Etiket arşivi: motor

Halatlar ve Bağlar

Halatlar

İster motor olsun, ister yelkenli, denizde gezen yatlarda en çok kullanılan mazemelerin başında halat gelir. İlk çağlardan beri insanoğlunun denize açılmasıyla birlikte, halat da onun ayrılmaz bir unsuru olmuş. Günümüzde artık nebati elyaflardan yapılan halatlar, hemen hemen hiç kullanılmaz oldu. Onların yerini sentetik halatlar aldı. Hem daha sağlam ve kullanışlı, hem de bakımları kolay, dış etkenlerle özelliklerini de kaybetmiyorlar.

Denizde en çok kullanılan sentetik halatları söyle sayabiliriz:

Polipropilen halatlar, diğerlerine nazaran daha sağlam, ona mukabil ucuzdur, suda yüzer.

Poliamid halatlar, -naylon, perlon vb.- çok sağlam ve elastiktir.

Poliester halatlar, -dakron, terilen, tergal, trevira vb.- hem sağlamdır, hem fazla uzamaz. Dolayısıyla yelken armalarında en makbul olanlarıdır.

Aramid halatlar, -kevlar vb.-aynı ebattaki çelik kadar sağlam, ama çok pahalıdır.

Bağlar

Gelelim bu halatların bağlanmasına. Yüzyılların tecrübesi ile günümüze ulaşan bağlama biçimlerinin özelliği, kolay yapılması, yük altında sıkışmaması ve istenince kolayca çözülebilmesidir. Bağların pek çok çeşidi olmakla beraber, denizde en çok işe yarayan ve kullanılanları üçü  beşi geçmez. Yanlız unutulmamalı ki, bağlarla eklenen halatlar, kuvvetinin yarıya yakınını kaybeder. Onun için devamlı ekli kalacak halatlar, dikişle birleştirilmelidir.

Nerede hangi bağ kullanılır :

a) Kroz (bright): Bir bağ işlemine başlama durumunda halatın çıkması veya bedenin birbiri üzerine aykırı konulmasıdır. Kroz olan yerden bir kasa (Eye) meydana getirmek için çımanın beden üzerinde piyan yapılarak bağlanması veya dikiş yapılarak birleştirilmesi gerekir. Şek.de Kroz yapan
bir halat gösterilmiştir.

b) Düğüm (overhand knots): Gemicinin en basit bağıdır. Bir halatın çıması ile kendi bedeni üzerinde Kroz kırıldıktan sonra çımanın Kroz içinde geçirilmesidir.

c) Kropi bağı (eight knots): Kropi bağı için (b) çıması (a) bedeninin arkasından dolaştırılır bedenle yapılan krozun içinde geçirilir. Kropi bağı bir halat çımasının bir (delikten veya makaradan çıkmasını önlemek için yapılır.

d) Camadan bağı (Reef knots): Aynı boyutta iki halatı birleştirmek için yapılan kolay bir bağdır. Halatlara yük binince birbirinin krozu içinde sıkışır ve kurtulmazlar. Şek.

e) Sancak bağı (sheed bend): Buna ıskota bağı da denir. Sıkışmaya daha uygun bir bağdır. Kolaylıkla kurtulmaz. Bir halatın çımasını bir kasaya veya başka bir halata bağlamaya, filika parimasını çarmığa bağlamaya yarar. Eğer çıma bir volta daha dolaştırılırsa buna çifte sancak bağı (doub1e Sheet bend) denir.

f) Kanca bağı (blackwall hitch): Bir palanganın bir halata vurulması veya bir palanga tirentisine başka bir palanga bağlamak için kullanılır. Bu bağ bir meze voltadan meydana gelir. Bedene yük binince çıması kanca ile arada kalır ve sıkışır.

g) Bindirme kanca bağı (midshipman?s hitch): Bazen kamçı bağı yerine kullanılır. İlk önce bir kanca bağı yapılır ve sonra da bunun alt bedeni kanca ağzının üzerine alınır.

h) Izbarço bağı (bow line): Bu bağ bir halata acele geçici bir kasa yapmak için kullanılır. Ayrıca bordada çalışan gemicileri emniyete almak için koltuk altlarından tutmakta kullanılır. Görüldüğü gibi, krozda sıkışan halat çıması kasayı daima aynı biçimde tutar.

Şek. Çeşitli bağların kullanılması. (A) Meze volta ile buranda veya yelkenlerin bağlanması (sarılması), (B) Voltalı dülger bağı ile çuval veya çubuk kaldırılması, (C) Kazık bağı ile yelken bağlanması, (D) Balıkçı bağı ile misinayı oltaya bağlamak, (E) İki misinayı birbirine uçlarından bağlamak.

ı) Yoma bağı: (carrick bend): İki palamar halatını birleştirmek için kullanılır. Bu bağ, iki meze volta ve halatın çımalarının kendi bedenleri üzerine mürsale edilmesiyle yapılır.

i) Kavela bağı (marline spike hitch): Buna ilmek bağı da denir. Bir piyanı kavela kullanarak doldurmak ve üzerinde çok zor bulunmayan bir halatı herhangi bir palanganın kancasına bağlamak için kullanılır.

j) Kasalı izbiro (stage hitch): Bir varili kaldırmak veya borda trakasını ucundan bağlamak için kullanılır. Halatın çıması Şek. de gösterildiği gibi dolaştırıldıktan sonra kendi bedenine kazık bağıyla bağlanır.

k) Dülger bağı (half hitchses): Gemicilikte ve küçük gezinti tekne işlerinde en çok kullanılan bağlardan bir tanesidir. Bir halatın çımasını bir serene, mapaya, aneleye, yelken matafyonuna ve bir güverte yapısına bağlamakta ve kaldırılacak hafif yüklerin bedenlerine bağlamakta kullanılır.

l) Kazık bağı (clove hitch): İnce bir halatı kalın bir halatın bedenine bağlamakta veya bir serene bağlamakta kullanılır. İstenildiğinde kolayca çözülen iki meze voltanın bir araya gelmişşeklidir.

m) Barbarişka bağı (rolling hitch): Kazık bağının kullanıldığı yerlerde uygulanır. Bu bağın yararlı tarafı, katiyen kaymaması ve daha güvenli olmasıdır.

n) Voltalı dülger bağı: Dülger bağının sağlamlaştırılmışşeklidir. Buna bir meze volta ilave edilirse uzun bir çubuğu veya sereni çekmekte kullanılır. Bu bağın yararı, bağlandığı çubuk üzerinden kaymamasıdır.

Kaynak: sualtigazetesi.com

Teknenizin Motorunda Sorun mu Var?

Teknenizde dizel motorunuz mu var? Eğer öyleyse bir gün marşa bastığınızda motorunuzun çalışmadığını görebilirsiniz.

İçten Takma Motor

Bir kez daha marş,tekrar marş,tekrar,tekrar… olmuyor mu? Marşa basmayı bırakın yoksa akünüzü bitireceksiniz.Eğer motorda başka bir arıza yoksa (anlamanın en kolay yolu eksoz gazına bakmaktır.
Çıkan gazlar ve rengi motor konusunda bilginiz varsa arızayı arayacağınız yeri size söyleyecektir. Tabii bir de motorun sesi.

Neyse konumuza dönelim.  Motorun hava yapması ile yakıta karışan suyun temizlenmesi aşağı yukarı aynı işlemleri gerektirdiğinden birbirinden bağımsız bu iki konuyu tek bir konu gibi anlatmaya çalıştım. Öncelikle yapacağınız ilk iş yakıt deposunun altında bulunan (bulunması gerekli) pislik tahliye tapası da denen kör tapayı yavaşça gevşetip akan sıvının rengini kontrol etmektir.

  • Gelen sıvının rengi siyah-kahve karışımı ise yakıt deponuzu uzun zamandır  temizlemediğiniz için pislik birikmiş.Bırakın aksın.
  • Gelen sıvının rengi beyaza çalıyorsa veya renksiz,saydam ise müjde deponuzda su var.İşte sorununuzun kaynağı bu (su mazottan daha ağır olduğundan kısa bir süre sonra dibe iner,mazot suyun üzerinde kalır.) Yine bırakın aksın.
  • Gelen sıvı bir müddet sonra mazota benzemeye (kabaca bira veya zeytinyağı rengi) başlamalı,eğer deponuz boşaldığı halde başlamazsa mazotu aldığınız o yer için iyi şeyler düşünmeyeceğiniz kesin. Biz geldiğini umalım;

Kör tapayı tekrar dikkatlice sıkın ve etrafını silerek sızdırmadığından emin olun. Şimdi sıra yakıt deposundan çıkıp filtreye gelen kısmı temizlemeye geldi. Yakıt filtresini yerinden söktükten sonra yakıt deposu çıkışındaki vanayı açıp temiz yakıtın geldiğine emin olunca (bu arada filtrenin takıldığı kütüğü de temizlemelisiniz.) vanayı kapatıp yeni bir yakıt filtresi takmalısınız. Çünkü filtre sudan dolayı (şişecektir) bozulacaktır.Daha sonra filtre çıkışını takip ederek yakıt pompasına geleceksiniz. Pompa üzerinde bulunan tahliye çıkışından yine temiz mazot geldiğini görüp çıkışı kapatın.

Dıştan Takma Motor

Sıra geldi enjektörlere:

Enjektörleri ister sırayla yerlerinden söküp temiz mazot dolu bir kapta yıkayabilir,isterseniz sökmeden enjektörlerin üstündeki bağlantıları ( pompadan çıkıp gelen boru ) birer birer gevşettikten sonra (etraflarına mazotun etrafa sıçramasını önlemek için üstüpü veya bez sarmalısınız ) marşa basın.Bir müddet sonra köpürerek gelen hava bitip temiz mazot gelince sıkıp diğer enjektöre geçin. Evet motor çalışmaya başladı .Bir müddet motoru stop etmeden rölantide çalıştırmayadevam edin. İşte hepsi bu kadar.

Önemli notlar:

  • Motor yağını kontrol edin (karterdeki) yağda fazlalaşma varsa yağa yakıt karışmış demektir. Yağı ve yağ filtresini değiştirmeden asla motoru çalıştırmayın. Motor birkaç kez (birkaç saat) çalıştıktan sonra stop halindeyken yağı kontrol edin. Bu kontrolleri sıkça tekrarlayın. Yine fazlalık beliriyorsa motorunuzun sökülüp bakım yapılması gereklidir.
  • Motor yağı motor sıcakken boşaltılmalıdır.
  • Eğer yağ basınç göstergeniz varsa seyir halindeyken onu sıkça kontrol etmeyi ihmal etmeyin.
  • Motorunuzdaki yağ ve yakıt filtrelerini mutlaka ikinci yağ değişiminde değiştirmeye özen gösteriniz.

Tekne Almak İstiyorum

Aşağıdaki yazı dizisi Yelken Dünyası’nın Ocak ve Şubat 1986 sayılarında yayınlanmıştır. Aradan geçen yıllara rağmen, bu analitik ve tecrübeye dayalı yazının güncelliğinden hiçbir eksilme olmadığını görüyorum. İster hazır bir tekne almayı düşünün ister kendi teknenizi yaptırmayı/ yapmayı düşünün. Sormanız ve yanıtını bulmanız gereken sorulardan en önemlileri aşağıda sıralı… Bu yazıyı, Sadun Boro’nun izniyle camiaya tekrar kazandırmaktan dolayı son derece mutluyum.

Yusuf Civelekoğlu


NASIL BİR TEKNE ALAYIM?

Sadun BORO

Bir seçim yaparken en önemli nokta, kendine göre, kendi ihtiyaç, tecrübe, bilgi ve imkanlarına göre en elverişli olanı seçmektir.

İster yeni hevesli olsun, ister tecrübeli; maddi imkanı ölçüsünde, denize açılmayı düşünen her kimsenin karşılaşacağı ilk sorun, “Nasıl bir tekne alayım?” olur. Onun için ilk mevzumuzu tekne seçimine ayırdık.

Her nedense, bu en mühim konu üzerinde, pek durulmaz veya gereken inceleme yapılmaz. Bilen, bil­meyen eşin dostun görüşüne göre tekne yaptırılır veya alınır. Ekseriya, hissi davranılır. Hakikatler kulak ardı edilir. Bunca yıldır, gördüğüm kadarı ile, en fazla hata isabetli tekneyi seçmede yapılıyor.

Nice emek ve uğraşlar neticesi, hayal edilen tekne denize iner. Üç, beş gezinti sonunda ne yazık ki yıllardır kurulan düşler, dümen suyundaki kabarcıklar gibi sönüp gider.. Ya, kafi deniz ve yelken bilgisi olmayan bir kimse, koca armalı bir yelken teknesi yaptırmıştır. Sıkı bir havada yelkenler basılıp ta, küpeşte suya girince, çoluk çocuk feryadı basar, bet beniz uçar… Ertesi yıl güzelim tekne satılır veya bir daha yelken açmadan motorla dolaşılır. Ya da tekne yapılır, hakikaten işinin ehli, doğru dürüst bir kaptan bulamaz onun bunun ellerinde maskara olur, burnundan getirirler. Hele yaz sonu olup, lodoslar başlayınca, içinde emniyetle barınacak bir liman bulmak, en mühim sorun olur, adamın gece uykularını kaçırır.

Bir başka kimse, artık şehir hayatından usanmıştır. Kendini doğaya atmak ister. Tekne yapılır, bu sefer hanım rahat etmez, hoşlanmaz, deniz tutar… Çocuklar arkadaşlarından, muhitlerinden ayrılamaz. Adamcağız kuş gibi ortada kalır… Onları bırakıp gitse, bir türlü, gitmese hepten yıkılır. Ve sonu gelmeyen daha nice dertlerle karşı karşıya kalınır.

Bu tip hatalara, yalnız, ilk defa tekne sahibi olanlar değil, yıllarca denizde dolaşmış birçok kimse de, yeni tekne seçerken düşebilir. Onun için bir seçim yaparken en mühim nokta, kendine göre, kendi ihtiyaç, tecrübe, bilgi ve imkanlarına göre, en elverişli olanı seçmektir.
NE TİP BİR TEKNE?

Fazla derine ve teknik ayrıntılara inmeden, dilimiz döndüğü, tecrübemiz el verdiği nisbette, müstakbel tekne sahiplerine, belki bir ışık tutabilir ümidi ile, bu mevzuya giriyoruz. Okyanus aşırı uzun seyahatlere çıkacaklar veya esas yarış gayesi ile tekne yaptıran yelken meraklıları, nasıl olsa ne yaptırdıklarını bildikleri için, konumuz haricinde kalırlar. Ayrıca, denizle hiçbir ilgisi olmayıp, sırf zamanın modasına uymak ve gösteriş için, veya “işinde yem” olarak kullanmak gayesi ile tekne yaptıranlara, gayet tabii, bu satırların hiçbir anlamı yoktur. Zaten onları okumaya da ihtiyaçları yoktur!

Gelelim sadede. Şüphesiz ki tekne yaptırabilmek için en mühim sorun maddi olanaktır. Kel merhemi bulsa, önce kendi başına süreceği için, o hususu burada hiç tartışacak değiliz… Gayemiz eldeki maddi imkana göre, en müsait tekne tipini seçebilmektir.

İŞTE SORULARIMIZ

Aşağıda sıralayacağımız sorulan, hissiyata kapılmadan, kendi kendinizi kandırmadan, cevaplarsanız, zannedersem en az hatayı yapmış olursunuz. Şöyle bir dökelim soruları, ana hatlarıyla:

1- Nasıl bir tekne istiyoruz? Yelken-motor?

2- Ne büyüklükte ve tipte olacak?

Aile durumu nedir, yani kaç kişiyle gezilecek?

Deniz tecrübe ve bilginiz nedir? Kaptan alınacak mı?

3- Nerede kullanılacak, Marmara’da mı, Ege’de mi?

Yılda ne kadar zaman kullanılacak?

4- Ne malzemeden yapılacak, ağaç, sac, fiberglas.

Her ne kadar, bu soruların çoğu birbirine bağlı ise de, şimdi bunları ayrı ayrı açalım:

1. NASIL BİR TEKNE İSTİYORUZ?

Bu soruyu üç guruba ayırabiliriz

a- Esas yelken, motor yardımcı

b- Esas motor, yelken yardımcı

c- Sırf motor

ESAS YELKEN,  MOTOR YARDIMCI

Denizlerde yelkenle dolaşmak, motorla gezmeye nazaran, çok daha bilgi, tecrübe ve hatta bedeni üstünlük ister. Yelken meşakkatlidir, zordur, sabır ister, zaman ister, bakım ister. Ama keyfine de payan yoktur. Şöyle güzel bir rüzgarla yelkenler şişmiş, tekne bir yanına yaslanmış, yol alırken, yekeyi koltuğunun altına aldın mı, kendini dört iklimin sultanı sanırsın!

Yelken öğrenmenin yaşı yoktur, yeter ki, mani olacak, bedeni bir sakatınız olmasın. Ancak yelken, bir bilenin yanında, uzun tecrübelerden sonra, öğrenmeye başlanır. Yoksa parayı verip, yelken teknesi yaptırmakla, hele bir iki de yabancı yat mecmuası okuyup, ağızda dolma bilgi ile, yelkencilik yapılmaz. Hele fırtınalı havada, emniyetle yelken kullanmak, elde içki kadehi sıcacık koltukta, mangal yellemeye hiç benzemez… Bunun güzel bir örneği, birkaç yıl evvelki Kuşadası-Pire yarışında, birazcık yaşanmış galiba… Onun için, bizde, yelken teknesi sahibi olup da yelkenle dolaşıp parmakla gösterilecek kadar azdır. Sülün gibi yelkenli tekneler, prangaya vurulmuş gibi, motor gücü ile dolaşırlar, yelkenleri güneş yüzü görmez…

Şayet kendinizin kafi yelken bilgi ve tecrübeniz yoksa yelkenden doğru dürüst anlayan kaptan, gemici bulmak, bugün çok zorlaştı artık ve yetişmiyor. Eskiden motor pek olmadığı için, gemiciler de, hakiki bir denizci, yelkenci olarak yetişirdi. Şimdi bastın mı marşa, dayan git!… Kim uğraşacak yelkenlerle!…

Ayrıca Ege’ de Akdeniz’ de dolaşacaksanız, rüzgarların keyfine tabisiniz. Ya hiç esmez, ya çok eser veya gideceğiniz yönden, kafadan gelir. Nadiren müsait rüzgar bulursunuz. Ancak hafif deplasmanlı, modern fiberglas yelkenliler, hafif havadan daha fazla istifade ederler. Ege’ de, kendi tecrübem, bir yaz boyu gezinin ancak yüzde yirmi beşinde sırf yelkenle yol alabilmişizdir. Yüzde ellisi yelken-motor, geri kalanı da yalnız motor. Ancak denizaşırı uzun seyahatlerde bütün yük yelkene biner.

Ayrıca, esas yelken teknesinin, uyulması icap eden, birçok kaideleri vardır. En başta, gövde biçiminden tutun da, altındaki safrası, kamara içinde yerleşim, güvertenin tanzimi, kumanda mevkii, direkleri, donanımı, velhasıl tümü ile, yelken ve sürate en elverişli biçimde olması icap eder. Dolayısıyla, bu kaidelere uymak için, hem konfor bakımından fedakarlık edeceksiniz, hem de maliyeti çok daha yüksek olacaktır.

Durum böyle olunca, hakikaten yelkene gönül vermiş bir kimse iseniz ve bizzat kendinizin doğru dürüst yelken tecrübeniz varsa, ve de hakkıyla ondan istifade edeceksiniz, yapın bir yelken teknesi, bakın keyfinize!… Yoksa makul olarak, gelin ikinci ve üçüncü şıklara…

MOTOR ESAS YELKEN YARDIMCI

Kanaatimce, bizim sularımızda, büyük bir ekseriyetin ihtiyacına, bu tip cevap verir. Hemen her havayı söktürecek kuvvetli bir motor ve ona yardımcı olacak, küçük bir arma. Bir makina arızasında, yelken sizi bir limana getirir. Hele arma akıllıca yapılmışsa, mesela, muhtelif ebatlarda flok, cenoa gibi yelkenlerle donatılmışsa, müsait havayı buldunuz mu, yelken zevkini de tatmin edersiniz. Ayrıca, küçük bir yelken, motora yardımcı olur. Denizli havalarda, teknenin sert dövünmesine mani olur. Yelkenler daha küçük boyutlarda olduğu için, abraması, kullanması daha kolaydır. Temel denizcilik bilgisi, daima elzem olmakla beraber, fazla bir yelken bilgisine sahip olmadan, gezebilirsiniz. Yani, derin bir yelken bilgisine sahip olmadan, gezebilirsiniz. Yani, derin bir yelken tecrübesine ihtiyacınız yoktur.

Aynı boyuttaki esas yelkenli bir tekneyle mukayese ederseniz, yelken sürati önemli olmadığı için, gövde biçimi rahat, klasik olur. Dolayısıyla gerek kamaranın içi, gerekse güverte, havuz, çok daha kolay tanzim edilebilir. Tekne daha kullanışlı, içinde yaşamaya daha elverişli olur. Ona mukabil, daha büyük ve güçlü motora ihtiyaç vardır. Motor farkına rağmen umumi maliyeti esas yelkenliye nazaran takriben yüzde yirmi beş daha ucuza çıkar.

Tatillerinizde Ege’ye gidip gelmeyi veya teknenizi orada tutup ta, gidip gezmeyi düşünüyorsanız, zaten, kuvvetli bir motora ihtiyacınız olacağını daha evvelce belirtmiştik. Kısacası, esas yelken ağırlıklı tekne de yaptırırsanız, bu gezilerinizde bütün yükü gene motor çekecek. Onun için her halükarda, bizim sularımız ve Akdeniz’de, kuvvetli bir motor büyük kolaylıktır. Hele, zamanınız mahdut ise, şarttır!

Bizim de başımızdan geçti. Dünya seyahatini yaparken, 10 tonluk Kısmet’in içinde 20 beygirlik bir dizel motor vardı. Bütün yol boyunca, yalnızca Kızıldeniz’ de, Tiran Boğazı hariç, tam devirde kullanmadığım halde, hiçbir zaman az gelmedi. Çünkü devamlı yelkenle yol alıyorduk. Ancak limanlara girerken veya pek kısa mesafede, rüzgar olmayınca, kullanıyorduk ve kafi geliyordu. Ama Türkiye’ye döndükten sonra, yazın tatilde, Ege’ye gidip gelirken, veya Boğazı çıkarken, biraz kafadan rüzgar, deniz olunca, apışıp kalıyordu. Mecbur olduk, daha kuvvetli, büyücek bir motor koymaya.

TEKNENİN TİPİ ve BOYU NASIL OLMALI?

Tekne tipi ve boyunun seçiminde en önemli nokta, tekneyi ne şekilde nerede kullanacağınız olmalı ve buna göre karar vermelisiniz.

Geçen yazımızda, yaptırılacak tekne tipini seçerken, esas yelken, motor yardımcı ve esas motor, yelken yardımcı olan tiplerden söz etmiştik. Bugün, diğer tip ve soruları ele alacağız.

YALNIZCA MOTOR TEKNELERİ

Bu gurubu ikiye ayırabiliriz:

I- Sürat tekneleri. Özellikle boş zamanı çok kısıtlı ve otomobilde olduğu gibi, yüksek süratten zevk alan kimselerin seçeceği tekne tipidir. Müsait havayı yakaladı mı, gayet çabuk, istediği yere, denizde fazla kalmadan ulaşabilir. Ona mukabil, sert ve denizli havada, nazik bedenleri birazcık incinir…

II- Gezinti tipi motor tekneleri.

Denizci, oturaklı, 10-12 mil seyir süratine sahip bu tipler, bizim sularımız için pek elverişlidir. Emniyet bakımından çift motorlu olabilir. İçi geniş, rahat, her konforu haiz, üstelik de sür’atli. Hiçbir yelken bilgisine ihtiyaç yoktur. Ona mukabil motorun dilinden biraz anlamak gerekir. Yardımcı bir yelken olmadığı için, motor dairesine azami itina gösterilmeli, her tedbir alınmalıdır.

Böylece tekne tiplerini gözden geçirmiş olduk. Her birinin olumlu ve olumsuz noktalarını basit bir şekilde izah etmeye çalıştık.
Eğer, tip üzerinde bir fikir oluşturabildinizse, şimdi geçelim diğer önemli soruya:

2. TEKNENİN EBADI ve BİÇİMİ NE BOY, NE BÜYÜKLÜKTE OLACAK?

Denizciliği yönünden, bir teknenin ebadı mühim değildir. Yeter ki, bilinçli, doğru dürüst yapılmış olsun. Bugün, Adaya gitmeye çekindiğiniz boydaki teknelerle, dünyayı dolaşıyorlar.

Tabii ki, tekne ebadı büyüdükçe, içindeki imkanlar artar, daha rahat ve kullanışlı olur. Ayrıca, denizli havada küçüğe nazaran, daha az dövünür, hırpalanır. Ona mukabil, unutmayın ki, tekne büyüdükçe, derdi de beraber büyür. Yaptırması için gerekli maddi imkandan gayri, gemici derdi, bakımı, çekimi, limanı, bağlaması gibi, birçok derdi de, beraberinde getirir Tekne ebadını tayin ederken bizzat, sizin şahsi durumunuz, konuya en büyük ağırlığı verir. Maddi sorunların dışında, şöyle bir sıralayalım soruları.

I- Tecrübe ve deniz bilginiz kafi olup, tekneyi yalnız veya aile efradınla beraber mi kullanacaksınız, yoksa kaptan, gemici alacak mısınız? Bir gemici, yabancı bir adam, daima yanı başınızda, bir rahatsızlık, bir ayak bağı olabilir. Ama bilginiz kifayetsiz veya tekneniz büyükse, buna katlanmak zorundasınız. Açık denizde, bir kişi, yalnız başına, modern teçhizatla donatılmış, 12-13 metrelik bir tekneyi bile rahatlıkla kullanabilir. Ama limanlara girip çıkarken, hele kalabalık marinalarda, çok zorluk çeker.

II- Aile durumunuz nedir, kaç ki­şiyle gezeceksiniz? Gece yatısına misafir alacak mısınız?

Birçok kimse yalnızlıktan hoşlanmaz, ailesinin yanısıra, arkadaşlarını da alır. Dolayısıyla kamara ve yatak adedi, sizin şahsi yaşamınıza göre tespit olur. Bilhassa çocuklu ve kalabalık gezecek aileler için, havuzu ortada, arkada kendiniz için ayrı kamarası olan tekne tipleri çok daha elverişlidir.

III- Tekneden ne kadar ve ne şekilde istifade edeceksiniz? Hafta sonunda veya birkaç günlük gezilere çıkacaksanız, içi daha az konforlu ve basit, daha küçük bir tekne işinizi görebilir. Şayet uzun geziler, Ege’ ye inmeyi veya mevsimi içinde geçirmeyi düşünüyorsanız, kamara teşkilatı, konforu ona göre olmalı. Dolayısıyla tekne biraz daha büyük olur. İçinde uzunca bir zaman yaşanacak teknenin, gövdesi, dışı kadar, içinin de muntazam, rahat, derli toplu olması, çok mühimdir. Kuzinesi, tuvaleti, gerek dışarıda, gerekse içinde oturma yerlerinden tutun da, dolabına, çekmecesine kadar, azami itina ve düşünce ile yapılıp, kullanışlı olmalıdır. Dünya seyahatini yaparken, bunun acısını biz çok çektik. Elimizdeki maddi imkan ve tecrübemiz kamarayı istediğimiz gibi yapmaya el vermemişti. Yol boyunca uydurma kamara ile çok sıkıntı çektik. Ancak dönüşte içini toparlayabildik.

3. TEKNEYİ NEREDE KULLANACAKSINIZ?

Bu sayımızda üç sorunun cevabı, teknemizin boyunu, ebadını tesbit eder.

Üzerinde durulacak daha başka noktalar da vardır. Mesela:

Teknenizi nerede kullanacaksınız? Marmara’da mı, Ege’de mi? Marmara’ da kullanmayı düşünüyorsanız, mevsim çok daha kısadır, akşamları soğuk olur, yağmur fazladır. Onun için önü, üstü, yanları kapalı veya kapanabilir bir havuz, eğer tekne büyükse, güvertede salon şayanı tavsiyedir. Gezi teknelerinde, kumanda yerinin yağmur ve çırpıntıdan korunmalı olması, pek faydalıdır. Ege’de gezecekseniz, hava sıcaktır. Bilhassa kamaraların havalandırmasına ayrıca önem verilmelidir.

Bir hususta liman mevzuu. Bulunduğunuz yerde, teknenizi nasıl barındıracaksınız? Emniyetli, mevsim fırtınalarına kapalı bir koy, liman civarınızda var mı? Yoksa, nereye götürüp bırakacaksınız? Bilhassa İstanbul için, çok önemli bir sorun. Devamlı kalabileceğiniz bir yer varsa, oranın su derinliği sizi etkileyebilir. Sığ bir koysa, tekne derinliğini ona göre ayarlamanız icap edebilir.

4. TEKNE HANGİ MALZEMEDEN YAPILACAK?

Sıra geldi teknenin hangi malzemeden yapılacağına. Burada, memleketimizin şart ve imkanlarını göz önünde tutmak gerek. Dış ülkelerde, hergün yeni bir malzeme piyasaya çıkar, eskilerin kalitesi daha iyileşir. Ayrıca, dünyanın her tarafına hitap eden, çok geniş pazar vardır.

Ülkemizde birçok sahil şehirlerinde, köylerinde, ağaç tekne tezgahları mevcuttur. O yörenin şartlarına göre, asırların tecrübesi ile tekne yapılır. Ağaç teknelerin bakımı zordur. Daima eliniz üstünde olacak. Hele karinanın zehirlisini biraz ihmal ettiniz mi, hemen kurt vurur, eleğe döner.

Batıda, ağaç ve işçiliği pahalı olduğu için, önce saç, sonra da fiberglas tekneler rağbet gördü. Son zamanlarda, bizde de, kaliteli ağaç ve işçiliği çok arttı, îyi bir ağaç tekne, bir hayli pahalı olmaya başladı. Herhalde, yakın zamanda, saç ve fiberglas tekne yapımına daha fazla ağırlık verilecek Şimdi çok iyi saçı koruyacak malzemeler mevcut. Eskiye nazaran, saçın bakımı, daha kolaylaştı. Ayrıca kurt vurma derdi yok, yapımı daha kolaydır.

Fiberglas tekneler ise, plastik çağının denize yansıyan yönü. hakkıyla yapılmışlar sağlam ve uzun ömürlü olur. Bakımı hepsinden basittir. İki veya üç kat ahşap lamine üzerine fiberglas, pahalı olmasına mukabil, hem ağacın, hem fiberglasın iyi yönlerini aldığı için, en güzeli.

Beton tekne, ülkemizde tek tük yapıldıysa da, fazla yayılmadı. Alüminyum alaşımları henüz bizde kullanılmıyor.

ACEMİLERE TAVSİYEMİZ

Deniz tecrübesi olmayıp da, ilk defa tekne sahibi olacaklara tavsiyemiz:

Büyük ve masraflı bir tekne yaptırmadan, bir iki yaz için, daha ufak çapta, hatta hazır bir tane alıp, bir tecrübe devresi geçiriniz. Hem kendinizin ve ailenizin, arzu etmenize rağmen, ne kadar denize intibak edebiliyorsunuz, bunu görürsünüz.

Hem de deniz tecrübeniz artar ve tekneler hakkında pratik bilgi edinirsiniz. Sizin ihtiyaçlarınıza cevap verecek müstakbel tekneniz kafanızda şekillenmeye başlar. İleride, yaptıracağınız büyük tekne, daha az hatalı, size daha elverişli olur. Birkaç tekne yaptırmış, fiilen kullanmış tecrübeli arkadaşlarınızın size çok yardımı dokunabilir. Ama dikkatli olun, hakikaten bilgilisinden istifade edin. Yoksa, iki yaz sandalla balığa çıkmış, veya birkaç yarışa girmiş birisinin zararı, faydasından çok olur.

EN ÖNEMLİ YAN GÖVDE

Birçok kimsenin hataya düştüğü bir noktaya daha temas etmek isteriz. Bir teknenin tümü içinde, gövde en mühim yerdir. Bilhassa İstanbul haricinde, Ege veya Karadeniz de, tekne sipariş edilirken, aman ucuz olsun diye, yapımına, işçiliğine, kullanılan malzemeye gerekli ehemmiyet verilmez. Sonra, sıra teferruata gelince, kesenin ağzı açılır. Bodoslaması yamuktur, bağlan zayıftır, sandık gibi kaplanmıştır, ama paslanmaz çelik vardevelalar, sanki yelken basacakmış gibi, arma takımları, vinçleri, içinde videosu, banyo küveti vardır.. Halbuki tersine önce teknenin kendisini imkanlarınız ölçüsünde, en iyi şekilde yaparsanız, arması olsun, kamarası olsun, ileride imkanlarınız el verdikçe, daima daha iyi yapılabilir. Onun için, teknenin gövdesini, esasını yaparken, maddi imkanınızın azamisini kullanın, iyi işçilik ve malzemeye çok önem verin.

PLAN SEÇİMİ

Biraz da, plan seçiminden söz edelim: Beğendiğiniz plan, hakikaten çok meşhur bir dizaynırın, nefis bir planı olabilir. Ama unutmayın ki, adamcağız, o planı, sizin ihtiyaçlarınız için değil. Coni efendinin arzusuna göre yapmıştır… Belki sahibi, onu, Atlantik yarışı için düşündü. Belki, yılda ancak üç beş gün güneş yüzü görülebilen Kuzey Denizi’ nde, veya Manş’ ta kullanacak. Belki alfanı, med cezirin çok yüksek olduğu limanda kullanabilmek için değişik yaptırdı. Belki vakti yok, hafta sonlarında istifade edecek, veya alıp başını dünya seyahatine çıkacak!.. Onun için, bir hazır planı değerlendirirken, sizin kendi şart ve ihtiyaçlarınıza uygun olmalı, yoksa Coni’ninkine değil…

Eh bu, kadar laftan sonra düşlerinizdeki, tekne tipi, artık belli olmuştur herhalde!… Gerisi nasıl olsa kolay, bütün iş, üç nala, bir ata bir de arabaya kaldı!…

Size yeni teknenizde, mutlu, sıhhatli, neşeli, hayırlı yolculuklar temenni ederim… Rüzgarınız kolayına, deniziniz sakin olsun!*

*Kaynak: yachtworks.info