Etiket arşivi: gece gündüz

bir akşam üstü geldin ve gün batmadan gideceksin..

tutunmaya çalışıyorum..sanki gerçek gibi.

nefes aldığımı hissediyor ve dinliyorum.. kafamın içinde bütün ağırlığın. her düşündüğümde başka birisin. bir akşam üstü geldin, gece gibi gündüz gibi… gün gibisin..

dalgalar vuruyor kalbimin kapılarına.. herşey o kadar gerçek gibi ki, tekne dalgaların içinde kaybolup gidecek sanki.!  – yolcu bugün herşeyi kendisinin yapması gerektiğini düşündü…

aradığım herşey burada diye düşündü. herşey bu uçsuz bucaksız denizde.. gizli değil, bir sır değil var ya da yok değil.. sadece burada. aramak gerekmiyor olsa da (aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır) buradayım.. nereye kadar giderim bilmiyorum. duracağımı sanmıyorum. ben bir yolcuyum. her zaman da öyleydim..

tüm varlığımı sarıyor bu soğuk rüzgâr. istediği yere doğru gidiyorum.. beni istediğin yere götür ey rüzgâr; bedenimi, ruhumu, saçlarımı.. Tanrım! yine saçlarımı…  bulanık gözlerimi, bildiklerim – bilmediklerimi, bu kahrolası kuşları, balıkları ve evet bu dilimden bir türlü düşürmediğim şarkıları, ah bu şarkıları.! ışıkları, yıldızları.. tüm ruhuma dol yelkenlere dolduğun gibi..

kanatlarınızdan yakaladım sizi kuşlarikimize de yeter artar bile bu rüzgâr. hiçbir yere yetişmek zorunda değilim. geç kalamam. erken de gidemem. olmam gereken yerdeyim.. içimden mi konuşuyorum.. belki… ama kelimeleri duyuyorum. tek başımayım. okyanusun ortasında tek başımayım.. gece. gece.. herşey durmuş. zaman sanki akmıyor.. tekne hareket ediyor mu? her yer karanlık.. duyuyorum ne söylüyorsan bana, hepsi kulaklarımda daha… deniz, konuşmasını çok iyi biliyor…

buraya kadar getirdim herşeyi.. bu dünyada ne yaptım bilemedim. bir romana mı masala mı ait olduğunu anlayamadığım dakikalar yaşıyorum. çok gerçekçi geliyor hepsi de.. ama yine de inanmıyorum. her adımda biraz daha yaşlanıyorum. mutluluk değil ama, yine de ağlıyorum..

belki şimdi belki asla anlayamayacakları gibi yaşıyorum.. hayat bir şarkı çalıyor.biz oturduğumuz yerden dinliyoruz. belki sadece bir enstruman adı sadece hayat.. söz yok, ama mana var. sadece çalıyor. anlamadan dinliyorsun. uyurken bile duyuyorum.. belki bir gün birlikte uyanırız. yaz gelir belki.. ya da daha iyisi olur.. eylülü görürüz, eylülde ölürüz..

bu konuyu aramızda bir ceset varken konuşalım..

her yanımızı sardı bu rüzgâr. göz kapaklarımın arasında kalan şarkılar kadar.. belki biraz daha az… nazlı bir kır çiçeği gibi.. gözlerin gözlerimde (belki de hayal kuruyorum şimdi) üzgün bulutların gözyaşlaı dökülüyor üstümüze.. biz bu yağmura ezelden alışığız, her gün daha bir aşığız… aç kapıyı bezirgân başı, dışarısı çok soğuk.. yağmurlar yağıyor üzerimize.. biz hep aynı şarkıyı mı duyuyoruz, neyse..

yer su, gök su, hasret su, dert su, ben su.. yağdı saçlarıma genç yaşımda su.. dalgalar, nihayet hepsi, herşey su… şimdi arkadaş oldu bana su.. su gibi geçti günler, zaman…sabah olmadan su… yaşla doldu gözlerim su.. yolcu su.. yol su.. sevinçlerim acılarım da su.. yağmur öncesi su.. yağmur öncesi gibi su.. senin gibi benim gibi Tanrım bu gözler ne.!

karardı gece üstüme.. gündüzlerim gibi isyan. yağdı gece üstüme.. kelime kelime.. toplasan tüm konuştuklarım belki değil bile bir cümle.. yapıştı cümleler böğrüme böğrüme.. nasıl olsa duymuyorsun.  ben aşk’ı selim… yazıyorum yine kelime kelime.. bir haller içindeyim, tarifsiz.. tarif gereksiz.. ama yine de denedim.. söze gerek yok diyor bir yanım.. öbür elimde kalem…

bütün kalemler susmaya meyilli, bugün günlerden pazar.. öykülerimin çarşambası.. göz damlası, biraz kan damlası, arıyorum seni olmadığını bildiğim yerlerde.. buralarda bir yerde mutlak varlığım.. rüyalarım.. her yerde aynı ağlıyorum.. bunlar benim gözyaşlarım.. takip ettim, ağlıyorum..

iki resim..

beni bırak kendi ismimle.. unutulsun varlığım.. hiç hatırlanmasın. Hiç varolmamışım, buraya hiç ayak basmamışım gibi. Kimseler bilmesin. Benim olsun bütün akşamlar, kucaklar dolusu geceye sarılsın kollarım..

tüm sevdiklerim aynı karede gülümserken.. ölüm meleği her şey buraya kadarmış dedirtmeden..  neresi kollarıma daha yakın, ellerim nereye daha uzak.. sabah başlayan düşlere, o düşlerde..  hepsi de aynı bahçede..  bu uykular bize kuşlar kadar hafif..  rüzgâr kadar belirsiz.. hepsi, herşey,  belirsiz bir iz…

tüm sevdiklerim acı bir karede gülümserken.. hepsinin aklında başka bir şey. Belki-keşke(ler). Acıyan, ümit eden, üzülen, tebessüm eden, nerdeyse bütün duyguları barındıran bir karede, bütün sevdiklerim.. hiçbir zaman çekilmemiş bir fotoğrafta senin gibi… iki resim arasında hiçbir fark..

tüm sevdiklerim aynı karede acı acı gülümserken… tüm gerekli-gereksiz şeylerle doldurduğunuz ruhum, rüzgâr kadar özgür artık… ne uzak ne yakın hiçbir kelime.. size iyi uykular dileyerek gidiyorum..

sadece seyreylemişim dünyayı, hesabını veremediğim rüyalar kadar.. ömrü hayatım kadar.. buraya kadar..

ben ki, ruhu bedenine yapışmış bir yolcuyum… sordum; siz ne vakit ötersiniz kuşlar.. -..ben bu dağların küçük kuşuyum. Yoruldum uça uça… bunca yıl aradığın cevabı benden duymayı mı istersin?! Cevap gürül gürül akan nehirlerde.. cevap rüzgârda.. okyanus ortasında, tek başına bir yelkenlide.. cevap dalgalarda.. cevap ölümü istediğin ama bulamadığın, bir türlü ölemediğin yerde.. gözlerini açıp göremediğin.. rotasını bilmeden gittiğin bir yerde.. sen sadece dalgaların sesi zannederken duyamadığında.. sen saçlarında dokunanı rüzgâr sanıyorken.. bütün bunları tek başına yaptığını düşünüyorken.. yalnız olduğunu sanıyor, susuyor, konuşmuyorken.. ben sana ne diyeyim cemo..

ey karada bıraktıklarım.. aynı resimde bana da yer açıp, beni yanına çağıran, ısrarla aralarına almaya çalışan benim sevgili ailem, değerli arkadaşlarım, gönül dostlarım.. kelimelerin artık anlamını yitirdiği, seslerin bittiği, yüzlerin silindiği, mânânın başakları arasında dolaşıyor ruhum.. hangimize ya da kime ait olduğunu bilmediğim bir yüz rüyalarımda.. bir türlü hatırlayamıyorum.. resmi yok.. kendi yok.. ben desen zaten yok.. ne gurbet, ne sıla, ne memleket…        -..hepsi küçük bir resim.. bırakın bana istediği gibi dokunsun ressam.. bırakın beni istediği gibi boyasın..