Etiket arşivi: hafız

Sonsuz Boşluk..

Sonsuz bir boşluğun kıyısındayım.. Sonsuz bir boşluğun kıyısında ruhum..

Gidiyorum zannederken olduğum yerde kıvranıyorum.. Sonsuz bir boşluğun içine düşüyorum, günler geçtikçe dibe doğru..

Aynı yazıyı yazıyorum hergün. Aynı soru dolaşıyor aklımda. Tüm zamanımı bırakıyorum avuçlarına. Yüzüm artık suya dönük.. Suya bakıyorum, ne eksik ne fazla. Herşey tam anlamıyla burada. Buna rağmen bulmak bir meseledir..

Deliler gibi olmayan bir salıncakta sallanıyorum.. Akılsız bir çocuk olmak için artık çok geç.. Birçokları gibi.. Sabır çok yavan bir kelime olarak günlerime gömülmüş.. Sahibi olduğumu sandığım bedenden adım adım kopuyorum. Ben kimim hafız.. Ruhumun bir rengi var mı.. Bu bir soru cümlesi mi şimdi.. Bir anlamı var mı bütün bu olanların.. Cevabı biliyorum.. Bulduğumda bunu da sormalıyım kendime.. Kan rengi bir sıvı var bardakta.. Geceler artık kızıl bir sonla hatırlanmaya razı.. Kar yağıyor -zaman- hepimizi öldürmeye yemin etmişken.

Ne düşler yaşar içimde.. Kör kuyulara atılmış aşklarım var peşimde..

Her gün mü gidilir bir şehirden, her gün mü kapanır kapılar ardınca..

Bazı hesaplar mezarda ödenir.. (iltiyam)

Ben bölümlere ayrılamam hafız, tutulamam kimseye.. Şarkılar yazamam adına.. Ölü bedenler karada yaşar ben kuruyamam, ıslanmışım bir kere..  Şimdi sanki herşey doğru gidiyormuş gibi yürüyorum aynı sokakta.. Geceler sanki tatlı bir rüya, düş-peşime….

Bazen herşey gitmekten geçer, bazen bütün yollar.. Geceler şimdi şiir gibi bir yolculuk.. Esme rüzgâr, bekle ki açılsın yelkenler. Bekle ki yüzümde tuhaf bir tebessüm.. Bekle ki ben geldiğinin farkına bile varmayayım.. Bekle ki apansız ölüversin herkes.. Karaya doğru son bir kez bakıyorum, dümende ellerim..

Dümende ellerim, sanki benim elimdeymiş gibi gittiğim yer.. Her yer sonsuz bir boşluk.. Rüzgâr, su ve gökyüzü..

Yolcu üçünden de geçeceğini biliyormuş gibi elleri dümene sıkıca sarılmış, bizim ufka baktığımız tarafa doğru usulca seyrediyordu..

Mümkün Olan En Yakın Sonda İndir Beni Azrail..

Bir gün olsun eylül.. Karanlık kalbimin en derin yerine yaprak yaprak dökülürken… Acılar içindesin eylül.. Halimiz duman, yalan oldu sevdalar bu eylül de aman.. Hatırımdaki bütün resimler yırtılmış.. Bu gece bütün hep eylül.. Benzeri olmayan yılların, ayların, günlerin… Saatlerin.. Aklımda kalan yüzün ellerin.. Belki yalandır herşey, belki yarısı rüyâ.. Yarısı kalbimde yara.. Susmadan hiç gece.. Depremler gece.. Köz gibi, kor gibi gece.. Bilsem ki geceler ardı ardına gelir.. Sanki hep gece.. Geride kaldı ruhum yine gece..”İçimde bin pişmanlık gözlerimde yaş” Gri bir denizin üstünde simsiyah bulutlar.. Hava rüzgârlı, ruhum mutedil dalgalı… Herşey yolunda cemo, az daha sabret..

Sen benim için farketmeyen eylüllerde.. Sabit bedenimin dışarıdan görünen gözlerinde kaybolmuşsun.. Hatırı sayılır mesafelerde, seyir öncesindeyim… Aklım başımda değil, mazide bıraktım kelimeleri.. Mazide kaldı hep.. Yönüm bulutlara doğru, pusulaya gerek yok..

Tekrarı mümkün olmayan sona doğru güzergâh aldım, çırılçıplak bekliyorum.. Son yaprakları bunlar ağacımın.. Son sonbahar bu hafız..

yanıbaşımda karanfiller..

hüzün denizlerinde kaybolup giderim bir gün elbet..
yavaşlayan bir hüzün bulutuyla cemo, sabret..

bu duyduklarım şimdi ne kadar yabancıysa kulaklarına..  (ne eski şarkılar var kulaklarımda artık ne yanıbaşımda karanfiller..)

ne eski halin hatırlatır beni kendime ne duymak gerekir artık rüzgârlı bir kelime.. bir şehrin üstünde bağrım ağrıyor.. herhangi bir şehir bu dudaklarım böyle söylüyor..

aşkın gemisi çoktan yolu yarıladı hafız.. biz daha hangi sahildeyiz.. sorma neyi bekliyor ruhumuz..

ne okyanus ortasında bulunuruz
ne de isimsiz bir korkuya dolanır ruhumuz,
hiç bir yere bağlamadık biz teknemizi
hiç bir limana sadık kalmadık..
-ne içindeyim zamanın ne büsbütün dışında-
yeter ki rüzgâr essin, yağmurlar boydan boya..
fırtına değil bunun adı alabora…
Allah aşkına ölüm mü lazım dirim mi sana!..
-üzerime titrettiğin zamanın suyunda, yavaşlayan bir hızla geliyorum mümkün olan sona..
yaklaştıkça azalıyor sesin, yanıbaşımda karanfiller… bu gün ölmek için güzel bir gün.. hazır alabora da olmuşken..

ne düzelirim tekrar yeri gelen bir dalgayla,
ne üzülürüm tekrar yeri gelen bir gözyaşıyla
sadece adını bildiğin uzak ya da yakınlarda
ne yağmur ne çöl ne fırtına
ne gökyüzü, ne rüzgâr, ne derya – deniz
ne de yanıbaşımda karanfiller.. köpük köpük..
bembeyaz bir köpük hepsi,
bembeyaz bir köpük hepsi, her şey üzerinde adımın yazılı olduğu bir dalga..

Oku şayet sana bir hisli yürek lazımsa – Oku, zira onu yazdım ne söz yazdımsa..

Aradığım ritim bu.. Bütün teller koptu hafız.. Bütün perdeleri söktüm sazımdan..
Ölüm ve hayat. Amansız bir rüzgârda sallanır ruhum..

Yalan mı oldu sevdalar yoksa bu şarkı da mı bitti hafız..
Yalan mı oldu aşkımız yoksa sonunda mıyız ömrün hafız…

Dağılan her şey.. Karakışlarda akşam üzeri görmüş bahçeler gibi. Sarı çiçekler denize düşmüş gibi. Yanıp sönen ışıklar gibi. Asıl mesele nasıl kaybettiğindir hayatı… Yaz baştan hepsini. Dalıp kaybolduğum denizler. Beklediğim tebessüm bugün yüzümün ortasında… Hayatımın ara sokaklarında.. Yanıbaşımda karanfiller..

Günübirlik işkenceler, resmini çiziyor gözlerim…

benim adım aşk’ı selim.. yazılmakla biten değilim. duyarlı bir kalemden dökülen boncuk boncuk kelimeleri istedim sadece. oysa yalan söylüyordu kelimeler bana bu akşamlar, her akşamlar.. seni seviyorum yine bu akşamlar, her akşamlar.. ;

” Ey göz, gönlümdeki ateşlere, gözyaşından su saçma, böylesine tutuşan ateşlere su çare kılmaz.”çare kalmadıysa artık aşktan yana, ey gözlerim!.. sen mi söndüreceksin gönlümdeki ateşi.. bırak artık sevgili için gözyaşı dökmeyi. biz yanarız yandıkça, ölmesiz yaşarız, doyamayız aşka.

” Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa bunda şaşılacak ne var? Gül yetiştirmek isterken, dikene verilen su boşa gitmez.”
eğer benim adım aşk’ı selim ise, kirpiklerimin günaşırı ıslanmasında şaşılacak birşey yok. gül ektim kalbime ben.. büyüsün diye ağlıyorum, ona bakıyorum hiç dokunmadan..

ister misin şimdi bir rüzgâr essin..

ne gözlerin sonlanır bir hüzün yağmurunda,
ne şarkılar susar senle olmadan..
bir türkü tutturmuşum cemo, azıcık ucundan..
söylesem ne olur sussam kimler ağlar yalandan..

sevemezsin kara gözlüm beni doyunca.. aramızda her kimse.. hiç kimse…
herkes bana deli diyor hafız!.. daha çok yolumuz var..

ister misin şimdi bir rüzgâr essin…