Etiket arşivi: huzur

Şimdilerde..

Solgun bakışlar içindesin, şimdi üşüyor yine ellerin..

Rüzgâr.. Perdeyi aralar deli divane şimdilerde? Can alıcı dokunuşlar odanın ve insanın sessizliğinde.. Durma devam et.. Aynen böyle.. Evet?

Şişede huzur.. Bardakta belki de? Kızıl renkli bardak bardak huzur doludur şimdi içimde.. (Sarhoş olur alışkın olmayan içerse.)

Düş bahçesinde yer yok kimselere..

Sabaha çevirdi gözlerini..

Sabah da ona..

Ama fark yoktu aralarında;

Sabah da görmüyordu onu

O da görmüyordu sabahı?

Gerçekte ikisi de orada değildi.. (iltiyam)

 

-Bir zamanlar gözleri ve kulakları olmayan kızıl saçlı bir adam vardı. Aslında saçı da yoktu. Dolayısıyla ona teorik olarak kızıl saçlı deniyordu. Ağzı olmadığı için konuşamazdı. Burnu desen o da yoktu. Kolları, bacakları bile yoktu. Midesi yoktu, sırtı yoktu, omurgasıyla iç organları bile yoktu. Hiçbir şeysi yoktu. Dolayısıyla kimden bahsettiğimizi bilmemize bile imkân yok. Aslında en iyisi artık ondan söz etmemek? (Mavi Defter)

Oyunun büyük şairlerine gelmişti sıra? Sıra onlardaydı artık. Adım atma sırası. İçimize işleyeni onlara soracağız artık. Oyunun büyük şairlerinin yanından akacak artık o su… Ben miydim bu yaşayan şimdi, biliyorum..

Fakat; ?esen rüzgâr mıdır, saçların mı bilemedim..? (iltiyam)

Bugün merdivenlerde kendimle karşılaştım.. Bana bir şey söyledi ama ne dediğini anlamadım. Sağol deyip aşağı indim ve hiç olmamış gibi işime gittim. Demek ki insan kendisiyle bile karşılaşsa umursamadan geçip gidebiliyor yanından. Belki de her gün görüyordum da sadece bugün fark ettim.  (iltiyam)

Sureyelken (Özgürlük)

Merhabalar..

Yaklaşık 11 aydır yayındayız. Uzun bir zaman olduğu söylenemez. Ama bazen bütün bunlar ne için diyorum. Her şey yerli yerindeyken yine.. Ne söylemeye çalışıyorum. Bazen ufacık bir suskunluk o kadar güzel anlatıyor ki herşeyi.. Giderek uzun uzadıya hissedebiliyorum bu hâli..

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=QuvXiNEpkdM&feature=related[/youtube]

Günlük yaşantımızı yaşarken öylece durup seyrediyorum. Akıntıya karşı kürek çekmeye gerek yok. Bir yere sürüklüyor hayat bizi, olmamızı istediği yere. Özgür olmamız için doğa bile çalışıyor.

Nasıl olur da duymazlar.

Hayatımızın her anında huzur durakları var. Neden kimse duymuyor. Havayı suyu hissedebiliyorlar ama bunu hissetmiyorlar. Kelimelerin olmadığı anlar vardır hayatın içinde.. Sadece huzur doludur zaman.. Duymayı isteriz hep.. Hep duyalım ve hiç bitmesin.. Bu zamanları giderek uzatıyorum. Günümün o kadar büyük bir kısmını kaplamaya başladı ki bu anlar, hayretler içinde kalıyorum. Bu yaşıma kadar nasıl oldu da hiç duymadan her gün yaşadım. Okula gittim, işe gittim, askere gittim, sürekli bir yerlere kısa ya da uzun yolculuklar yaptım. Ama nasıl olur da bu zamana kadar duymadım..

Özgür olmayı, kendi ülkende kimseye bağlı olmadan yaşamak olarak düşünürdüm vakti zamanında. Şimdi özgürlük uzaktan görebildiğim, huzurunu duyabildiğim, zaman zaman yaklaşıp tadını dilimin ucunda hissedebildiğim bir şey. Şey diyorum çünkü halen daha tam olarak nedir bilmiyorum. Şimdiye dek özgür bir insanla karşılaşmadım. Umarım bir gün karşılaşırız. (Eğer bu yazıyı okuyorsan beni mutlaka bul.)

Hayatı boyunca, canını dişine takıp çalışan ve sonunda emekli olup ölmeyi bekleyecek olan, bunun için çevresinden destek alan, herkesin, herkesle aynı fikirde olan insanlar nasıl olur da bağımsız bir ülkede yaşamayı özgürlük olarak görürler.. Kim beni zincire vurarak özgürlüğümü elimden alabilir. Özgürlüğümü almış mı olur? İyi düşünün, ruhen özgür değilseniz eğer, fiziken de özgür olamazsınız. Zaten özgür olmayan bir insanı hapse atsak da okyanusun ortasına bıraksak da özgür değildir ki? İstediğin şeyi, başkalarının senin hakkında istediği şeyi yapmak, yapmak zorunda olmak özgürlük müdür?

Amacım olan yolculuğu yapmamın sebebini, ya da sebeplerinden birinin hep özgürlük olduğunu sanırdım. Öyle düşünüyordum. Bunu şimdi şu anda anlıyorum. Ama değil. Sebebi bu değil.. Bu herhengi birinin anlayabileceği birşey değil. Benim de bunu gerçekleştirmeden anlayabileceğim birşey değil.

Zincirlere vurulmuş insanlar. Aile zincirine, iş zincirine, para zincirine, araba zincirine, ev, arkadaş, çoluk çocuk, eş, zincirine, televizyon zincirine. İlla ki parmaklıkların ardında olmamıza gerek yok, hep beraber zaten hapsolmuşuz. Birbirimizi de çekiyoruz oraya. Gelmek istemeyeni dışlıyoruz. O hapishaneye girmezseniz aileniz bile sizi dışlar. Sizi canından çok seven aileniz bir anda başka birileri olur.Sadece özgür insanlar gerçekten sevebilir. Diğerleri gölgedir. Babasının gölgesi, sevdiği sanatçının gölgesi, herhengi bir gölge işte.. Özgür olduğunu düşünen, bunu konuşmaya (tartışmak zaten imkansız) gerek bile görmeyen…

Yanlış zamanda yaşıyor olabilirim. Hoşunuza gitmeyen şeyler söylüyor olabilirim. Ben buraya ait değilim. Ama yine de her şey olması gerektiği gibi oluyor. Her şey yerli yerinde..

Gelip geçse de ömrüm nice bahardan yazdan..

Huzur içindeyim. Duyuyorum?

Tüm cehaletimle buradayım. Aklım bir karış havada. Özgürlük diye tutturmuş dilim. Deliler gibi esiyorum şimdi rüzgarında.. Umudumu kesiyorum artık bahardan, yazdan, nice şarkıdan.

Resim:

http://www.resimlerden.com/deniz/index.php?imgdir=deniz&page=2

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=XN7oFbaC1Ks[/youtube]

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=wQNCuIx9R3Q&feature=related[/youtube]

 

Gölgeler İçindeyim

Kendimi yazıyorum bir gecenin daha huzursuz rüyalarında.. Etrafımda derin kaygılar? Gölgeler içindeyim hafız.. Yorgunum, bitap düştüm.

Gölgeler içindeyim, zamanın dalları arasında.. İniş ve çıkışlar içinde hayatım, ne hoş, ne tuhaf..

Kırgınlığım bugün gidemiyor oluşumdan.. Umutlarla dolu bir odanın ortasında ruhsuzum.. Gözlerim uykusuz, huzursuzum?

Rüzgârla doluyum, ayaklarımı sürüyerek geçiyorum yanından. Yıpranıyorum gün gün yaşamaktan?

Ne yorgun güller var başucumda ne laleler avuçlarımda.. Şimdi her şey bırakıyor beni.. Yarı aydınlık gecelerde sallanır dururum.. Ölü bedenim dalgaların elinde oyuncak..

Bir şeylerin içinden çıkıp gelmek. Yaşamak tek bir yerde yaşamak mıdır? Günün birinde hayallerine bir fiyat biçildiğini görmek nasıl bir duygu? Satın alabilecek misin onu? Tanrı?nın eli ensendeymiş gibi geliyor mu bu arada? Cümlelerimin sonunda soru işaretleri var ama sen bakma onlara..

Tadından yiyemediğim hayat.. Sessiz ve derinden.. Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz..


Geceler..

Tıpış tıpış gidiyorum bir denizin ortasına, burada ne arıyorum diye sorma.. Herkesin bir hikâyesi var, paylaşılmış, sönmüş.. Herkes başrol oyuncusu kendi filminin..

Teknede hiç hareket yoktu.. Olduğu yere çakılı kalmış gibi.. Yolcunun varacağı son yer burası oldu.. Sabahın ilk ışıkları ve ölüm eskimiş yelkenleri dolduruyor.. Eski yağmurlar yağıyor artık..

Bölünüyor bazı uykular, geceler artık dolunay..Son gecenin çıkışı bu ruhum bedenimden ayrılıyor yavaşça.. Hangi mevsimdeyiz bilmiyorum, ama mümkün olan en güzel sonu yazmak isterdim sana.. Ölüm, ölüm dediğin de alt tarafı ruhun bedenden ayrılması değil midir.. Kendi ölümümü seviyorum dedi yolcu.. Şu anda dünya üzerinde onca insan varken kendisinin ölmesi ona tarifsiz bir huzur veriyordu.. Tam zamanı, iyi ki sıra bende diye düşünüyordu. Artık sadece başka bir yoldayım.. Ben yine kendimle başbaşayım.. Sonsuzluğa doğru açıyorum eskimiş yelkenlerimi.. Sıradaki fırtına dayanılır gibi değil.. Ne yapsak yeri değil…

Bana hiç duymadığım bir masal anlat baba.. Sabahtan akşama kadar anlat.. Sürüp giden, bir türlü bitmeyen bir masal olsun.. İçinde Pamuk Prenses…. Mutlu bir sonla bitmesin, bir ihtimal daha olsun.. Hayal gibi, rüya gibi, düş gibi, roman gibi olsun. Hiç yabancısı olmayan bir masal olsun.. Öyle bir anlat ki inandırıcı olsun.. Kapkara geceleri, siyah beyaz gündüzleri olsun..

Geri dönüşü olmayan bir yoldayım artık.. Bilinmez bir sona doğru yelken açtım.. Okyanus ortası düşlerdeyim. Simsiyah tel tel saçlarınla örülmüş gecelerdeyim… Burada savruluyorum rüzgârınla. Ayrılık değil kavuşma.. Yoldukça yoluyorum yaralarımın kabuklarını..

Tuzlu su iyi geliyor, çok dertsiz duruyorum burada. Uzaktan bakınca bir başka görünür ruhum.. Tuzaklarla örülmüş bir rotada, üzerinde adımın yazılı olduğu bir dalganın peşindeyim.. Denizlerden deniz beğen cemo.. Fırtınalar ezberlesin adını.. Açma artık saklı duygularını.. Dertler kederler en yakın limanda beklesin..

Artık geceler isimsiz bir korkuya gebe.. Artık geceler uzun mu uzun.. Simsiyah saçlarınla örülmüş sefil geceler, güzelleştikçe güzelleşir bende artık.. Duy sesimi her yerden.. Ben aşk?ı selim… Isıt içimi her nefeste.. Bugün gözlerin geceye hasret.. Bugün geceler uykusuz.. Bugün bir kaç hatıra, anılar gözlerimde karabulut, -kümülüs-

Gece

İşte gidiyorum, kucak kucak gecelere sarılmış kollarım, sesim kısık. Unutulmuş kelimeler var dilimin ucunda.. Hatırı sayılır bir kaç sayfa açılır geceye.. Denizin üstünde gece.. Sesin uzaklaştıkça gece.. Bu gün geceler gözlerimde kümülüs.. Yorgun kuşlar kanat kanat kayboluyor ışığımızı söndüren geceyle.. Akıyorum ruhumu savursun diye.. İşte gidiyorum ruhum biçare.. Kederden boğuluyorum tek dostum gece..

Geceler şimdi bir tatlı huzur.. Geceler şimdi yapayalnız hüzün, salt huzur..

Geceler şimdi huzur… Geceler şimdi yolcunun sırtında kambur.. Ellerin şimdi yokluğu, yalnızlığı yoğurur..

Geceler şimdi perişan olmuş. Hangi sese kulak kesilse hep ama, hep eğer..

Geceler şimdi parıltılı bir bahçe.. Yıldızlar gökyüzünde değil, denizin üstünde.. Artık gündüzlerim olmuş gece..

Artık geceye yazılırken aşklar, masal olmuş bir bir tanık olduğum hayatlar.. Pamuk pamuk gömülmüş hayatlar..

Artık geceler hep parıltılı, masallar karanlık..

Artık geceler bir sokak lambasının aydınlığında kaybolur. Artık geceler kâbus.. Artık geceler paramparça aydınlık…

Artık geceler ne acıdır.. Yalnızlık deniz olur, okyanus olur, kaplar tüm benliğini.. Yağmur damlası gibi dağılır hayat… Unutulmak için sıraya girer aklındaki tüm isimler.. Daha önce adına şarkılar şiirler yazılan bütün isimler unutulur birer birer. Düşlerde hep masal gibi bir hayat.. Kelebek kanatlarında bir hayat tadımlık..

Artık geceler adınla başlayan birer hikâye.. Aynı sonla biten sabahlara gebe.. Ellerin ellerimde..

Artık geceler şarap rengi.. Şarap rengi hüzünler.. Artık saçların tutam tutam gece..

Artık geceler tuzlu suyla doludur.. (kadehler önümüzde bir dolu bir boştur)

Artık geceler geri dönüş yoludur.. Şarkı sonudur.. Bu gece büyür gölgeler, bu gece ben tarumar. Bu gece yalan olmalı sevgiler.. Bu gece okyanus ortasında suya hasret gözlerim.. Yağmurlar yağıyor üzerime.. Damla damla ıslatıyorum ruhumu..

Bu gece bir varmışım bir yokmuşum.. İmkânsıza vurulmuşum.. Gitmem lazım hafız, masal gibi sonlara vurulmuşum..

Artık yar yine bana haram geceler.. Artık geceler isyan.. Artık geceler zarar ziyan.. Artık şarkılar seni söyler. Bir bakışın yeter. Artık geceler Allah Allah..

Artık geceler sağdan soldan estarabim..

Artık geceler kefenim olur, sarılır kucaklar en derinden..

Artık geceler ne gelir elden…

Artık geceler eski yağmurlarla ıslanır..

Artık geceler mazide bir hatıra.. Kapanmayan bir yara..