Etiket arşivi: özgürlük

Sureyelken (Özgürlük)

Merhabalar..

Yaklaşık 11 aydır yayındayız. Uzun bir zaman olduğu söylenemez. Ama bazen bütün bunlar ne için diyorum. Her şey yerli yerindeyken yine.. Ne söylemeye çalışıyorum. Bazen ufacık bir suskunluk o kadar güzel anlatıyor ki herşeyi.. Giderek uzun uzadıya hissedebiliyorum bu hâli..

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=QuvXiNEpkdM&feature=related[/youtube]

Günlük yaşantımızı yaşarken öylece durup seyrediyorum. Akıntıya karşı kürek çekmeye gerek yok. Bir yere sürüklüyor hayat bizi, olmamızı istediği yere. Özgür olmamız için doğa bile çalışıyor.

Nasıl olur da duymazlar.

Hayatımızın her anında huzur durakları var. Neden kimse duymuyor. Havayı suyu hissedebiliyorlar ama bunu hissetmiyorlar. Kelimelerin olmadığı anlar vardır hayatın içinde.. Sadece huzur doludur zaman.. Duymayı isteriz hep.. Hep duyalım ve hiç bitmesin.. Bu zamanları giderek uzatıyorum. Günümün o kadar büyük bir kısmını kaplamaya başladı ki bu anlar, hayretler içinde kalıyorum. Bu yaşıma kadar nasıl oldu da hiç duymadan her gün yaşadım. Okula gittim, işe gittim, askere gittim, sürekli bir yerlere kısa ya da uzun yolculuklar yaptım. Ama nasıl olur da bu zamana kadar duymadım..

Özgür olmayı, kendi ülkende kimseye bağlı olmadan yaşamak olarak düşünürdüm vakti zamanında. Şimdi özgürlük uzaktan görebildiğim, huzurunu duyabildiğim, zaman zaman yaklaşıp tadını dilimin ucunda hissedebildiğim bir şey. Şey diyorum çünkü halen daha tam olarak nedir bilmiyorum. Şimdiye dek özgür bir insanla karşılaşmadım. Umarım bir gün karşılaşırız. (Eğer bu yazıyı okuyorsan beni mutlaka bul.)

Hayatı boyunca, canını dişine takıp çalışan ve sonunda emekli olup ölmeyi bekleyecek olan, bunun için çevresinden destek alan, herkesin, herkesle aynı fikirde olan insanlar nasıl olur da bağımsız bir ülkede yaşamayı özgürlük olarak görürler.. Kim beni zincire vurarak özgürlüğümü elimden alabilir. Özgürlüğümü almış mı olur? İyi düşünün, ruhen özgür değilseniz eğer, fiziken de özgür olamazsınız. Zaten özgür olmayan bir insanı hapse atsak da okyanusun ortasına bıraksak da özgür değildir ki? İstediğin şeyi, başkalarının senin hakkında istediği şeyi yapmak, yapmak zorunda olmak özgürlük müdür?

Amacım olan yolculuğu yapmamın sebebini, ya da sebeplerinden birinin hep özgürlük olduğunu sanırdım. Öyle düşünüyordum. Bunu şimdi şu anda anlıyorum. Ama değil. Sebebi bu değil.. Bu herhengi birinin anlayabileceği birşey değil. Benim de bunu gerçekleştirmeden anlayabileceğim birşey değil.

Zincirlere vurulmuş insanlar. Aile zincirine, iş zincirine, para zincirine, araba zincirine, ev, arkadaş, çoluk çocuk, eş, zincirine, televizyon zincirine. İlla ki parmaklıkların ardında olmamıza gerek yok, hep beraber zaten hapsolmuşuz. Birbirimizi de çekiyoruz oraya. Gelmek istemeyeni dışlıyoruz. O hapishaneye girmezseniz aileniz bile sizi dışlar. Sizi canından çok seven aileniz bir anda başka birileri olur.Sadece özgür insanlar gerçekten sevebilir. Diğerleri gölgedir. Babasının gölgesi, sevdiği sanatçının gölgesi, herhengi bir gölge işte.. Özgür olduğunu düşünen, bunu konuşmaya (tartışmak zaten imkansız) gerek bile görmeyen…

Yanlış zamanda yaşıyor olabilirim. Hoşunuza gitmeyen şeyler söylüyor olabilirim. Ben buraya ait değilim. Ama yine de her şey olması gerektiği gibi oluyor. Her şey yerli yerinde..

Gelip geçse de ömrüm nice bahardan yazdan..

Huzur içindeyim. Duyuyorum?

Tüm cehaletimle buradayım. Aklım bir karış havada. Özgürlük diye tutturmuş dilim. Deliler gibi esiyorum şimdi rüzgarında.. Umudumu kesiyorum artık bahardan, yazdan, nice şarkıdan.

Resim:

http://www.resimlerden.com/deniz/index.php?imgdir=deniz&page=2

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=XN7oFbaC1Ks[/youtube]

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=wQNCuIx9R3Q&feature=related[/youtube]

 

Karada Kadınım Teknede Denizciyim

JEANNE GRÉGOIRE

32 yaşındaki Grégoire,  ?Deniz, benim için özgürlük olduğu kadar, herkesin eşit olduğu bir yer. Doğa, herkesi eşit kılıyor? diyor

Onlar için tutkunun adı; deniz, rüzgâr, yelken ve özgürlük. Öyle bir özgürlük ki, uçsuz bucaksız denizde, 10.10 metrelik tekneyle dalgalara, fırtınaya karşı yapayalnız yelken açmak ve kadın başına ve de 27 tecrübeli erkek yelkenciye karşı ölümüne yarışmak…

14 Eylül’de Fransa’nın Nice kentinde verilen startla  1660 millik büyük bir mücadele de noktalandı. İstanbul rotalı bu zorlu yarışta 27 yarışçı arasında iki kadın yelkenci de vardı. Genelde erkeklerin yaptığı bu spor dalında iddialı olmaya çalışan iki kadından biri Fransız Jeanne Gregoire.

‘Kuru giysiyi özledim’
Filonun iki kadın yarışçısından biri olan 32 yaşındaki Fransız kadın yarışçı Jeanne Grégoire, 24 gün boyunca karaya çıkmadan yarıştığı, ölümle burun buruna geldiği günler de olduğunu anlatırken, “En çok sıcak yemeği, kuru giysiyi ve temiz bir banyoyu özlüyorum? diyor.  Grégoire sözlerine şöyle devam ediyor: ?Bakmayın siz benim bu halime, makyaj yapmayı, güzel giymeyi sever, bunları denizde bile özlerim. Yarış biter bitmez, önce temiz bir banyo yapar, sıcak yemek yer ve ıslak olmayan yatakta uyur, ertesi gün de kendimi Paris sokaklarına atar, çılgınca alışveriş yaparım.Yüzümdeki kırışıklıklar sizi yanıltmasın. Onlar, denizde rüzgârın ve güneşin bana yaptığı kötü bir şaka.?

Yarışlarda genel klasmanda 14’üncü olan 32 yaşındaki Jeanne Gregoire’nin yaşamı oldukça ilginç. At binicisiyken hukuk eğitimi almış ancak Figarist olmuş. Figaro yarışlarının en zorlusu olan Cap İstanbul‘un denizcilik dünyasındaki önemi de üst düzeydi. Çünkü Figaro sınıfında var olabilmeyi başaran denizciler ‘Figarist‘ adıyla anılıyor. Bu da yelkencilikte ‘rüştünü ispat etmek‘ demek oluyor. Gregoire, Nice-İstanbul arasındaki bu uzun rotada teknesinde tek başına, dışarıdan hiçbir yardım almadan bitiş çizgisini geçenler arasındaydı. Bu sporu küçümsemeyin, erkeklerin arasında kadın yarışmacı olmak hiç kolay değil. Küçümseme, dikkate alınmama gibi sıkıntılardan bahsediyor Gregoire ve ‘Ancak ben kendimi çoktan kabul ettirmiştim’ diye konuşuyor.

Yarışlara hazırlanmak için haftada sekiz saat spor yaptığını, fiziksel olarak güçlü olmak için yük taşıdığını anlatan Jean Gregoire, günlerce denizde kalındığı için bunları yapmak zorunda olduğunu söylüyor. Bu yarışların en büyük tehlikesi kuşkusuz suya düşmek! Gregorie: ‘Kesinlikle çok tehlikeli bir durum. Gece yarısı elinizde küçük bir fenerle yol alıyorsunuz. Düşseniz ölebilirsiniz. Yaşama şansınız çok zayıf oluyor. Bir yarışçı için en korkunç olan durum bu. Eğer ölmüyorsanız üç gün boyunca ıslak dolaşmak zorunda kalıyorsunuz.’


Gregorie bu yarışlarda suya düşmedi ancak çok zorluklar yaşadı, uykusuzluk gibi… Bazen günde beşer dakikadan üç kez uyuduğunu, en fazla bir gün içinde iki saat uyuyabildiğini anlatan Gregoire şöyle devam ediyor: ‘Denizde olduğunuzda kadın veya erkek gibi kavramlar ortadan kalkıyor. Ben karada kadınım denizde denizciyim. Bir buçuk ay evinizi sırtınızda taşımışsınız gibi oluyor. Fransa’ya, evime dönünce kendimi yatağa atıp üç ay boyunca uyumayı düşlüyorum. Kesinlikle uzun bir süre balık yemek istemiyorum. Bütün yarış boyunca üç kıyafetim vardı. Eve döndüğümde en lüks mağazalara gidip kadın gibi görüneceğim giysiler satın alacağım, makyaj yapacağım.’

ISABELLA JOSCHKE

Katıldığı ilk yarışta 3. etabı birincilikle tamamlayan Joschke, 53 kilo… Teknesi ise 10 metre boyunda, 3.5 ton ağırlığında…

Aslında edebiyat eğitimi gördüğünü söyleyen 26 yaşındaki Isabelle Joschke, yarışın en zorlu parkuru sayılan 3. etabı (Marzamemi-Aghios Nichalos) kazanmanın zaferiyle çıktı karaya. Üstelik bu onun ilk yarışıydı.

“27 erkeği geride bıraktınız bu size ayrı bir mutluluk veriyor mu?” sorusunu, “Tecrübeyi geride bırakmak ve hayatta kalmayı başarmaktır asıl mutluluk” diye yanıtlıyor.

Isabelle Joschke, 53 kilo. Kontrol etmek zorunda olduğu tekne ise 10.10 metre boyunda, 3.45 metre genişliğinde 3.5 ton ağırlığında. Rüzgâr ve göğe yükselen dalgalara karşı tek başına kullandığı bu teknede tuvalet, kamara, yatak ve mutfak bulunmuyor.

İki kadın da, parkurun en güzel kara parçasının, Ege kıyıları ve Bozcaada olduğunda hemfikirler. Isabelle Joschke, Boğaz’dan geçerken gördüğü ve hayran kaldığı İstanbul’u hiç bilmiyor, Grégoire de Ayasofya Müzesi’ni gezmek istediğini anlatıyor. Açık denizlerdeki bu yarışın başka bir heyecanı ise 5 ayrı etabın biricileri ve genel klasmanın biricisi arasında paylaşılacak olan 150 bin euro değerindeki ödül.

Kaynak:

Şükran ÖZÇAKMAK

Özkan GÜVEN

Star