Etiket arşivi: sağanak

Merlan ya da Marlink

Nispeten yakın dönemlerde, özellikle Britanya?da kullanılan marlink bir ucu çatallı güçlü bir açevele gönderdir. Tabanı teknede rüzgâr altında bir eğriye veya bazen bir kademeli ağaca dayanır. Mandar gönder ucunda bulunan çentiğe geçirilir ve marlink bordadan dışarı uzatılır. Bir alt baskı ile aşağı basılır. Mandar palangası boşu alınır. Böylece mandar birkaç santim daha gerilir. Aynı zamanda direk dibinde oldukça dar olan tekne eninde mandarın düşey açısı yükseltilmiş güçlü bir çarmıh elde edilmiş olur. Bu uygulama Vendée Globe ve diğer modern yarış teknelerinde de uygulanıyor.

Marlink, mizena çatalında olduğu gibi aynı kontrada uzun süre seyir yapılacak ise uygulanır. Sert havada direk cundasının rüzgâr altına bükülmesini ve nispeten zayıf direğin sert sağanaklarda kırılması önlenmiş olur.Deneyimler göstermiştir ki iyice gerilmiş bu yelken yardımcı elemanları ahenkle çalışır ve bu şekilde donatılmış armalar çalkantılı denizde tekneyi rahatlatarak çok iyi randıman verirler.

Aşağıdan Boş Almak

Baş tarafa gidip rahat hareket edilemeyecek kadar küçük teknelerde çelik bir tele bağlı ve geriye doğru uzanan hafif bir palanga sistemi öngörülebilir. Sert davada pek de kolay olmayan yelkenin orsa yakası boşunu almak bu palanga sayesinde çok daha kolay olur. Böylece rüzgâr üstüne gidildiğinde orsa yakası boşu gereğince alınır ve apaz seyire dönüşte biraz boşlanır. Bu aparat küçük yelken&kürek teknelerinde ve Plougastel şalupalarında yaygın olmakla birlikte her boy teknede de rahatlıkla kullanılabilir.

Sağanakların Kullanılması

Sağanak, bildiğimiz gibi yelkende, ?bulunduğu ortama göre daha yoğun bir rüzgar? anlamına gelir. İşte bir seyir esnasında sağanağa girmek sonucunda, sağanağın daha yoğun etkisini, yelkenimizdeki güç artışıyla hissederiz. En başında da söylediğimiz gibi, koşullar kısa süreli de olsa, değişeceğinden ötürü, bu daha sert rüzgara uyum çerçevesinde tekne trimimizde temel bazı değişikliklere gideriz, nitekim ORSADA:

  • Iskotamızı (yelkenimiz ve ıskotamız esneyip bumbamız rüzgaraltına doğru gideceğinden dolayı) çok az da olsa biraz daha alırız.
  • Palangayı çekeriz.
  • Flok arabasını floğu güçlendirmek için öne doğru alırız.

Önemli Uyarı-1: Bu modifikasyonların hepsi, teknenin tartılabildiği, üzerindeki gücü arttırmak istediğimiz duruma göre hazırlanmıştır. Eğer teknemiz bu sağanak ile birlikte tartamayacağımız bir hal alıyorsa, 1. ve 3. maddelerin tam tersi yapılmalıdır!

Önemli Uyarı-2: Sağanak geldiğinde yaptığımız işlem ne olursa olsun, sağanak gittiğinde de (ya da normal bir durumda hava kuvveti azaldığında) , o işlemleri gerisin geriye aynı şekilde uygulamak gerekmektedir. Yoksa teknemizde verim düşüklüğü olacaktır.

Önemli Uyarı-3: Bu işlemler, büyük teknelerde çabucak yapılmadığından, trimle oynamak yerine dümencinin yapacağı küçük rota değişiklikleri uygulanır. (orsada sağnağa girildiğinde rüzgarüstüne çıkmak; apazda sağnağa girildiğinde kafayı açmak gibi)

Bir sağanak yaklaşırken (hangi seyri gidersek gidelim) , ya da kesilirken (uzaklaşırken) mutlaka dikkatle gözlemlenmelidir. Özellikle de sağanak yaklaşırken, çok dikkatli olmalı, sağanağın yönü, kuvveti, hızı, çevreye etkisi çok iyi bilinmelidir. Bunun önemini ise şu şekilde örnekleyebiliriz:

Örneğin sert bir havada orsa giderken, gelen sağanak çok kuvvetli ise, ve biz tam sağanağa girerken teknemizi ona göre trim etmemişsek, hepsinden önemlisi ıskotamızı sağanak gelmeden hemen önce kaçırıp, max. trapez yapmadıysak, teknemiz rüzgar altına bayılacak, atladığımız hazırlığın ve sağanak şiddetinin derecesine göre belki verimimiz düşecek, belki teknemiz yatacak ve duracak belki de broş yiyeceğiz.

Başka bir örnek de, yine orsa da, gelen sağnağın rüzgaraltına dönmüş bir rüzgardan oluşmasıdır. Buna dikkat edip, önceden teknemizin kafasını açmamamız halinde, sağanak yelkenimizi rüzgarla dolduracak ve teknemizi belki de bir anda tramola atmaya zorlayarak bizi batıracaktır.

Bu yüzden sağanaklara karşı uyanık olup, onun teknemize karşı olan tesirini, dezavantaj yerine avantaja çevirmeyi başarmalıyız.

Teknenin gerektiğinden fazla yatması rüzgaraltına doğru fazladan sürüklenmesine ve dümen hakimiyetinin azalmasına sebep olur. Bu da orsa seyrinde yol kaybına yol açar.

Tekneyi fazla yatırmak, kullanılan yelken alanını azaltır, Dümen nedeniyle su altında daha fazla türbülans oluşur, Hakimiyet azalır, Tekne hızı azalır.

Diyelim ki, rüzgar kuvvetinin hafif olduğu bir gün denize çıktık ve yine aynı gün içinde rüzgar kuvveti periyodik olarak artarak fırtına seviyesine ulaşacak.

Teknemiz fullpower aşıldığında, yani bizim max. trapez yapıp da, teknemizi yine de tartamamaya başladığımız durum çizgisine gelindiğinde, ilk yapılması gereken şey, artık bundan böyle ana yelken ıskotasıyla oynamaktır.

Yani teknemiz düz gidecek derecede boş bırakılıp (sağanak geldiğinde) , boşu alınmalıdır (sağanak kesildiğinde). Bu işlem teknemizin o durumda max. verimli gitmesi için mutlaka yapılmalıdır. Rüzgar fırtına şiddetine doğru gittiğinde, ana yelkenin bomboş olmasına rağmen, rüzgarüstü taraftan rüzgarın direkt, rüzgaraltı taraftan ise dolaylı etkisiyle bayrak gibi sallandığını ve de ıskotada hiç yük olmadığını yaşarsınız. Bu durumda dümencinin yapabileceği hiçbir şey kalmamış demektir.

Flokçu cenovasını biraz boşlayarak tekneyi rahatlatacaktır. Eğer tekne ufak Rüzgarüstü veya Rüzgaraltı yatışları gösteriyorsa, bunu dümenci ana yelken ile dengelemelidir.

Fakat bu yatışların boyutları büyük oluyorsa flokçu cenova ile müdahele edecektir. Bunun ötesi durumlarda ise yani her iki yelkenin de bomboş olduğu fakat teknenin yine de yattığı durumlarda, ana yelken indirilmelidir.

Not: Yatlarda stabilite centerboardlara göre daha yüksek olduğundan ötürü, ana yelkeni boşlamak ve almak da, boyutları itibariyle zor olacağından dolayı, ?camadan vurma? adı verilen? ve anayelkende mandarın biraz bırakılıp gerilerek sabitlenmesi anlamına gelen yöntem kullanılır.

 

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Seyri Etkileyen Unsurlar

Rüzgar:

Söz konusu yelken olunca tabii ki rüzgarın şiddeti ve yönü büyük önem kazanır. Yarışçılıkta sürekli, temiz ve yeterli şiddette rüzgar alabilmek çok önemlidir. Hava kaldığında etrafınızda tespit ettiğiniz hava kanallarına ulaşmak için her şeyi yapmalısınız (her ne kadar bu bazen rotadan sapmak anlamına gelse de). Tabii ki yarış süresince havanın taze olduğu bir rotada gitmek isteriz. Bunun için etrafımızı ve denizi çok iyi gözlemlemeliyiz. Deniz üzerindeki renk değişimleri bize rüzgarın nerede daha şiddetli olduğu, nerelerin sağanak aldığı hakkında bilgi verebilir. Göz önünde bulundurmamız gereken çok önemli bir unsur da yer şekilleridir. Kısaca rüzgar, seyri etkileyen başka unsurlardan da etkilenen çok karmaşık bir dinamiğe sahiptir.

Rüzgarın yönüyle ilgili değinilmesi gereken bir konu açan çeken kavramlarıdır.

Rüzgarın teknenin başına kaymasına ?havanın açması?, kıçına kaymasına ise ?havanın çekmesi? denir. Yarışlarda rüzgar yönündeki değişimleri avantaja çevirmek için açançeken kavramlarını iyi bilmeliyiz. Bu kavramlar özellikle orsa seyrinde önemlidir. Bildiğiniz gibi yelkenliler, rüzgarı tam karşıdan alarak seyir yapamazlar. Ancak rüzgar döndüğünde hedeflediğimiz noktaya gidiş açımız da değişir. Bu değişikliğin avantajımıza olduğu durumlar (hedefe gidiş açımız teknenin orsa derecesinden daha dar olduğunda) ?çeken?e girdiğimiz durumlardır. Hava açtığında ise rotamızdan biraz daha saparız. Ancak bu iki kavramı birbirinden bağımsız düşünmemeliyiz. Bir kontrada açan, diğer kontrada çeken olacaktır. Hava açtığında tramola atmak, diğer kontradaki çekene gireceğimizden, avantajlı olabilir.

Rüzgarın şiddetiyle ilgili önemli bir konu sağanak kavramıdır. Hava akımının yerel kuvvetlenmelerine sağanak denir. Hava çok sert olmadığı sürece sağanaklı bölgeler, rüzgar hızı tekne hızıyla orantılı olduğundan, avantajlıdır. Havanın az olduğu yarışlarda sağanaklı bölgelere bir an önce ulaşmak veya havanın tazeleyeceği bölgeleri tahmin edebilmek ilk hedefiniz olmalıdır.

Aynı anda hem çeken rüzgardan faydalanırken hem de sağanakları yakalayabiliyor olmak yarışta en istediğimiz durum olsa da çoğunlukla mümkün olmayacaktır. Bazen bu iki kavramın avantajları çelişebilir. Örneğin, çeken rüzgarda seyretmek uğruna sağanaklardan ve havanın tazelendiği bölgelerden uzaklaşabiliriz. Tam tersi, sağanaklara ulaşmak için açan rüzgarda seyredip rotadan kaybedebiliriz. Hangi taktiğin daha iyi olduğunu söylemek mümkün değildir. Koşullar yarıştan yarışa değişiklik gösterecek, doğru cevaplar çoğalacaktır. Bu durum yelken yarışçılığının katı kaidelere bağlı olmadığına güzel bir örnektir.

Akıntı:

Özellikle coğrafi yarışlarda akıntının seyre etkisi büyüktür. Akıntıyla ilgili en büyük yanılgı rüzgarla aynı yönde olduğudur. Akıntıyla rüzgar yönünün alakası yoktur. Akıntının yönü rüzgar yönünün tam tersi olabilir. Akıntılar genellikle hakim bir kol halinde akar. Bu hakim kol üzerindeki derinlik değişiklikleri ve yer şekilleri akıntının şiddetini ve yönünü etkiler. Bu değişmelerin farkında olmak, akıntı yönünde seyredildiğinde şiddetinden faydalanabilmek veya akıntı yönünün tersine seyredildiğinde en zayıf olduğu yerleri kullanabilmek fırsatını verir.

Akıntının önemine güzel bir örnek İstanbul Boğazı?dır:

Boğazda hakim akıntı yönü kuzeydoğudan güneybatıyadır. Bu akıntı boğazın daraldığı yerlerde ve burunlarda kuvvetlenir. Koylarda ise kıyıya çarparak ters yöne döner. Kuzeydoğu yönünde bir orsa kolu olan bir boğaz yarışında, her ne kadar kuşbakışı en kısa yol boğazın en ortasından geçse de bu yolu kullanmak dezavantajlıdır. Akıntının en kuvvetli olduğu boğazın ortasından seyretmek akıllıca olmaz. Bunun yerine koylardaki ters akıntıyı kullanarak kıyılara yakın gitmeli ve burunlara geldiğimizde biraz açıktan alarak kuvvetli olan burun akıntısından olabildiğince kaçmaya çalışmalıyız.

Her ne kadar rüzgarla akıntının doğrudan alakası olmadığı bir gerçekse, rüzgarın zaman zaman akıntıyı etkileyebileceğini de göz önünde bulundurmalıyız. Örneğin, İstanbul?da kuvvetli lodos estiği zamanlarda boğaz akıntısının hakim yönü değişmese de kuvveti azalmaktadır.

Yer şekilleri:

Rüzgar ve akıntı yer şekillerinden etkilenir. Yer şekillerinin özellikle rüzgara olan etkisini kafanızda şekillendirebilirseniz, yarış boyunca sürekli ve temiz rüzgar alabilirsiniz. Şüphesiz ki fizik kurallarına bağlı bir dünyada yaşıyoruz. Yer şekillerinin deniz koşullarına etkilerini uzun uzadıya ezberci biçimde anlatmak faydalı olmayacaktır. Yine bir örnekle konuyu açıklığa kavuşturalım:

Rota üzerinde bulunan burunları, eğer orsa çıkılıyorsa, asılması gereken tepelere benzetebiliriz. Hava burunlara geldiğinde kara şekli boyunca iki parçaya ayrılır. Burunu hedefleyerek yükselmeye çalısan bir tekne, burunun etkisinde kalırsa ?açan? rüzgara girecektir. Bu durumda tramola atarak bu açan etkiyi çeken etkiye dönüştürebiliriz. Dikkat edilmesi gereken bir nokta buruna çok yaklaşıldığında havanın hakim kuvvetini yitireceği ve kalacağıdır.

Denize kıyısı olan yüksek yer şekilleri rüzgarı etkiler. Rüzgar tepelere dar bir açıyla gelirse tepeleri yalayarak esmeye devam eder. Eğer ?dik açı? gibi daha geniş bir açıyla gelirse beklenmedik etkiler ortaya çıkarabilir. Rüzgar etkisini kaybedebileceği gibi, öngörülemeyen sağanaklar bindirebilir. Yüksek yer şekillerine yakın seyrederken bu tür etkilere karşı dikkatli olunmalıdır.

Bu ve benzeri çıkarımları kafanızda bir fizik modeli kurarak ve kurduğunuz modeli gözlem yoluyla test ederek yapabilirsiniz.

Dalga:

Rüzgarla yakından ilgisi olan dalga, seyri etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Dalgaların boyuna ve aralığına göre yelken trimini değiştirmemiz gerekebilir. Dalgaları rüzgarı arkadan aldığımız seyirlerde avantajımıza kullanabiliriz. Orsada ise, dalga boyu fazla olduğunda, dümenci, dalgaların teknenin hızını kesmesine izin vermemelidir. Dalgayla mücadele veya dalgadan faydalanma tecrübeyle kazanılacak yeteneklerdir.

Değinilmesi gereken bir önemli nokta, dalganın rüzgarı gecikmeli olarak takip etmesidir. Bundan kasıt şudur: Sert rüzgar çıktığında hemen dalga kaldırmaz. Benzer olarak sert rüzgar durduğunda kaldırdığı dalga hemen sönmez. Hava kaldığında önceki sert havadan kalan ?kaba dalgalar? (rüzgarsız dalga) zor bir yelken seyrine sebep olabilir. Bu tarz bir ilişki dalga yönü ve rüzgar yönü arasında da mevcuttur. Belli yönden esen bir rüzgar dirse ettiğinde (döndüğünde) dalgası hemen rüzgar yönüne dönmez; bir müddet eski yönünü korur. Özellikle dalga yönünün rüzgar yönünden farklı olduğu durumlara dikkat edilmelidir.

Genellikle denizden esen rüzgarlar daha çok dalga kaldırır. Bunun sebebi rüzgarın daha uzak bir mesafeden denizi süpürmüş olmasıdır. Aynı mantıkla hareket edersek, kıyı yönünden gelen rüzgarlar ise büyük dalga yapamaz. Buna örnek olarak İstanbul’un güney sahillerini verebiliriz. Ataköy ve Kalamış açıkları, poyraz fırtınalarına karşı korunaklı olmalarına karşın, lodos estiğinde oldukça büyük dalgalara maruz kalırlar. Keza Marmara Denizi’nin güneyindeki bölgeler ise lodosa karşı korunaklıdır.

Seyri dolaylı olarak etkileyen bazı meteorolojik etkenler sıcaklık, bulutlar ve yağıştır. Bu faktörler yukarıda bahsedilen temel unsurları etkilerler.

Su-Sail 2* Yelkenci Eğitim Kitapçığı

Sağanak Trimi ( Ders 7 )

Sağanaklarda gerçek rüzgâr yönünde bir değişiklik olmazsa, zahiri rüzgâr kıça kayar. Çünkü teknenin hızı sabittir, gerçek rüzgâr artar. Bu durumda ıskotalar biraz boşlanmalı tekne hızlanıp sağanak kesildikten sonra tekrar alınmalıdır.

Bazı sağanaklarda ise gerçek rüzgâr yön değiştirir. Gerçek rüzgâr kıça kayarsa buna havanın çekmesi, başa kayarsa buna havanın açması denir. Bu gibi durumlarda rüzgârın şiddetinin artması/azalması ve havanın çekmesi/açmasına göre ıskota veya dümenle müdahale edilerek teknenin seyrine devam edilir.