Etiket arşivi: rüzgarüstü

Tüy Kavramı

Tüyler temel olarak;

Yelken üzerinden akan hava moleküllerinin, akış tablosudur.

Eğer yelkenimiz üzerindeki her noktaya bir tüy yerleştirirsek, yelken üzerindeki hava molekülü akışının bir tablosunu çıkarmış ve hangi noktada nasıl bir akış olduğunu anlayabiliriz.

Amaç, tüm akışın bumbaya paralel oluşunu sağlamaktır. Rüzgarın yelkeni önden arkaya doğru, boylu boyunca yalayıp, güngörmezden paralel olarak çıkması gerekmektedir.

Ön tüyler:

Tüyler, yelkenimizin rüzgaraltı ve rüzgarüstü kısmındaki hava akımının doğrultusunu gösteren, böylece olası trübülans?ı engellemeye yarayan materyallerdir. Ağırlıklarının hassasiyetine olumsuz etki yapmamasından ötürü, bildiğimiz yünden yapılırlar. Bulunmaları gereken yer, yelkenin, rüzgarla direkt olarak karşılaştığı ilk yer olduğundan, çift yelkenli teknelerde cenovanın ön tarafında bulunurlar. Tüy ifadesi:

Paralel tüyler: Düzenli hava akımı

Rüzgaraltı tüy havaya kalkarsa: Iskota boşlanmalıdır, ya da daha orsacı gidilmelidir.

Rüzgarüstü tüy havaya kalkarsa: Iskota alınmalıdır, ya da daha kafayı açarak gidilmelidir.

Önemli olan, tüyleri paralel konuma getirmek ve öylece tutmaktır. Iskota veya dümen müdahelesinden hangisinin yapılacağı tamamen bize bağlı olarak, seyir amaçlı mı yoksa kerterize doğru mu hareket ettiğimize göre değişir.

Arka tüyler:

Bu tüyler yelkenimizin gün görmezinin uç kısmında, yani tam çıkışında bulunur. Görevi ise, bölgesel olarak yelken çıkışındaki hava akımını göstermektir. Yelkenleri trim etmek en zor hafif hava ile orta hava arasında olacağından ötürü, bu tüyler bu koşullarda yelkenin bel kemiği olan güngörmez trimini bize olduğu gibi rapor ederek, iyi ayarı bulmamızı kolaylaştırırlar.

Arka tüyler, orta hava ve üzerinde yelkenin her noktasına hava akımının değeceğini bildiğimizden ötürü, devamlı olarak uçuşacaktır. Eğer hafif havada güngörmez kapalı ise de, güngörmezin rüzgaraltındaki tribülans artarak, tüyün arkaya kıvrılmasına sebep olacaktır.

İşte hafif kuvvetli havalarda, güngörmezin kapalılık derecesini;  tüyün arkaya doğru uçuşma oranı / rüzgaraltına kıvrılma oranı belirleyecektir.

Bu oran 1?den büyük ise güngörmezimiz açıktır, (çok hafif havalarda olması gereken),
1?den küçük ise güngörmezimiz nispeten kapalıdır (çok kapalı olmamak kaydıyla şıkır havada istenen durum)

Oran açılımı ise şıkır hava dediğimiz, teknenin tartılabildiği hafif ile orta hava arasına doğru, %60 arkaya kıvrık, %40 uçuşuyor şeklinde olacaktır. Unutmayalım ki, orta kuvvette rüzgarda güngörmezi daha fazla kapamalıyız, fakat bunu yaptığımızda dahi tüylerin uçuşuyor olması ilk başta belirttiğimiz nedenden ötürü, güngörmezimizin açık olduğunu kesinlikle göstermez.

Eğer bir yelkenin güngörmezinde farklı aralıklarda bu tüylerden birden çok var ise, yelkenimizin güngörmezi, bütün tüylerin de hareketinin birbirine paralel olacağı şekilde yapılmalıdır.

Cenovamızda bulunan tüyler yelkenin hem rüzgaraltı hem de rüzgarüstünde bulunur.

Amacımız her seyirde bu tüyleri birbirine paralel hale getirecek şekilde trim yapmak olmalıdır.

Eğer rüzgaraltı tüy hareket ediyorsa:
1) Tekne orsalamalı veya
2) Yelken hafif boşlanmalıdır.

Eğer rüzgarüstü tüy hareket ediyorsa:
1) Tekne kafayı açmalı veya
2) Yelken hafif alınmalıdır.

Ana yelkenin arkasında bulunan tüylerimiz bize ana yelkenin üzerindeki hava akışını gösterir.
Amacımız her seyirde bu tüyleri paralel yapacak şekilde trim yapmak olmalıdır.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Balonlu Sürüşün İncelikleri

Balonu kullanırken, elimizde kontrol edeceğimiz iki adet ip bulunur. Bunlardan  birincisi olan rüzgarüstü balon ıskotası yani guy, balonumuzun teknenin rüzgarüstü tarafına doğru ne kadar çekik olacağını ayarlamamıza yararken, rüzgaraltı ıskotası yani sheet ise  balonun rüzgarla dolarken en verimli optimum durumu bulmamız için onun alt yakasının çekikliğini ayarlamamıza yarar.

Büyük teknelerde bu iki iskota farklı kişiler tarafından tutulabilir. Bir yatta, balon  kullanımı genelde şöyledir:

Balon trimcisi elinde, rüzgaraltı iskotayı (sheet) tutar ve bu iskota orta ve sert havalarda trimciye gelmeden önce bir vinçe bağlıdır. Vinçin başında vinç ile ilgilenecek bir kişi de sürekli vinçi çevirmek için trimciden gelen emri bekler. Rüzgarüstü iskota (guy) ise ayrı bir  vinçe bağlı olarak sabit durur. Bu vinç ile de başkası ilgilenir, fakat rota değişmedikçe rüzgarüstü iskota fazla  oynanmaz. Balon trimcisinin yapacağı  iş; yalnızca sheet?i iyi kullanıp balonun sürekli dolu olmasını sağlamak, aynı zamanda vinççilere ?al/bırak?, ?göster/koyver?  şeklinde emirler  vermektir. Emirler  balon trimcisinden çıktığı için, tıpkı küçük teknede flokçunun elindeymişcesine, her iki  iskotayı da trimcinin elinde gibi düşünebiliriz.

Rüzgarüstü tarafta gönderin çekikliği ve de rüzgaraltı tarafta ise balon ıskotasıyla balonu kontrol  ederken,dikkat edilecek şu hususlar balonda max. verimi sağlar:

  1. Rüzgarüstü ve rüzgaraltı balon  ıskotalarının hareketleri  uyumlu  olmalıdır! Eğer  o anki gidişe göre balon formsuz fakat  ıskotalardan birinin  konumu doğru bir diğerinin ki ise ayarsız görünüyorsa,  balondaki form sadece o taraf boşlanarak ya da boşu alınarak sağlanabilir, fakat bu durum çok  nadirdir. Olması gereken ve olan her zaman, elimizin altında her iki ıskotayla da kontrolde olan balonun, her iki  ıskotayla da eş zamanlı oynanması kaydıyla, rüzgaraltına/ rüzgarüstüne taşınmasıdır. Bu taşıma sırasında, ıskotaların laçkalanış ya da boş alma payları simetrik olmak zorunda değildir, örneğin eğer balonun sadece konumdan değil, açıdan dolayı da bozulduğunu fark etmişsek, açıda değişikliğe gitmek için, ıskotalarla farklı oranlarda oynanır.
  2. Balon tekneden mümkün oldukça uzakta olacak şekilde konumlandırılmalıdır ki, ana yelkenle cenovanın arkasından çıkan pis rüzgarla değil, kıçtan gelen direkt temiz rüzgarla dolsun.
  3. Her seyirde, balon kendi içinde olabildiğince teknenin rüzgarüstü tarafına taşınmalıdır ki, bu temiz havayı almamızı sağlayacak en önemli faktördür.
  4. Balon hiçbir zaman kasık kullanılmamalıdır, daima serbest bir şekilde, her noktası rüzgarla dolu ama adeta uçuşan, savrulan bir cisim görünümünde ve formunda olmalıdır. Bunun sağlanması için en temel belirgin püf nokta ise, doğru rüzgarüstü  ıskota ayarı yapıldıktan sonra, balonun rüzgaraltı ıskotasının balon ta ki üst yakadan bozulana dek yavaş yavaş koyverilmesidir. Yani balonun rüzgaraltı ıskotası elimizde her zaman hareketli olmalıdır ve de  balonun rüzgarüstü yakası hafifçe tersleyene kadar boşlanmalı, terse katlandığı fark edildiği anda hemen çok az boşu alınmalı ve de bu işlem daima tekrarlanmalıdır.
  5. BALONU KULLANAN KİŞİ GÖZÜNÜ BALONDAN  BİR AN  BİLE AYIRMAMALIDIR! Çünkü balon nankördür! Balonu gözlemlemediğiniz ve onunla  oyamadığınız 1 sn.lik  bir zaman diliminde dahi, tekneye ufak bir dalganın çarpması ya da örneğin dümencinizin ufak bir dümen hareketi balonunuzun sönmesine yol açacaktır.

Bütün bunlar gerçekleştirildiği takdirde balonla optimum seyir yapılır.

Şu ana kadar yaptıklarımız:

  • Balonumuzu teknesine  göre karada veya denizde, ıskotaları iki yakasına, mandarı da tepesine bağlamak ve de torbasına tıkmak kaydıyla donattık.
  • Denizde  geniş bir seyir esnasında (çünkü balon basılıyken tekne  orsa gitmeye kalkışırsa, balonun formunun dar seyirlere uygunsuz oluşundan dolayı balon dolmayacaktır) mandarı çekerek, balonu bastık.
  • Rüzgarüstü barbuholer?ımızı çekerek güverteye sabitledik.
  • Rüzgaraltı barbuholer?ımızı ise tamamen serbest bıraktık.
  • Gönderimizi güverteye çıkartarak, bir ucunun içinden rüzgarüstü balon ıskotasını geçirdik. Eğer sistemi öyle ise, baskı sistemindeki kancayı gönderin ortasında bulunan köprüye takarak, baskı sistemini donanıma dahil ettik. Gönderin diğer ucunu da direkteki yerine geçirerek monte ettik.
  • Son olarak da rüzgar üstü  ıskotasını sabitledik fakat sabitlediğimiz noktanın önünde kalan kısmını gönderin açı kontrolü için  elimize aldık, rüzgaraltı ıskotasını da  diğer elimize alarak balonumuzu esaslara uygun şekilde kullanmaya başladık.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Orsa Seyri

Yelkenli tekneler rüzgarın geldiği yöne doğrudan ulaşamazlar. Yelkenler rüzgarla dolmaz, tıpkı direkte sallanan bir bayrak gibi sallanır ve ses çıkarırlar. Ancak rüzgar 45 dereceden daha büyük bir açıyla geliyorsa, yelkenli tekneler yol alabilir. İşte rüzgara en dar açılarla yapılan bu seyre, ?orsa seyri? denir. Bu seyirde tüm yelkenler olabildiğince gergin duruma getirilir. Varsa genoa arabaları geri alınır, Anayelken ve cenoa iskotaları olabildiğince alınır. Ancak özellikle hafif havada, yelkenlerin rüzgar yakalayabilmesi için tüm yelkenler biraz boşlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, fazla kasılmış bir yelken tıpkı fazla boş bir yelken kadar verimsizdir. Rüzgar gelme açısı büyüdükçe yelkenler de paralel olarak boşlanır.

Orsa seyrinde tekne üzerinde büyük bir bayılma kuvveti olusturur, tekne yana yatar. Bu nedenle özellikle hafif teknelerde, orsa seyrinde ekibin ve ağırlıkların yeri önemlidir. Tüm ekip ve ağırlıkların teknenin yattığı yönün tersinde (rüzgarüstünde) durması hatta mümkünse trapez yapılması gerekir.

Orsa seyrinde anayelken ve floğun mümkün olduğunca gergin olması gerekir. Ancak tekne çok fazla yatıyor, dümen kontrolü zorlaşıyorsa anayelken bir miktar boşlanabilir. Özellikle bol sağanaklı denizlerde anayelkencinin çok dikkatli davranması ve sağanağa girmeden biraz önce anayelken iskotasını bir miktar boşlaması gerkemektedir. Aynı şekilde, sağanaktan çıktığında anayelkeni tekrar kasmalıdır. Orsa seyri anayelkenci ve dümenci arasında maksimum koordinasyon gerektiren, oldukça zahmetli, bir o kadar da keyifli bir seyirdir.

Tramola – Kavança


Tramola

İskele kontra orsa seyreden bir tekne düşünelim. Bu tekne sancak kontra seyre geçiş yapmak istediğinde yükselerek, yelken yapılamayan, 90 derecelik kör alandan geçmek zorunda kalacak. Rüzgarüstüne doğru yapılan bu geçişe, tramola denir. Sağlıklı bir tramola atabilmek için, ölü alanda fazla oyalanmadan, hızla kontra değiştirmek gerekir. Tekne kendi hızıyla dönüşünü tamamlayabilmelidir. Eğer teknede tramola atabilmek için yeterli hız yoksa, önce hız kazanılmalı, ardından tramolaya başlanmalıdır.

Tramola tamamlanamazsa, yani tekne ?ölü alan? da kalırsa tekne hiçbir yöne hareket edemez. Buna köre düşmek denir.

Kavança

Teknenin yükselerek yaptığı dönüşü öğrendik. Sıra teknenin rüzgardan uzaklaşarak yaptığı dönüşü tanımlamaya geldi. Geniş apaz iskele kontra giden bir teknenin, sancak kontraya geçmek istediğini düşünelim. Bu şartlarda önce pupa seyrine geçecek, kavança atarak bumbasının yerini değiştirecek, sonunda tekrar geniş apaza girerek seyrine devam edecek demektir. Kavança dönüşü esnasında ölü alan bulunmadığı için hızlıca atılmasına gerek yoktur. Rüzgar sürekli arkadan itmektedir. Aksine, bu itiş kuvveti hızlı bir dönüşte bumbayı çok sert br şekilde karşı tarafa geçirebilir. Bu nedenle kavança dönüşleri çok yavaş ve dikkatice yapılmalıdır.

İstemsizce yapılan sert bir kavança ekibe ve donanıma zarar verebilir!

Kontrollü bir kavança atmanın ilk kuralı dümencinin yavaş bir dönüş planlamasıdır. Dönüş esnasında bir kişi bumbayı eliyle diğer tarafa itebilir. Bu, bumba üzerinde oluşacak yükü azaltacaktır. Bir başka yöntem ise anayelken iskotasının boşunu alıp, dönüşten hemen sonra tekrar bırakmaktır.

Kontra Kavramı

Burada 5 adet seyirden bahsetmemize rağmen, yukarıdaki şekilde her apaz ve orsa seyri için iki farklı simge görüyoruz. Bunlar, rüzgarın geliş yönüne, yani kontrasına göre belirtilmiş açılardır. şöyle ki, rüzgar eğer sancak tarafından 90 derece açıyla geliyorsa, teknemiz sancak kontra, apaz seyrinde gidiyor demektir. Eğer iskele tarafından, 90 derece açıyla rüzgar geliyorsa, teknemiz iskele kontra apaz seyrinde demektir. Bir baska ifadeyle, rüzgarın geldiği yön, bizim kontramızı belirtir. Kontra kavramı oldukça önemlidir. Yelkenli teknelerin birbirlerine karşı geçiş üstünlükleri de kontra kavramıyla açıklanır.

Teknenin ilerleyemediği 90 derecelik ?kör alan?da kontra kavramından bahsedemeyiz. Çünkü tekeye rüzgar kafadan gelmekte ve tekneye bir itiş gücü sağlamamaktadır. Pupa seyrinde de genel olarak kontradan söz edilmez. Rüzgar tam arkadan gelmektedir ve kontra tayin etmek imkansızlaşır. Bu durumlarda da tam olmamakla beraber, tekne içinde bumbanın yönü kontra belirlemede kullanılabilir. Eğer bumba sancakta duruyorsa iskele kontra, iskelede duruyorsa da sancak kontra gidildiği söylenebilir.

Rüzgarüstü – Rüzgaraltı Kavramı

Rüzgarüstü ve rüzgaraltı kavramını incelemek için öncelikle rüzgarı akan tanecikler olarak hayal etmeliyiz. Tekneye taneciklerin çarptığı cephe, rüzgarüstü cephesi, taneciklerin çarpmadığı cephe ise rüzgaraltı cephesidir.

Yükselmek – Alçalmak

Yükselmek, tekneyi rüzgarüstüne doğru yönlendirmek demektir. Örnek olarak, rüzgarın yandan geldiğini varsayalım. Dümenciye ?yüksel? komutu geldiğinde, rüzgarı yandan değil, biraz daha önden alan bir seyire geçecektir.

Düşmek, tekneyi rüzgaraltına doğru yönlendirmek demektir. Örnek olarak yine rüzgarın yandan geldiğini varsayalım. Dümenciye ?düş? komutu geldiğinde, rüzgarı yandan değil, biraz daha geriden alan bir seyire geçecektir.

Yükselmek ? Alçalmak yerine orsalama ? kafayı açma terimleri de kullanılabilir. Orsalamak, tekneyi rüzgarın geldiği yöne yaklaştırmak demektir. Kafayı açmak ise tekneyi, rüzgarın geldiği yönden uzaklaştırmak demektir.

Balon Trimi ( Ders 8 )

1) Hiza olarak balon gönderi, direğe 90 derece olacak şekilde ayarlanmalıdır. Balon gönderinin yüksekliği ayarlamak için balonun rüzgarüstü yakasına bakılmalıdır. Rüzgarüstü yakası balon orsaladığı zaman tepeden aşağı aynı aynı anda yapraklanmalıdır.

Balonun yapraklanması üstten başlıyorsa gönder çok aşağıda, yapraklanma alttan başlıyorsa gönder çok yüksektedir.

2) Gönder ayarının bir etkisi de balonun üst kısımlarının derinliğidir.

Gönder yukarıda ise güngörmez yakaları açılır, omuzlar uzaklaşır, balon düzleşir.

Gönder aşağıda ise göngörmez yakaları kapanır, omuzlar yaklasır, balon derinlik kazanır.

3) Rüzgaraltı ıskotasının çekme noktası balonun alt kısımlarının derinliğini ve balonun ana yelkene uzaklığını belirler. Normalde kıçta olan ıskota çekme noktası ıskota yönlendiricisinin çekilmesiyle başa kaydırılabilir.

Iskota çekme noktası kıçta ise balonun altı düz, güngörmezi açık; balon ile ana yelken arası mesafe fazla, ana yelkene etkiyen hava akımı daha sağlıklıdır.

Iskota çekme noktası başta ise balonun altı derin, güngörmezi kapalıdır.

4) Pupa gidilmediği zamanki rüzgarlarda balonun tor yeri gönderin yüksekliği ile ayarlanır.

Gönder aşağıda ise tor başa kayar, güngörmez açılır.

Not: Toru başa kaydırmak, kemereden alınan sert rüzgarlarda broşa düşmeyi engeller. Ayrıca broşa tehlikesi varsa ana yelken ıskotası ve pupa palangası boşlanmalı, böylece yelkenin üst kısmındaki kuvvet azaltılmalıdır.

Gönder yukarıda ise tor kıça kayar, güngörmez kapanır.

Geniş Apaz ve Pupa için:

Geniş apaz ve pupada gönderi zahiri rüzgara 90 derece açıyla kullanmak pratik bir yoldur.

Hafif hava veya çalkantılı deniz:

Hafif rüzgar ve çalkantılı denizde balon gönderi daha az trim edilebilir. (daha az gösterilebilir) Bu sayede rüzgaraltı ıskota daha çok boşlanabilir ve yelkene derinlik verilebilir. Iskota yönlendiricisi ile çekme noktası başa kaydırılırsa derinliğe yardımcı olur.

Sert hava:

Amaç, yalpalamayı önlemektir.

Geniş apaz için balon gönderini fazla trim edin/gösterin ve orsa yakasını sabit tutmak için daha aşağıda kullanın.

Iskota yönlendiricisini kasarak çekme noktasını başa alın, ancak rüzgaraltı ıskotasını fazladan alın. Bu sayede balonun iki yakası daha sabit bir hal alır ve salınmayı engeller.

İğnecik pupa seyirlerinde gönder geniş apaza göre daha az trim edilmelidir. Balon mümkün olduğunca düz ileriye çekmeli.

Not: Tekne rüzgarüstüne yalpalanmaya başlarsa, rüzgaraltı ıskotayı biraz alın; rüzgaraltına yalpalanmaya başlarsa bu sefer rüzgaraltı ıskotayı biraz boslayın.

Dar Apaz ve Apaz için:

Hafif havalar: Gönderi fazla trim edin ve ıskota çekme noktasını kıça kaydırın. Bu sayede bayılma azaltılır.

Sert havalar: Gönder aşağıda kullanılmalı ve fazla trim edilmelidir. Iskota çekme noktası kıça kaydırılmalıdır.

Balon Açıkken Ana Yelken:

Ana yelken cenovalı seyire göre daha alınık olmalı. Dar apazda bayılmayı engellemek için düzleştirilmeli.

Sert rüzgarlar için yalpalanmayı engellenmek için bükümü azaltılmalı.

Hafif rüzgarda bumbayı biraz kaldırmak için balançina yardımcı olarak kullanılabilir.

Salma Çekikliği ve Ağırlığı ( Ders 6 )

Salma bir çok teknede sabittir. Ne var ki küçük boyutlu yelkenlilerde ve bazı yatlarda salmanın çekikliği ayarlanabilir.

Salma, Bernolli etkisi ile rüzgâra karşı gidilen seyirlerde ise yarar, rüzgârın salt itiş gücüyle gittiği konumlarda ise yalpalanmayı önlemek dışında istenmeyen sürtünme yaratır.

Bu sebeple salma, orsa ve dar apaz seyirlerde en derin konumunda olmalı; apazda bir az, pupada büyük ölçüde yukarı çekilmelidir.

Not: Eğer sert hava ve dalga tekneyi apaz ve pupada bir sancağa bir iskeleye savuruyorsa, salma normal kullanıldığından daha derinde kullanılarak teknenin dengesi sağlanır.

Teknede bulunan insanların ağırlığı, seyir açısından faydalı olarak kullanılabilir. Orsa seyrinde mürettebat, teknenin rüzgârüstüne oturarak tekneyi tartmaya yardımcı olur. Bu sayede tekne daha çok orsalar. Teknenin en iyi tartıldığı nokta, genellikle gövdesinin en şişkin olduğu ağırlık merkezinin hizasındaki noktadır. Çünkü buradan maksimum tartma momenti/torku sağlanır.

Rüzgâr orsadan pupaya kaydıkça ağırlıklar (mürettebat) geriye alınmalı ve rüzgâraltı/rüzgârüstüne eşit dağıtılmalıdır. Ağırlıklar geriye alındıkça, teknenin burnunun suya gömülmesi engellenecek ve eşit dağılımla denge sağlanacaktır. Orsa seyirlerde teknenin burnuna yardımcı olmak ve orsalamayı arttırmak için mürettebat normalden ileriye kaydırılabilir.

Not: Çok hafif havalarda orsa, dar apaz ve apaz seyirler için mürettebat rüzgâraltına oturtulabilir. Bu sayede tekne yapay olarak rüzgâraltına yatırılır ve bu sayede yelkenler üzerinde yapay bir basınç farkı oluşur. Tekne hız kazanır.

Not: Hafif havalarda tekne üzerinde çok fazla hareket edilmesi, tekneyi yavaşlatır.

Yelkenli Tekneler İçin Vites Kavramı ( Ders 5 )

Yelkenli tekneler de tıpkı bir araba gibi yol durumuna göre farklı viteslerden yararlanır. Küçük vitesler tekne için yüksek çekiş gücü sağlarken, büyük vitesler performans sağlar.

1. Vites:

Hızlanmak veya dalgaları aşmak için kullanılır. Tramola sonrası çabuk hızlanmak için de kullanılır. Dalgalı deniz, hafif ve düzensiz rüzgâr için kullanışlıdır.

Yelkenlere aşırı büküm ve yuvarlak giriş verilir. Geniş bir seyir kanalı, tam güç ve düşük orsa sağlanır.

2. Vites:

Hem rüzgârüstüne gitme, hem de hızlı gitmek için kullanılır. Denizin az dalgalı ancak rüzgârlı olduğu durumlar içindir. Düz, ıskotalardan kasık ve yuvarlak girisli yelkenler.

3. Vites:

Maksimum orsa yeteneği ve hızlı gidişler için kullanılır. Orta sert rüzgâr ve dalgasız denizler içindir. Düz, ıskotalardan kasık ve dar girişli yelkenler. Tor yeri kıçta.

Not: Sert havalarda camadan vurulmak istenmiyorsa büyük vitesin yanı sıra bükümlü yelken ve biraz boşlanmıs araba kullanılarak durum idare edilebilir.

Cenova Trimi ( Ders 2 )

Cenova, pratik olarak teknenin itici motorudur diyebiliriz, çünkü önünde yelken ya da direk gibi hava kuvvetini yönlendirecek, ters akım oluşturacak bir cisim yoktur.

Orsa ve Dar Apaz için:

1) Cenova için doğru bükümü belirlemenin pratik bir yolu: arabadan ıskota doğrultusunda uzatılacak bir hattın orsa yakasını ortadan tam ikiye bölecek şekilde arabanın ayarlanmasıdır.

Doğru bükümün elde edilmesiyle, dümenle yapılacak orsalama hareketlerine cenovanın tüyleri en alttan en tepeye kadar aynı anda ve aynı şekilde tepki verir.

Rüzgârüstüne dönerken cenovanın önce alt kısmının yapraklanması demek, bükümün az, güngörmezin kapalı olması demektir. Böyle bir durumda araba kıça kaydırılmalı ve ıskotanın aşağı çekisi azaltılmalıdır. Yapılan değişiklikle ıskota köşesi yükselir ve cenova güngörmezi rüzgâraltına açılır. Artan yatay çekişle cenovanın alt kısmı düzleşir.

Rüzgarüstüne dönerken cenovanın önce üst kısmının yapraklanması demek, bükümün çok, güngörmezin fazla açık olması demektir. Böyle bir durumda araba basa kaydırılmalı ve ıskotanın aşağı çekisi arttırılmalıdır. Böylece güngörmez yakası gerilir ve büküm azalır. Yatay çekisin azalmasıyla cenovanın alt kısmının derinliği artar.

2) Bükümü belirledikten sonra ıskota ile cenovayı dümencinin isteğine göre ayarlayın. Doğru bükümle artık tüyleri daha etkili kullanabilirsiniz. Rüzgârüstü tüy pırpırlıyorsa ıskotayı kasın, rüzgâraltı tüy pırpırlıyorsa boşlayın.

Eğer sıkı orsa gidiyorsanız cenova ile gurcata arasındaki mesafeden yararlanabilirsiniz:

  • 1 yumruk (normal)
  • 2-3 yumruk (hızı tercih/hafif rüzgarlar)
  • 2-3 yumruk (sert hava ile çalkantılı deniz birlikte)
  • gurcataya değerse (en uygun orsa)

3) Daha önce de belirttiğimiz gibi cenovanın alt kısmının derinliğini arabanın konumu ayarlar. Kimi durumlarda cenovanın orta ve üst kısımlarına da derinlik verilmek istenir. Bu durumda baş ıstralya gerginliğinden yararlanılır. Gergin bir bas ıstralya düz bir yelken ve hava için dar bir giriş sağlar. Gevşek bir başıstralya ise derin bir yelken ve hava için yuvarlak bir giriş sağlar.

Gergin baş ıstralya(25/100) sakin bir deniz için orta ve sert havalarda ya da orsası yüksek seyir istendiğinde tercih edilmelidir.

Gevsek baş ıstralya ise çalkantılı denizler için uygun olup, hafif rüzgar ve orsa yerine hızın istendiği durumlarda tercih edilmelidir. Cenova arabasının gergin bas ıstralya isteyen koşullarda kıça, gevşek baş ıstralya isteyen koşullarda ise başa kaydırılmasının sebebi yine cenova derinliğini ayarlama kaygısındandır. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, cenova arabası aynı zamanda bükümü de kontrol ettiğinden daha hesaplı ayarlanmalıdır.

Not: Baş ıstralya uzunluğu genellikle doğru direk eğimini belirlediğinden değiştirilmemelidir.

4) Cenova?nın tor yerini de trim edebiliriz. Tor yerini ayarlamada en etkili trim aracı cenova mandarıdır.

Mandarın kasılmasıyla tor basa, gevşetilmesiyle tor kıça kayar. Mandar gerginliği de baş ıstralya gibi cenovanın giriş biçimini etkiler. Gergin mandar toru basa alarak yuvarlak bir giriş ve kolay dümen hakimiyeti (geniş kanal), gevsek mandar ise toru kıça kaydırarak dar bir giriş, zor bir dümen hakimiyeti(dar kanal) ve yüksek orsa verir. Yuvarlak giriş cenovayı rota değişikliklerine daha toleranslı yapar. Çalkantılı denizler, değişken rüzgârlar ve tecrübesiz dümenciler için uygundur. Orsa yakasındaki dikey katlanmalar mandarın aşırı gergin, yatay katlanmalar ise mandarın aşırı gevsek olduğunu gösterir.

Not: Mylar ve Kevlar yelkenler Dacron yelkenlere göre daha az esnediğinden tor yerini ayarlamak için mandar yerine bas ıstralya sarkmasını kullanmak daha uygundur. Bu gibi durumlarda mandar ayarı için aşırı gerginlik yerine yatay kırışıklıkların giderilmesi esastır.

Not: Iskota ile araba arasındaki karşılıklı etkileşim, baş ıstralya ile mandar arasında da vardır. Trim yapılırken birden çok trim elemanı hesaba katılmalıdır.

Apaz ve Pupa için:

Rüzgâra olan açı genişledikçe cenovanın alt kısmında aşırı derinlik oluşur. Cenovayı hakkıyla doldurmak için ıskota çekme noktasını teknenin dışına almak gerekir. Bu varsa ikincil bir dış araba hattı ya da ıskota yönlendiricisinin (barber hauler) kullanılmasıyla sağlanabilir.

Bu seyirlerde yelkenden maksimum güç alabilmek için yelkenin ortası düzgün trimlenmiş olmalıdır. Tüylerden orta tüyler izlenmelidir. Tüyler en verimli orsada çalışır, apaza ve pupaya kaydıkça verimini kaybeder. Zahiri rüzgâr iyice kıça kaydıkça cenova ana yelkenin örtmesi yüzünden doldurulamaz olur. Duruma göre cenova gönderle kullanılabilir, simetrik ya da asimetrik balon basılabilir, ya da iğnecik pupa gidiliyorsa ayı bacağına geçilebilir.

Yelkencilik (Armalar, Yelken Tipleri ve Terimleri)

YELKENLİ TEKNELERDE ARMALAR

KABASORTA ARMA:

Direğe dik açı yapan, seren denen yatay direkler üzerine açılan bir yelken düzenine sahiptir.

SÜBYE ARMA:

Ana yelkenin ön yakası direk ve istralyalara sabitlenir, alt yaka flok yelkeni gibi bazı istisnalar dışında bir bumba ile açılır. Günümüz teknelerinin çoğu sübye armalıdırlar.

DİREKLERİNE GÖRE ARMALAR:
Tek direkli ve çok direkli olarak ayrılırlar.

TEK DİREKLİ ARMALAR:

SLOOP: Bir ön yelkeni vardır.
CUTTER (KOTRA): İki ön yelkeni vardır.
KAT: Ön yelkeni bulunmaz.

İKİ VEYA DAHA ÇOK DİREKLİ ARMALAR:

KETCH: Ön direk uzun (ana direk), mizana direği dümen palasının önünde yer alır.
YAWL: Ön direk uzun (ana direk), mizana direği dümen palasının arkasında yer alır.
USKUNA: Arka direk uzun (ana direk), ön direk kısadır.

YELKEN TİPLERİ

DÖRT KÖŞE:
Kabasorta armanın temel yelkenidir, yelken halatlarla bir serene bağlanır.

LATİN:
Alt köşesi mümkün olduğunca aşağıda tutulan ve bu sayede direkteki bölümü yukarıda kalan, 3 yakalı yelkendir.

PRAÇIRA:
Yelkeni taşıyan serenin, direğin önüne çekildiği yelken sistemidir.

RANDA:
Yelkenin üst köşelerini bağlamak üzere direğe geçirilmiş giz denilen çubuğun üzerine açılmış yelken tipidir.

AÇAVELA:
Direkte çapraz olarak uzanan açavela denen bir çubuk üzerine açılan yelkendir.

BERMUDA:
Günümüzde yaygın olarak kullanılan ve alt kenarı (yakası) bir bumba üzerine açılan üçgen yelken türüdür.

YELKENCİLİK TERİMLERİ

KONTRA:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sancak veya iskele olup olmadıklarına verilen isimdir..Yelkenin dolduğu yön anlamına da gelir.

SANCAK:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sağ kısımlarına verilen isimdir. Rengi yeşildir, geceleri deniz taşıtlarının yeşil görülen yanları sancak yanlarıdır. Yol hakkına sahiptir ve iskele kontra tekneden yol alır.

İSKELE:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sol kısımlarına verilen isimdir. Kırmızı renktedir ve sancak kontra taşıta yol vermek zorundadır.

SEYİR:
Yelkenli teknelerin rüzgarla olan açılarına göre 3 ana gidiş yönü vardır. Bunlar orsa, apaz ve pupadır.İşte bu yönlere verilen ada seyir diyoruz.

ORSA SEYRİ:
Orsa rüzgara en yakın seyredilen seyirdir. Yelkenli tekneler rüzgara karşı gidemezler. Yaklaşık teknenin omurga hattıyla rüzgar arasında 45 derecelik bir açı oluşur. İşte bir yelkenli teknenin rüzgara en yakın seyredebildiği seyire orsa seyri diyoruz.

APAZ SEYRİ:
Bir yelkenli teknenin rüzgarı yandan alarak seyir etmesine verilen isimdir. Teknenin omurga hattıyla rüzgar arasında 90 derecelik bir açı vardır. Apaz seyirini dar apaz ve geniş apaz diye iki kısıma ayırabiliriz. Eğer rüzgar açısı 50 derece olursa dar, 135 derce olursa geniş apaz deriz. Apaz seyiri çoğu yelkenli tekne için en hızlı seyirdir.

PUPA SEYRİ:
Yelkenci olan olmayan herkesin en çok bildiği seyirdir. Pupa seyirinde yelkenli tekne rüzgarı arkadan (180 dereceden) alır. Yelken pupa seyrinde paraşüt gibi çalıştığı için etkisi orsa ve apaz seyirine kıyasla oldukça düşüktür. Yani bu seyir biraz daha yavaş sayılabilir.

TRAMOLA (TİRAMOLA):
Rüzgara yakın orsa seyirinde giden yelkenli tekne, gideceği hedefe ulaşabilmek için dönüşler yapmak zorundadır. Rüzgarüstüne doğru yapılan bu dönüşlere tramola denir. Unutulmaması gereken tramola sadece orsa seyirinde atılır.

KAVANÇA (BOCİ TRAMOLA):
Rüzgarı arkadan alan yelkenli tekne yine gideceği hedefe göre dönüş yapıp, kontra değiştirmek zorundadır. Rüzgar altına doğru yapılan dönüşlere kavança ya da boci tramola adı verilir. Kavança sert havada bumbanın oldukça sert hareket etmesine sebep olacağı için, dikkatli yapılması gereken bir dönüştür. Zorunlu değilse sert havada yapılmamalıdır. Unutulmamalıdır orsa seyrinde kavança atılmaz, geniş apaz veya pupa seyrinde bu dönüş yapılabilir.

RÜZGARÜSTÜ:
Yelkenli teknenin rüzgarı aldığı yöne verilen isimdir.

RÜZGARALTI:
Yelkenli teknenin rüzgarı aldığı yönün tersi tarafına verilen isimdir.

ORSALAMAK:
Yelkenli teknenin rüzgarla arasındaki açıyı küçülterek mümkün olabildiği sınıra kadar tekneyi rüzgara yaklaştırmaya denir. İstenildiği taktirde sınıra kadar gelinmesi zorunlu değildir.Yani orsalamanın mümkün olan sınırlar içinde belirli bir sınırı yoktur.

KAFAYI AÇMAK:
Yelkenli teknenin rüzgarla arasındaki açıyı arttırmasına denir. Orsalamanın tam tersi olarak da düşünülebilir.

YAPRAKLAMA:
Eğer yelkenimizi rüzgarla dolduramıyorsak, yelkenimiz bir sağa, bir sola oynar. İşte bu harekete yapraklama veya pırpırlama denir. Bu durumda yelkende herhangi bir güç elde edilmez ve yelkenli tekne ilerleyemez.

KÖR TRAMOLA:
Tramola atabilmek için yelkenli teknemizin tramola atmaya başlamadan önce kazanmış olduğu yeterli hız yani yeterli bir enerji olmalıdır. Kısacası duran teknemize tramola attıramayız. Eğer tramola atarken enerji eksikliği yüzünden tramolamızı tamamlayamayıp, köre düşüyorsak (yapraklama) buna kör tramola diyoruz.

BAYILMA:
Özellikle rüzgarlı havalarda orsa ve apaz seyirlerinde yelkenli teknemiz rüzgar altına doğru yatar ve yan yan seyir eder. İşte bu durumu bayılma diye ifade ediyoruz. Bayılma engellemez ama aşırı bayılma, teknenin burnunu rüzgara doğru çevirerek engellenmelidir.

TRİM:
Yelkenimizin şeklini değiştirerek, ondan en yüksek ölçüde verim alabilmemiz için ona uyguladığımız küçük şekil değişiklerine trim deriz.

KERTERİZ:
Rüzgarın hafif dönüşlerini anlamak ve bu dönüşlerin rotamızı bozmasını engellemek için pruvamızdaki sabit bir noktayı aklımızda tutmaktır. Ona göre rüzgar değişimlerini anlar ve rotamızı değiştiririz. Kerteriz oldukça önemli bir kavramdır.