Etiket arşivi: yelkenli

Sağanak Trimi ( Ders 7 )

Sağanaklarda gerçek rüzgâr yönünde bir değişiklik olmazsa, zahiri rüzgâr kıça kayar. Çünkü teknenin hızı sabittir, gerçek rüzgâr artar. Bu durumda ıskotalar biraz boşlanmalı tekne hızlanıp sağanak kesildikten sonra tekrar alınmalıdır.

Bazı sağanaklarda ise gerçek rüzgâr yön değiştirir. Gerçek rüzgâr kıça kayarsa buna havanın çekmesi, başa kayarsa buna havanın açması denir. Bu gibi durumlarda rüzgârın şiddetinin artması/azalması ve havanın çekmesi/açmasına göre ıskota veya dümenle müdahale edilerek teknenin seyrine devam edilir.

Salma Çekikliği ve Ağırlığı ( Ders 6 )

Salma bir çok teknede sabittir. Ne var ki küçük boyutlu yelkenlilerde ve bazı yatlarda salmanın çekikliği ayarlanabilir.

Salma, Bernolli etkisi ile rüzgâra karşı gidilen seyirlerde ise yarar, rüzgârın salt itiş gücüyle gittiği konumlarda ise yalpalanmayı önlemek dışında istenmeyen sürtünme yaratır.

Bu sebeple salma, orsa ve dar apaz seyirlerde en derin konumunda olmalı; apazda bir az, pupada büyük ölçüde yukarı çekilmelidir.

Not: Eğer sert hava ve dalga tekneyi apaz ve pupada bir sancağa bir iskeleye savuruyorsa, salma normal kullanıldığından daha derinde kullanılarak teknenin dengesi sağlanır.

Teknede bulunan insanların ağırlığı, seyir açısından faydalı olarak kullanılabilir. Orsa seyrinde mürettebat, teknenin rüzgârüstüne oturarak tekneyi tartmaya yardımcı olur. Bu sayede tekne daha çok orsalar. Teknenin en iyi tartıldığı nokta, genellikle gövdesinin en şişkin olduğu ağırlık merkezinin hizasındaki noktadır. Çünkü buradan maksimum tartma momenti/torku sağlanır.

Rüzgâr orsadan pupaya kaydıkça ağırlıklar (mürettebat) geriye alınmalı ve rüzgâraltı/rüzgârüstüne eşit dağıtılmalıdır. Ağırlıklar geriye alındıkça, teknenin burnunun suya gömülmesi engellenecek ve eşit dağılımla denge sağlanacaktır. Orsa seyirlerde teknenin burnuna yardımcı olmak ve orsalamayı arttırmak için mürettebat normalden ileriye kaydırılabilir.

Not: Çok hafif havalarda orsa, dar apaz ve apaz seyirler için mürettebat rüzgâraltına oturtulabilir. Bu sayede tekne yapay olarak rüzgâraltına yatırılır ve bu sayede yelkenler üzerinde yapay bir basınç farkı oluşur. Tekne hız kazanır.

Not: Hafif havalarda tekne üzerinde çok fazla hareket edilmesi, tekneyi yavaşlatır.

Yelkenli Tekneler İçin Vites Kavramı ( Ders 5 )

Yelkenli tekneler de tıpkı bir araba gibi yol durumuna göre farklı viteslerden yararlanır. Küçük vitesler tekne için yüksek çekiş gücü sağlarken, büyük vitesler performans sağlar.

1. Vites:

Hızlanmak veya dalgaları aşmak için kullanılır. Tramola sonrası çabuk hızlanmak için de kullanılır. Dalgalı deniz, hafif ve düzensiz rüzgâr için kullanışlıdır.

Yelkenlere aşırı büküm ve yuvarlak giriş verilir. Geniş bir seyir kanalı, tam güç ve düşük orsa sağlanır.

2. Vites:

Hem rüzgârüstüne gitme, hem de hızlı gitmek için kullanılır. Denizin az dalgalı ancak rüzgârlı olduğu durumlar içindir. Düz, ıskotalardan kasık ve yuvarlak girisli yelkenler.

3. Vites:

Maksimum orsa yeteneği ve hızlı gidişler için kullanılır. Orta sert rüzgâr ve dalgasız denizler içindir. Düz, ıskotalardan kasık ve dar girişli yelkenler. Tor yeri kıçta.

Not: Sert havalarda camadan vurulmak istenmiyorsa büyük vitesin yanı sıra bükümlü yelken ve biraz boşlanmıs araba kullanılarak durum idare edilebilir.

Cenova İle Ana Yelken Arasındaki Etkileşim ( Ders 4 )

Ana yelken ve cenovanın tekne için birlikte hareket ederek bir bütün oluşturduğunu unutmayın.

Dar Aralık Sorunu:

Cenova, ana yelkene göre çok çekiliyse ya da cenovanın güngörmezi ana yelkenin konumuna göre çok kapalıysa cenovadan geçen rüzgâr ana yelkene ters rüzgâr verir ve ana yelken kullanışsız olur.

Sert rüzgârlarda cenova ana yelkene göre çok kasılı ise:

  • Cenova ıskotası biraz boşlanabilir.
  • Ana yelkenin bükümü arttırılabilir.
  • Ana yelken düzleştirilebilir.

Ana yelkenin biraz ters rüzgâr alması makuldur, ancak çok fazla ters rüzgâr aldığı zaman yukarıdaki işlemler yapılmalıdır.

Sert rüzgarlarda cenovanın güngörmezi çok kapalı ise:

  • Cenova mandarını çekerek tor yeri başa alınabilir.
  • Cenovanın ıskotası alınabilir.

Geniş Aralık Sorunu:

Ana yelken ile cenova arasındaki aralık çok genişse, ana yelken, ön yelkenle olan etkileşiminin verdiği ekstradan ilerleme kuvvetini kaybedebilir. Bu durumda:

  • Ana yelken ıskotası boşlanabilir.
  • Cenova ıskotası alınabilir.
  • Ana yelkenin derinliği arttırılabilir.

Ana Yelken Trimi ( Ders 3 )

Ana yelken hızdan ziyade tekneye ivme ve yön veren, dümen dengesini sağlayan ve teknenin yatma derecesini birinci dereceden etkileyen yelkendir. Bu nedenle yanlış trim edilmiş bir ana yelken teknenin dengesini olumsuz yönde etkileyecektir.

Orsa ve Dar Apaz için:

1) Doğru bükümü ıskotayı kullanarak ayarlayın. Doğru bükümü bulmak için pratik bir yol yelkenin üst çıtasının bumba ile paralel olması veya üst kurdelenin kıça doğru uçmasıdır. Unutmamak gerekir ki büküm doğrudan güngörmezin konumunu etkiler. Oldukça açık bir güngörmez teknenin orsa çekmesini azaltır. Bu kullanım hafif havalar ve çalkantılı denizler için kullanışlı olur. Güngörmezi kapamak için ıskotayı çekmek gerekir.

Çok kapatılmış bir güngörmez ise orsa çekmeyi arttırmasıyla birlikte tekneyi bayıltır. Orta rüzgar ve dalgasız denizde tam armalı teknelerde iyi orsa gitmek için kullanılabilir. Ne var ki daha sert havalarda bu denli orsa çekmeye karşı yapılan dümen hareketleri büyük olur. Tekneyi rotada tutabilmek için dümen palası adeta bir el freni işlevi görür. Güngörmezi açmak için ıskotayı boşlamak gerekir.

2) Ana yelken arabası, ıskota gerginliğini dolayısıyla bükümü değiştirmeden bumbanın tekne orta hattıyla yaptığı açıyı değiştirmesine yarar.

Not: Tekne için ideal yatıklık derecesi 15o?dir. Pratik olarak anayelken bu yatıklığı mümkün olduğu kadar sağlamalıdır. Bu kural hafif havalarda, çalkantılı denizlerde ve camadan vurmak istenmediğinde işlemeyebilir.

Sertleşen havalarda camadan vurmak mümkün değilse yelken biraz ters rüzgar alabilir. Bu durumda iyi bir anayelkenci – dümenci uyumu gerekir. Bu sayede maksimum hız korunur. Ancak camadan vurmak yelkenlerin ömrü ve teknenin dengesi açısından daha sağlıklıdır.

3) Direğin ıstralyalar veya runnerlar yardımıyla geriye eğilmesiyle ana yelkenin orsa yakası ile güngörmez yakası arasındaki mesafe artar, yelkenin orta ve üst kısımlarının derinliği azalır.

Eğik bir direk sert hava ile sakin denizlerde, yüksek orsa istendiğinde ya da çok orsa çeken tekneye camadan vurulamayan durumlarda kullanılır. Direk eğildiğinde yelken üzerindeki torun kıça kaydığı unutulmamalıdır.

Aşırı eğik direkli teknelerin ana yelkenlerinde bumbanın kıçtaki ucundan orsa yakasına katlanmalar oluşur.

4) Ana yelkenin alt yakasının derinliği arka yaka/altabaso halatı ile ayarlanır. Altabaso trimi, aynı zamanda büküme de doğrudan etki ettiği için ana yelken için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Çekilmiş bir altabaso ile anayelkenin alt kısmı düzleşince, yelkenin orta ve üst kısımlarında görece daha az kasılma olduğundan, yelkenin alt kısmına göre daha çok rüzgaraltına açılır. Yani büküm oluşur, güngörmez açılır.

Rüzgar arttıkça altabaso son hizaya kadar çekilir. Dalgalı durumlarda rüzgarın şiddeti dalgaya baskınsa çekili, dalganın şiddeti rüzgara baskınsa biraz gevşek kullanılır.

Not: Aşırı durgun havada hafif tekneler yelkeni düzleştirip bükümü arttırarak daha hızlı gidebilirler. Çünkü zayıf bir hava akımı için derin bir yelkenin rüzgâraltı yakasını dolaşmak zordur.

Not: Ana yelken güngörmez yakasından daha çok aşağı çekilip, gerilmek istendiğinde dip camadanı ismini verdiğimiz bir sistemden yararlanılır. Bu sistem altabaso gergisi gibi bumbanın içinden geçip bumbanın arkasından çıkmakla birlikte altabaso gergisinin bağlandığı matafyonun 25-50 cm üzerindeki bir üst matafyona bağlanır.

5) Ana yelkenin tor yerini ayarlamada ana yelken mandarı ve kanigam sisteminden yararlanılır. Bu sistemlerin yanı sıra daha önce de belirttiğimiz gibi direği eğmek toru kıça kaydırır. Ayrıca yelkenler eskidikçe torun kıça kaydığı da unutulmamalıdır.

Ana yelken toru çoğu durumda ortada kullanılır. Hafif havalarda ana yelken torunu kıçta kullanmak faydalıdır. Rüzgâr arttıkça tor daha da kıça kayar, böyle durumlarda kanigam veya mandarı çekerek toru başa kaydırmalısınız.

Orsa yakasındaki dikey katlanmalar mandarın aşırı gergin, yatay katlanmalar ise mandarın aşırı gevşek olduğunu gösterir.

Not: Mandarı aldığımızda güngörmez yakasının üst kısmı kapanacaktır. Halbuki kanigamı aldığımızda güngörmez yakasının üst kısmı açılır. Bunun sebebi iki halatın yelkeni çekiş yeridir.

Not: Kanigam kasıldığında ana yelkenin alt kısmında kırısıklıklar olusur, ancak elde ettiğimiz tor yerini ve güngörmez ayarını düsündüğümüzde kaz gelecek yerden tavuğu esirgememek gerekir.

Apaz ve Pupa için:

Apaz seyrinde ana yelkeni yine kurdeleler kıça uçuşacak şekilde ayarlayın. Bu seyirde tüyler kısmen kullanılabilir.

Rüzgâr pupaya kaydıkça kurdeleler bir işe yaramayacaktır.

Bu durumda yelkeni pırpırlatmayacak kadar ıskotadan boşlamak pratik olacaktır. Ancak ana yelken gurcataya dayanırsa formunu kaybeder ve gücünü yitirmeye başlar. Boşlarken bu durum göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu seyirlerde araba rüzgaraltına alınmalıdır.

Özellikle hava pupaya döndükçe ıskota, bükümü ayarlayamaz olur. Bu durumda büküm pupa palangasıyla kontrol edilmelidir. Pupa palangası kasıldığında büküm azalır. Böylece rüzgâr kaybı engellenmiş olur.

Not: Palanganın üst çıtayı bumbaya paralel yapacak kadar alınması faydalı bir referanstır.

Ancak hafif havalarda bumbanın ağırlığını da göz önünde bulundurduğumuzda palangayı çok almamak gerekir.

Bu seyirlerde altabaso boşlanarak yelkenin alt kısmında, kıç ıstralya boşlanarak üst kısmında derinlik oluşturmak gerekir. Kanigam ve mandar boşlanarak toru kıça kaydırmak da apaz ve özellikle pupada faydalıdır.

Cenova Trimi ( Ders 2 )

Cenova, pratik olarak teknenin itici motorudur diyebiliriz, çünkü önünde yelken ya da direk gibi hava kuvvetini yönlendirecek, ters akım oluşturacak bir cisim yoktur.

Orsa ve Dar Apaz için:

1) Cenova için doğru bükümü belirlemenin pratik bir yolu: arabadan ıskota doğrultusunda uzatılacak bir hattın orsa yakasını ortadan tam ikiye bölecek şekilde arabanın ayarlanmasıdır.

Doğru bükümün elde edilmesiyle, dümenle yapılacak orsalama hareketlerine cenovanın tüyleri en alttan en tepeye kadar aynı anda ve aynı şekilde tepki verir.

Rüzgârüstüne dönerken cenovanın önce alt kısmının yapraklanması demek, bükümün az, güngörmezin kapalı olması demektir. Böyle bir durumda araba kıça kaydırılmalı ve ıskotanın aşağı çekisi azaltılmalıdır. Yapılan değişiklikle ıskota köşesi yükselir ve cenova güngörmezi rüzgâraltına açılır. Artan yatay çekişle cenovanın alt kısmı düzleşir.

Rüzgarüstüne dönerken cenovanın önce üst kısmının yapraklanması demek, bükümün çok, güngörmezin fazla açık olması demektir. Böyle bir durumda araba basa kaydırılmalı ve ıskotanın aşağı çekisi arttırılmalıdır. Böylece güngörmez yakası gerilir ve büküm azalır. Yatay çekisin azalmasıyla cenovanın alt kısmının derinliği artar.

2) Bükümü belirledikten sonra ıskota ile cenovayı dümencinin isteğine göre ayarlayın. Doğru bükümle artık tüyleri daha etkili kullanabilirsiniz. Rüzgârüstü tüy pırpırlıyorsa ıskotayı kasın, rüzgâraltı tüy pırpırlıyorsa boşlayın.

Eğer sıkı orsa gidiyorsanız cenova ile gurcata arasındaki mesafeden yararlanabilirsiniz:

  • 1 yumruk (normal)
  • 2-3 yumruk (hızı tercih/hafif rüzgarlar)
  • 2-3 yumruk (sert hava ile çalkantılı deniz birlikte)
  • gurcataya değerse (en uygun orsa)

3) Daha önce de belirttiğimiz gibi cenovanın alt kısmının derinliğini arabanın konumu ayarlar. Kimi durumlarda cenovanın orta ve üst kısımlarına da derinlik verilmek istenir. Bu durumda baş ıstralya gerginliğinden yararlanılır. Gergin bir bas ıstralya düz bir yelken ve hava için dar bir giriş sağlar. Gevşek bir başıstralya ise derin bir yelken ve hava için yuvarlak bir giriş sağlar.

Gergin baş ıstralya(25/100) sakin bir deniz için orta ve sert havalarda ya da orsası yüksek seyir istendiğinde tercih edilmelidir.

Gevsek baş ıstralya ise çalkantılı denizler için uygun olup, hafif rüzgar ve orsa yerine hızın istendiği durumlarda tercih edilmelidir. Cenova arabasının gergin bas ıstralya isteyen koşullarda kıça, gevşek baş ıstralya isteyen koşullarda ise başa kaydırılmasının sebebi yine cenova derinliğini ayarlama kaygısındandır. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, cenova arabası aynı zamanda bükümü de kontrol ettiğinden daha hesaplı ayarlanmalıdır.

Not: Baş ıstralya uzunluğu genellikle doğru direk eğimini belirlediğinden değiştirilmemelidir.

4) Cenova?nın tor yerini de trim edebiliriz. Tor yerini ayarlamada en etkili trim aracı cenova mandarıdır.

Mandarın kasılmasıyla tor basa, gevşetilmesiyle tor kıça kayar. Mandar gerginliği de baş ıstralya gibi cenovanın giriş biçimini etkiler. Gergin mandar toru basa alarak yuvarlak bir giriş ve kolay dümen hakimiyeti (geniş kanal), gevsek mandar ise toru kıça kaydırarak dar bir giriş, zor bir dümen hakimiyeti(dar kanal) ve yüksek orsa verir. Yuvarlak giriş cenovayı rota değişikliklerine daha toleranslı yapar. Çalkantılı denizler, değişken rüzgârlar ve tecrübesiz dümenciler için uygundur. Orsa yakasındaki dikey katlanmalar mandarın aşırı gergin, yatay katlanmalar ise mandarın aşırı gevsek olduğunu gösterir.

Not: Mylar ve Kevlar yelkenler Dacron yelkenlere göre daha az esnediğinden tor yerini ayarlamak için mandar yerine bas ıstralya sarkmasını kullanmak daha uygundur. Bu gibi durumlarda mandar ayarı için aşırı gerginlik yerine yatay kırışıklıkların giderilmesi esastır.

Not: Iskota ile araba arasındaki karşılıklı etkileşim, baş ıstralya ile mandar arasında da vardır. Trim yapılırken birden çok trim elemanı hesaba katılmalıdır.

Apaz ve Pupa için:

Rüzgâra olan açı genişledikçe cenovanın alt kısmında aşırı derinlik oluşur. Cenovayı hakkıyla doldurmak için ıskota çekme noktasını teknenin dışına almak gerekir. Bu varsa ikincil bir dış araba hattı ya da ıskota yönlendiricisinin (barber hauler) kullanılmasıyla sağlanabilir.

Bu seyirlerde yelkenden maksimum güç alabilmek için yelkenin ortası düzgün trimlenmiş olmalıdır. Tüylerden orta tüyler izlenmelidir. Tüyler en verimli orsada çalışır, apaza ve pupaya kaydıkça verimini kaybeder. Zahiri rüzgâr iyice kıça kaydıkça cenova ana yelkenin örtmesi yüzünden doldurulamaz olur. Duruma göre cenova gönderle kullanılabilir, simetrik ya da asimetrik balon basılabilir, ya da iğnecik pupa gidiliyorsa ayı bacağına geçilebilir.

“Arethusa 154” 17 Milyon Euroluk Yat

Milyon dolarlık lüks teknelerden yelkenlilere kadar farklı ürünlerin sunulduğu 29. Uluslararası İstanbul Shop&Miles Boat Show Fuarının en pahalı yatı ?Arethusa 154? adlı 17 milyon dolarlık yat oldu. Türkiye?de üretilen yat 48 metre uzunluğunda.

Arethusa 154

Deniz üzerinde gerçekleştirilen fuarda 3 metreden 48 metreye kadar, fiyatları 30 bin lirayla 17 milyon Euro arasında değişen 330 tekne denizseverlerin beğenesine sunuldu. Boat Show?da bu yıl ilk kez görücüye çıkan 20 teknenin yanı sıra fuarın en pahalı yatı ?Arethusa 154?  17 milyon Euro?luk rekor fiyatıyla dikkat çekti.

17 milyon Euro?luk Yat…

Türk yapımı Nereids Yatçılık?a ait ?Arethusa 154? adlı yat 17 milyon Euro?luk fiyatıyla fuarın en pahalı yatı ünvanına sahip oldu. 2 adet 2250 beygir gücünde motoru bulunan yat hızı 16 knotu buluyor. 1 VIP, kamarası bulunan yatta, 4 adet iki kişilik misafir kamarası ve yine 4 adet de personel kamarası bulunuyor. 48 metre uzunluğa ve 9 metre genişliğe sahip megayat garajında  2 adet de jetski bulunuyor. Yatın her kamarasında banyo ve tuvalet de mevcut. ?Minella? adlı yat ise tasarımıyla dikkatleri üzerine çekti. 23 metrelik yat, 38 deniz mili hız yapabiliyor. Numarine Yatçılık?a ait yatın fiyatı ise 2 milyon Euro. Fuarın diğer bir dikkat çekici yelkenlisi ise Valena Yatçılık?a ait Ubibene adlı 40 metrelik yelkenli oldu.

Oruçoğlu Yatçılık?a ait ?Royal Barbaros? adlı yat müşteri bulamayınca fiyatı 4 milyon Euro?luk düşüşle 8 milyon Euro?ya geriledi.  İkinci el yatlara olan talebin artmasının yeni yatlarda fiyatları düşürdüğünü ifade eden Oruçoğlu Yatçılık ortağı İsmail Oruçoğlu ?Yatı bir an önce satmak istiyoruz? dedi. Geçen yıl fuardaki en pahalı tekne unvanını Royal Barbaros?un olmuştu.

İkinci El Teknelerin Fiyatları %50 Düştü

30 bin lirayla 600 bin Euro arasında satılan yaklaşık 50 ikinci el yat Fuarın fırsat köşesinde sergilendi. İkinci el yat satışı yapan Calipso Yatçılık sahibi Burak Geldigitti, ikinci el yat fiyatlarının oldukça bu yıl oldukça cazip olduğunu belirterek, ?Birçok ikinci el yatta taksitlendirme de yapılıyor? dedi.

29. İstanbul Shop & Miles Boat Show Fuarı Sona Erdi

20-25 Ekim 2010 tarihleri arasında İstanbul Pendik?deki Marina Türk İstanbul City Port?ta 29?uncusu düzenlenen Shop&Miles Boat Show Fuarı sona erdi. 234 firma, 618 yerli ve yabancı markayı, 349 tekneyi deniz tutkunlarıyla buluşturan Uluslararası İstanbul Shop&Miles Boat Show?u 6 gün boyunca 46 bin 242 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.

İstanbul Shop&Miles Boat Show?un ilk satışı VIP açılış gününde gerçekleşti. 20 tekne fuarın ilk günü sahiplerini buldu. İlk günün satış hasılatı 30 milyon Euro?yu bulurken, Fuarın En Pahalı Teknesi Arethusa 154 de ilk gün alıcı bulan tekneler arasında yer aldı.

29. Uluslararası İstanbul Shop&Miles Boat Show bünyesinde Kuzey Amerika, Avusturalya, Dubai, Fransa, İngiltere ve İtalya başta olmak üzere farklı bir çok ülkeden davet edilen ve 6 gün boyunca fuarı takip eden yabancı basın mensupları ile 22 Ekim tarihinde tersane gezisi gerçekleştirildi.

Basın mensuplarına Türk yatçılık sektörünü tanıtmak için Tuzla bölgesinde düzenlenen tersane gezi programında, Türk yatçılığının başarısına şahit olan uluslararası basın mensupları, üretim süreci hakkında detaylı bilgi aldılar. Basın mensuplarının en çok dikkatini çeken ise  lüks yatların yapımında kullanılan özel malzemeler oldu.

Dünya Offshore Şampiyonası?nın 17. ve 18. Ayak yarışları, 23-24 Ekim tarihleri arasında İstanbul Shop&Miles Boat Show?da gerçekleştirildi.

23 Ekimde Shop&Miles Boat Show Grand Prix?si adıyla düzenlenen müsabakada, Berna-Joseph Muhlbauer ikilisi yönetimindeki “5 GSYİAD Galatasaray” teknesi birinciliği göğüslerken, Ali Tanır-Murat Leki?nin “3 Beşiktaş 1903” ü ikinciliği, şampiyonanın Fransız katılımcısı Jerome Brarda-Hamdi Kitapçıoğlu yönetimindeki “67 Oliympique Marsilya” takımı ise üçüncülüğü ak etti.

24 Ekimde ise 5 GSYİAD Galatasaray teknesi mücadeleyi sürdürerek birinciliği kaptırmadı ve fuarda gerçekleştirilen ödül töreninde de Galatasaray takımı 1.lik kupasına sahip oldu.

İstanbul Shop&Miles Boat Show Fuarına katılan başlıca motoryat markaları: Sunseeker, Azimut, Riva, Fairline, Sea Ray, Peri Yachts, Numarine,Grand Banks, Aston Doa, Vicem, Sessa, Cranchi, Bayliner, Mengi Yay, Carianda, Chris Craft, Monterey, Minor, Atlantis, Viking, Chapparal, Ares Yat,Elegan Yat, Mursan, Larson, Mac Gregor, Crownline, Mainship, Ale Yat, Zeelander, Rinker, Zenith Marin, Rodman, MonteCarlo

İstanbul Shop&Miles Boat Show?da Yer Alan Başlıca Yelkenli Tekne Markaları: Bavaria, Beneteau, Jeanneau, Hanse, Elan, Dufour, Contest, Mag marine, Musty Yat,Mural Yatçılık, Agantur, Valena Yatçılık ,

Türkiye?de ilk kez İstanbul Shop&Miles Boat Show Fuarı’nda sergilenen bazı modeller: Peri 29, Sessa 54 Flybridge, Sessa 545, Sessa C68, Hanse 445, Bavaria Cruiser 45, Bavaria Cruiser 40, Bavaria Sport 38 HT, Bavaria Sport 28, Azuree 33, Four Winns V28, Four Winns H240, Monterey 204FS, Monterey 184FS, Chaparral Signature 270, Dofour 375 Grand Large, Dufour 405 Grand Large, Jeanneau Sun Odyssey 409, Jeanneau Prestige 400 Flybridge, Jeanneau Prestige 60 Flybridge, Flyer Gran Tourismo 38 HT, Viking Marin 405 Fly, Beneteau Swift Trawler 34, Galeon 390 Fly, Fairline Squadron 65, Azimut 53, Riva 68 Ego Super.

İstanbul Shop&Miles Boat Show fuarı ünlü ziyaretçileri ağırladı. İbrahim Tatlıses, Oktay Kaynarca, Yağmur Atacan, Pınar Altuğ, Emre Belezoğlu, Fenerbahçe?nin yıldız kalecisi Volkan, Nev, Seda Sayan, Ata Demirer, Mehmet Ali Birand, Beyazıt Öztürk, Şahan Gökbakar, Acun Ilıcalı, Nefise Karatay, İlhan Şeşen fuarı gezen ünlüler  arasında yer aldı. Ünlülerin bazıları ise fuara kendi tekneleri ile geldi.

Yelkencilik (Armalar, Yelken Tipleri ve Terimleri)

YELKENLİ TEKNELERDE ARMALAR

KABASORTA ARMA:

Direğe dik açı yapan, seren denen yatay direkler üzerine açılan bir yelken düzenine sahiptir.

SÜBYE ARMA:

Ana yelkenin ön yakası direk ve istralyalara sabitlenir, alt yaka flok yelkeni gibi bazı istisnalar dışında bir bumba ile açılır. Günümüz teknelerinin çoğu sübye armalıdırlar.

DİREKLERİNE GÖRE ARMALAR:
Tek direkli ve çok direkli olarak ayrılırlar.

TEK DİREKLİ ARMALAR:

SLOOP: Bir ön yelkeni vardır.
CUTTER (KOTRA): İki ön yelkeni vardır.
KAT: Ön yelkeni bulunmaz.

İKİ VEYA DAHA ÇOK DİREKLİ ARMALAR:

KETCH: Ön direk uzun (ana direk), mizana direği dümen palasının önünde yer alır.
YAWL: Ön direk uzun (ana direk), mizana direği dümen palasının arkasında yer alır.
USKUNA: Arka direk uzun (ana direk), ön direk kısadır.

YELKEN TİPLERİ

DÖRT KÖŞE:
Kabasorta armanın temel yelkenidir, yelken halatlarla bir serene bağlanır.

LATİN:
Alt köşesi mümkün olduğunca aşağıda tutulan ve bu sayede direkteki bölümü yukarıda kalan, 3 yakalı yelkendir.

PRAÇIRA:
Yelkeni taşıyan serenin, direğin önüne çekildiği yelken sistemidir.

RANDA:
Yelkenin üst köşelerini bağlamak üzere direğe geçirilmiş giz denilen çubuğun üzerine açılmış yelken tipidir.

AÇAVELA:
Direkte çapraz olarak uzanan açavela denen bir çubuk üzerine açılan yelkendir.

BERMUDA:
Günümüzde yaygın olarak kullanılan ve alt kenarı (yakası) bir bumba üzerine açılan üçgen yelken türüdür.

YELKENCİLİK TERİMLERİ

KONTRA:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sancak veya iskele olup olmadıklarına verilen isimdir..Yelkenin dolduğu yön anlamına da gelir.

SANCAK:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sağ kısımlarına verilen isimdir. Rengi yeşildir, geceleri deniz taşıtlarının yeşil görülen yanları sancak yanlarıdır. Yol hakkına sahiptir ve iskele kontra tekneden yol alır.

İSKELE:
Yelkenli teknelerin ve deniz taşıtlarının sol kısımlarına verilen isimdir. Kırmızı renktedir ve sancak kontra taşıta yol vermek zorundadır.

SEYİR:
Yelkenli teknelerin rüzgarla olan açılarına göre 3 ana gidiş yönü vardır. Bunlar orsa, apaz ve pupadır.İşte bu yönlere verilen ada seyir diyoruz.

ORSA SEYRİ:
Orsa rüzgara en yakın seyredilen seyirdir. Yelkenli tekneler rüzgara karşı gidemezler. Yaklaşık teknenin omurga hattıyla rüzgar arasında 45 derecelik bir açı oluşur. İşte bir yelkenli teknenin rüzgara en yakın seyredebildiği seyire orsa seyri diyoruz.

APAZ SEYRİ:
Bir yelkenli teknenin rüzgarı yandan alarak seyir etmesine verilen isimdir. Teknenin omurga hattıyla rüzgar arasında 90 derecelik bir açı vardır. Apaz seyirini dar apaz ve geniş apaz diye iki kısıma ayırabiliriz. Eğer rüzgar açısı 50 derece olursa dar, 135 derce olursa geniş apaz deriz. Apaz seyiri çoğu yelkenli tekne için en hızlı seyirdir.

PUPA SEYRİ:
Yelkenci olan olmayan herkesin en çok bildiği seyirdir. Pupa seyirinde yelkenli tekne rüzgarı arkadan (180 dereceden) alır. Yelken pupa seyrinde paraşüt gibi çalıştığı için etkisi orsa ve apaz seyirine kıyasla oldukça düşüktür. Yani bu seyir biraz daha yavaş sayılabilir.

TRAMOLA (TİRAMOLA):
Rüzgara yakın orsa seyirinde giden yelkenli tekne, gideceği hedefe ulaşabilmek için dönüşler yapmak zorundadır. Rüzgarüstüne doğru yapılan bu dönüşlere tramola denir. Unutulmaması gereken tramola sadece orsa seyirinde atılır.

KAVANÇA (BOCİ TRAMOLA):
Rüzgarı arkadan alan yelkenli tekne yine gideceği hedefe göre dönüş yapıp, kontra değiştirmek zorundadır. Rüzgar altına doğru yapılan dönüşlere kavança ya da boci tramola adı verilir. Kavança sert havada bumbanın oldukça sert hareket etmesine sebep olacağı için, dikkatli yapılması gereken bir dönüştür. Zorunlu değilse sert havada yapılmamalıdır. Unutulmamalıdır orsa seyrinde kavança atılmaz, geniş apaz veya pupa seyrinde bu dönüş yapılabilir.

RÜZGARÜSTÜ:
Yelkenli teknenin rüzgarı aldığı yöne verilen isimdir.

RÜZGARALTI:
Yelkenli teknenin rüzgarı aldığı yönün tersi tarafına verilen isimdir.

ORSALAMAK:
Yelkenli teknenin rüzgarla arasındaki açıyı küçülterek mümkün olabildiği sınıra kadar tekneyi rüzgara yaklaştırmaya denir. İstenildiği taktirde sınıra kadar gelinmesi zorunlu değildir.Yani orsalamanın mümkün olan sınırlar içinde belirli bir sınırı yoktur.

KAFAYI AÇMAK:
Yelkenli teknenin rüzgarla arasındaki açıyı arttırmasına denir. Orsalamanın tam tersi olarak da düşünülebilir.

YAPRAKLAMA:
Eğer yelkenimizi rüzgarla dolduramıyorsak, yelkenimiz bir sağa, bir sola oynar. İşte bu harekete yapraklama veya pırpırlama denir. Bu durumda yelkende herhangi bir güç elde edilmez ve yelkenli tekne ilerleyemez.

KÖR TRAMOLA:
Tramola atabilmek için yelkenli teknemizin tramola atmaya başlamadan önce kazanmış olduğu yeterli hız yani yeterli bir enerji olmalıdır. Kısacası duran teknemize tramola attıramayız. Eğer tramola atarken enerji eksikliği yüzünden tramolamızı tamamlayamayıp, köre düşüyorsak (yapraklama) buna kör tramola diyoruz.

BAYILMA:
Özellikle rüzgarlı havalarda orsa ve apaz seyirlerinde yelkenli teknemiz rüzgar altına doğru yatar ve yan yan seyir eder. İşte bu durumu bayılma diye ifade ediyoruz. Bayılma engellemez ama aşırı bayılma, teknenin burnunu rüzgara doğru çevirerek engellenmelidir.

TRİM:
Yelkenimizin şeklini değiştirerek, ondan en yüksek ölçüde verim alabilmemiz için ona uyguladığımız küçük şekil değişiklerine trim deriz.

KERTERİZ:
Rüzgarın hafif dönüşlerini anlamak ve bu dönüşlerin rotamızı bozmasını engellemek için pruvamızdaki sabit bir noktayı aklımızda tutmaktır. Ona göre rüzgar değişimlerini anlar ve rotamızı değiştiririz. Kerteriz oldukça önemli bir kavramdır.

Dünya Turu Yapan En Küçük Tekne “Kayıtsız”

“Kayıtsız 3” adlı, “Bristol Channel Cutter Pilot” sınıfı, 8 metre boyunda, 2.90 santimetre genişliğinde ahşap teknesiyle 1 Temmuz 2006 Kabotaj Bayramı’nda İzmir Foça Limanı’ndan yola çıkan Türk denizci Özkan Gülkaynak, 25 bin deniz millik güzergahtan oluşan Akdeniz, Atlantik, Pasifik, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’i tam 2 yıl 11 ayda geçerek dünya turunu tamamladı.

Gülkaynak ise, basın toplantısında yaptığı konuşmada, tek başına yaptığı seyahati hiçbir elektronik seyir aygıtı kullanmadan gerçekleştirdiğini kaydetti.

Gülkaynak, sadece Atlantik okyanusunu geçerken kendisine bir arkadaşının refakat ettiğini ve turu deniz aşkı, sevgisi, seyahat tutkusu, başka kültürle yaşama isteği ve biraz daha özgürlük duygusu tatmak için gerçekleştirdiğini belirtti.

BALİNAYA ÇARPTIM

Teknesinde elektronik aygıt kullanmadan yaptığı dünya turundan büyük keyif aldığını belirten Gülkaynak, şöyle konuştu: `Yolculuğumun zor tarafları da oldu. Yolculuğum sırasında tifo hastalığına yakalandım ve yaklaşık 10 kilo verdim. Deniz hayatının kara hayatına göre farklı zorlukları da var. Tek başıma seyahat ettiğim için gemi trafiğine yeteri kadar dikkat edemedim. Birkaç kez gemilere çarpma riski atlattım. Bunun dışında uyuyan bir balinaya çarptım. Her an her şeyi kontrol edemedim.` Dünya turu rotası hakkında da bilgi veren Gülkaynak, `Pasifik`te üzerinde 5-10 kişinin yaşadığı adaları gezdim. Gezi çok keyifliydi` diye konuştu.

Gülkaynak, 7.95 metre uzunluğundaki teknesi ile sekiz metrelik `Uzaklar` adlı teknenin 1997 yılında elde ettiği `dünya turu yapan en küçük yelkenli tekne` unvanını da elinden aldı.

Sert hava koşullarının hakim olduğu denizlerde boyu 8 metreyi bulan dev dalgalarla boğuştuğunu belirten Gülkaynak, şöyle konuştu: `Dalgalar, bazen yedi metre yüksekliğindeki teknemin boyunu aştı. Bazen dev balinalar, köpek balıkları etrafımda dolaştı. Ama hiçbir zaman korkmadım, yılmadım, yoluma devam ettim. Balık tuttum, elimle ıstakoz yakaladım, aç kalmadım.`

Venezuella, Kolombiya ve Somali açıklarındaki korsanlara karşı da geceleri teknenin ışıklarını kapattığını belirten Gülkaynak, sözlerini şöyle sürdürdü: `Venezuella ve Kolombiya açıklarında korsanlara karşı tedbirli olmam gerektiğini biliyordum. Geceleri işe koyulan korsanlara yem olmamak için ışıkları kapattım. En tehlikeli korsanların Kolombiya`da olduğu söylendi. Oradaki korsanlar, sahibini öldürdükleri tekneyi uyuşturucu ticaretinde kullanıyorlarmış.`

Mart 2009`da Umman`da, Somali`deki korsanlarla müdahale için Aden Körfezi`ne giden Türk Donanması`na ait Giresun Fırkateyni ile karşılaştığını ifade eden Gülkaynak, sözlerine şöyle devam etti: `Sağolsun, komutanlarımız gemiyi bana açtı. Saç, sakal tıraşı oldum, banyo yaptım, 2,5 yıl sonra ilk kez Türk yemeği yemenin, Türklerle uzun uzun sohbetin zevkini yaşadım. Aden Körfezi`nde ise korsanlarla değil korsanlara karşı görev yapan savaş gemileriyle karşılaştım.`

Gülkaynak, ay yıldızlı yelkenlisi nedeniyle tepkiyle karşılaşıp karşılaşmadığı yönündeki soru üzerine, `Hayır, Yunanistan`da dahi tepki almadım. Tepki görseydim daha sert tepkiyle karşılık verirdim` karşılığını verdi. Gülkaynak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti`ne indiğinde ilk iş olarak simit yediğini ardından da kendisine döner ayran ziyafeti çektiğini söyledi.

Endonezya-Avusturalya Yat Rallisi?nin en başarılı teknesi

Darwin’e gittiğinde Endonezya Avustralya Yat Rallisi’nin yapıldığı ve onca tekne arasında en genç insan olan kendisinin yatçılardan “ailenin tek çocuğu muamelesi” görerek davet edilen teknelerde onlarla birlikte yemek yediğini de ifade etti. Gülkaynak, tüm bu güzelliğin yanında ralli komitesinin kendisine 150 tekne arasında; “rallinin en başarılı teknesi” ödülü verdiği kaydetti. Deniz kirliğine işaret eden Gülkaynak, şöyle dedi:
“Dünya hepimizin dünyası aslında tüm dünyayı korumamız lazım. Bu konuda biz elimizden geleni her zaman yapmaya hazırız. Özellikle kendi ülkemizde daha aktif olabiliyoruz. Bir şekilde çok kısa sürede organize olmamız lazım yoksa kaybettiğimiz kıyıları bir daha geri alma şansımız olmayacak. Betonlaşan kıyıların eski haline gelme şansı yok, o yüzden tüm bunların özenle programlanması gerekli. Balık çiftliği yağmacılığı altına dünyanın en güzel kıyılarına sahip Türkiye denizleri bulanık ve çamur hale dönüştü. Tarihi eserler nasıl bir miras ise Türkiye’nin kıyıları da böyle bir mirastır. Dünyanın en güzel coğrafyasına sahibiz. Bir tarafta sunun altında binlerce yıldan kalma sütün başlarını görüyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde doğayla tarihin bu kadar yan yana olduğu bir ülke görmedim.”

Özkan Gülkaynak, Kuzey Kıbrıs deniz ve kıyılarını henüz yeterince göremediği için pek birşey belirtemeyeceğini, sadece diğer ülkelerin denizle olan ilişkilerine baktığında Türkiye ile KKTC’nin sırtının “denize dönük” olduğunu görebildiğini kaydetti.

Korsanlar endişelendirmiyor

Malezya ve Somali açıklarında meydana gelmekte olan deniz korsanlığı konusunda ise hiçbir endişe duymadığını dile getiren Özkaynak, bu konuyu “pimpirikli” denizcilerin abarttığını; oysa denize açılma kararı alanların birçok tehlikeyi de göz önüne alan kişiler olduğunu kaydetti.


Özkan Gülkaynak, bu konuda kendisine; “korsanlardan korkmuyor musunuz” şeklinde soru yöneltenlere, “gerçekten yatımla geçerken yapılan telsiz konuşmalarından bölgenin çok riskli olduğunu anladım ama dert etmedim. Ne yapardım? Herhalde Türk kahvesi ikram ederdim” yanıtını verdiğini aktardı.

Ayrıntılı bilgi için; http://www.kayitsiz.com