Etiket arşivi: Kitab-ı Bahriye

Piri Reis Haritası’nın Esrarı

1929’da Topkapı Sarayı’nda, rastlantı sonucu ünlü denizci Piri Reis‘in dünya haritasının bir parçası bulunur. Daha sonra bu harita üzerinde uzaylılardan, cinlere uzanan sayısız spekülasyon üretilir.

Milli Müzeler Genel Müdürü Halil Ethem Eldem, 9 Kasım 1929’da Topkapı Sarayı’nda rastlantı sonucu bir harita bulur. Bu, ünlü Osmanlı denizcisi Piri Reis’in 1513’te yapıp 1517’de Mısır’da padişah Yavuz Sultan Selim’e sundugu dünya haritasının bir parçasıdır. Bu parçada, Atlantik Okyanusu, Avrupa ile Afrika‘nın batı kıyıları ve Amerika’nın dogu kıyıları yer almaktadır. Harita üzerinde birçok not bulunmaktadır. Bu notlar Hasan Fehmi Bey tarafından Latin harflerine aktarılmış, 1937’de Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Akçura’nın “Piri Reis Haritası” adlı kitabında yayınlanmıştır. Ancak bilim çevrelerinden önce “Sırlar Dünyası” meraklıları ve tüccarları el atmışlardır konuya. Amerikalı Charles Hapgood, Kayıp Mu kıtası konusundaki iddialarıyla öne çıkmaya çalışırken, 1966’da “Eski Deniz Krallarının Haritaları: Buz Çagında İleri Bir Uygarlıgın Varlıgının Aşikârlıgı” adlı kitabında, haritada, çizildigi tarihlerde bilinmeyen Antarktika kıyılarının çok dogru bir şekilde çizildigini ileri sürmüştür. İsviçreli “uzaylıların izleri” uzmanı Erich von Daniken de 1968 tarihli “Tanrıların Arabaları” kitabında, haritanın uzaylılarca çizildigini iddia etmiştir! Daha sonra bu harita üzerinde çokça spekülasyon icat edilmiştir.

Peygamber Çizdi İddiası

Aralık başında Yeni Şafak gazetesinde Ayşe Olgun imzalı ve “Piri Reis’in Haritası Hz. Süleyman’ın Mirası” başlıklı bir yazı çıktı. Yazıda şunlar söyleniyor: “Rus ve İngiliz bilimadamları, Türk denizcilik tarihinin önemli isimlerinden Piri Reis‘in çizdigi haritada yer alan Antarktika kıtasında milattan önce yaşamış bir uygarlığın izlerini yaptıkları araştırmalar neticesinde doğrularken, akıllarına takılan soru bu bilgilere Piri Reis’in 500 yıl önce nasıl ulaştığı yönünde. Arastırmacılar çok eski uygarlıklara ait haritaların Piri Reis’in eline geçtigini ve bu haritalardan yola çıkarak kendi haritasını çizdigini ileri sürerken, ünlü denizci kaleme aldığı Bahriye Kitabı‘nda bu kadar ayrıntılı haritayı Süleyman Peygamber’in çizdigini ve ondan kendine intikal ettiğini söylüyor. Harita üzerinde yaptığı çalışmalarını “Piri Reis Haritası’nın Şifresi” adlı kitapta toplayan Metin Soylu ise, Bahriye kitabındaki bu bilgiden yola çıkarak, Hazreti Süleyman’ın haritayı kuşlara ve cinlere çizdirdigini söylüyor. Soylu, haritanın bundan 500 yıl önce gökyüzünden kuşbakışı olarak çizilmiş olmasını da delil olarak ortaya koyuyor“. Piri Reis haritasının “esrar” avcısı sözümona bilim değil de, gerçek bilim dünyasında nasıl karşılandığına gelmeden önce Metin Soylu’nun iddialarını ele almak gerekiyor. Bir kere Antarktika buzdan bir kıta, buz kalınlığı çoğu yerde 4.500 metreyi geçiyor. Bu buz kitlesinde ancak meteorolojik ve sismik araştırmalar yapılabiliyor, öyle geçmiş uygarlıkların izlerini arayan filan yok. Zaten kışın -70, yazın da -35 derece civarında olan ortalama ısılar böyle araştırmalara da olanak bırakmıyor. Öte yandan Piri Reis “Amerika Haritası” nı nasıl çizdigini haritanın üzerine yazdığı notlardan birinde anlatmaktadır. Süleyman Peygamber’den ise “Kitabı Bahriye“de söz etmektedir: “Harita ve pusulayı doğru bil. Süleyman peygamberdir ona delil. Çünkü ona inler, cinler, hayvanlar ve kuşlar, hepsi ama hepsi baş eğerdi hem karıncalar. Sen de inan çünkü Kuran’da hak buyurmuştu, denizler ilmi de hep verilmişti ona… Malûm oldu deniz ona mil be mil”. Piri Reis, burada genel olarak haritaların pirinin Süleyman Peygamber olduğunu söylüyor.

Notlar Gerçeği Anlatıyor

Amerika haritası üzerinde, VI numaralı notta (toplam 24 not vardır) aynen şöyle yazar: “Böylesine bir harita dünyada kimsede yoktur. Özellikle yirmi kadar harita ve dünya haritasından yani Büyük İskender zamanında derlenmiş haritadır ki, insanların yaşadığı alanın dörtte biri onun içinde bilinmektedir- Araplar o haritaya Caferiye derler. Onun gibi sekiz Caferiye ve bir Arap Hint haritasından ve dört Portekizli’nin şimdi yapılmış haritalarından ve bir de Colomb’un Batı tarafında yaptığı haritadan karşılaştırma yoluyla elde edilip bu harita meydana geldi“. Yani Piri Reis “Amerika haritası” nı 20 kadar haritadan derlediğini söylemektedir. Haritanın nasıl “kuşbakışı” olduğunun cevabını da vermektedir: “geometri yoluyla“. Haritanın Hz. Süleyman zamanında kuşlara ve cinlere çizdirilmesi, sonra Piri Reis’in eline geçmiş olması iddiası tutarsızdır. Süleyman peygamber olarak bilinen Salomon, Davut’un oğlu ve İsrail kralıdır. Yaklaşık MÖ 972- 932 tarihlerinde yaşamıştır. İslami gelenek onu cinlerin ve hayvanların efendisi saymaktadır. Bu durumda Hz. Süleyman eğer bir harita yaptırdıysa, bu ancak dünyanın bundan yaklaşık 3 bin yıl önceki halini resmedebilir. Oysa Antarktika‘nın buzla kaplanması bundan 6 bin yıl öncesine tarihlenmektedir. O halde Hz. Süleyman’ın harita çizmek için havalanan cinleri ve kuşları ancak buzlar altında bir Antarktika görebilirlerdi. Aynı şekilde Piri Reis haritasında Antarktika ile Güney Amerika birbirine bir kıstakla bağlı olarak gözükmektedir. Oysa bu kıstak yok olalı 10 bin yıl oldu. Demek ki Hz. Süleyman’ın haritacı cin ve kuşları kalem kâgıt elde havalandıklarında, Ankarktika 7 bin yıldır tek başına bir ada halindeydi. Demek ki Piri Reis haritası Süleyman’ın cin ve kuşlarının işi değil. Acaba 10 bin yıl önce yaşamış eski bir uygarlığın işi mi, dünya dışından gelenler mi yaptı, yoksa bilimsel bir açıklaması mı var?

Piri Reis Haritası’nın Esrarı Yok

Piri Reis haritası yatırılınca Antartika ülkesi sanılan yerin Ateş ülkesi olduğu görülüyor. Güney Amerika haritası yatırıldığında ise Piri Reis haritasında Antartika denilen yerin Ateş ülkesi olduğu sonucu çıkıyor.

Antik dönemde harita yapılmış olmasına rağmen, ölçeklere ve dogal özelliklere sadakatleri açısından ilk gerçek haritalar 13. yüzyıldan itibaren Avrupa’da görülmeye başlamıştır. Bunların denizle ilgili olanlarına İtalyanca portulano adı verilir. Portulanonun atası Adamus Biemensis tarafından 1076’da çizilmiştir, ama ilk gerçek portulano “Piza portulanosu” adını taşımaktadır. İtalyancanın porto=liman kelimesinden gelen bu sözcük, deniz kıyılarını gösteren haritaları işaret etmektedir. Buradan yola çıkan haritacılık 14.-16. yüzyıllar arasında epeyi gelişme göstermiştir. Birçok harita, daha Colomb‘un Amerika’yı bulmasından önce bu kıtaya ilişkin bilgi ve çizimler içermiştir. Örnegin bir 14. yüzyıl portulanosunda “Brazil” adası yer almaktadır. 1414 tarihli bir haritada Cipangu (Japonya) ve Antilia (Antiller) gösterilmektedir. Toscanelli’nin 1474-1482 arasında Colomb’a gönderdigi bir portulanoda da Amerika kıtasına ait bir çok çizimin yer aldıgı bilinmektedir. Colomb da Amerika’ya yaptıgı dört sefer esnasında çeşitli haritalar çizmiştir. Piri Reis‘in amcası Kemal Reis, bir çarpışmada Colomb’un ilk üç Amerikan seferine katılmış bir İspanyol’u esir alır. Bu denizci, Colomb’un Amerika’ya körlemesine gitmediğini, elinde çok sayıda harita olduğunu ve bunların şimdi kendinde olduğunu söyler ve bunları Piri Reis’e gösterir. Piri Reis ayrıca St. Brandon, Nicola Giuvan, Cenevizli Anton tarafından yapılmış haritaları da kullanmıştır. 1500’de Brezilya’yı keşfeden Cabral seferinden de ona haritalar gelmiştir. Böylece Piri Reis’in 1513 tarihli haritası bir derleme olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim, haritanın bir kesiminde terimler İtalyanca’yken başka bir kesiminde Portekizce olmaktadır. Bu da birçok köken harita oldugunu göstermektedir. Piri Reis haritası bilim çevrelerince incelenmeye başladıktan sonra birçok yanlış bulunmuştur. Örnegin William Miller, haritanın ızgaralarının yanlış olduğunu, oysa daha eski haritalardaki ızgaraların doğru olduklarını ortaya koymuştur. Bunun nedeni, Piri Reis’in çok sayıda haritayı çakıştırırken ızgaraları kaydırmasıdır. Aynı şekilde, Amerika kıtasının Karayipler bölgesi Piri Reis haritasında Colomb’unkinin aynıdır. Ama Colomb’un haritası tamamen yanlıştır ve Martin Behaim‘in 1492 tarihli yerküresinde yer alan Cipangu (Japonya), Colomb’un Hindistan’a gittigini sanmasından ötürü Karayiplere konulmuş, Piri Reis de bunu aynen kopya etmiştir.

İki Amiralin Öyküsü

Gregory Mc Intosh, “İki Amiralin Öyküsü” adlı kitabında, Virgin adalarının Piri Reis haritasında ikişer kere yer aldıklarını göstermiştir. Bunun nedeni, Piri Reis’in kullandığı haritalarda bu adaların farklı yerlerde gösterilmeleridir. Ayrıca Güney Amerika, Piri Reis’in haritasını yaptığı 1513’ten önce kaşiflerce dolaşılıp kıyıları belirlenmiştir. Önce Amerigo Vespucci, arkasından Binot Paumier de Gonneville yolu açmışlar, 1499-1502 arasında kıtanın en güney ucuna varılmıştır. Juan de la Cosa‘nın 1500, Cantino‘nun 1502 tarihli erken haritaları bile Piri Reis’inkinden daha doğrudur. Bunlar Küba, Jamaika ve Puerto Rico’yu doğru yerlerinde, ada olarak göstermekte, Piri Reis gibi Japonya’yı Amerika’da sanmamaktadır. Bu da Piri Reis’in Amerika’nın bulunmasından önceki eski haritaları ve Colomb’un haritalarını kullandığının kanıtıdır. Piri Reis’in doğru bir kaynaktan kopyaladığı yegane kesim Brezilya kıyılarıdır.

Ve “Piri Reis haritasının esrarı” iste bu noktadan itibaren ortaya çıkmaktadır. Piri Reis haritasında Brezilya kıyıları en uçta doğuya doğru kırılarak Antarktika‘yı resmetmektedir. Antartika, buzlar olmadan gösterilmiştir. 6 bin yıldan beri buzlarla kaplı olan, ancak 1818’de keşfedilen ve buz altının haritası ancak çok gelişkin teknolojilerle daha yeni çıkartılabilen bu kıta, bundan 500 yıl önce bir haritada nasıl gösterilebilmiştir? Bu haritayı ya uzaylılar ya da cinler çizdi. Ama ciddi bir sorun vardı. Piri Reis neden Brezilya’dan Ateş Ülkesi’ne 1200 millik Arjantin kıyılarını göstermemişti ve neden Brezilya’nın 2500 mil güneyindeki Antartika ona bitişikti? Bunun cevabını bilim adamları hemen buldular, yani Yeni Şafak’ta atılan manşette olduğu gibi “Bilim dünyası şaşkın” değil. Arjantin kıyıları aslında çizilmişti, ama doğru enlem ve boylamında değil, yatırılarak çizilmisti. Yani “esrar avcıları” tarafından 10 bin yıl önce yok olan kıstak diye ilan edilen kara parçası Arjantin kıyılarından başka bir şey değildi. Ve Antarktika’nın Kraliçe Maud Toprağı kıyıları olarak ilan edilen bölge de Arjantin’in en güney ucu olan Ateş Ülkesi’nden başkası değildi.

Eksen Kayması Var

Pekala haritanın güneyi neden sağa (doğuya) kaydırılmıştı? Çünkü Steven Dutch‘ın kanıtladığı üzere, Piri Reis haritaları birleştirirken Brezilya’nın Curtiba bölgesi noktasında bir distorsiyon (eksen kayması) yapmış ve bunu fark etmemiştir. Böylece Antartika ve onu kıtaya baglayan kıstak sanılan kesim, Brezilya’nın güney, Uruguay ve Arjantin kıyılarıdır. Ama Piri Reis‘in elindeki bazı haritalarda bu distorsiyon bilinçli bir şekilde yapılmıştır, çünkü papa II. Alexandrus, 1494’te imzalanan Tordesillas Antlasması‘yla, La Raya adı verilen bir hat çizmiş ve bunun doğusunu İspanya’ya, batısını Portekiz’e bırakmıştır. Eger haritanın güneyi La Raya’nın doğusunda gösterilirse, burası İspanya’nın olacaktır, nitekim öyle olmuştur. Çagdaş bilim Piri Reis haritasının esrarını çözmüştür. Haritada Antartika yoktur, burası Ateş ülkesidir ve eğer bu haritayı Hz. Süleyman’ın cinleri yaptıysa, neden bu kadar çok yanlış vardır? Cumhuriyet tarihinde bilimin bu kadar tü kaka olduğu başka bir dönem yaşandı mı, ben bilmiyorum.

Kaynak: Mehmet Ali KILIÇBAY

Piri Reis’in Haritaları

1929 senesinin sonbaharında Milli Müzeler Müdürü Halil Ethem Bey, Topkapı Sarayı’nda çeşitli düzenlemeler yaparken bir harita parçası buldu. Bu renkli harita büyük bir denizi ve denizi çevreleyen kıyıları göstermekteydi. Haritanın denizi gösteren kısmında rüzgar gülleri, yön çizgileri ve gemi resimleri, kıyılarda ise çeşitli resimler ve yazılar mevcuttu. Ethem Bey haritanın üzerine eğilip, merakla yazılarını sökmeye çalıştı. Harita Piri Reis’e aitti. Yazıda Piri Reis’in Hacı Mehmed’in oğlu olduğu ve Kemal Reis’in birader zadesi diye bilindiği yazılıydı. Haritayı 919 Muharrem ayında Gelibolu şehrinde çizmişti. Ethem Bey, sonrasında yabancı ilim adamlarıyla da haritayı inceledi. Birlikte yapılan tetkiklerde anlaşıldı ki, harita 1513 senesinde çizilmiş bir dünya haritasıdır.

Piri Reis’in dünya haritasının, daha doğrusu dünya haritasının parçasının boyu 86 cm’dir. Haritanın sağ tarafının boydan boya koptuğu anlaşılmaktadır. Sol tarafındaki eğrilik ise üzerine çizildiği sathın doğal şekli olup yukarıdan aşağıya doğru daralmaktadır.

Haritada Atlas Okyanusu’nu, okyanusun doğusunda Afrika Kıtası’nı, İspanya ve Fransa’nın batı kıyılarını; okyanusun batısında ise Güney Amerika, Brezilya ve Florida’nın doğu kıyılarıyla Antilleri görürüz.

Reis, haritasında coğrafi isimlere, keşif tarihlerine ve efsanelere yer verir. Mesela kuzeybatı bölümünde büyük bir balık üzerinde ateş yakan iki kişinin resmini görürüz “Rivayet ederler ki, zaman evvelde Sanolu Andan derler bir papaz yedi deryayı görmüştür” cümlesinde adı geçen papazın, denizde büyük bir balığı karadan bir yer sanarak onun üzerinde ateş yakmasını anlatmıştır.

Adalarda papağanlar; iç kesimlerde çeşitli hayvan resimleri ve değişik yaratıklar çizilmiştir. Afrika kıyılarındaki resmetmelerin bir gerçeklik taşıdığı, Güney Amerika’daki resmetmelerin ise efsanevi türde çizildiği anlaşılıyor. Bu kıta ile ilgili bilgilerin efsanevi türde gösterilmesi, haritanın devrine göre mükemmel çizimi kadar önemlidir. Gövdesiz, başından kol ve bacakları çıkmış adam şeklinde bir canavarı görürüz; Piri Reis, “bu canavarın yedi karış boyu vardır, gözünün aralığı da bir karıştır” der. Bu bilgileri Reis’e ulaştıran kaynaklar, hayatlarını rasat edecek kadar oraların kıyılarına, ya da Piri Reis’in tabiriyle kenarlarına yaklaşıldığını işaret etmektedir.

Piri Reis’in 1513 tarihli haritası Christophe Colomb’un Amerika’nın keşfinden 21 yıl sonrasına aittir. Piri Reis haritasını oluştururken, Colomb’un haritasından da faydalanmıştır. Haritada Güney Amerika’nın göbeğine düştüğü bilgilerin sonunda bunu kendisi belirtir: “Mezbur hartide olan bu kenarlar ve cezireler kim vardır, Kolonbo’nun hartisinden yazılmıştır.”

Reis bu cümlenin öncesinde de Christophe Colomb’un Amerika Kıtası’na varış hikayesini anlatmıştır. O hikaye günümüz Türkçe’siyle şöyle anlatılabilir: “Bu kıyılara Antilya kıyıları derler. Sekiz yüz doksan altı yılında bulunmuştur. Şöyle rivayet ederler ki Ceneviz’den Colomb isminde bir kişi bu yerleri bulmuştur. Colomb eline geçen bir kitapta Kuzey Afrika denizinin sonunda başlayan kıyılarda ve adalarda çeşit çeşit maden yatakları varlığını okumuştur. Colomb kitaptan edindiği bilgilere dayanarak Ceneviz’in ileri gelenlerine ‘Gelin, bana iki gemi verin, gidip o yerleri bulayım,’ der. Fakat olumlu cevap verilmez kendisine. Onlara göre Kuzey Afrika denizinin sonu yoktur, oralar bilinmezlik ve kötülük yurdudur. Fakat Colomb amacından yılmaz, bu sefer İspanya’ya gidip çıkmak istediği yolculuğu anlatır. İspanyollar’ın cevapları Cenevizliler’inkinden farksızdır. Ama İspanya Kralı, sonunda kendisine iki gemi verip her şeyin Colomb’un anlattığı gibi olması temennisiyle onu kuzeydeki denize doğru gönderir. Amcam merhum Gazi Kemal bey’in İspanyol bir hizmetlisi vardı, o İspanyol da Colomb ile üç defa o yere varmış. O yere dair varış hikayesini amcama anlatmış. Anlattığına göre önce Septe Boğazı’na ulaşmışlar, sonra da gün batısı lodosla ikisinin ortasına … Dört bin milin ardından karşılarına bir ada çıkar. Bu arada deniz sakindir, kutup yıldızı ise görünmez olmuştur. Karşıda gördükleri bir adaya demir atarlar, fakat o adanın halkı bunlara oklarıyla saldırıp adalarına çıkmaya izin vermezler. Ada halkı kadınlı erkekli ok atarlar. Çıplaktırlar. Onlar da adaya çıkmaktan vazgeçip yollarına devam ederler. Yalnız, adanın diğer yüzünde kıyıya yakın duran bir sandal görürler. Sandalda insanlar vardır, onlar bunları görünce sandalı bırakıp adanın içerlerine kaçışırlar. Colomb ve ekibi sandala yaklaşırlar. Yaklaştıklarında görürler ki sandalın içinde insan eti vardır; adaya kaçışan güruh adadan adaya dolaşarak insan avlayıp etini yiyen kimselerdir. Sonra bir başka ada görürler. O adaya yaklaşınca görürler ki, adada büyük yılanlar mevcuttur. O yere çıkmadan uzaklaşıp yeni bir adaya varırlar. Colomb ve ekibi kıyıya demir atıp on yedi gün orada kalabilirler. Çünkü o adanın halkı görmüştür ki kendilerine bu yabancılardan bir zarar gelmemektedir. Balık avlayıp filikalarıyla Colomb’un ekibine getirirler. Bunlar da onlara boncuk verirler. Oraların halkınca boncuğun değerli olduğunu Colomb yolculuğa çıkmadan önce okuduğu kitaptan öğrenmiştir. Boncuğu gören yerli halk bu defa daha fazla balık getirir. Boncuk ve balık alış verişi böyle devam edip giderken, bir gün yerli bir kadının kolunda altın görürler. Bunun üzerine yerlilerden altın isteyip karşılığında boncuk verirler. Alış verişleri böyle devam edip gider. İnci dahi takas ederler. İnci bu adanın kenarında bir iki kulaç yerde bulunurmuş, incileri ve diğer değerli şeyleri yüklenip beraberlerinde yerli halktan iki kimseyle İspanya Kralının huzuruna varırlar. Colomb o halkın dilini bilmeyip onlarla işaretle anlaşırmış. Colomb’un o yere ikinci seferinde, İspanya Kral’ı oraya papaz ve arpa gönderip yerli halka tarım ve din öğretip çıplaklıklarını örtmüştür. Şimdi hikayesi anlatılan bu bilinmez yerler biliniyor. Bu yerlerin isimlerini Colomb vermiştir. Haritamızda olan bu kıyılar ve adalar Colomb’un haritasından yazılmıştır.”

Colomb Amerika’ya dört defa varmış ve bu kıyıların haritalarını çizmiştir. Fakat bu haritaların hiç birisi günümüze ulaşmamıştır. Piri Reis’in onun haritasından da yararlanmış olması aynı zamanda Colomb’un çalışmasının da Piri Reis’in çalışması ile bir şekilde hayat bulduğunu gösterir.

Piri Reis bu haritasını Yavuz Sultan Selim’in huzuruna çıkarak hünkara kendi elleriyle takdim eder.

Reis bu tarihten sonra bazı seferlere katılsa da daha çok haritalar ve meşhur kitabı Kitab-ı Bahriye’sine çalışır. Takvim yaprakları 1528’i gösterdiğinde ulu reis ortaya ikinci bir harita çıkarır. Harita Kuzey Amerika’yı göstermektedir. Haritasını sunduğu padişah Kanuni Sultan Süleyman’dır.

İkinci harita, birinci haritanın kayıp parçası aranırken bulunur. Bu defa Topkapı Sarayı’nın Müdürü Tahsin Beydir. İkinci harita da parçalanmış bir haritadır; eldeki parça yaklaşık 70×70 ebadındadır. Harita süslemelerle çerçevelenmiştir. Atlas Okyanusu’nun kuzeybatısını, Kuzey – Orta Amerika’yı ve Grönland’dan uzayıp Florida’ya varan kıyı şeridini içerir.

Reis’in düştüğü nottan bu haritayı da Gelibolu da hazırladığı anlaşılır. İkinci haritada rüzgargüllerine, yön çizgilerine yer verilmiştir. Fakat bu defa haritada efsane resimlerini, izahlarını görmeyiz. Yengeç Dönencesi gerçeğe en yakın bir şekilde çizilmiştir. Amerika kıyıları çizimi eski haritaya göre daha isabet kaydedicidir. Piri Reis ikinci haritada birinci haritada yer yer rastlanan abartıdan, hayali çizimlerden kaçınmıştır. Bu da Piri Reis’in birinci haritadan sonra ciddi bir çalışma yaptığını göstermektedir.

Piri Reis’in haritalarının gün yüzüne çıkmaya başladığı 1929 tarihinden beri haritalar üzerinde yapılan çalışmalar devam ediyor. Kimileri, Reis’in haritalarına bir kâhinin haritası gözüyle baktı. Mesela denildi ki, “Bin beş yüzlü senelerde kutupları gösteren bir harita çizilemez”. Bu açıklama bir yanıyla haklıydı da. Çünkü Güney Kutbu haritanın çizilmesinden epey sonra, yani 1818’de keşfedilmişti. Dahası var, Piri Reis’in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahillerini de gösteriyordu. Oysa kıtanın buzları, haritanın çizilmesinden tam altı bin sene önce erimişti. Oradaki dağların varlıkları ise 1951 senesinde bulunmuştu. Reis’in haritaları artık efsaneleşmeye başlamıştı. Onları efsaneleştirmede daha ileriye gidenler de oldu. 1513’te çizilmiş bu haritanın bir benzerini hazırlamanın ancak dünyanın uydudan çekilmiş fotoğraflarıyla mümkün olabileceği söylendi.

Derken Reis’in mutlaka trigonometri bilmesi gerektiği kanaatine varıldı; ancak trigonometri 18’inci yüzyılda kullanılmaya başlanmıştı…

Sonra, Şili kıyıları, And Dağları ve Afrika’nın o vakte kadar eşi görülmemiş şekilde ayrıntılı gösterildiği belirtilerek günümüzdeki bazı haritalardaki yanlışların Reis’in haritasına bakılarak düzeltildiği haber edildi.

Şu var ki, haritaların zamanına göre çok mükemmel olmasının, kimilerince Piri Reis’in uzaylılardan, cinlerden yardım almış olabileceği ihtimaline bağlanması doğru ve bilimsel bir yöntem değildir. Asıl, Piri Reis’in yaşadığı dönemde İslam uygarlığının vardığı noktayı ve Reis’in elindeki birikimi hakkıyla okumak ona ve onun mensubu bulunduğu kültüre bir değer katar. Her şey, ulu reisin birinci haritasında Güney Amerika üzerindeki Colomb’un hikayesini anlattığı bölümün hemen altındaki bölümde yazılı. Reis haritalarını, çok geçmiş zamanlardan kendisine intikal eden bilgi ve çizimlerden ve Colomb’un haritasından yararlanarak oluşturmuştur. Piri Reis kırmızı mürekkeple “Bu fasıl iş bu hartinin ne tarikle telif olunduğunu beyan eder” şeklinde başlık atarak haritanın hazırlanışı ile ilgili verir. Bu satırlarda sanıldığı gibi Christophe Colomb’a methiye yoktur, sadece bilimsel bir çalışma yapan Türk ilim adamının gurura ve kibire mahal vermemesi vardır.

Mostar Dergisi Ekim 2007 sayısından kısaltılarak alınmıştır.

Piri Reis

Piri Reis, 1465 yılında Çanakkale Boğazı’ndaki kıyı kentlerinden biri olan Gelibolu’da dünyaya gelmiştir. 1481 yılında, 16 yaşlarında iken seyir katibi olarak; amcası, ünlü Türk denizcisi Kemal Reis’in gemisinde denizciliğe başlayan Piri Reis, denizcilik yaşamının ilk gününden başlayarak, kendi deyimiyle, iki büyük tutkusunun esiri olmuştur. Bunlardan biri Akdeniz ve denizcilik. Diğeri de araştırma ve bilimdir. Bu nedenle denizlerde dolaşırken her fırsatta Akdeniz kıyıları ile adalarının coğrafi ve siyasi durumu ile buralarda yaşayan insanların ekonomik ve sosyal yaşamlarına ilgi duymuştur. İlgisi yalnız sözü edilen konuları incelemekle sınırlı kalmamış, gözlemlediği bulguları ve edindiği bilgileri yazmış; ayrıca Akdeniz’in ada ve kıyılardaki kentlerin haritalarını da çizmiştir. XV. Yüzyılın sonlarında başlayarak, bütün dünyayı etkileyen önemli olayların başında gelen Büyük Coğrafi keşifleri izleyip yazmıştır.

1495 yılında amcası ile birlikte devlet hizmetine giren Piri Reis, 1500 yılında, gemi kaptanı (reisi) olmuş, 1511 yılında amcasının bir deniz kazasında hayatını kaybetmesi üzerine memleketi Gelibolu’ya çekilerek gözlemlerinden, tuttuğu notlarından, topladığı sözlü, yazılı ve çizili belgelerden yararlanarak 1513 tarihli ünlü dünya haritasını çizmiştir. Bugün, bu haritanın altıda birini oluşturan ve yalnız Güney Amerika kıtasını içeren elimizde bulunmaktadır. Haritanın Eski Dünya’yı kapsayan asıl büyük parçası kayıptır, bulunamamıştır.

Yeniden denize açıldığında, 1481 yılında çalışmalarına başladığı Akdeniz ile Akdeniz’in kıyı ve adalarında yaşayan insanların durumu hakkındaki incelemelerini sürdürmüştür. Böylelikle 40 yıl boyunca Akdeniz’i ve Akdeniz insanlarının yaşamlarını incelemiş, gözlemler yapmış, notlar tutmuş, haritalar çizmiş ve zengin bir arşiv oluşturmuştur.

1521 yılında arşivinden yararlanarak yapıtının karalamasını hazırlamıştır. Ancak kitabını temize çekememiş, karalama durumunda öylece bırakmıştır. fakat karalama durumundaki kitabı; yakın çevresindeki denizciler ile dostları tarafından kopyalanmıştır. Kitab-ı Bahriye’nin karalamasının kopyaları uzun yıllar boyunca denizciler ve coğrafyacılar için başvuru kitabı olarak görülmüş ve elden ele dolaşmıştır. Kitab-ı Bahriye’nin özgün yazmaları kayıptır, bulunamamıştır. Günümüze Kitab-ı Bahriye’nin ve karalamalarından yapılmış 43 adet kopya ulaşmıştır.

1526 yılında, Kanuni Sultan Süleyman’a sunulabilen Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinin başlıca iki önemli özelliği bulunmaktadır.

Birincisi, yapıtta Akdeniz kıyıları ile adalarının coğrafi durumu anlatırken verilen denizciliğe ilişkin bilgilerin yanı sıra, (hatta bazı yerlerde denizcilik bilgileri ikinci plana da itilmiştir) buralarda yaşayan insanların yaşam biçimleri de çeşitli yönleriyle ele alınıp, anlatılmıştır. Yazılanlar içinde Akdeniz insanının ekonomik ve sosyal yaşamları, devletlerin egemenlik alanları, kıyı ve adaların hayvan varlığı, bitki varlığı, suları ve akarsuları, yer altı ve yerüstü doğal kaynakları tarihi ve meteorolojik bilgiler gibi çeşitli konular yer almaktadır. Akdeniz’in kıyı ve adalarını belli bir sıraya uyularak; bölüm bölüm yapılan yazılı açıklamalar, bölümlerin sonuna eklenmiş haritalarla da zenginleştirilmiştir.

Kitabın ikinci özelliği ise, Piri Reis’in yapıtını ?Akdeniz insanı? için yazmış olduğunu belirtmesidir. Bunun nedeni, onun din, dil, ırk farkı gözetmeden Akdeniz kıyı ve adalarında yaşayan bütün insanlara saygı duyması, onları sevmesi ve onlarla iyi ilişkiler içinde bulunmasıdır. Yapıtta verilmiş olan, denizcilik bilgileri dışındaki bu gibi açıklamaların sayısı 1066’dır. Bu yönleriyle ele alındığında Kitab-ı Bahriye bir ekonomik ve sosyal coğrafya kitabıdır ve Piri Reis de ekonomik ve coğrafya biliminin kurucuları arasında yer alan bir bilim adamıdır.

Piri Reis, yapıtının Kanuni Sultan Süleyman’a sunulmasından sonra artık Akdeniz’e ilişkin yazılıp çizilecek bir konu kalmadığından, çalışmalarını Büyük Coğrafi Keşifler üzerinde yoğunlaştırmış ve 1528 tarihli haritasını çizmiştir. Bu harita, söylenip yazıldığı gibi bir dünya haritası olmayıp; İstanbul’dan Amerika kıtasına değin uzanan alanı kapsayan ?bölgesel bir harita?dır. Piri Reis, 1528 tarihli haritasını, Osmanlı İmparatorluğu’nu keşifler hakkında bilgilendirmek, keşiflerin önemini göstermek üzere yapmıştır. Ne yazık ki, 1528 tarihli haritanın da tümü değil asıl haritanın dörtte birini oluşturan tek bir parçası bulunabilmiştir. Eldeki parça Orta Amerika, Florida ve Yukatan Yarımadaları, İzlanda, Grönland ve New Foundland gibi Amerikanın o gün için bilinen yerlerini kapsamaktadır.

Piri Reis haritasını çizdikten bir süre sonra, Kanuni Sultan Süleyman, davranışları saltanatı ele geçirmek kuşkusu yaratan Sadrazam Damat İbrahim Paşa’yı öldürtmüş, onun yakın çevresi içinde bulunanları da ortadan kaldırtmıştır. İbrahim Paşa’nın yakın çevresi içinde bulunanlardan Piri Reis, Kaptan-ı Derya Hızır Reis (Barbaros Hayrettin Paşa)’nın araya girmesi ile öldürülmekten kurtulmuş, ancak, artık gözden düştüğü için kabuğuna çekilmek zorunda kalmıştır. 1546 yılında Süveyş kaptanlığına getirilmiş olan Piri Reis bu görevindeyken 1552 yılında, Hürmüz Adası’na yapmış olduğu seferde, haksız yere başarısız bulunarak suçlanmış ve Kahire’de boynu vurularak öldürülmüştür. Öldürülmesi tamamen siyasi nedenlere dayanmaktadır.

En önemli coğrafya eserlerinden kabul edilen “Kitab-ı Bahriye”nin manzum yazılan girişinde, Piri Reis kitabın yazılış amacı, deniz bilimlerinin gemicilere gerekliliği, fırtına, rüzgâr isimleri, pusulanın tanıtımı, haritanın tanıtımı, harita üzerindeki işaretlerin anlamı, denizlerin adları ve özellikleri, Portekizlilerin Hint Denizi’ne yerleşmeleri, Afrika kıyıları, Çin Denizi, Hint Denizi, Atlantik ve Amerika kıtasının keşfi konularına yer verir.Kitab-ı Bahriye’nin ikinci bölümü, Çanakkale Boğazı ile Sultaniye ve Kilitbahir kalelerinin anlatımı ile başlar. Ege Denizi adaları ve kıyıları, Yunanistan kıyıları, Mora Yarımadası, Adriyatik kıyıları, İtalya kıyıları, Sicilya, Sardunya, Korsika adaları, Fransa kıyıları, İspanya kıyı ve limanları, Kanarya Adaları, Kuzey Afrika kıyıları, Mısır ve Nil nehri, Doğu Akdeniz kıyıları, Girit ve Kıbrıs, Anadolu’nun güney ve Ege kıyıları ve adaları, Gelibolu ile Saros Körfezi anlatılır. Piri Reis bu ada ve kıyıların su derinlikleri, gemilerin demirleyebilecekleri yerler, kıyı bitki örtüsü, içme suyu, gemi inşaat olanakları yanında insanlar, dinler, politik güçler ve ticari durum hakkında da bilgiler verir. Kitap arkeolojik bilgiler de taşır. Piri Reis anlatımın yanı sıra, her liman ve kıyının büyük ölçekli bir portolan haritası ile bilgileri iyice pekiştirir. Bu özelliklerini de dikkate alacak olursak Kitab-ı Bahriye’yi benzersiz bir Akdeniz gezi rehberi olarak da kabul ebiliriz. Kentlerdeki önemli anıt ve binaların çizimlerinin de yer aldığı kitap, Piri Reis’e ait birinci elden biyografik bilgiler vermesi açısından da bulunmaz bir kaynaktır. İşlevselliği artsın diye sonraki yıllarda yapılan kopyalarına Marmara Denizi kıyı ve adaları ile İstanbul da ilave edilir. Kitabın 1521 ve 1525 yılındaki orijinallerden kopya edilen bazı yazmalar, dünyanın önemli kütüphanelerinde ve İstanbul’daki müze ve devlet kütüphanelerinde yer almaktadır. Akdeniz’de yüzlerce ada, kıyı, kent ve liman hakkında XVI. yüzyıl başlarına ait ilginç bilgiler taşıyan Kitab-ı Bahriye’nin sahip olduğu 239 adet harita ve sanatsal değeriyle en kıymetli yazmalarından biri de İstanbul Deniz Müzesi’nde bulunmaktadır.

Yazar: Ayça KİRİŞÇİOĞLU

Yazının orijinal adresi:   http://www.scribd.com/doc/32585444/Piri-Reis