Etiket arşivi: tramola

Sağanakların Kullanılması

Sağanak, bildiğimiz gibi yelkende, ?bulunduğu ortama göre daha yoğun bir rüzgar? anlamına gelir. İşte bir seyir esnasında sağanağa girmek sonucunda, sağanağın daha yoğun etkisini, yelkenimizdeki güç artışıyla hissederiz. En başında da söylediğimiz gibi, koşullar kısa süreli de olsa, değişeceğinden ötürü, bu daha sert rüzgara uyum çerçevesinde tekne trimimizde temel bazı değişikliklere gideriz, nitekim ORSADA:

  • Iskotamızı (yelkenimiz ve ıskotamız esneyip bumbamız rüzgaraltına doğru gideceğinden dolayı) çok az da olsa biraz daha alırız.
  • Palangayı çekeriz.
  • Flok arabasını floğu güçlendirmek için öne doğru alırız.

Önemli Uyarı-1: Bu modifikasyonların hepsi, teknenin tartılabildiği, üzerindeki gücü arttırmak istediğimiz duruma göre hazırlanmıştır. Eğer teknemiz bu sağanak ile birlikte tartamayacağımız bir hal alıyorsa, 1. ve 3. maddelerin tam tersi yapılmalıdır!

Önemli Uyarı-2: Sağanak geldiğinde yaptığımız işlem ne olursa olsun, sağanak gittiğinde de (ya da normal bir durumda hava kuvveti azaldığında) , o işlemleri gerisin geriye aynı şekilde uygulamak gerekmektedir. Yoksa teknemizde verim düşüklüğü olacaktır.

Önemli Uyarı-3: Bu işlemler, büyük teknelerde çabucak yapılmadığından, trimle oynamak yerine dümencinin yapacağı küçük rota değişiklikleri uygulanır. (orsada sağnağa girildiğinde rüzgarüstüne çıkmak; apazda sağnağa girildiğinde kafayı açmak gibi)

Bir sağanak yaklaşırken (hangi seyri gidersek gidelim) , ya da kesilirken (uzaklaşırken) mutlaka dikkatle gözlemlenmelidir. Özellikle de sağanak yaklaşırken, çok dikkatli olmalı, sağanağın yönü, kuvveti, hızı, çevreye etkisi çok iyi bilinmelidir. Bunun önemini ise şu şekilde örnekleyebiliriz:

Örneğin sert bir havada orsa giderken, gelen sağanak çok kuvvetli ise, ve biz tam sağanağa girerken teknemizi ona göre trim etmemişsek, hepsinden önemlisi ıskotamızı sağanak gelmeden hemen önce kaçırıp, max. trapez yapmadıysak, teknemiz rüzgar altına bayılacak, atladığımız hazırlığın ve sağanak şiddetinin derecesine göre belki verimimiz düşecek, belki teknemiz yatacak ve duracak belki de broş yiyeceğiz.

Başka bir örnek de, yine orsa da, gelen sağnağın rüzgaraltına dönmüş bir rüzgardan oluşmasıdır. Buna dikkat edip, önceden teknemizin kafasını açmamamız halinde, sağanak yelkenimizi rüzgarla dolduracak ve teknemizi belki de bir anda tramola atmaya zorlayarak bizi batıracaktır.

Bu yüzden sağanaklara karşı uyanık olup, onun teknemize karşı olan tesirini, dezavantaj yerine avantaja çevirmeyi başarmalıyız.

Teknenin gerektiğinden fazla yatması rüzgaraltına doğru fazladan sürüklenmesine ve dümen hakimiyetinin azalmasına sebep olur. Bu da orsa seyrinde yol kaybına yol açar.

Tekneyi fazla yatırmak, kullanılan yelken alanını azaltır, Dümen nedeniyle su altında daha fazla türbülans oluşur, Hakimiyet azalır, Tekne hızı azalır.

Diyelim ki, rüzgar kuvvetinin hafif olduğu bir gün denize çıktık ve yine aynı gün içinde rüzgar kuvveti periyodik olarak artarak fırtına seviyesine ulaşacak.

Teknemiz fullpower aşıldığında, yani bizim max. trapez yapıp da, teknemizi yine de tartamamaya başladığımız durum çizgisine gelindiğinde, ilk yapılması gereken şey, artık bundan böyle ana yelken ıskotasıyla oynamaktır.

Yani teknemiz düz gidecek derecede boş bırakılıp (sağanak geldiğinde) , boşu alınmalıdır (sağanak kesildiğinde). Bu işlem teknemizin o durumda max. verimli gitmesi için mutlaka yapılmalıdır. Rüzgar fırtına şiddetine doğru gittiğinde, ana yelkenin bomboş olmasına rağmen, rüzgarüstü taraftan rüzgarın direkt, rüzgaraltı taraftan ise dolaylı etkisiyle bayrak gibi sallandığını ve de ıskotada hiç yük olmadığını yaşarsınız. Bu durumda dümencinin yapabileceği hiçbir şey kalmamış demektir.

Flokçu cenovasını biraz boşlayarak tekneyi rahatlatacaktır. Eğer tekne ufak Rüzgarüstü veya Rüzgaraltı yatışları gösteriyorsa, bunu dümenci ana yelken ile dengelemelidir.

Fakat bu yatışların boyutları büyük oluyorsa flokçu cenova ile müdahele edecektir. Bunun ötesi durumlarda ise yani her iki yelkenin de bomboş olduğu fakat teknenin yine de yattığı durumlarda, ana yelken indirilmelidir.

Not: Yatlarda stabilite centerboardlara göre daha yüksek olduğundan ötürü, ana yelkeni boşlamak ve almak da, boyutları itibariyle zor olacağından dolayı, ?camadan vurma? adı verilen? ve anayelkende mandarın biraz bırakılıp gerilerek sabitlenmesi anlamına gelen yöntem kullanılır.

 

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Kör Tramola

Tramola atarken köre düşmek her yelkencinin başına gelen, hoş olmayan bir durumdur. Kör tramola‘yı anlamak için öncelikle tramola kavramını tekrar hatırlamamız gerekir. Bilindiği üzere, tramola atarken, yelken yapılamayan, rüzgarın yelkenleri dolduramayacak kadar dik geldiği, 90 derecelik alan kat edilir. Burada tekneyi döndüren, yürüten tek güç teknenin momentidir. Eğer dönüş esnasında yeteri kadar hız olmazsa veya 90 derecelik ölü alandan tam çıkmadan dönüş durursa, teknenin üzerindeki moment hızla azalır, yelkenler dolamaz ve herhangi bir itici güç olmadığından tekne kafasını rüzgara verir, çakılıp kalır. Teknede hiçbir hareket olmadığından, dümen de işlevsiz olur.

Kör Tramola’dan kaçınmak

Kör tramolaya düsmek, küçük teknelerde çok daha kolaydır. Tekne hafif olduğundan momenti de küçük olacağından, tramola esnasındaki küçük bir sorun, tekneyi köre düşürebilir. Bu nedenle;

  • Tramola’dan önce hıza dikkat etmek, eğer hız yeterli değilse kısa bir süreliğine apaz seyrine geçip, birden tramola atmak.
  • Tramolayı yarıda kesmemek için tramola çıkışında biraz apaza kayıp, ardından orsaya girmek.
  • Kontra değişiminde doğru zamanda yer değiştirmek.
  • Cenoa (flok) kontra değişiminde azami dikkat göstermek önemlidir.

Kör tramola’dan kurtulmak

Kör tramola’dan kurtulmanın da ilk kuralı her zaman olduğu gibi sakin olmaktır.Teknenin üzerinde itici hiçbir güç olmayacağından, dümen dinlememektedir. Bu nedenle, dümenle tekneyi döndürmek yerine, yelkenlerle tekneyi döndürmek veya hız vermek hedeflenmelidir.

Tekne köre düştükten bir süre sonra, geriye sürüklenmeye başlayacaktır. Bu esnada bir hız kazanacağından, dümeni belirli bir tarafa çevirip biraz beklediğinizde, tekne körden kurtulacaktır. Ana yelkeni el ile itmek bu süreci hızlandıracaktır. Flok ters yöne basıldığında, teknenin kafasının dönmesine yardımcı olacak ve tekne hız kazanıp ölü alandan kurtulacaktır.

Tramola – Kavança


Tramola

İskele kontra orsa seyreden bir tekne düşünelim. Bu tekne sancak kontra seyre geçiş yapmak istediğinde yükselerek, yelken yapılamayan, 90 derecelik kör alandan geçmek zorunda kalacak. Rüzgarüstüne doğru yapılan bu geçişe, tramola denir. Sağlıklı bir tramola atabilmek için, ölü alanda fazla oyalanmadan, hızla kontra değiştirmek gerekir. Tekne kendi hızıyla dönüşünü tamamlayabilmelidir. Eğer teknede tramola atabilmek için yeterli hız yoksa, önce hız kazanılmalı, ardından tramolaya başlanmalıdır.

Tramola tamamlanamazsa, yani tekne ?ölü alan? da kalırsa tekne hiçbir yöne hareket edemez. Buna köre düşmek denir.

Kavança

Teknenin yükselerek yaptığı dönüşü öğrendik. Sıra teknenin rüzgardan uzaklaşarak yaptığı dönüşü tanımlamaya geldi. Geniş apaz iskele kontra giden bir teknenin, sancak kontraya geçmek istediğini düşünelim. Bu şartlarda önce pupa seyrine geçecek, kavança atarak bumbasının yerini değiştirecek, sonunda tekrar geniş apaza girerek seyrine devam edecek demektir. Kavança dönüşü esnasında ölü alan bulunmadığı için hızlıca atılmasına gerek yoktur. Rüzgar sürekli arkadan itmektedir. Aksine, bu itiş kuvveti hızlı bir dönüşte bumbayı çok sert br şekilde karşı tarafa geçirebilir. Bu nedenle kavança dönüşleri çok yavaş ve dikkatice yapılmalıdır.

İstemsizce yapılan sert bir kavança ekibe ve donanıma zarar verebilir!

Kontrollü bir kavança atmanın ilk kuralı dümencinin yavaş bir dönüş planlamasıdır. Dönüş esnasında bir kişi bumbayı eliyle diğer tarafa itebilir. Bu, bumba üzerinde oluşacak yükü azaltacaktır. Bir başka yöntem ise anayelken iskotasının boşunu alıp, dönüşten hemen sonra tekrar bırakmaktır.

Yelkencilik (Armalar, Yelken Tipleri ve Terimleri)

YELKENLİ TEKNELERDE ARMALAR

KABASORTA ARMA:

Direğe dik açı yapan, seren denen yatay direkler üzerine açılan bir yelken düzenine sahiptir.

SÜBYE ARMA:

Ana yelkenin ön yakası direk ve istralyalara sabitlenir, alt yaka flok yelkeni gibi bazı istisnalar dışında bir bumba ile açılır. Günümüz teknelerinin çoğu sübye armalıdırlar.

DİREKLERİNE GÖRE ARMALAR:
Tek direkli ve çok direkli olarak ayrılırlar.

TEK DİREKLİ ARMALAR:

SLOOP: Bir ön yelkeni vardır.
CUTTER (KOTRA): İki ön yelkeni vardır.
KAT: Ön yelkeni bulunmaz.

İKİ VEYA DAHA ÇOK DİREKLİ ARMALAR:

KETCH: Ön direk uzun (ana direk), mizana direği dümen palasının önünde yer alır.
YAWL: Ön direk uzun (ana direk), mizana direği dümen palasının arkasında yer alır.
USKUNA: Arka direk uzun (ana direk), ön direk kısadır.

YELKEN TİPLERİ

DÖRT KÖŞE:
Kabasorta armanın temel yelkenidir, yelken halatlarla bir serene bağlanır.

LATİN:
Alt köşesi mümkün olduğunca aşağıda tutulan ve bu sayede direkteki bölümü yukarıda kalan, 3 yakalı yelkendir.

PRAÇIRA:
Yelkeni taşıyan serenin, direğin önüne çekildiği yelken sistemidir.

RANDA:
Yelkenin üst köşelerini bağlamak üzere direğe geçirilmiş giz denilen çubuğun üzerine açılmış yelken tipidir.

AÇAVELA:
Direkte çapraz olarak uzanan açavela denen bir çubuk üzerine açılan yelkendir.

BERMUDA:
Günümüzde yaygın olarak kullanılan ve alt kenarı (yakası) bir bumba üzerine açılan üçgen yelken türüdür.

YELKENCİLİK TERİMLERİ

KONTRA:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sancak veya iskele olup olmadıklarına verilen isimdir..Yelkenin dolduğu yön anlamına da gelir.

SANCAK:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sağ kısımlarına verilen isimdir. Rengi yeşildir, geceleri deniz taşıtlarının yeşil görülen yanları sancak yanlarıdır. Yol hakkına sahiptir ve iskele kontra tekneden yol alır.

İSKELE:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sol kısımlarına verilen isimdir. Kırmızı renktedir ve sancak kontra taşıta yol vermek zorundadır.

SEYİR:
Yelkenli teknelerin rüzgarla olan açılarına göre 3 ana gidiş yönü vardır. Bunlar orsa, apaz ve pupadır.İşte bu yönlere verilen ada seyir diyoruz.

ORSA SEYRİ:
Orsa rüzgara en yakın seyredilen seyirdir. Yelkenli tekneler rüzgara karşı gidemezler. Yaklaşık teknenin omurga hattıyla rüzgar arasında 45 derecelik bir açı oluşur. İşte bir yelkenli teknenin rüzgara en yakın seyredebildiği seyire orsa seyri diyoruz.

APAZ SEYRİ:
Bir yelkenli teknenin rüzgarı yandan alarak seyir etmesine verilen isimdir. Teknenin omurga hattıyla rüzgar arasında 90 derecelik bir açı vardır. Apaz seyirini dar apaz ve geniş apaz diye iki kısıma ayırabiliriz. Eğer rüzgar açısı 50 derece olursa dar, 135 derce olursa geniş apaz deriz. Apaz seyiri çoğu yelkenli tekne için en hızlı seyirdir.

PUPA SEYRİ:
Yelkenci olan olmayan herkesin en çok bildiği seyirdir. Pupa seyirinde yelkenli tekne rüzgarı arkadan (180 dereceden) alır. Yelken pupa seyrinde paraşüt gibi çalıştığı için etkisi orsa ve apaz seyirine kıyasla oldukça düşüktür. Yani bu seyir biraz daha yavaş sayılabilir.

TRAMOLA (TİRAMOLA):
Rüzgara yakın orsa seyirinde giden yelkenli tekne, gideceği hedefe ulaşabilmek için dönüşler yapmak zorundadır. Rüzgarüstüne doğru yapılan bu dönüşlere tramola denir. Unutulmaması gereken tramola sadece orsa seyirinde atılır.

KAVANÇA (BOCİ TRAMOLA):
Rüzgarı arkadan alan yelkenli tekne yine gideceği hedefe göre dönüş yapıp, kontra değiştirmek zorundadır. Rüzgar altına doğru yapılan dönüşlere kavança ya da boci tramola adı verilir. Kavança sert havada bumbanın oldukça sert hareket etmesine sebep olacağı için, dikkatli yapılması gereken bir dönüştür. Zorunlu değilse sert havada yapılmamalıdır. Unutulmamalıdır orsa seyrinde kavança atılmaz, geniş apaz veya pupa seyrinde bu dönüş yapılabilir.

RÜZGARÜSTÜ:
Yelkenli teknenin rüzgarı aldığı yöne verilen isimdir.

RÜZGARALTI:
Yelkenli teknenin rüzgarı aldığı yönün tersi tarafına verilen isimdir.

ORSALAMAK:
Yelkenli teknenin rüzgarla arasındaki açıyı küçülterek mümkün olabildiği sınıra kadar tekneyi rüzgara yaklaştırmaya denir. İstenildiği taktirde sınıra kadar gelinmesi zorunlu değildir.Yani orsalamanın mümkün olan sınırlar içinde belirli bir sınırı yoktur.

KAFAYI AÇMAK:
Yelkenli teknenin rüzgarla arasındaki açıyı arttırmasına denir. Orsalamanın tam tersi olarak da düşünülebilir.

YAPRAKLAMA:
Eğer yelkenimizi rüzgarla dolduramıyorsak, yelkenimiz bir sağa, bir sola oynar. İşte bu harekete yapraklama veya pırpırlama denir. Bu durumda yelkende herhangi bir güç elde edilmez ve yelkenli tekne ilerleyemez.

KÖR TRAMOLA:
Tramola atabilmek için yelkenli teknemizin tramola atmaya başlamadan önce kazanmış olduğu yeterli hız yani yeterli bir enerji olmalıdır. Kısacası duran teknemize tramola attıramayız. Eğer tramola atarken enerji eksikliği yüzünden tramolamızı tamamlayamayıp, köre düşüyorsak (yapraklama) buna kör tramola diyoruz.

BAYILMA:
Özellikle rüzgarlı havalarda orsa ve apaz seyirlerinde yelkenli teknemiz rüzgar altına doğru yatar ve yan yan seyir eder. İşte bu durumu bayılma diye ifade ediyoruz. Bayılma engellemez ama aşırı bayılma, teknenin burnunu rüzgara doğru çevirerek engellenmelidir.

TRİM:
Yelkenimizin şeklini değiştirerek, ondan en yüksek ölçüde verim alabilmemiz için ona uyguladığımız küçük şekil değişiklerine trim deriz.

KERTERİZ:
Rüzgarın hafif dönüşlerini anlamak ve bu dönüşlerin rotamızı bozmasını engellemek için pruvamızdaki sabit bir noktayı aklımızda tutmaktır. Ona göre rüzgar değişimlerini anlar ve rotamızı değiştiririz. Kerteriz oldukça önemli bir kavramdır.