Etiket arşivi: saatler

Yağmur

Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,

Uykulu gözlerim sonsuz bir boşluğa takılı şimdilerde.. Bir boşluğun içinde susuz gibisin.. Suya doyamamışsın, renksiz bir perdenin ardından bakar gibisin.. Sessiz sedasız gider gibisin.. Sesine kulak veren yok şimdilerde.. Hüzünbaz saatlere gebe gibisin..

Bir parça uzaklaş kederlerinden

Ruhsuz bir iç aleminden.. Sayılı saatler yaşıyorum şimdilerde..

Bir ruh gülümsüyor gibi derinden

Meh-tabin ördügü saatler nerde?

Gülümsüyorum bir ruh gibi derinden.. Uzaklaşabildiğimce kederlerimden..

Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,

Hepsi serap, hepsi bir hayal, kuytu köşelerinde zincirli ellerin.. Kayıp giden zamanı kovalar gibidir bu ruhun, kederinden soyunup teslim ettiğin bedenin.. Varsın bahçelerde şimdi ayakların gezinsin..

Yağmur ince ince topraga sinsin,

Bir başka alemden gelmiş gibisin,

Islansın kederinden hayat.. Öyle bir sev ki kimse yanılmasın.. Toprağa kadar sinsin yağmur ince ince.. Çok uzaklardan gelmiş gibisin sanki.. Sanki değil gibisin eskisi gibi.. Ellerim tutuklu gizli kalmış bahçelerde… Uzun uzadıya gidiyorum bugün yine.. Sanki başka birisin.. Başka alemlerden gelmiş, hiç bilmediğim uzaklara gider gibisin..

Dalmış gözlerinle pencerelerde.

Pencerenin kuytusunda dalgın bakışlarım.. Kimseleri aramıyor artık gözlerim. Beni kendi halime bırak, rüzgâra bırak, suya bırak sesim kesilmeden.. Ufacık bir çerçevenin ardındaydı bir zamanlar gözlerim..

Kendine İyi Bak..

Belirsiz isimlerden uzakta..

Şimdi saat on ikidir.. Bedenimden oldukça uzakta oturuyorum bu gece.. Seyrediyorum kendimi ..

Ben neyim hafız!. Ayakta durabildiğime hayret ediyorum. Nasıl söylenirse öyle söyleyebilseydim ben de keşke. Yazmak; süslemek belki de. Olduğu gibi anlatamayanların tercihi mi yazmak? Gördüğü gibi mi? Hissettiğin gibi mi?

Bugün kendimi daha uzaktan izledim. Bedenimi terk etmek için can atan ruhum, tüm insancıl duygulardan gün geçtikçe sıyrılıyor. Hafiflik hissediyorum.. Giderek hafifliyorum. Günler geçtikçe her şey daha basit gelmeye başlıyor. Bunca kalabalığın arasında, hafifliğin, hayallerin, gerçeğin, karmaşanın, koşuşturmacanın arasında, sanki ben değilim gündüz yaşayan. Başka bir ben gibi. Hoşlanmadığım bir ben. Tiksindiğim belki. Sevemedim kendimi. Neler söylüyor dilim böyle. Halbuki konuştuklarım değil düşünüyor olduklarım. Aklımdan geçenler değil ki bunlar. Bir sükunet, bir dinginlik duyuyorken tam da?

Allah?ım beni burada bırakma.. Nasıl görünüyor olduğum hakkında endişe içindeyim. Et ve kemiğin arasında bunalmışım.. Daralıyorum.. Çekiştirip durmayın, biraz açılayım.. Biraz rüzgar esse kendime gelirim.

Hangi yana gitsem kaybetmişim sanki.. Saatler mi durmuş zaman mı? Zaman akmıyor hafız, zaman umursamazlık, zaman ihanet, yalan, zaman bine bölünen hatıra.. Kelebek kanatlarına bağlı anılar. Günlerce aktılar uzun uzadıya.. Seyretmek bile acılar içinde ölmek için fazlasıyla yeterli. Sonu belli olmayan günleri sayıyorum.. İçimde beni dehşete düşüren muhteşem bir acı.. Acılar yağmur olup yağıyor üzerime. Sürekli ıslak kalıyorum ben hafız, ne diyeyim, nasıl anlatayım. Rüzgara tutulup uçamıyorum. Koşup uzaklaşamıyorum. Benden daha yaşlı bu gözlerim. Ne söylüyorlar anlamıyorum. Ne yana baksam yok? Ne yana dönsem kayboluyorum.. Kendime aynada bile bakamıyorum. Yüzüm ne renk, ruhum hangi okyanusa denize sevdalı.. Perdeler çekili sanki içimde.. Kimseler bilmez, kimseler görmez.. Kimselere söylen(e)mez.

?Kendine iyi bak.. Kendine bakmak.. Dönüp kendine bir bak. İyice bak kendine eğer yapabilirsen. O kadar kolay mı kendini görmek aynaya bakmadan. Ya da hangi ayna gösterebilir sana kendini. Kim olduğunu.. (Ben bu sayfanın ortasında ne arıyorum). Hayat dediğimiz yerin herhangi bir noktasını işgal etmekteyim. Geçici bir rahatsızlık vermekteyim.