Etiket arşivi: Vasco de Gama

Yelkenciliğin Tarihi

Yelkenli gemilerin tarihini anlatmak, yalnızca engin denizlerde süzülür gibi giden deniz araçlarının öyküsünü ya da denizlerdeki savaşların tarihini anlatmak değildir elbette. Bu aynı zamanda insanlığın gelişimine başka bir gözle bakmaktır. Karaya bağlı insan uygarlığının, bilim ve teknikteki gelişmelerinin denizlere yansıması demek yelkenli gemiler. Asırlar boyunca yavaş yavaş gelişen insanlık, gemilerini de bu gelişime göre yeniden tasarladı. Askeri ve ticari gereksinimler, bölgesel koşullar, siyasi ve ticari durum gemilerin gelişimini etkiledi. Bronz çağının başlangıcında Akdeniz kıyılarında görülmeye başlayan yelkenli gemiler 18. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü denizlerde.

Çok uzun yıllar boyunca gemicilik dendiğinde akıllara Akdeniz gelirdi. Gemi yapımı ve denizcilikteki gelişmeler ilerledikçe dünya yavaş yavaş küçüldü. Yelkenli gemiler, yeni yeni yerler bulmak isteyen cesur kişileri dünyanın bilinmeyen yerlerine taşıdılar.

Yelkencilik ve Ticaret

Keşifler, ticaret ve sömürgeleşme geçmiş dönem denizci toplumlarını zengin ve güçlü hale getirmiş ve imparatorluk haline gelmelerini sağlamıştır. Yetenekli tasarımcılar ve ileri inşa tekniklerinin ürünü olan yelkenli gemiler, topraklarını genişletmelerinde kilit rol üstlenmiştir.

Dünya toplumları uzun mesafelere deniz yolu ile seyahat etmek için binlerce yıl boyunca yelkenli gemileri kullanmışlardır. Nil ve Amazon gibi büyük nehirlerde olsun; Akdeniz, Atlantik ve Pasifik gibi büyük deniz ve okyanuslarda olsun, rüzgar gücü pedal ve küreklerde kullanılan kas gücüne karşı tek alternatif olmuştur. Dünyanın her yerinde lokal topluluklar rüzgardan yararlanmak ve uzun mesafelere yolcu ve yük taşıyacak gemiler yapmak için kendi çözümlerini geliştirmişler, kimi günümüze kadar ulaşmış olan eşsiz tekne modellerini yaratmışlardır.

Vikingler binlerce kilometrelik yolu küreklerle ve basit bir kare yelken düzeneğiyle almışlardır. Kare yelken arma, her ne kadar sadece rüzgarın arkadan geldiği seyirlerde (Pupa ve Geniş Apaz) kullanılabilir olsa da, daha sonraları Avrupa ülkelerinde yaygınlaşmıştır.

Arap denizciler verimli rüzgar kullanımını sağlayan büyük üçgen (Latin) yelkenini geliştirdiler. Bu yelken teknenin rüzgara karşı gitmesine (orsa) olanak veriyordu ve kare yelkene göre daha hızlıydı. Kare yelkenli pek çok gemi limanda beklerken bu gemiler denize çıkabiliyorlardı. Bu gemiler son derece sağlam yapılı olurdu ve 90 ile 200 ton arasında bir ağırlığa sahipti. Tek dezavantajı ise yelkenin kontrolünün sayıca fazla bir mürettebat gerektirmesi idi ? ki Arap bölgesinde işgücü bol ve ucuz olduğu için bu pek de bir problem oluşturmuyordu ? çünkü yelkenin bağlı olduğu serenler çoğu zaman geminin kendisinden uzun oluyordu ve idaresi gerçekten zordu.

Çinlilerin tasarımı ise ?Junk Rig? denilen, kısa bir ana direk ve bambu destekli hareketli yelkenlerden oluşan teknelerdi. Yelkenler jaluzi gibi açılıp kapanabiliyorlardı. Rüzgarda verimli bir şekilde yararlanabilen ve kontrolü kolay olan bu teknelerin tamiri de basitti ve sayıca az bir mürettebatla seyre çıkabiliyorlardı.

Pasifik?te ise Polonez denizciler ?Proa? denilen benzersiz teknelerini geliştirmişlerdir. Bu tekneler içi oyulmuş ağaç kütüklerinden bir kano ve bu kanonun destekleyen yan bir dengeleyiciden oluşan bir yapıya sahipti. Tekneyi yönlendirmek için kürekler ve Latin yelkeni kullanılıyordu. Sadece yıldızlardan, rüzgar ve denizden faydalanarak uzun yolculuklar yapabiliyorlardı bu teknelerle…

Osmanlıların İstanbul?u fethetmesiyle birlikte İpek ve Baharat yollarının Türkler tarafından kontrol edilmeye başlamasıyla batıda Hindistan?a gidecek yeni yollar aranmaya başladı. Bu yol deniz yolu olacaktı. Akdeniz?in doğusunun denetimini yitiren batılı ülkeler, pusula ve harita yapımındaki gelişmelerin de yardımıyla ilgilerini açık denizlere yönelttiler. Akdeniz?in bildik, görece sakin sularında yol alan gemiler için okyanusların hırçın dalgaları, birdenbire patlayan korkunç fırtınaları aşılmaz gibiydiler.

Açıkça görülüyordu ki Akdeniz gemileri okyanusa uygun değildi. Bu da yeni gemilerin tasarlanmasını ve yapılmasını gerektirdi. Ortaçağın sonlarına doğru kıç bodoslamasındaki dümenin geliştirilmesiyle gemicilikte büyük ilerleme sağlandı. Böylece yalnızca yelkenle gidebilen ve daha uzun yol alabilen büyük gemilerin yapımı sağlandı.

Daha önce geminin kıçında büyük bir kürek gibi görünen dümeni idare etmek çok zordu. Gemiler büyüdükçe dümenin ağarlığı artar ve ancak birkaç kişi ile idare edilebilirdi. Dümenlerin tekerlek şeklinde yapılması ile -ki buna dolap dümen denilmektedir- bu işi tek bir kişinin yapabilmesi olanağı doğdu. Ayrıca pusula kullanarak denizcilerin o tarihe kadar yapamadıklarını yaptılar. Kıyılardan uzaklaştılar ve denizlere açıldılar.

Ortaçağda Akdeniz?de kullanılan Latin yelkenleriyle donatılmış savaş ve ticaret gemilerine karavela denirdi. İlk karavelaları 15. yüzyılın ikinci yarısında Portekizliler ve İspanyollar yaptılar ve bunları coğrafi keşiflerinde kullandılar. Vasco de Gama Hindistan, Kristof Kolomb Amerika seferine karavela türü gemilerle çıktılar. Boyutları gittikçe büyütülen ve geliştirilen karavelalardan sonra kalyona tipi gemilere geçildi.

Ağaç her tip ve boyutta tekne için doğal bir yapı malzemesi olarak kabul edilmiştir. Fakat ağacın az olduğu yerlerde yuvarlatılmış ve sıkıştırılmış palmiye yaprakları da kullanılmıştır. Yine de ağacın ana yapım malzemesi olarak önemini yitirmesi ancak üreticilerin daha ucuz ve dayanıklı gövdeler yapmalarını sağlayan demir ve çeliğin icadı ile olmuştur. Savaş gemileri, ticaret ve balıkçı gemilerinin tasarımları işlevlerine uygun olarak geliştirilmiş, sonuçta farklı güç ve avantajlara sahip birçok deniz aracı ortaya çıkmaya başlamıştır. Özellikle ticaret gemileri hız için dizayn ediliyorlardı, çünkü taşıdıkları baharat ve çayı en iyi fiyatlarda satın almanın ve pazarlamanın yolu rekabetten geçiyordu ve hız rakipleri geçmenin birincil koşuluydu.

Alıntı. Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Ferdinand Magellan

Dünyanın çevresini dolaşan ilk insan kimdir? Bu sorunun cevabını çoğu kimse Magellan diye verir ama aslında bu tam olarak doğru değildir. Ferdinand Magellan 1511-1521 yıllarında dünyanın çevresini keşif yolculuğuna ilk çıkan insandır. Ancak Filipinler?de yerliler tarafından öldürülen Magellan maalesef bu yolculuğu tamamlayamamıştır. Onun yerine yolculuk, yardımcısı Juan Sebastian Elcano kumandanlığında tamamlanmıştır. Bu yüzden Elcano dünyayı dolaşan ilk ?kaptan?dır. Burada özellikle kaptan kelimesi kullanıldı çünkü 1522?de Victoria gemisi ile yolculuğu sağ olarak tamamlayabilen 18 kişi içinde daha önce Uzak Doğu?da doğmuş ya da orada bulunmuş kişiler vardı ve bunlardan birisi ilk kez dünya turunu tamamlama unvanına sahip olacaktı. Bu kişilerden Heinrich ya da Enrique de Malaca olarak adlandırılan Magellan?ın özel uşağı (kölesi) ve tercümanı bu unvana sahiptir. Ancak tabii ki matematiksel tanımlamaların getirdiği bu tür birincilikler, bu yolculuğun fikir babası ve planlayıcısı Magellan?ın önemini azaltmıyor. Bu nedenle dünyayı dolaşan ilk insan kimdir denilince teknik tanımlamalar açısından doğru olmasa da Magellan cevabı verilmesi çok da yanlış sayılmaz. Magellan?ın bir ilk olan  dünya turunu ve bunun arkasında yatan olayları anlamak için hayatını, o dönemin şartlarını ve genel siyasi olaylarını incelemek yararlı olacaktır.

Magellan 1480 yılında Portekiz?de dünyaya geldi. Geçmişi hakkında çok az bilgi vardır, 10 yaşında anne babasının ölümünden sonra ailesinden gelen asalet mirası sayesinde Portekiz kraliyet divanına yetiştirilmek üzere alındığı biliniyor. İlk keşif gezisini 25 yaşındayken Hindistan?a yaptı. Burada yerel krallardan birisiyle girilen çatışmada ilk savaş deneyimini yaşadı. 1514 yılından sonra ise disiplinsiz davranışları ve yerli halkla yaptığı yasadışı ticaretten dolayı kraliyet hizmetinde görev alamadı.

1492?de Christopher Colombus Hindistan?a varmak için Batı?ya olan meşhur yolculuğunu yapmıştı. Sonunda Amerika?ya varmıştı ancak burasının Hindistan değil yeni bir kıta olduğu o anda fark edilmemişti. İspanyollar bir süre sonra bu gerçeğin farkına vardılar. Vasco de Gama ile Portekizlilerin 1498?de Hindistan?a vararak Afrika?nın güneyinden Ümit burnundan geçen yeni bir ticaret rotası keşfetmesi ve daha sonra yapılan Tordeillas Antlaşması ile Afrika?nın etrafından geçen rotalar üzerinde hak elde etmesiyle artık İspanyolların Asya?ya yeni bir ticaret rotası bulmaları kaçınılmaz hale gelmişti. Çeşitli İspanyol denizciler Pasifik Okyanusu?na açılıp Güney Amerika?yı geçmelerini sağlayacak bir geçit aradılar. Bu arada Magellan İspanyol kralı V. Charles?a Baharat Adaları?na varmasını sağlayacak bir plan sundu. 1519?da emrine verilen 5 gemi ile Atlantik?e açıldı. Yolculuğu süresince, onu takip etmek isteyen Portekiz donanmasından ve Portekiz kumandası altındaki topraklardan kaçtı, ayrıca kendisine isyan eden bazı kaptanlarla mücadele etti, ancak tayfanın çoğunun kendisine sadık kalması sayesinde bu isyanları kolayca bastırdı.

Yolculuğu sırasında bugün Magellan Boğazı olarak adlandırılan geçidi keşfetti. Bu sırada gemilerden biri fırtınada battı, bir diğeri ise filoyu terk ederek İspanya?ya geri döndü. Magellan geri kalan 3 gemi ile boğazı geçti ve girdiği sulara sakinliğinden dolayı Pasifik adını verdi. Boğazı geçtikten sonra kuzeye, ekvatora doğru yönelen Magellan ve filosu Marianas ve Guam?a daha sonra da Filipinler?deki Homonhon adasına ulaştı. Böylece Filipinler?e ulaşan ilk Avrupalılar oldular. Yanında bulunan Malay tercümanı sayesinde yerlilerle iletişim kurabilen Magellan buradaki yerel krallarla iyi ilişkiler kurdu. Dini inançları kuvvetli olan Magellan burada bazı yerlileri vaftiz ederek Hristiyan yaptı. Vaftiz ettiği ve dost olduğu bazı Raja?lar ile müttefiklik kurdu ve vaftiz olmayı reddeden bir başka Raja olan Lapu-Lapu?ya saldırmaya karar verdi. 27 Nisan 1521?de Magellan ve adamları Mactan?a yelken açtılar. Burada Lapu-Lapu liderliğindeki 1500 kişilik yerli kuvvete karşı Magellan yaklaşık 50 adamdan oluşan kuvvetle karaya çıktı. Gemilerin topçu desteğine güvenen Magellan, kıyıdaki kayalıklar yüzünden gemiler menzil dışında kalınca bundan yararlanamadı ancak yine de manevi inancı sarsılmayan Magellan saldırı emri verdi. Çatışma sırasında lider olduğu anlaşılınca yerliler özellikle Magellan?a yoğun olarak saldırdılar. Adamlarının geri çekilmesi için zaman kazanmaya çalışırken Magellan saldırıları savuşturmaya ve karşılık vermeye çalıştı ancak kısa sürede aldığı yaralar sonrası yere yıkıldı ve yerliler tarafından öldürüldü. İspanyollar daha sonra cesedini alabilmek için yerlilere çeşitli mallar teklif ettiler fakat reddedildiler ve Magellan?ın cesedi geri alınamadı. Kral Lapu-Lapu ise İspanyol kolonileşmesine direnen ilk kişi olarak bugün ulusal bir kahraman konumundadır. Kralı olduğu Mactan adasında ve Filipinlerin başkenti Manila?da onun şerefine heykeli dikilmiştir. Ayrıca, Filipin Ulusal Polis Gücü ambleminde ve 1967-74 arasında kullanılan Filipin parasında resmi bulunmaktadır.

Savaştan sonra geride kalanların sayısı 3 gemiyi yönetmek için az olduğundan bir gemiyi yaktılar ve 2 gemiyle batıya doğru yollarına devam ettiler. Ancak bu gemilerden Trinidad, yolda ciddi şekilde su almaya başladı. Filodaki diğer gemi olan Victoria tüm tayfayı alacak kadar büyük olmadığı için, Trinidad geri dönerek Pasifik rotası üzerinden İspanya?ya ulaşmak için yola çıktı fakat yolda Portekizliler tarafından ele geçirildi. Batıya doğru Juan Sebastian Elcano komutasında yoluna devam eden Victoria ise yola çıkışlarından neredeyse tam 3 yıl sonra, 6 Eylül 1522?de İspanya?ya vardı ve böylece ilk dünya turu tamamlanmış oldu.

Ünlü Gezginler (Kâşifler) ve Keşifleri

984 yılında Grönland’ı bir koloni haline getiren kaşif Kızıl Eric’in oğlu Leif, tahminen 1000 yılında, Kuzey Amerika ya ayak basan ilk Avrupalı oldu.

El İdrisi, gençlik yıllarında Küçük Asya ile İngiltere arasında bol bol seyahat etti. El İdrisi, The Book of Roger adıyla bilinen kitabını 1154 te tamamladı.

Müslüman gezgin İbni Batuta, 1325 te ilk kez hacı olmak için Mekke ye gitmek üzere Tanca dan hareket etti. 30 yılda 121 bin kilometre yol katetti ve Arabistan ın büyük bir bölümünü, Doğu ve Kuzey Afrika yı, Timbuktu, Küçük Asya, Hindistan, Maldiv Adaları, Sri Lanka ve Çin i ziyaret etti.

Venedikli tüccar Niccolo Dei Conti, 1419 yılından itibaren Şam dan Bağdat a ve Babil e seyahat etti. Venedikli tüccar, Cava ya, Sumatra ve Burma ya kadar gitti.

Christoph Colombus, uzun yıllar İspanya ve Portekiz hükümdarlarına batıya doğru denizden gidildiği takdirde doğuya ulaşılabileceğini kabul ettirmek için büyük çaba harcadı. 3 ağustos 1492 de İspanyol bayrağını taşıyan üç gemiyle yola çıktı ve 12 ekim 1492 de Bahama Adaları na ulaştı. Kolomb, Asya nın uzak doğusuna ulaştığına inandı.

Vasco de Gama, 1497 de, 1488 de Ümit Burnu nu geçmiş olan Bartolemeu Diaz ile birlikte Hindistan a giden deniz yolunun haritasını çizmek için Portekiz den yola çıktı. De Gama, 1498 yılında Calicut a vardı ve Goa da karaya çıktı.

1519 un şubat ayında, istilacı gezgin Hernan Cortes, Meksika daki Aztek İmparatorluğu na ulaştı. 1521 de başkent Tenochtitlan ı istila etti. İmparator Montezuma öldürüldü ve kent Yeni İspanya nın başkenti oldu.

İlk yedi Cizvit misyonerinden biri olan Francis Xavier, 1542 de Roma dan ayrıldı ve Hristiyanlığı Hindistan a Doğu Hint Adaları na ve Japonya ya taşıdı. Xavier nin Japonya ya giden ilk Avrupalı olduğu iddia ediliyor.

Sir Francis Drake, 1577-1580 tarihleri arasında dünyayı denizlerden dolaşan ilk kaptan olmakla kalmadı, İngiltere de keşif yapmayı da gelenek haline getirdi. Francis Drake, Tierra del Fuego nun Terra Australis ten ayrı bir kara parçası olduğunu keşfetti.

Arktika yolcularının öncüsü olan Willem Barents, 1595 te Ayı Adası nı keşfetti ve Novaya Zemlya nın kuzey ucuna kadar gitti. 1596 da, Barents in gemileri buzlar arasında yolculuğa devam etti. Gemi mürettebatının büyük bir bölümü onun başarılı liderliği sayesinde donmaktan kurtuldu.

Holandalı denizci Abel Janszoon Tasman, 1642-1643 te Tasmanya, Yeni Zelanda ve Fiji yi keşfetti. Daha önce Tierra Australis olarak adlandırılan bölgeye gitti.

Robert de la Salle, 1679 dan 1681 e kadar Kanada nın büyük göllerini keşfetti ve 1681 yılında da Mississippi Nehri ni bir boydan bir boya geçti ve nehrin vadisinin tümüne Fransa adına sahip çıktı. Bu bölgeye Louisiana adı verildi.

Kaptan James Cook, 1768 de başladığı ilk yolculuktan, 1779 daki son yolculuğunda Hawaii de ölünceye kadar, kaşiflerin hepsinden çok daha fazla yer görmüştü. 1770 de Avustralya ya İngiltere adına sahip çıktı, 1773 te Antartika bölgesini geçen ilk denizci oldu.

İskoç kaşif Mungo Park, 1795 te Segou da Nijer Nehri ni keşfetti. Nehirden aşağı 130 kilometre yol aldıktan sonra Bamako ya döndü. Daha sonra bir köle tüccarının yardımıyla Gambia ya gitti.

Alman asıllı kaşif Heinrich Barth, 1847-55 yılları arasındaki dönemde Sahra Çölü, Orta ve Batı Afrika, Nijer, Timbuktu ve Çad Gölü ve Libya düzlüklerini içine alan 16 bin kilometrelik bir yolculuk yaptı.

Cesur İskoç misyoner David Livingstone, 1849 da Afrika yı Luandai den Mozambik e kadar katetti. Victoria Çavlanı ve Malawi Gölü dahil pek çok yeri keşfetti.

Sir Richard Burton jeolog, etnolojist, asker ve şairdi. 25 yabancı dil biliyordu ve Binbir Gece Masalları nı İngilizceye tercüme etmişti. Bu arada Nil Nehri nin kaynağı dahil pek çok keşifte bulundu. Tanganika Gölü nü keşfetti ve Afgan kılığında gizlice Mekke ye gitti.

Robert Burke ve William Wills, 1860-61 de Avustralya yı ilk kez güneyden kuzeye kateden kişiler oldular. Adelaide a dönerlerken birbirlerinden ayrıldılar ve ikisi de öldü.

Henry Morton Stanley bir gazeteciydi. Afrika da kaybolan Livingstone u bulabilmek için bu kıtaya gitti. Mayıs 1871 de Livingstone u bulan Stanley, 1874 te Doğu Afrika ya dönmek istedi. Stanley, Victoria Gölü nün çevresini dolaştı ve Nil in kaynağının bu göl olduğunu belirledi.

Norveçli kaşif Fridtjof Nansen, 1888 de Grönland ın buzlarla kaplı üst ucunu ilk kez geçti. 1893 te Kuzey Kutbu na ulaşmak istedi, fakat hedefinden dört derece şaştı.

Yüzme bilmeyen kaptan Joshua Slocum, 11.2 metre uzunluğunda bir filikayla dünyanın çevresini dolaşmak istedi. 1895 in nisan ayında yola çıktı, yolculuğunu 1898 de tamamladı.

Robert Falcon Scott un ikinci Antartika yolculuğu, Shackleton un 1908 de Güney Kutbu na ulaşma girişiminden sonra gerçekleşmişti. Bu uzun ve zahmetli yolculukta köpekleri kullanmanın acımasızlık olacağını düşünerek motorlu kızaklarla yola çıktı. Motorlar bozulunca, atlar kullanıldı ama kısa bir süre sonra atları da vurmak gerekti. Grup Kutup noktasına ulaştığında, Amundsen in diktiği Norveç bayrağı dalgalanıyordu.

Robert Peary nin başkanlığında Matt Henson, dört eskimo ve 40 köpekten oluşan ekip, 6 nisan 1909 günü Kuzey Kutbu na ulaşan ilk ekip oldu.

Roald Amundsen, 1903 te Oslo dan yola çıktı ve Alaska ya giden kuzey-batı geçidini keşfetti. 1911 de Güney Kutbu na ulaşma yarışına katıldı. Dört arkadaşı ve 50 kızak köpeğiyle 14 aralık 1911 de Kuzey Kutbu na ulaştı.

Citroen firmasının kurucusu olan Andre Citroen, 28 ekim 1924 te motorlu taşıtla, Kuzey Afrika da Colomb-Bechar dan yola çıkarak kara yolculuklarında yeni bir dönemi başlattı. 1931 de sadece deve kervanlarının geçebildiği İpek Yolu nda da yarışlar başladı.

Amelia Earhart, Pasifik Okyanusu nu tek kişilik bir uçakla geçen ilk kadın pilottu. Honolulu dan yola çıkıp California da uçuşunu tamamlamıştı. 1932 de yılında Atlantik Okyanusu nu geçen ilk kadın pilot oldu. 1937 de dünyayı uçakla katetme denemesi sırasında, 35 bin 400 kilometre yol gittikten sonra uçağı kayboldu.

Kon-Tiki adı verilen ve sazlardan örülmüş bir sal ile Peru dan ayrılan Thor Heyerdahl, 97 gün sonra, Polenezya ya vardı. 1977 yılında, Sümerlerin kamıştan yaptıkları teknenin bir kopyası olan Tigris ile Karaşi ve Cibuti ye gitti.

Ben Carlin, 1951-58 döneminde dünyanın çevresini hem karada hem de suda çalışan bir ciple dolaştı. Avustralyalı gezgin, karada 62 bin 765 kilometre, denizde ise 15 bin 450 kilometre katetti.

Dr. Jacques Piccard, Ocak 1960 ta teğmen Donald Walsh ile birlikte babası Auguste ün icat ettiği batiskaf adındaki küçük bir denizaltı ile Dünya da en derine inen insan oldu.

18 mart 1965 te Sovyet kozmonot Alexei Leonov, Voshkod-II adlı uzay aracından çıkıp uzayın boşluğunda yaklaşık 10 dakika yürüdü.

Apollo-11 uzay aracının kumandanı Neil Armstrong, 20 temmuz 1969 da Ay a giden ilk insan oldu. Armstrong, Ay modülünden inerken, “insan için küçük, ama insanlık için çok büyük bir adım” diyerek adını tarihe yazdırdı.

Sir Ranulph Fiennes, Charles Burton ile birlikte yeryüzünü uzunlamasına katetti. İki arkadaş, 2 eylül 1979 da Greenwich ten yola çıktı, 15 aralık 1980 de Güney Kutbu na ulaştı. 10 nisan 1982 de Kuzey Kutbu na vardılar ve 29 ağustos 1982 de de Greenwich e döndüler.

Emilio Scotto, motosikletle en uzun dünya yolculuğunu yaptı. 17 ocak 1985 te Buenos Aires ten yola çıktı ve 735 bin kilometrelik bir yolculuktan sonra 2 nisan 1995 te geri döndü.

Gezgin Jean-Felix Piccard ın torunu Bertrand Piccard, 16 kasım 1999 da Breitling Orbiter 3 adlı balonuyla, hiç durmadan 19 günde dünyanın çevresini dolaştı. 42 bin 810 kilometre yolu havadan katetti.