güngörmez ya da kıç gradin yakası denir. Yelkenin ön tarafı orsa yakasıdır. Orsalamak rüzgar üstüne gitmek anlamının yanı sıra bir yelkenin ön yakasının yapraklanması anlamında da kullanılar. Yelkenlerin bağlandıkları yerlerinde farklı isimleri vardır. Ana yelkenin alt ön bağlantı köşesine karula köşesi denir. Her iki yelkenin de en üst bağlantı yerlerine yelken başlığı denir. Yelkenin alt arka köşesine ise iskota köşesi denir.

Amatör Teknelerin Sefere Çıkabilmesi için Gereken Belgeler

(01 ve 07.2004 tarihlerinde yeniden düzenlenmiş olup sadece geçmiş hakkında bilgi oluşturması için buraya eklenmiştir.)

Motor Faturası,
Tekne Faturası ile yapımcı tarafından verilecek ve yapımcının bağlı olduğu oda tarafından tasdik edilecek, İnşa Belgesi temin edildikten sonra Belediye Ruhsatı alınıp Liman kaydı için Liman?a müracaat edilir.
Liman, Maliye?ye yazı yazarak aşağıdaki vergileri tahakkuk ettirip tahsil ediyor.
Bu makbuzlarla tekrar Liman?a giderek Tonilato Belgesi, Yat Kayıt Belgesi (Büyük tekneler için Gemi Tapusu) alınır.
Ayrıca:
Sahil Sıhhiye kuruluşundan Patenta,
Teknede telsiz varsa Telsiz Ruhsatı alınır.
Maliyenin tahakkuk ettirip aldığı vergiler :
Taşıt Alım Vergisi
Motorlu Taşıt Vergisi
Çevre Kirlenme Vergisi
Eğitime Katkı Payı
Özel Vergi
T.Yelken Federasyonu’ndan kayıt alan sportif amaçlı yelken tekneleri Taşıt Alım Vergisinin %50’sini ödüyorlar.
Ticari teknelerin bizi ilgilendiren tarafı ise, onların da aynı işlemleri yapmalarına karşılık KDV muafiyeti ile Taşıt Alım Vergisi muafiyeti almalarıdır.

Cenova Trimi ( Ders 2 )

Cenova, pratik olarak teknenin itici motorudur diyebiliriz, çünkü önünde yelken ya da direk gibi hava kuvvetini yönlendirecek, ters akım oluşturacak bir cisim yoktur.

Orsa ve Dar Apaz için:

1) Cenova için doğru bükümü belirlemenin pratik bir yolu: arabadan ıskota doğrultusunda uzatılacak bir hattın orsa yakasını ortadan tam ikiye bölecek şekilde arabanın ayarlanmasıdır.

Doğru bükümün elde edilmesiyle, dümenle yapılacak orsalama hareketlerine cenovanın tüyleri en alttan en tepeye kadar aynı anda ve aynı şekilde tepki verir.

Rüzgârüstüne dönerken cenovanın önce alt kısmının yapraklanması demek, bükümün az, güngörmezin kapalı olması demektir. Böyle bir durumda araba kıça kaydırılmalı ve ıskotanın aşağı çekisi azaltılmalıdır. Yapılan değişiklikle ıskota köşesi yükselir ve cenova güngörmezi rüzgâraltına açılır. Artan yatay çekişle cenovanın alt kısmı düzleşir.

Rüzgarüstüne dönerken cenovanın önce üst kısmının yapraklanması demek, bükümün çok, güngörmezin fazla açık olması demektir. Böyle bir durumda araba basa kaydırılmalı ve ıskotanın aşağı çekisi arttırılmalıdır. Böylece güngörmez yakası gerilir ve büküm azalır. Yatay çekisin azalmasıyla cenovanın alt kısmının derinliği artar.

2) Bükümü belirledikten sonra ıskota ile cenovayı dümencinin isteğine göre ayarlayın. Doğru bükümle artık tüyleri daha etkili kullanabilirsiniz. Rüzgârüstü tüy pırpırlıyorsa ıskotayı kasın, rüzgâraltı tüy pırpırlıyorsa boşlayın.

Eğer sıkı orsa gidiyorsanız cenova ile gurcata arasındaki mesafeden yararlanabilirsiniz:

  • 1 yumruk (normal)
  • 2-3 yumruk (hızı tercih/hafif rüzgarlar)
  • 2-3 yumruk (sert hava ile çalkantılı deniz birlikte)
  • gurcataya değerse (en uygun orsa)

3) Daha önce de belirttiğimiz gibi cenovanın alt kısmının derinliğini arabanın konumu ayarlar. Kimi durumlarda cenovanın orta ve üst kısımlarına da derinlik verilmek istenir. Bu durumda baş ıstralya gerginliğinden yararlanılır. Gergin bir bas ıstralya düz bir yelken ve hava için dar bir giriş sağlar. Gevşek bir başıstralya ise derin bir yelken ve hava için yuvarlak bir giriş sağlar.

Gergin baş ıstralya(25/100) sakin bir deniz için orta ve sert havalarda ya da orsası yüksek seyir istendiğinde tercih edilmelidir.

Gevsek baş ıstralya ise çalkantılı denizler için uygun olup, hafif rüzgar ve orsa yerine hızın istendiği durumlarda tercih edilmelidir. Cenova arabasının gergin bas ıstralya isteyen koşullarda kıça, gevşek baş ıstralya isteyen koşullarda ise başa kaydırılmasının sebebi yine cenova derinliğini ayarlama kaygısındandır. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, cenova arabası aynı zamanda bükümü de kontrol ettiğinden daha hesaplı ayarlanmalıdır.

Not: Baş ıstralya uzunluğu genellikle doğru direk eğimini belirlediğinden değiştirilmemelidir.

4) Cenova?nın tor yerini de trim edebiliriz. Tor yerini ayarlamada en etkili trim aracı cenova mandarıdır.

Mandarın kasılmasıyla tor basa, gevşetilmesiyle tor kıça kayar. Mandar gerginliği de baş ıstralya gibi cenovanın giriş biçimini etkiler. Gergin mandar toru basa alarak yuvarlak bir giriş ve kolay dümen hakimiyeti (geniş kanal), gevsek mandar ise toru kıça kaydırarak dar bir giriş, zor bir dümen hakimiyeti(dar kanal) ve yüksek orsa verir. Yuvarlak giriş cenovayı rota değişikliklerine daha toleranslı yapar. Çalkantılı denizler, değişken rüzgârlar ve tecrübesiz dümenciler için uygundur. Orsa yakasındaki dikey katlanmalar mandarın aşırı gergin, yatay katlanmalar ise mandarın aşırı gevsek olduğunu gösterir.

Not: Mylar ve Kevlar yelkenler Dacron yelkenlere göre daha az esnediğinden tor yerini ayarlamak için mandar yerine bas ıstralya sarkmasını kullanmak daha uygundur. Bu gibi durumlarda mandar ayarı için aşırı gerginlik yerine yatay kırışıklıkların giderilmesi esastır.

Not: Iskota ile araba arasındaki karşılıklı etkileşim, baş ıstralya ile mandar arasında da vardır. Trim yapılırken birden çok trim elemanı hesaba katılmalıdır.

Apaz ve Pupa için:

Rüzgâra olan açı genişledikçe cenovanın alt kısmında aşırı derinlik oluşur. Cenovayı hakkıyla doldurmak için ıskota çekme noktasını teknenin dışına almak gerekir. Bu varsa ikincil bir dış araba hattı ya da ıskota yönlendiricisinin (barber hauler) kullanılmasıyla sağlanabilir.

Bu seyirlerde yelkenden maksimum güç alabilmek için yelkenin ortası düzgün trimlenmiş olmalıdır. Tüylerden orta tüyler izlenmelidir. Tüyler en verimli orsada çalışır, apaza ve pupaya kaydıkça verimini kaybeder. Zahiri rüzgâr iyice kıça kaydıkça cenova ana yelkenin örtmesi yüzünden doldurulamaz olur. Duruma göre cenova gönderle kullanılabilir, simetrik ya da asimetrik balon basılabilir, ya da iğnecik pupa gidiliyorsa ayı bacağına geçilebilir.

Sert Havada Seyir ve Alınması Gereken Önlemler

?En iyi kaptan, teknesini ve ekibini hiçbir tehlikeye sokmayandır.?


Denize çıkılmadan önce yapılması gereken ilk iş havayı kontrol etmektir.
En keyifli ve kolay seyirler 5 ile 12 knot havada yapılan seyirlerdir. 5 knotun altında rüzgar çok hafif olduğundan tekneyi yelkenlerle hareket ettirmek ve ona manevra yaptırmak zor olabilir. 12 knotun üzerinde tekne gereğinden fazla yatabilir. Bunu engellemek için yelken alanı küçültülür veya en azından yelken üzerindeki rüzgar gücü azaltılır. 20 knot havada denize çıkmak dikkat ister. 25 knot ve üzeri havada tecrubesi olmayan yelkencilerin denize çıkması tavsiye edilmez.

Sert havada tekne üzerinde neler yapılması gerektiği konusunda temel bilgi bütün yelkencilerde bulunmalıdır. Denizdeyken bir fırtınaya yakalanmak oldukça büyük bir ihtimaldir. Sert rüzgarla karşılaşıldığında açık denizde kalmak dar bir limana girmeye çalışmaktan daha güvenli olabilir.
Rüzgar hızı 15 knot ve üzerindeyken çoğu yelkenli teknede birinci camadanın vurulması düşünülebilir. Büyük teknelerde 25 knotun üzerinde kullanılmak üzere ikinci bir camadan noktası bulunabilir. Fakat küçük tekneler sert havalarda daha çok zorlanır. Bu durumda, fırtına floğuyla (normal floğun %25?i) seyir yapmak çok daha iyidir. Başlangıç seviyesindeki bir yelkenciye, sert havada tüm yelkenleri indirip, motoru çalıştırması ve acilen kıyıya dönmesi tavsiye edilir.
Bir teknenin sert havada yelken yapabilmesi onun büyüklüğüne ve dizaynına bağlı olduğundan, ne zaman camadan vurulacağı teknenin yatma derecesine ve dümenin kontrolüne bağlıdır.
? Sert havada iskeleyi terk etmeden önce camadan vurup, sonra gerekirse camadanı açmak, açıldıktan sonra camadan vurmaktan her zaman daha kolaydır.
? Sert havada denize çıkarken harness?larınız her zaman üzerinizde olsun.
Rüzgar hızındaki artışı orsada veya dar apazda hissetmek kolaydır. Ancak pupa ve geniş apaz seyirlerde, rüzgar gerçek hızından daha hafifmiş gibi hissedilir ve rüzgar hızı hissedilene kadar ani bir şekilde artabilir.

1. Sert Havada tekne üzerinde alınması gereken önlemler
1.1. Rüzgar > 17 knot
Tüm ekip, seyir pozisyonunu ciddi şekilde alması gerekir.
Tekne yatıyorsa trapez yapılmalı.
Dümenci ve trimcilerin seyir sırasında dikkatleri açık olması gerekir.
Kamara içerisinde boşta duran, sallanan, devrilen eşya kalmamalı ve sabitlenmeli.

1.2. Rüzgar > 25 knot
Tekne fazla yatacağından camadan ve yelken ufaltma işlemleri yapılmalıdır.
Her türlü acil durumda, müdahale etmek çok zor olacağından ekibin dikkatinin iyice açık olması gerekir.
Tüm ekip, can yeleklerini giymelidir.
Teknenin güvertesinde harekette olan elemanlar, özellikle başüstü elemanlar harness kullanarak tekneye sabitlenmelidir.
1.3. Rüzgar > 33 knot
Teknenin seyir sırasında hakimiyeti kaybediliyorsa veya ekip tecrübesiz ise yelkenler indirilmeli ve motorla seyre geçilmelidir.
Korunaklı bir koya doğru yönelmelidir.
2. Camadan Vurmak (Reefing)
Yelken Alanını Küçültmek
Camadan vurma kararı teknenin boyuna ve dengesine bağlıdır. Eğer tekne çok fazla bayılıyorsa, ekip zorlanıyorsa veya sert hava bekleniyorsa camadan vurmak düşünülmelidir. Eğer camadan vurmayı düşünüyorsanız, en iyisi vakit kaybetmeden yapmaktır.
Sert hava koşullarında iskeledeyken camadan vurmak ve gerekdiğinde yelkeni açmak, yüksek rüzgarda camadan vurmaya çalışmaktan her zaman daha kolaydır.
Camadan Vurma prosedürü
? Tekne hafif rüzgara döndürülür ve ana yelkendeki rüzgar yükü boşaltılır.
? Pupa palangası biraz boşlanır. Eğer ana yelken iskotaları omurga hattı hizasında sabitlendiyse iskotalar da laçka edilmelidir.
? Ana yelken mandarı laçka edilerek yelkenin ön yakasındaki camadan matafiyonu bumbaya bağlanacak kadar ana yelken aşağıya indirilmelidir.
? Ön yakadaki camadan matafiyonu sabitlenir.
? Camadan ipinin boşu alınır. Yelkenin arka yakasındaki matafiyon sabitlenir.
? Ana yelken mandarının boşu tekrar alınarak ufalan yelkenin trimi yapılır.
? Pupa palangasının boşu alınır.

Büyük yelkenli teknelerin çoğunda üç tane camadan noktası bulunur. Bu noktalarda, yelkenin ön ve arka yakalarında güçlendirilmiş matafyonlar vardır. Arka yakadaki matafyonun içinden bir ip geçer ve bu ip bumbanın içinden geçerek direk dibine gelir. Ön yakadaki matafyonun içinden de bir ip geçebilir. Böylece yelkene sadece ana yelkeni indirip camadan iplerini doldurarak camadan vurulabilir. Ancak çoğu teknede bir kişinin direk dibine giderek (harness?la tabiki!!) ön yakadaki matafyonu bağlaması gerekir. Matafyon bir iple veya kancadan geçirilerek bağlanabilir.

Ana yelkenin ön ve arka alt yakaları sabitlendikten sonra ortadaki fazla yelken camadan ipleriyle bağlanır. Böylece yelkenin bu kısmının su ve rüzgar tutması engellenir.
Eğer bumba üzerinde bir kanca yoksa, matafyonu bağlamak için bir ip kullanılabilir. Genelde direk üzerinde ipi bağlamak için bir koç boynuzu bulunur. Eğer ipi bağlamak için uygun bir yer yoksa ipi bumbanın kaz boynundaki (bumbayı direğe bağlayan kısım) ön kısmına bağlayarak yelekni aşağı ve öne doğru çekin. Bu ip camadan bağı ile bağlanabilir.

Cenovanın küçültülmesi
Çok sert hava koşullarında ana yelken indirilerek sadece fırtına floğu ile yelken yapmak tercih edilir. Ancak bu karar da teknenin dengesine bağlıdır.
Flok da camadanlanabilir. Bazı teknelerde bulunan ?furling? sistemi sayesinde floğun bir kısmı baş ıstralyaya sarılarak yelken alanı küçültülebilir. Gerekli flok alanı rüzgarın şiddetine ve teknenin dengesine bağlıdır. Flok olmadan sadece ana yelkenle gidilmeye çalışılıyorsa teknenin kontrolü güçleşir ve tekne büyük bir güçle rüzgara girmeye çalışır. Teknenin biraz orsalamak istemesi tercih edilebilir (sağanaklarda teknenin yatışını azaltmak yelkenlerdeki gücü azaltmak için rüzgara giriyorduk), fakat fazlası performansı düşürür.
Floğun furlinge sarılması en kolay geniş apaz ve pupa seyirlerde yapılır çünkü ana yelken bu seyirlerde floğun rüzgarını engeller. Böylece yelkenin gereğinden fazla yapraklaması da engellenir. Zor bir durumda kalındığında, iskotaları boşlayarak flok furlinge sarılabilir, fakat sert havada yelkenin fazla uçuşması yelkene hasar verebilir.

Sert havada furlingi sarmaya yarayan halatı kontrol etmek oldukça zordur. İpi gerdikçe sert bir rüzgar ipin elinizden kaymasına neden olarak istemeden floğun yeniden açılmasına neden olabilir. Sert havada bu işi iki kişi yapmak çok daha iyidir. Bir kişi başa yakın bir yerden furlingin ipini çekerek floğu sararken, diğeri bir vince sardığı ipin boşuna alarak rüzgarlara floğun yeniden açılmasını engeller.
Sert havada furlingden floğu açmak da zor bir durumdur. Önce furlingi 1 ? 2 metre boşlayıp, bu ipi sabitledikten sonra floğun çalışan (rüzgaraltı) iskotasını almak gerekir. Eğer furling ipi ve iskota beraber boşlanırsa ve furling sabitlenmezse, rüzgar furlingin elinizden kaçmasına ve floğun kontrol dışında tamamen açılmasına neden olur.

FURLING İPİNİ ASLA VİNÇ KOLU İLE GERMEYİN!! Eğer ip gereğinden fazla gerilirse baş ıstralyayı yerinden çıkarabilir, arma inebilir ve sert havada direk kırılabilir.
?Fırtına ihbarı olduğunda en iyisi denize çıkmamaktır.?
Denizde sert hava ile karşılaşıldığında en iyisi rüzgarla (önden veya arkadan) 40 derecelik bir açıyla gitmektir (dar veya geniş apaz seyirler). Eğer pupa gitmek tercih edilirse kazara kavança atma tehlikesine karşı ana yelken indirilmeli, sadece fırtına floğu kullanılmalıdır. Seyrin şekli ve yelkenlerin durumu; rüzgarın hızı, ekibin performansı, rüzgarın stabil olup olmamasına gibi birçok parametreye bağlıdır ve yanlış verilen bir karar büyük tehlikeler doğurabilir.
Özetlersek sert havada yelken yapmak için alınması gereken önlemler;