Etiket arşivi: yelkenci

Salmanın Verimini Belirleyen Bazı Öğeler

İyi tasarlanmış bir salma, teknenin ihtiyaç duyduğu kaldırma kuvvetini en az rüzgaraltına düşme ile üretebilmelidir. Böyle bir salma tasarlarken kaldırma kuvveti oluşumunu teşvik edici etkenleri destekleyip akışkan direnci gibi olumsuz etkenleri kısıtlamamız gerekir. Bunu yapabilmek de salmanın hangi özelliklerinin nasıl bir etkiye sahip olduğunu kavramayı gerektirir. Öğeleri tanıyıp birbirleri arasındaki ilişkileri bilmenin salmanın verimini arttırmadaki önemini kavramak için takip eden bölümlerde birkaçı üzerinde duralım.


Görünüm Oranı ve Etkisi (GO)

Aynı yüzey büyüklüğüne sahip iki salmadan biri dar ve derine doğru uzanırken diğeri teknenin omurga hattı boyunca uzanan kısa bir salma olabilir. Bu iki salmayı birbirinden görünüm oranı sayesinde ayırt edebiliriz. Görünüm oranı teknik anlamda Denklem 2 ile ifade edilir:

Görünüm Oranı = (Salma uzunluğu)2 / Yanal Alan        (Denklem  2)

Bu tanıma göre yüzey alanları eşit iki salma arasından dar ve derin olan salma, geniş ama kısa olan salmadan daha yüksek bir görünüm oranına sahiptir.

Görünüm oranının kaldırma kuvveti ? rüzgaraltına düşme ilişkisi üzerindeki etkisi Şekil 5?de gösterilmiştir. Belli bir kaldırma kuvveti üretimi için görünüm oranı daha yüksek olan salmalar daha az sürüklenerek seyir yapar. Dolayısıyla dar seyirlerde teknenin istenen rotaya yakın gidebilmesi için büyük bir salmadan çok, uzun ve dar bir salmaya ihtiyaç vardır.


Görünüm oranı ile ilgili önemli bir konu tutunma noktası ile ilgilidir. Şekil 5?de eğrilerin yaptığı tepe noktaları tutunma (perdövites) noktası olarak tanımlanır. Belli bir hücum açısından itibaren su akışı artık salma yüzeyini sonuna kadar takip edemez ve yüzeyden kopar. Yüzeye tutunamayan akış yüzünden basınç farkı düşmeye başlar ve kaldırma kuvveti azalır. Yüzeyden kopmanın başlayacağı hücum açısına tutunma açısı denir ve Şekil 5?de görüleceği gibi görünüm oranı yüksek olan salmalarda tutunma açısı gittikçe düşmektedir. Diğer yandan görünüm oranı düşük, örneğin ¨1¨ olan bir salma büyük açılarla sürükleniyor olsa da kaldırma kuvveti üretebilir.

Eliptik Yük Dağılımı

İndüklenmiş direnci azaltmanın en temel yollarından birisi salma üzerinde oluşan yüklerin dağılımını belirlemektir. Yapılan deneyler sonucu yük büyüklükleri salma derinliği boyunca eliptik bir şekilde dağıldığında indüklenmiş direncin en az ölçüde oluştuğu gözlemlenmiştir. Fakat karmaşık akışa maruz kalan 3 boyutlu salma üzerinde eliptik bir yük dağılımı, salmanın her kirişi (tekne gövdesinden salma ucuna inen hayali çizgiler) üzerinde elde edilemez. Bu yüzden önceliğimiz bu yük dağılımını en etkili olacağı bölgelerde elde etmektir. %25 kirişi böyle bir yerdir. Bu hayali çizgi salmanın suya karşı direnç noktasını taşımasından ötürü önem taşır.

Eliptik yük dağılımını incelerken aşina olmamız gereken iki kavram vardır: Ok açısı ve sivrilme oranı. Ok açısı Şekil 6?da gösterilmiştir. Bu açı, salmanın üst ve alt kirişinin salmanın suyu yaran ucundan %25?lik uzaklığında birleşen hayali bir çizginin eğimi olarak tanımlanmıştır.Yük dağılımını belirleyici ikinci öğe olan sivrilme oranı ise Denklem 3 ile gösterilmiştir.

Sivrilme oranı = Alt kiriş / Üst kiriş      ( Denklem 3)


Ok açısını ve sivrilme oranını birbirinden bağımsız bir şekilde tanımlayabilmek mümkündür fakat ancak ikisi arasındaki doğru ilişki sayesinde %25 kirişinde eliptik bir dağılımına yaklaşabiliriz. Bu bağlamda tasarımcının seçeceği her farklı sivrilme oranı için eliptik yük dağılımı sağlayacak ideal bir ok açısı vardır ve tasarımcı bu ideal ilişkiyi koruyabilmek uğruna sivrilme oranını arttırmak istedikçe ok açısı azaltmak zorunda kalacaktır.


İndüklenmiş direnci asgari düzeyde tutacak ideal bir ilişkinin varlığına karşın hangi sivrilme oranının veya ok açısının seçileceği bariz değildir. Tasarımcının yapmış olduğu önceki tercihlere göre bu seçim belirgin hale gelir. Ayrıca sivrilme oranının ve ok açısının tekne üzerinde istenmeyen bir takım etkileri de vardır. Örneğin düşük sivrilme oranları teknenin dengesini kötüleştirir çünkü salmanın ve safranın büyük bir kısmı üst kirişe yani teknenin gövdesine yakın durmaktadır ve dolayısıyla teknenin ağırlık merkezi yüzeye yakın kalır. Yüksek sivrilme oranları da salma ile tekne gövdesinin birleştiği yerde girdap oluşumunu tetikler. Başka bir örnek olarak büyük ok açıları salmada kaldırma kuvveti kaybına yol açar. Küçük ok açıları da özellikle yosunlu sularda seyir yapan teknelerin salmasında yosun birikmesine neden olacaktır. Dolayısıyla tasarımcı ya bu olumsuz etkileri ortadan kaldıracak başka öğeleri kullanacak ya da kısıtlı seçimler yapmaya razı olacaktır.

Salmanın Uç Şekli

?Küçük dokunuş?ların etkisini en iyi gözlemleyebileceğimiz örneklerden biri salmanın uç şeklinin etkisidir. Daha önce salmayı 3 boyutlu olarak incelediğimizde uç bölgesi civarında akışın denetimsizleştiğini görmüştük. Uygun uç şekli bu bölgedeki denetimsiz akışın kaldırma kuvveti üzerindeki etkisini azaltabilir. Buradaki temel amaç salma çıkışında oluşan girdabın olabildiğince uzak ve derinde oluşabilmesini sağlamaktır.

Şekil 7?de iki farklı uç şekli gösterilmiştir. Salmalara yandan baktığımızda basit bir dördül uca sahip salmanın arkasındaki girdabın daha derinde oluştuğunu görmekteyiz. Dördül uç, bu üstünlüğü düz arka çıkışı sayesinde önden gelen akışı arkaya doğru yönlendirerek elde etmektedir. Diğer yandan yuvarlatılmış uç akışı arkaya ama aynı zamanda kısmen yukarı doğru yönlendirmekte ve dolayısıyla girdap merkezini yukarı doğru taşımaktadır. Benzer bir durumla önden baktığımızda da karşılaşırız. Rüzgaraltından rüzgarüstüne doğru ?kısa yolu? kullanmaya çalışan akış dördül uç kullanan salmada yüzeyden erken bir kopuş yaşar. Yuvarlatılmış uç ise keskin bir köşeye sahip olmadığından ?kısa yolu? kullanan akışı engelleyemez. Yüksek basınç bölgesi rüzgaraltından gelen akış düzgün yüzey üzerinde ilerler ve dolayısıyla yüzeyden geç kopar. Bu nedenle girdap merkezinin derinliği azalır. Girdabın yüzeye ve salmaya yakın oluşması salmada üretilen kaldırma kuvvetini azaltacaktır. Bu nedenle ?küçük dokunuşlar? dahil olmak üzere salma şeklinin girdap oluşumunu azaltacak ve derinde tutacak yapıda olması tercih edilir.

SONSÖZ

Yaygın olarak kullanılan yat sınıfı yelkenli teknelerin salmaları ya sabittir ya da sadece kısıtlı hareket imkanına sahiptirler. Dolayısıyla salma, önemine rağmen yelkencinin hayatında yelken kadar ön planda değildir. Buna karşın günümüzde oynar ve yönlendirilebilir salma tasarımları baş döndüren bir hızla gelişiyor. ¨Volvo Ocean Race¨ gibi yarış teknelerine büyük araştırma geliştirme bütçeleri ayrılmasını sağlayan organizasyonlar sayesinde gezi amaçlı teknelerde de bu tür salmaları yakın bir zamanda göreceğiz. Salmasını aşağı/yukarı oynatabildiği gibi omurga hattı, kemere hattı ve dikey eksen etrafında döndürebilen her yelkenci için ?salma trimi? bilmek şart olacaktır.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı

Oytun Babacan

Ağustos 2009

[1] S. Killing and D. Hunter, Yacht Design Explained, W.W. Norton, New York, 1998
[2] C.A. Marchaj, Aero-Hydrodynamics of Sailing, Adlard Coles, London, 1988
[3] L. Larsson and R.E. Eliasson, Principles of Yacht Design, International Marine, Great
Britain, 2000
[4] D. Vacanti, Keel Parameters and Performance, Sail Magazine, Boston, August 1985
[5] B. Gladstone, Performance Racing Trim, North U., Madison CT, 2003
[6] C. Hamlin, Preliminary Design of Boats and Ships, Cornell Maritime Press,
Maryland, 1989
[7] A.J. Alexander, J.L. Grogono and D.J. Nigg, ¨Hydrofoil sailing¨, Juanita Kalerghi,
London, 1972

Donald Crowhurst

Yelkenle dünya turu tarihçesi maalesef her zaman sahibine şan ve şöhret getiren zaferler ya da başarılarla sona eren yolculuklar içermiyor. Bu macera sırasında kaza geçirip yarıda bırakmak zorunda kalanlar, korsan saldırısı sonucu hayatını kaybedenler, yola çıkıp bir daha kendisinden haber alınamayanlar, ya da teknesi başıboş sürüklenir halde bulunanların sayısı da azımsanamayacak kadar çoktur. Bunlar arasında bir tanesi var ki solo yelken yarışçılık tarihinde yaşanan trajediler arasında bence özel olarak bahsedilmeyi hak ediyor. Donald Crowhurst ve onun trajik Golden Globe yarışını anlatacağız.

Donald Crowhurst, 1932?de Hindistan?da doğdu. Hindistan bağımsızlığını kazandıktan sonra ailesiyle İngiltere?ye döndü. Ailesinin Hindistan?daki yatırımlarının bulunduğu fabrikanın bir isyan sırasında yakılması sonrasında aile finansal zorluklar yaşamaya başladı. Babası 1948?de öldükten sonra Donald, okulu bırakmak ve Kraliyet Hava Kuvvetlerinde çalışmaya başlamak zorunda kaldı, daha sonra da pilot olarak görev aldı. Hava Kuvvetlerinden ayrılması istendikten sonra İngiliz Ordusuna katıldı ancak disiplin olayları nedeniyle buradan da ayrıldı. Bridgwater?a taşındı ve burada Electron Utilisation Ltd. şirketini kurdu. İşinde önceleri başarılı olmasına rağmen bir süre sonra zorluklar yaşamaya başladı. Gerek reklamını yapmak gerekse de 5.000 sterlin değerindeki para ödülünün cazibesiyle Sunday Times Golden Globe yarışına katılmaya karar verdi. Başlıca sponsoru batmakta olan şirketine de yatırım yapmış olan İngiliz girişimci Stanley Best idi.

Crowhurst, yarışa sağlayacağı hız avantajı nedeniyle bir trimaran ile katılmaya karar vermişti. Bunun için 40 kadem uzunluğunda Arthur Piver tarafından dizayn edilen Teignmouth Electron adlı tekne Norwich?te inşa edilmeye başlandı. Trimaranlar dengeleri nedeniyle birçok yelkenci tarafından tercih edilir ancak devrilmeleri durumunda tek gövdeli teknelere göre doğrulmaları imkansız gibidir. Bu nedenle teknenin güvenliğini arttırmak için Crowhurst bir mekanizma icat etmişti. Bu, teknenin direğinin tepesine takılacak olan bir yüzdürücü ve gövdede bulunan su sensörlerinden oluşuyordu. Bir devrilme durumunda gövdedeki su sensörleri direğin tepesindeki yüzdürücüyü aktif duruma geçirecek ve böylece teknenin tamamen alabora olması engellenecekti. Tekne bu durumdayken üstte bulunan gövdeye su basılarak ve dalgaların da yardımıyla tekne doğrultulabilecekti. Crowhurst, seyahati boyunca bu sistemi test etmeyi ve geri döndüğünde de üretimine başlayıp satmayı planlıyordu.

Ancak tüm hazırlıkları tamamlaması ve yarış süresince gerekli finansal sponsorları sağlaması için Crowhurst?un çok az zamanı kalmıştı. Ekim başlarında teknenin inşası bitmişti ancak tekneyi Norwich?ten başlangıç noktasına getirirken teknenin hiç de hazır olmadığını gördü. Tekne dengesizdi, 3 günlük yolculuk 2 hafta sürmüştü ve dünya turuna hazırlanan yarışmacıyı deniz tutmuştu. Daha da kötüsü Horn burnunu geçmesi planlanan tekne Manş Denizindeki rahat bir seyre bile hazır değildi. Tekne yapımcıları sintine pompasını takamamışlardı ve ?su geçirmez? hatch kapakları sızdırıyordu.

Yarıştan önce kaldıkları oteldeki son geceyi eşi Clare yıllar sonra şöyle anlatıyor. ?Son beraber geçirdiğimiz gece çok korkunçtu. Her ikimiz de berbat durumdaydık. Donald?ı bir uçak kazasında ölen arkadaşı için ağlaması dışında hiç ağlarken görmemiştim, gerçekten gözyaşları döküyordu. Onu kollarımda tuttum ve teselli etmeye çalıştım. İkimiz de hiç uyuyamadık.?

Donald için ailesine bakmak her şeyden önce geliyordu ve artık ümitsiz bir durumdaydı. Son dakikada sponsoru Best ile bir anlaşma imzalamıştı ve buna göre eğer tekne batarsa ya da yarıştan çekilirse teknenin bedelini ödemesi için evleri ipoteklenecekti. Ertesi gün Crowhurst güvenilmez bir tekne ve o karmaşa içinde geride bıraktığı birçok önemli malzemeden yoksun yelken açtı. Ancak sanki kaderin bir işareti gibi, daha yarışın ilk anlarında sorunlar baş gösterdi. Yelkenlerin, batmaya karşı yüzdürücü çantalarla dolanması nedeniyle limana geri dönmek ve bunları tamir etmek zorunda kaldı.

Crowhurst, yarışa başlamasını takip eden 2 hafta boyunca çok yavaş bir ilerleme gösterdi. Ancak bu yavaş ilerleme, teknenin o anki durumu nedeniyle kapıldığı endişe yanında hiç de önemli değildi. Teknesi yavaş yavaş su almaya başlamıştı ve bu durumda Crowhurst?un bir karar vermesi gerekiyordu. Seyir kayıtlarına göre yarışı canlı olarak bitirebilme şansını en fazla yarı yarıya görüyordu. Bundan sonra teknesiyle batması hemen hemen kesin olan Güney Okyanuslarına doğru yoluna devam mı edecekti yoksa eve geri dönüp büyük bir finansal ve manevi yıkımla mı yüzleşecekti?

Kasım ve Aralık 1968 ayları sürecindeki durumunun ümitsizliği onu sonunda karmaşık bir hile uygulamaya itti. Diğer tekneler Güney Okyanusunu geçerken teknesiyle Güney Atlantik?te oyalanacaktı, bu sırada kendisi de sahte seyir kayıtları tutacaktı. Dönüş ayağında da diğer teknelerle birlikte kafileye katılacak ve son sıradaymış gibi yarışı bitirecekti. Son sırada bitiren bir tekne olarak seyir kayıtlarının çok sıkı incelenmeyeceğini ve hilesinin ortaya çıkmayacağını düşünüyordu. İşe koyulan Crowhurst ikili kayıt sistemi tutmaya başladı. Birisinde gerçek konumunu ve olayları tutuyordu, diğerinde ise geriye dönük olarak karmaşık hesaplar sonucu bulduğu olması gereken sahte konumunu işliyordu. Ayrıca sanki gerçekten görmüş gibi gitmediği yerlerdeki hava ve deniz durumu ile diğer seyir detaylarını da sahte kayıtlara işlemesi gerekiyordu. O dönemde modern seyrüsefer, haberleşme ve meteoroloji imkânlarının olmadığı düşünülürse giriştiği sahtekârlık gerek zorluğu gerekse de işin büyüklüğü ile gerçekten hayranlık uyandırıcıdır.

Yarışın başından itibaren, Crowhurst radyoyla verdiği raporlarda konumu hakkında açık olmaktan uzak muğlâk bilgiler veriyordu. 6 Aralıktan itibaren ise büyük ihtimalle hazırladığı sahte seyir defterlerine dayanarak yanlış ve muğlâk pozisyonlar bildirmeye devam etti. Bu süre boyunca Güney Okyanusuna gitmek yerine Güney Atlantik?te rastgele seyrine devam etti, hatta bir seferinde yarış kurallarına aykırı olarak Arjantin?de karaya çıktı ve teknesinde gerekli onarımları yaptı. Yolculuğunun büyük kısmı radyo sessizliği ile geçerken, karadakiler daha önceki raporlarına dayanarak konumunu tahmin etmeye çalışıyorlardı. Aralık başlarında ise yanlış konum bilgilerine göre kendisine yarışın galibi gözüyle bakılmaya başlanmıştı. Ancak yine de yarış komitesi başkanı Chichester açık şekilde Crowhurst?un ilerleme raporları ve kat ettiği mesafeler hakkındaki şüphelerini dile getiriyordu.

Mart başlarında Güney Amerika burnunu döndükten sonra yarışın deneyimli ve favori katılımcılarından Moitessier yarıştan çekilmeye ve dünya turunu devam ettirmeye karar verdi. 22 Nisan 1969?da ise Robin Knox-Johnston varış noktasına erişmiş ve yarışı ilk bitiren ödülünü almaya hak kazanmıştı. Bu ana dek yarışa başlayan 9 yarışmacıdan Tetley hariç geri kalan 6 kişi çekilmek zorunda kalmışlardı. Artık geride yarışı terk etmeyip devam eden sadece Tetley ve Crowhurst kalmıştı. Crowhurst ve Tetley ikincilik için ve Knox-Johnston?un onlardan daha erken yola çıkmasından dolayı en hızlı dünya turu ödülü (5000 pound para ödülü) için çekişiyorlardı. Yarışın 185. günü olan 4 Mayıstan itibaren ise yayınladığı yanlış pozisyon raporları ile gerçek konumu yaklaşık kesişiyordu ve artık Horn Burnunu geçmiş gibi dönüş yoluna başlamış olması gerekiyordu. Gerçekte ise Tetley çok daha öndeydi ve Crowhurst?un saklanma yerinin yakınlarından günler önce geçmişti. Ancak Crowhurst ile burun buruna bir yarış içinde olduğunu düşünen Tetley pek sağlam halde olmayan teknesini (o da Crowhurst gibi 40 kadem Piver tasarım trimaran kullanıyordu) sınırlarına kadar zorladı ve bitiş noktasına 1000 mil kala 21 Mayıs?ta batan teknesini terk etmek zorunda kaldı. Bunu haber alan Crowhurst üzerindeki baskı daha da artmıştı. Artık kendisine ?en hızlı dünya turu?nu tamamlayacak kişi gözüyle bakılıyordu. Yarışı tamamladığı takdirde seyir kayıtları Chichester dâhil birçok kişi tarafından çok sıkı şekilde incelenecek ve büyük ihtimalle hilesi ortaya çıkacaktı. Ayrıca Tetley?in sınırları zorlamasına ve yarışı tamamlayamamasına neden olduğu için suçluluk duyuyor olması da muhtemeldir. 5 Haziranda kuzeye doğru yaptığı yolculukta Ekvator?u geçti. Ancak üzerindeki hileyi saklama baskısı giderek artıyordu. 18 Hazirandan itibaren seyir defterlerine garip kayıtlar girmeye başladı. Zihinsel olarak çökmeye başlamıştı. 23 Haziranda konumuyla ilgili son seyrüsefer kaydını girdi. Artık kayıt defterleri daha çok garip şiirler, Tanrı, şeytan ve insan ile ilgili yazılarla ve kitaplardan alıntılarla doluyordu.

Crowhurst radyo iletişimini 29 Haziran?da kesti. Son seyir kayıt tarihi 1 Temmuz?u göstermektedir. Teknesi Teignmouth Electron bir kargo gemisi olan RMS Picardy tarafından 10 Temmuz?da açık denizde sürüklenir halde ve terk edilmiş olarak bulundu. Tekne, gemiye alındı ve Cayman Brac adasına götürüldü. Teknede Crowhurst?un tuttuğu 4 kayıt defterinden birisi bulunamadı, diğer kayıt defterleri incelendiğinde ise yaptığı sahtekârlık ortaya çıktı. Donald Crowhurst?un 1 Temmuzda tekneden kendini bırakarak intihar ettiği ve boğulduğu tahmin edilmektedir. Eşi Clare ise buna karşı çıkıyor ve Donald?ın kesinlikle intihar etmediğini, tekneden kaza sonucu düştüğünü savunuyor.

Teignmouth Electron?u ise sahibinin kaderi gibi acıklı bir gelecek beklemekteydi. Tekne götürüldüğü adada farklı sahiplerin elinden geçtikten ve çeşitli ticari faaliyetlerde kullanıldıktan sonra uzun süre sahilde kendi başına çürümeye terk edildi. 2006?da tekneyi alan yeni sahibi sanatçı Michael Jones McKean?in ne yapacağı henüz kesin değil ve Teignmouth Electron halen bırakıldığı yerde sahibini bekliyor.

Donald Crowhurst?ün trajedisini anlatan 2006 tarihli ?Deep Water? adlı belgesel gerek yarış öncesi gerekse de yarış sırasında yaşanılanları görgü tanıkları, video çekimleri ve belgelere dayanarak anlatan güzel bir kaynak, izlemenizi tavsiye ederiz.

Kaynak: Can Komar
İstanbul, 2009 pdf

Vendée Globe

Tek başına, 24 saat boyunca durmadan, herhangi bir limanda mola vermeden ve dışarıdan herhangi bir yardım almadan okyanuslardaki her türlü fırtınayı ya da tam tersi durgun havayı sağ salim geçip dünyanın çevresini dolaşmak. Dünyada bunu yapabilecek fiziksel ve psikolojik donanıma sahip yelkenci sayısı çok fazla değildir ve bu gözü pek insanlar her 4 senede bir Vendée Globe yarışında gerek doğayla gerekse de birbirleriyle mücadele ederler.

Vendée Globe ilk defa 1989 yılında Philippe Jeantot tarafından düzenlendi. Jeantot daha önce ilki 1982?de düzenlenen BOC Challenge yarışmasına katılmış ve hem 1982-1983 hem de 1986-1987 yarışlarında birinci olmuştu. Yarışın etaplı formatını beğenmeyen Jeantot, bunun yerine Golden Globe Race organizasyonuna benzer şekilde hiç durmaksızın solo yarışılmasından yanaydı. Böylece denizciler için nihai mücadele ortamı oluşabilecekti.

İlki 1989-1990?da yapılan Vendée Globe yarışını Titouan Lamazou kazandı. Yarışa katılan ve çeşitli arızalarla karşılaşan Jeantot ise yarışı 4. sırada bitirdi. Bir sonraki Vendée Globe yarışı 1992-1993?te düzenlendi ve bundan sonra da düzenli olarak her 4 senede bir yapıldı. En son 2008-2009?da yapılan ve müthiş mücadelelere sahne olan Vendée Globe yarışını Michel Desjoyeaux kazandı.

Vendée Globe yarışı Open 60 sınıfı tekneler arasında yapılmaktadır. Yarışın başlangıç ve bitiş noktası Fransa?nın Vendée bölgesindeki Les Sables d?Olonne?dur. Yarışmacılar buradan yola çıkıp Atlantik Okyanusundan aşağıya Ümit Burnu?na inerler. Buradan Leeuwin ve Ümit burunlarını iskelede bırakıp Antarktika?nın çevresini saatin ters yönünde dolanarak bitiş noktasına geri dönerler. Bu genel rotanın yanı sıra güvenlik amacıyla her yarışta ek kapılar rotaya eklenebilir.

Yarışma boyunca yarışmacılar demir atmakta serbesttir ancak bir şamandıraya bağlanmak ya da başka bir tekneye bordalamak yasaktır. Hava ve rota durumu dahil dışarıdan herhangi bir yardım alamazlar. Bu kuralın tek istisnasında yarışmacılar sadece yarışın başlangıcını takip eden 10 gün boyunca bir tamirat için başlangıç noktasına dönüp daha sonra yarışa tekrar başlayabilirler.

Yarışmacılar özellikle Güney Okyanusundaki sert havalar nedeniyle çok zor şartlar altında yarışırlar. Katılımcıların büyük çoğunluğu yarıştan çekilmek zorunda kalır, 1996-1997 yarışında ise Kanadalı Gerry Roufs denizde kaybolmuştu. En son düzenlenen 2008-2009 yarışında start alan 30 tekneden sadece 11 tanesi yarışı bitirebildi. Bu nedenle yarışmacılar, karşılaşılacak durumlarla başa çıkabileceklerini göstermek için yarışa katılacakları tekneyle daha önceki açık deniz deneyimlerini yarış komitesine sunmak zorundadırlar.