Kategori arşivi: dünya turu

Francis Chichester

Önce havacılıkta sonra denizcilikte tek başına rekorlar kırdı. Haritacılık, navigasyon, yazarlık ve yayıncılık yaptı, bir yayınevi kurdu. Kendisine 6 ay zaman biçildiği halde kanseri yendi ve hemen ardından Atlantik yarışlarına katıldı. Çoğu kimsenin evinde ya da bahçesinde huzur içinde dinlenmeyi seçtiği 65 yaşında o dinlenmek yerine Joshua Slocum?un izinden gitti ve tek başına yelkenle dünyayı dolaşıp o ana kadar yapılan mesafe ve hız rekorlarını kırdı. Yaptıkları sayfalarca anlatılabilecek ve çoğumuzun belki de ?delirmiş bu adam? diyebileceği birisini tanıtmaya çalışacağız: Sir Francis Chichester.

Francis Chichester 1901?de Devon, İngiltere?de doğdu. Çocukluğu sevgiden yoksun ve berbat geçti. 6 yaşına geldiğinde yatılı okula gönderildi. 18 yaşına geldiğinde Yeni Zelanda?ya göç etti ve burada ormancılık, madencilik ve emlak işinde başarılı oldu ancak 10 yıl sonraki Büyük Buhran sırasında ciddi kayıplara uğradı.

2. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ordusunda seyrüsefer uzmanı olarak çalıştı. 1958?de kendisine ölümcül akciğer kanseri teşhis kondu ancak ileride eşi olacak olan Sheila tarafından uygulanan sıkı bir vejetaryen diyet ile kanseri yendi. 1960?ta kendisinin de kurucuları arasında yer aldığı ilk solo transatlantik yat yarışına Gipsy Moth III (ağaç güvesi) adlı teknesiyle katıldı ve kazandı. 4 yıl sonra tekrarlanan yarışta ise 2. oldu.

27 Ağustos 1966?da 64 yaşında iken Gipsy Moth IV adlı teknesiyle İngiltere Plymouth?tan ünlü dünya turunu yapmak üzere yola çıktı. Amacı eski ticaret rotasını izleyerek ticari tam mürettebatlı clipper gemilerinin 160 günlük seyir süresinden daha iyi bir sürede tek başına tamamlamaktı. Gipsy Moth IV, 38,6 kadem uzunluğunda keç armalı normal yelken takımıyla 79,4 m2 ve balonla 140 m2 üzerinde yelken alanına sahipti. 28 Mayıs 1967?de, yola çıkışından 274 gün sonra (yelkenle 226 seyir günü) arkasında 28500 mil bırakarak yolculuğunu tamamladı. Elbette seyahati süresince çeşitli olaylar yaşadı. Chichester, yolculuğunu bitme noktasına getiren üç ayrı olay yaşadığını söylüyor. İlkinde, Sidney?e daha 2300 mil uzaktayken rüzgâr dümenini kontrol eden bir parça kırıldı. Sidney?den önce başka bir yerde mola vermek istemediği için 3 gün boyunca yelkenleri trim yaparak ve yekeyi iplerle kontrol eden bir düzenekle tekneyi rotasında tutmayı başardı ve günde 160 milin üstünde yol almasını sağladı. Chichester, yola çıkışından 107 gün sonra yorgunluktan bitap bir halde Sidney limanına vardı. Diğer olayda Horn Burnu açıklarında seyrederken teknesi 140 derece yatarak devrilme noktasına geldi. Açıyı hesaplarken kabin güvertesinde bir şarap şişesinin bıraktığı izi kullanmıştı. Seyir defterine aldığı notlarda ve daha sonra yaptığı röportajlarda teknenin tasarımı yapıldığı şekliyle kendisini düzelteceğini bildiğini yazıyordu ancak yine de bu olay hafif sayılabilecek bir fırtınada meydana gelmişti ve önünde geçmesi gereken fırtınalarıyla kötü bir şöhrete sahip Horn burnu vardı. Yolculuğunun üçüncü önemli olayı da Horn burnu geçişi sırasında oldu. Bunu Chichester şöyle anlatıyor:

?Dalgalar muazzamdı. Her seferinde değişiyorlardı ama hepsi arkanızda yükselen kocaman eğik duvarlar gibiydi. En az hoşuma gidenler çok dik ve 50 kadem (15 m.) yükseklikte griyeşil kocaman bir set gibi olanlardı. Kendinizi bunlardan birinin dibinde hayal edin. Havuzluğum 5 kere suyla doldu ve bir keresinde boşalması 15 dakikadan fazla aldı. Rüzgar göstergem ise 60 knottan sonra çalışmayı bıraktı. Kendi kendine seyir düzeneğim sarsılmalarla başa çıkamıyordu? Çaresizlik içindeydim.?

Tüm umutlarının kaybolduğu ve tek başına kaldığını düşündüğü sırada, havuzluğa çıkan Chichester İngiliz Kutup Araştırma gemisi HMS Protector tarafından izlendiğini gördü. Aynı gün bir Kraliyet Hava Kuvvetleri uçağı da bulutların arasından çıktı. Bundan sonraki günlerde fazla olay yaşamadan yoluna devam etti ve 28 Mayıs 1967?de Plymouth?a vararak yolculuğunu tamamladı. Dönüşünde başarısı nedeniyle Kraliçe tarafından Sir unvanı verildi. ?The Circumnavigators? adlı kitapta Don Holm tarafından ?belki de şimdiye dek inşa edilen en kötü yarış teknesi? olarak nitelenen Gispy Moth IV bu yolculuktan sonra tekrar denize açılmadı. Chichester?in de tekne hakkındaki düşünceleri çok farklı değildi:

?Artık (dünya turunu) bitirdiğim için Gipsy Moth IV?ün ne olacağını bilmiyorum. Ben sadece kıç tarafa sahibim, teknenin üçte ikisi kuzenime ait. Bana kalsa kendi payımı hemen satarım. Eğer üçte biri kesilip atılabilse daha iyi olurdu. Tekne benim için çok büyüktü. Ayrıca benim açımdan herhangi bir manevi değeri yok. Çok huysuz, zor ve kullanmak için üç mürettebata ihtiyaç duyuyor ?seyrüsefer için bir insan, yekeyi hareket ettirmek için bir fil ve aşağı inip gerekli aletleri çalıştırabilmek için 8? (2.4 m) uzunluğunda kollara sahip 3?.6? boyunda (1.1 m) bir şempanze.?

Dünya turundan sonra Chichester, Gipsy Moth V adlı tekneyle 1970?te 4000 millik bir etabı 20 günde geçmeyi planlayarak bir hız rekoru denemesinde bulundu ancak 1 gün fark ile bu rekoru kıramadı. 26 Ağustos 1972?de kanserden öldü.

Joshua Slocum

Dünyayı ilk kez tek başına dolaşan denizciyi mi arıyorsunuz? İşte karşınızda maceraperest ve yazar Kaptan Joshua Slocum. 24 Nisan 1895?te 51 yaşında iken ?Spray? adlı şlup (sloop) teknesi ile Boston?dan ayrıldı. Tek başına yaptığı toplam 46.000 millik 3 yıl süren bir yolculuktan sonra 27 Haziran 1898?de Newport, Rhode Island?da dünya turunu tamamladı. Kaptan Joshua Slocum bu yolculuktan sonra artık dünya çapında denizciler arasında bir öncü olarak tanınacaktı.

Joshua Slocum, 20 Şubat 1844?te Kanada, Nova Scotia?daki aile çiftliğinde 11 çocuktan 5.si olarak dünyaya geldi. Anne tarafından dedesi Southwest Point?te deniz feneri bekçisi idi. Joshua da küçük yaşlardan itibaren denizle iç içe oldu. Ancak ciddi ve disiplinli bir adam olan babasının dükkânında balıkçılar için deri ayakkabı imalatında çalışmak zorunda kalıyordu. Buna rağmen ayakkabı derisi kokusu yerine deniz kokusu onu cezbediyor ve kalabalık ve kaotik bir aile ortamından uzakta denizde macera dolu bir hayatın özlemini çekiyordu.

Evden kaçmak için birçok teşebbüste bulundu ve 14 yaşında ilk kez başarılı oldu. Bir balıkçı uskuna (schooner) teknesinde kamarot ve aşçı olarak yer buldu ancak kısa süre sonra eve döndü. 1860 senesinde, 16 yaşında, ailenin 11. ferdinin doğumunu takiben annesinin ölümünden sonra evden ayrıldı. Bir arkadaşı ile Dublin, İrlanda?ya giden ticaret gemisi Halifax?ta denizci olarak çalışmaya başladı. Bunu takip eden yıllarda çeşitli gemilerde Çin, Avustralya ve Japonya?ya dek uzanan seferlere katıldı. 31 Ocak 1871?de Avustralya?da Virginia Albert Walker ile evlendi. Sonraki 13 yıl boyunca seferlerinde karısı da ona eşlik etti. Bu süre boyunca hepsi denizde ya da yabancı limanlarda olmak üzere 7 çocuk yaptılar. Doğan çocuklardan sadece 4?ü yetişkinlik dönemini görebildi. 1884 yılında karısı yine bir başka sefer sırasında hastalandı ve öldü. Kaptan Slocum 1886?da 24 yaşındaki kuzeni Henrietta “Hettie” Elliott ile evlendi. Bundan sonra da Slocum ailesi denizdeki hayatlarına devam ettiler ancak Henrietta denizdeki hayatı ilk karısı kadar çekici bulmuyordu. Aile 1889 yılında New York?a vardı. Bundan sonra ise Henrietta bir daha ailesi ile denize açılmayacaktı. Slocum yaşadığı maceraları 1890?da ?Voyage of the Liberdade? adıyla kitap haline getirdi.

Joshua Slocum, Fairhaven, Massachusetts?te eski bir balıkçı teknesi olan ve çürümeye bırakılmış olan Spray?i yeniden inşa etti ve 24 Nisan 1895?te ünlü yolculuğuna başladı. Teknesinin ve yolculuğunun birçok ilginç noktası vardı. Önceleri sloop arma ile donatılmış olan tekne Macellan Boğazı?nda yaşadığı sorunlar sonrasında yawl armaya dönüştürüldü. Slocum seyrüsefer için asla kronometre kullanmadı. Bunun yerine boylamları bulmak için yaklaşık zamanı veren sıradan bir kalay saati ile geleneksel parakete ve öğle güneşinden enlem bulma hesaplarını kullandı Slocum, tekneyi normalde dümenine dokunmadan kullanıyordu. Güverteye oranla daha uzun olan yelkenler ve uzun salması sayesinde Spray yelkenlerinin ayarlanması ve dümeninin bağlanması ile rüzgâra göre sabit ve dengeli bir rota tutturabiliyordu. Slocum?un ifadesine göre sadece manevra yaparken ya da acil durumlarda dümene müdahale ediyordu. Pasifik geçişindeki 2000 mil boyunca bir kez bile dümene dokunmamakla gurur duyuyordu. Üç yıldan daha uzun bir süre sonra ardında 46.000 millik bir yolu bırakmış halde 27 Haziran 1898?de Newport, Rhode Island?a vardı. Bu dünya turunun bir başka özelliği ticari rotaların tam ters yönünde Batı-Doğu yönünde yapılmış olmasıydı. 1899?da bu destansı yolculuğunu anlattığı ?Sailing Alone Around The World ? adlı kitabını yazdı ve bu sayede tüm dünyada tanınır hale geldi. Bu kitabı aşağıdaki adreste okuyabilirsiniz.

http://www.ibiblio.org/eldritch/js/saaw.htm

Yıllar geçtikçe kitabından elde ettiği gelirinin azalması sonucu finansal zorluk yaşamaya başlayan Kaptan Slocum 1909 Kasım ayında başka bir kitap anlaşması umuduyla Güney Amerika?ya doğru tek başına yelken açtı. Kendisinden bir daha haber alınamadı, 1924 yılında ise yasal olarak ölü ilan edildi.

Ferdinand Magellan

Dünyanın çevresini dolaşan ilk insan kimdir? Bu sorunun cevabını çoğu kimse Magellan diye verir ama aslında bu tam olarak doğru değildir. Ferdinand Magellan 1511-1521 yıllarında dünyanın çevresini keşif yolculuğuna ilk çıkan insandır. Ancak Filipinler?de yerliler tarafından öldürülen Magellan maalesef bu yolculuğu tamamlayamamıştır. Onun yerine yolculuk, yardımcısı Juan Sebastian Elcano kumandanlığında tamamlanmıştır. Bu yüzden Elcano dünyayı dolaşan ilk ?kaptan?dır. Burada özellikle kaptan kelimesi kullanıldı çünkü 1522?de Victoria gemisi ile yolculuğu sağ olarak tamamlayabilen 18 kişi içinde daha önce Uzak Doğu?da doğmuş ya da orada bulunmuş kişiler vardı ve bunlardan birisi ilk kez dünya turunu tamamlama unvanına sahip olacaktı. Bu kişilerden Heinrich ya da Enrique de Malaca olarak adlandırılan Magellan?ın özel uşağı (kölesi) ve tercümanı bu unvana sahiptir. Ancak tabii ki matematiksel tanımlamaların getirdiği bu tür birincilikler, bu yolculuğun fikir babası ve planlayıcısı Magellan?ın önemini azaltmıyor. Bu nedenle dünyayı dolaşan ilk insan kimdir denilince teknik tanımlamalar açısından doğru olmasa da Magellan cevabı verilmesi çok da yanlış sayılmaz. Magellan?ın bir ilk olan  dünya turunu ve bunun arkasında yatan olayları anlamak için hayatını, o dönemin şartlarını ve genel siyasi olaylarını incelemek yararlı olacaktır.

Magellan 1480 yılında Portekiz?de dünyaya geldi. Geçmişi hakkında çok az bilgi vardır, 10 yaşında anne babasının ölümünden sonra ailesinden gelen asalet mirası sayesinde Portekiz kraliyet divanına yetiştirilmek üzere alındığı biliniyor. İlk keşif gezisini 25 yaşındayken Hindistan?a yaptı. Burada yerel krallardan birisiyle girilen çatışmada ilk savaş deneyimini yaşadı. 1514 yılından sonra ise disiplinsiz davranışları ve yerli halkla yaptığı yasadışı ticaretten dolayı kraliyet hizmetinde görev alamadı.

1492?de Christopher Colombus Hindistan?a varmak için Batı?ya olan meşhur yolculuğunu yapmıştı. Sonunda Amerika?ya varmıştı ancak burasının Hindistan değil yeni bir kıta olduğu o anda fark edilmemişti. İspanyollar bir süre sonra bu gerçeğin farkına vardılar. Vasco de Gama ile Portekizlilerin 1498?de Hindistan?a vararak Afrika?nın güneyinden Ümit burnundan geçen yeni bir ticaret rotası keşfetmesi ve daha sonra yapılan Tordeillas Antlaşması ile Afrika?nın etrafından geçen rotalar üzerinde hak elde etmesiyle artık İspanyolların Asya?ya yeni bir ticaret rotası bulmaları kaçınılmaz hale gelmişti. Çeşitli İspanyol denizciler Pasifik Okyanusu?na açılıp Güney Amerika?yı geçmelerini sağlayacak bir geçit aradılar. Bu arada Magellan İspanyol kralı V. Charles?a Baharat Adaları?na varmasını sağlayacak bir plan sundu. 1519?da emrine verilen 5 gemi ile Atlantik?e açıldı. Yolculuğu süresince, onu takip etmek isteyen Portekiz donanmasından ve Portekiz kumandası altındaki topraklardan kaçtı, ayrıca kendisine isyan eden bazı kaptanlarla mücadele etti, ancak tayfanın çoğunun kendisine sadık kalması sayesinde bu isyanları kolayca bastırdı.

Yolculuğu sırasında bugün Magellan Boğazı olarak adlandırılan geçidi keşfetti. Bu sırada gemilerden biri fırtınada battı, bir diğeri ise filoyu terk ederek İspanya?ya geri döndü. Magellan geri kalan 3 gemi ile boğazı geçti ve girdiği sulara sakinliğinden dolayı Pasifik adını verdi. Boğazı geçtikten sonra kuzeye, ekvatora doğru yönelen Magellan ve filosu Marianas ve Guam?a daha sonra da Filipinler?deki Homonhon adasına ulaştı. Böylece Filipinler?e ulaşan ilk Avrupalılar oldular. Yanında bulunan Malay tercümanı sayesinde yerlilerle iletişim kurabilen Magellan buradaki yerel krallarla iyi ilişkiler kurdu. Dini inançları kuvvetli olan Magellan burada bazı yerlileri vaftiz ederek Hristiyan yaptı. Vaftiz ettiği ve dost olduğu bazı Raja?lar ile müttefiklik kurdu ve vaftiz olmayı reddeden bir başka Raja olan Lapu-Lapu?ya saldırmaya karar verdi. 27 Nisan 1521?de Magellan ve adamları Mactan?a yelken açtılar. Burada Lapu-Lapu liderliğindeki 1500 kişilik yerli kuvvete karşı Magellan yaklaşık 50 adamdan oluşan kuvvetle karaya çıktı. Gemilerin topçu desteğine güvenen Magellan, kıyıdaki kayalıklar yüzünden gemiler menzil dışında kalınca bundan yararlanamadı ancak yine de manevi inancı sarsılmayan Magellan saldırı emri verdi. Çatışma sırasında lider olduğu anlaşılınca yerliler özellikle Magellan?a yoğun olarak saldırdılar. Adamlarının geri çekilmesi için zaman kazanmaya çalışırken Magellan saldırıları savuşturmaya ve karşılık vermeye çalıştı ancak kısa sürede aldığı yaralar sonrası yere yıkıldı ve yerliler tarafından öldürüldü. İspanyollar daha sonra cesedini alabilmek için yerlilere çeşitli mallar teklif ettiler fakat reddedildiler ve Magellan?ın cesedi geri alınamadı. Kral Lapu-Lapu ise İspanyol kolonileşmesine direnen ilk kişi olarak bugün ulusal bir kahraman konumundadır. Kralı olduğu Mactan adasında ve Filipinlerin başkenti Manila?da onun şerefine heykeli dikilmiştir. Ayrıca, Filipin Ulusal Polis Gücü ambleminde ve 1967-74 arasında kullanılan Filipin parasında resmi bulunmaktadır.

Savaştan sonra geride kalanların sayısı 3 gemiyi yönetmek için az olduğundan bir gemiyi yaktılar ve 2 gemiyle batıya doğru yollarına devam ettiler. Ancak bu gemilerden Trinidad, yolda ciddi şekilde su almaya başladı. Filodaki diğer gemi olan Victoria tüm tayfayı alacak kadar büyük olmadığı için, Trinidad geri dönerek Pasifik rotası üzerinden İspanya?ya ulaşmak için yola çıktı fakat yolda Portekizliler tarafından ele geçirildi. Batıya doğru Juan Sebastian Elcano komutasında yoluna devam eden Victoria ise yola çıkışlarından neredeyse tam 3 yıl sonra, 6 Eylül 1522?de İspanya?ya vardı ve böylece ilk dünya turu tamamlanmış oldu.

Dünya Turu Yapan En Küçük Tekne “Kayıtsız”

“Kayıtsız 3” adlı, “Bristol Channel Cutter Pilot” sınıfı, 8 metre boyunda, 2.90 santimetre genişliğinde ahşap teknesiyle 1 Temmuz 2006 Kabotaj Bayramı’nda İzmir Foça Limanı’ndan yola çıkan Türk denizci Özkan Gülkaynak, 25 bin deniz millik güzergahtan oluşan Akdeniz, Atlantik, Pasifik, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’i tam 2 yıl 11 ayda geçerek dünya turunu tamamladı.

Gülkaynak ise, basın toplantısında yaptığı konuşmada, tek başına yaptığı seyahati hiçbir elektronik seyir aygıtı kullanmadan gerçekleştirdiğini kaydetti.

Gülkaynak, sadece Atlantik okyanusunu geçerken kendisine bir arkadaşının refakat ettiğini ve turu deniz aşkı, sevgisi, seyahat tutkusu, başka kültürle yaşama isteği ve biraz daha özgürlük duygusu tatmak için gerçekleştirdiğini belirtti.

BALİNAYA ÇARPTIM

Teknesinde elektronik aygıt kullanmadan yaptığı dünya turundan büyük keyif aldığını belirten Gülkaynak, şöyle konuştu: `Yolculuğumun zor tarafları da oldu. Yolculuğum sırasında tifo hastalığına yakalandım ve yaklaşık 10 kilo verdim. Deniz hayatının kara hayatına göre farklı zorlukları da var. Tek başıma seyahat ettiğim için gemi trafiğine yeteri kadar dikkat edemedim. Birkaç kez gemilere çarpma riski atlattım. Bunun dışında uyuyan bir balinaya çarptım. Her an her şeyi kontrol edemedim.` Dünya turu rotası hakkında da bilgi veren Gülkaynak, `Pasifik`te üzerinde 5-10 kişinin yaşadığı adaları gezdim. Gezi çok keyifliydi` diye konuştu.

Gülkaynak, 7.95 metre uzunluğundaki teknesi ile sekiz metrelik `Uzaklar` adlı teknenin 1997 yılında elde ettiği `dünya turu yapan en küçük yelkenli tekne` unvanını da elinden aldı.

Sert hava koşullarının hakim olduğu denizlerde boyu 8 metreyi bulan dev dalgalarla boğuştuğunu belirten Gülkaynak, şöyle konuştu: `Dalgalar, bazen yedi metre yüksekliğindeki teknemin boyunu aştı. Bazen dev balinalar, köpek balıkları etrafımda dolaştı. Ama hiçbir zaman korkmadım, yılmadım, yoluma devam ettim. Balık tuttum, elimle ıstakoz yakaladım, aç kalmadım.`

Venezuella, Kolombiya ve Somali açıklarındaki korsanlara karşı da geceleri teknenin ışıklarını kapattığını belirten Gülkaynak, sözlerini şöyle sürdürdü: `Venezuella ve Kolombiya açıklarında korsanlara karşı tedbirli olmam gerektiğini biliyordum. Geceleri işe koyulan korsanlara yem olmamak için ışıkları kapattım. En tehlikeli korsanların Kolombiya`da olduğu söylendi. Oradaki korsanlar, sahibini öldürdükleri tekneyi uyuşturucu ticaretinde kullanıyorlarmış.`

Mart 2009`da Umman`da, Somali`deki korsanlarla müdahale için Aden Körfezi`ne giden Türk Donanması`na ait Giresun Fırkateyni ile karşılaştığını ifade eden Gülkaynak, sözlerine şöyle devam etti: `Sağolsun, komutanlarımız gemiyi bana açtı. Saç, sakal tıraşı oldum, banyo yaptım, 2,5 yıl sonra ilk kez Türk yemeği yemenin, Türklerle uzun uzun sohbetin zevkini yaşadım. Aden Körfezi`nde ise korsanlarla değil korsanlara karşı görev yapan savaş gemileriyle karşılaştım.`

Gülkaynak, ay yıldızlı yelkenlisi nedeniyle tepkiyle karşılaşıp karşılaşmadığı yönündeki soru üzerine, `Hayır, Yunanistan`da dahi tepki almadım. Tepki görseydim daha sert tepkiyle karşılık verirdim` karşılığını verdi. Gülkaynak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti`ne indiğinde ilk iş olarak simit yediğini ardından da kendisine döner ayran ziyafeti çektiğini söyledi.

Endonezya-Avusturalya Yat Rallisi?nin en başarılı teknesi

Darwin’e gittiğinde Endonezya Avustralya Yat Rallisi’nin yapıldığı ve onca tekne arasında en genç insan olan kendisinin yatçılardan “ailenin tek çocuğu muamelesi” görerek davet edilen teknelerde onlarla birlikte yemek yediğini de ifade etti. Gülkaynak, tüm bu güzelliğin yanında ralli komitesinin kendisine 150 tekne arasında; “rallinin en başarılı teknesi” ödülü verdiği kaydetti. Deniz kirliğine işaret eden Gülkaynak, şöyle dedi:
“Dünya hepimizin dünyası aslında tüm dünyayı korumamız lazım. Bu konuda biz elimizden geleni her zaman yapmaya hazırız. Özellikle kendi ülkemizde daha aktif olabiliyoruz. Bir şekilde çok kısa sürede organize olmamız lazım yoksa kaybettiğimiz kıyıları bir daha geri alma şansımız olmayacak. Betonlaşan kıyıların eski haline gelme şansı yok, o yüzden tüm bunların özenle programlanması gerekli. Balık çiftliği yağmacılığı altına dünyanın en güzel kıyılarına sahip Türkiye denizleri bulanık ve çamur hale dönüştü. Tarihi eserler nasıl bir miras ise Türkiye’nin kıyıları da böyle bir mirastır. Dünyanın en güzel coğrafyasına sahibiz. Bir tarafta sunun altında binlerce yıldan kalma sütün başlarını görüyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde doğayla tarihin bu kadar yan yana olduğu bir ülke görmedim.”

Özkan Gülkaynak, Kuzey Kıbrıs deniz ve kıyılarını henüz yeterince göremediği için pek birşey belirtemeyeceğini, sadece diğer ülkelerin denizle olan ilişkilerine baktığında Türkiye ile KKTC’nin sırtının “denize dönük” olduğunu görebildiğini kaydetti.

Korsanlar endişelendirmiyor

Malezya ve Somali açıklarında meydana gelmekte olan deniz korsanlığı konusunda ise hiçbir endişe duymadığını dile getiren Özkaynak, bu konuyu “pimpirikli” denizcilerin abarttığını; oysa denize açılma kararı alanların birçok tehlikeyi de göz önüne alan kişiler olduğunu kaydetti.


Özkan Gülkaynak, bu konuda kendisine; “korsanlardan korkmuyor musunuz” şeklinde soru yöneltenlere, “gerçekten yatımla geçerken yapılan telsiz konuşmalarından bölgenin çok riskli olduğunu anladım ama dert etmedim. Ne yapardım? Herhalde Türk kahvesi ikram ederdim” yanıtını verdiğini aktardı.

Ayrıntılı bilgi için; http://www.kayitsiz.com

Cumhur Gökova Yeniden Dünya Turunda

Sadun Boro’dan sonra dünya turu yapmayı başaran ikinci Türk Cumhur Gökova.  62 yaşında olan Cumhur Gökova NTV spor’un medya sponsorluğunda dünya turuna başladı. 9 Ekim 2010 saat 16:00’da Marmaris Netsel Marina’dan 17 ay sürecek olan yolculuğuna başladı. Dünyayı batıdan doğuya doğru dolaşacak olan Gökova yelkenlisi Türk yapımı ve 12,45 m. boyunda. Türk bayraklı ve yerli imalat olan Gökova yelkenlisi ile gerçekleşecek olan dünya turunda Cumhur Gökova’ya eşi Mayısa Gökova ve Şenol Acar (yelken eğitmeni) eşlik edecek.

9 Ekim tarihinde dünya turu öncesinde Netsel Marinada kendisine bir veda kokteyli düzenlendi. Dünya turunun başarılı bir şekilde geçmesini dileyen arkadaşları ve öğrencileri kendisine çeşitli hediyeler verdiler. Hediyeler arasında en anlamlı olanlardan biri ise ünlü denizci Sadun Boro?nun kendisine gönderdiği bir şişe şarap oldu. Sadun Boro notunda  Gökova?nın turunun başarılı geçmesini dileyerek  şarabı Havai adasına geldigin de kendisini hatırlayarak içmesini istediğini belirtti. Öte yandan arkadaşları Cebeli Tarık, Panama ve Suveyş kanallarından geçtiği zaman kutlama yapmaları için birer şişe şarap da hediye ettiler.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhur Gökova yarım kalmış bir turu tamamlamak için yola çıktığını ifade ederek ?Daha önce yaptığım dünya turu sırasında Kızıldeniz?den geçerken İsrail Arap savaşı nedeniyle bu turu tamamlayamamıştık. Bu nedenle bu dünya turu değil dünya seyahati olmuştu. Bu sefer tam bir dünya turu yapmayı istiyoruz. Atlantik?i geçerken  bir de yarışa katılacağız. Turumuz tam bir kültür turu olacak. Yarısı karada yarısı denizde geçecek olan bu turu 17 ayda tamamlamayı planlıyoruz? dedi.

Büyük Sahrayı geçen ve Kuzey Kutbu’na giden ilk Türk olan Cumhur Gökova, ilk dünya turunu 1970 – 1976 yılları arasında yapmıştı. 20 yaşında Atlantik Okyanusu’nu geçmiştir. Yelkenle dünya turu yapan ikinci Türk ünvanını taşıyor. Türk pasaportu nedeniyle yaşadığı güçlüklerden ötürü Kanada pasaportu aldı, Kanada’da denizcilik ile ilgili okullara giderek yurtdışında Kanada’yı temsilen okul açabilen 7 kişiden birisi oldu. Kanada Yelken Akademisi adıyla açmış olduğu okulda, yetiştirdiği denizcilere dünya turuna çıkma yetkinliği kazandırmaktadır.

17 ay sürecek olan bu yolculuk internetten de gün gün takip edilebilecek. http://www.gokovaworldtour.com adresinden rota, mürettebat bilgileri, fotoğraflar ve seyirle ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşılabilir.