Etiket arşivi: yelken sporu

Dünya’da Yelken

İnsanların suyun kaldırma gücü ve rüzgardan yaralanması suretiyle başlayan yelken sporu, bugün popüler spor dallarından biridir. Daha önceleri Hollandalı gemicilerin korsan gemilerini kovaladıktan sonra gayri ciddi olarak yelkenli gemilerle yaptıkları dönüş yarışları, 1639 yılında İngiltere’de Seamark Club adlı yelken kulübünün kurulmasıyla ciddiyet kazandı; ancak gelişimi 19. yy’ın ikinci yarısından itibaren hızlandı. 1900 yılında Olimpiyat Oyunları’na dahil edilmesi de yelkenciliğe spor kimliği kazandırdı. Henüz aynı tarzda teknelerin fazla olmaması nedeniyle, farklı tasarımdaki teknelerin eşit koşullarda yarışabilecekleri bir sınıflandırmaya yönelik “rating rule” denilen ölçme kuralları, 1906’da kabul edildi. 1907 yılında ise “International Yacht Racing Union-IYRU-(Uluslar arası Yacht Yarış Birliği)”kurularak bu konuda otorite birliği sağlandı.Merkezi Londra’da bulunan IYRU, dünyadaki en etkili ve en büyük yelken yarışı düzenleyen kuruluş oldu. 4-16 Ekim 1907 tarihinde ilk kez bir yelken yarışı tüzüğü de IYRU tarafından, bu kuruluşa üye ulusal federasyonların katıldığı Paris Toplantısı’nda kabul edildi ve bu tüzük 4 yılda bir gözden geçirilerek zaman zaman değiştirildi.

Yine diğer bir yelken yarış federasyonu olan “North American Yacht Racing Union- NAYRU-(Kuzey Amerika Yelken Federasyonu) ile IYRU arasında çıkan kural tartışması 29 Ekim 1949 tarihinde çözümlendi. Şubat 1950 tarihinde birleşik bir tüzük hazırlandı ve yeni kurallarla yarışlar yapılmaya başlandı.

IYRU’ya Türkiye de dahil olmak üzere 90’ın üzerinde üye ülke vardır. Bunlar A-N arası harflerle isimlendirilmiş 14 grupta toplanırlar ve Permanent Committee’de temsil edilirler. Türkiye “D” grubundandır. Zaman zaman tekneler lehine kararlar almak görevi de yapan UYRU, sahibine gelir sağlamak amacıyla “teknelere reklam konulması”nı 1981 yılında kabul etmiştir.

YELKEN

Yelken en kısa tanımıyla, rüzgar enerjisini kullanarak oluşturduğu kuvvet ile bağlı bulunduğu teknenin hareket etmesini sağlayan yapıdır. Fakat bilindiği üzere rüzgarın esmediği durumlarda yelken kuvvet oluşturamaz ve çalışamaz. Yelken özel bir kumaştan yapılır. Bu kumaş ne çok sert ne de çok yumuşak olmalıdır. Bu kumaşın en önemli özelliği çok sağlam ve esnek bir yapıya sahip olmasıdır. Ayrıca yelken düz değildir. Her yelkene özel bir derinlik verilerek yelken üç boyutlu hale getirilir. Yelkeni yıpratan rüzgar, güneş ve denizin tuzlu suyudur. Ayrıca yelkeni gereğinden fazla gergin tutmak da yelkenlerin ömrünü kısaltır. Her yelkenli kullanma koşullarına göre zaman içerisinde ilk günlerdeki formunu kaybeder.

Yelken ıslanmayı sevmeyen, kendilerini doğada rahat hissetmeyen ve en önemlisi sabırsız insanların severek yapabilecegi bir spor degildir. Yelken deniz, dalga, akıntı ve rüzgar gibi sürekli bir değişim içinde olan dış kuvvetlerle mücadele etmektir. Bu durum dışardan görüldüğü kadar kolay bir durum değildir. Akıntı, rüzgar gibi kuvvetler gözle görülemez, hissedilirler ve bunların etkilerini kestirebilmek için deniz üzerinde zaman geçirmek gerekir. Bu faktörler sadece yaşayarak öğrenilir. Zaten yelken sporunu zevkli yapan da bir çok değişkenin birleşerek yelkeni daha komplike bir hale getirmesidir.

Yelken sürekli düşünmeyi gerektiren bir spordur. Akıntı nereden geliyor,rüzgar ileride hangi yönde esecek, sağnak nereden tazeleyecek, gibi denizcilik dilinde kullanılan terimlerle beraber yelken, insanı denizde hiçbir zaman düşünmeden yoksun bırakmaz.

Yelken sporu yaparken bir dakika içinde 26 uyaran alındığı biliniyor, bir uyaran algılanıp ona uygun karar veriliyor ve anında uygulanıyor ve de yelken sporcusu bu davranışın sonucu o anda görüyor.

Yelken sporu sorumluluk alma yetisini pekiştiriyor. Yelken bir doğa sporudur. Bu nedenle çok küçük yaşlarda bile doğa ile iç içe olmak insanı doğaya yabancılaştıran modern yaşantının olumsuzluğunu gidermenin en güzel yoludur.

Yelken sporu rekabet ile dayanışmanın bir arada olduğu yegane spordur. Yelken sporunda tekneler denize birlikte hazırlanır, birlikte donatılır, birlikte denize indirilir. Denizden çıkınca yine birlikte karaya çekilir, donanımları sökülür, yıkanıp kaldırılır. Sporcular bu süreç içinde birlikte bir şeyler yapmayı, yardımlaşmayı öğrenirler.

Yelken sporu yardımlaşma becerisini geliştirir.

Yelkenci tek kişilik yarış teknelerinde kendisiyle başbaşadır, kararlarını tek başına alır, tek başına uygular, elindeki tekneyi rüzgâra, akıntıya, dalgalara, rakiplerine ve belirli kurallara göre kumanda eder.

Yelken sporu kurallara uyma özelliklerini geliştirir, kişisel özellik ve beceriler yanında sosyal becerileri de geliştirir.

Belki bir yaşam tarzı.. belki farklı bir deneyim.. Biraz düş, biraz rüya.. Su… Yelken bir yolculuk..

Geçmişten Günümüze Yelkencilik

Yelkeni spor olarak benimseyen ilk ulus İngilizler oldu.
1839 yılında Seamark Club?ın kurulmasından sonra, yelken sporu, özellikle denizlerde kıyısı olan öbür ülkelere yayıldı. Ticaret, savaş ve ulaşımda kullanılan teknelerin, çağların getirdiği araç ve gereçlerle donatılması da yelkenlilerin önemini artırdı.

Askeri ve ticari alan dışında halkın yelkenle yakınlaşması XIX. yy’ın ikinci yarısında başlar.Bunda bir çeşit taşıt aracı olan yelkenli sandalın büyük payı olmuştur.
Hint Denizi?ne kadar yelken açan Osmanlılar ise, başlangıçta spor açısından hiç bir girişimde bulunmamışlardı.

Osmanlı Bahriyesi’nin eğitim için kullandığı yelkenli okul gemilerindeki subay ve subay adaylarının özel yelken sandallar yaptırarak gezi için kullanmaları,amatör Türk yelken sporunun da başlangıcı oldu.
Deniz Harp Okulu?nun Nüvidi Fütuh yelkenli gemisiyle Belkıs, Yunus ve Martı adlı kotraları ögrencilerin yelkeni sevmelerinde rol oynadı. Genç subay adayları bu kotraları kiralayarak okulda öğrendiklerini geliştirdiler.

İstanbul? da ilk yelken yarışları, 1912 ? 1914 yılları arasında İngilizler tarafından yapıldı. İngiliz aileleri kulüpler kurarak yelkencilik calışmalarını hızlandırırken, Moda, Bakırköy ve Büyükada? da kurulan kulüplerde de yelken ilk defa spor olarak ele alındı.1915? te Harbiye Nezareti İngilizlere? e ait teknelere ganimet olarak el koymuş, bu yelkenli tekneler de Türk kulüplerine dağıtılmıştı. Ne var ki, bu da beklenen sonucu veremedi.

Cumhuriyet döneminde hızlanan çalışmalarla İstanbul Su Sporları Kulübü kuruldu ( 1930 ), Galatasaray ve Anadolu kulüplerinde yelkencilik ele alındı.İlk yelkencilerimizden Dr. Demir Turgu?un , büyük yelken teorisyeni Manfred Cury?yi tanıyıp,onun flokcusu olarak yarışması, Almanya? dan yurda dönerken ( 1931 ) yelkencilik üstüne en son bilgileri ve 12 m² ? lik sarpi sınıfının planlarını da birlikte getirmesi geleceğe ışık tuttu.Bu planların ilk uygulayıcısı, o devrin Sular İdaresi müdürü Delagrange oldu ve 12 m²? lik sarpi, ilk uluslararası sınıf teknesi olarak denize indirildi.Bunun, Anadolu Kulübü?nden Şeref Refik Bey?in kendi yaptığı, Dr. Demir Turgut?un da Harun Bey’in şantiyesinde yaptırdığı sarpiler izledi.

Yelkende milli formayı ilk defa 1936 Olimpiyatlari?nda Behzat Bayda, Harun Ülman ve Demir Turgu giydiler.Behzat Baydar- Harun Ülman Çift star sınıfında 13 ülke arasında yedinciliği alırken, Demir Turgut da Olimpik Yole’de 22 ülke arasında yirminci olmuştu.

O tarihten yelkenciliğimiz hız kazandı ve yukarıdaki adların yani sıra Nejat Yulkarslan, Burhan Kunt gibi yeni yelkencilerin adları duyulmaya başladı. Daha sonra başlayan duraklama devri 1950?ye kadar sürer. Bu tarihten sonra İstanbul Yelken Kulübü`nün kurulması ( 1952 ) ve yeni yelkencilerin yetişmesi, bu spor dalının yeniden canlanmasını sağladı.
Demir Erzin, Samim ve Vecdi Arduman, Mahmut Bir gibi sporcular yetişti, ertesi yıl da ilk Türkiye birinciligi yapıldı.

1954’te İstanbul Yelken Kulübün’den Haşim Mardin kotrasıyla Atlantik’i geçti. Aynı yelkenci 1956?da 800 millik Uluslararası Yelken Tatbikat Gemileri Yarışına katıldı. Yüksek Denizcilik Okulu adına yarışan Mardin, 12 ülke arasında yarışmayı ilk bitiren yelkenci oldu, ancak genel sıralamada handikap hesaplarıyla üçüncülüğü alabildi. Aynı yıl Avusturya?da yarışan İstanbul Yelken Kulübü’nün Oktay Ereş Umur Kaya, Taylan Sağnak, Nusret Söyke, Emre Gönensay ve Ilban Onur?dan kurulu takımı Pirat Takım Yarışı’nda 5 ülke arasında ikinci oldu. Ertesi yıl Oktay Eres ile flokcusu Vural Suveren, F. D. (Flying Dutchman (Uçan Hollandalı)) sınıfında Avrupa Şampiyonası?nda 14 ülke arasında yedincilik kazandılar (o tarihte yurdumuzda F.D. sınifı yarış yapılmıyordu).

Avusturya’da yapılan Mondsee Pokal pirat sınıfı yarışında Nusret Söyke- Ertugrul Aray ekibi birincilik aldı, bunu 1958’de elde edilen ikincilik izledi.1961’de Macit Busus’un ajanlığa getirilmesiyle İzmir bölgesinde yelkencilik calışmaları canladı.Haluk ve Nesrul Kardeşler , Raşit Yılmaz, Hayri Karabilgin, Ergun Şengün,Kemal Kayın, Bilhan Merzeci, Ali Değerli, Altan Yolman, Bülent An,Güçlü Bayar, Yusuf Zaptıcı, İbrahim Selamioğlu, David Franko, İzmir in yetiştirdiği ünlü yelkencilerdir.1966 ve 1967 yıllarında Altan Yalman-Hayri Karabilgin çifti Doğu Avrupa Gençler Snipe şampiyonluğunu kazandı.