Kategori arşivi: yelken teknik

Yelken Seyirleri

Herkesçe bilinen kanı, yelkenli teknelerin rüzgarı arkadan almaları gerektiğidir. Oysa günümüz yelkenli tekneleri rüzgara karşı gidemeseler de rüzgara karşı 45 derece açıdan başlamak üzere, rüzgarı çaprazdan ve yandan da alabilmektedirler
Yelkenli tekneler yön değiştirmek için dümenlerini kullanırlar. Ancak eğer o şekilde gitmeye devam etmek istiyorlarsa, mutlaka yelkenlerini de o seyre göre ayarlamaları gerekmektedir. Yelken üzerindeki ayarların çoğu rüzgarın geliş yönüne göre yapılır. Bu sebeple hangi yöne gidileceğine karar verildikten sonra ayarlar rüzgarın geliş yönüne göre yapılır.

Ana seyirleri üç başlıkta inceleyelim.

Orsa Seyri (Rüzgarüstü Seyir)

Orsa seyri en yavaş yelken seyridir. Çünkü rüzgarı bu açıyla aldığınızda rüzgar gücünün çoğu, tekneyi ileri hareket ettirmek yerine tekneyi yatırmaya harcanır. Orsa seyirde tekneyi yatırma gücü, ileri hareket ettirme gücünden 4 kat fazladır. Orsa seyirde rüzgar daha şiddetli hissedilir. Rüzgar ve dalgaların suratınızda patladığı orsa seyri tekne ve mürettebat için zordur. Teknenin başı her dalgayla  iner çıkar. Yelkenli teknenin rüzgara en çok yaklaşabildiği bu seyirde flok çarmıklara kadar, ana yelkende teknenin ortasına kadar trim edilir. Orsa seyrine volta vurmak da denir. Yelkenler olabildiğince gergin trim edilmelidir. Flok iskotası yelken çarmıklara yaklaşana dek gerilmelidir. Ön yelkeniniz flok yerine bir cenova ise fazla trim etmeniz halinde direğe ve direk gurcatalarına yaslanacaktır. Orsa seyirde ana yelken bumbası teknenin orta hattına gelinceye kadar trim edilmelidir. Bu teknenin rüzgar üstüne yakın seyir yapma imkanını arttırır. Yelkenler içeri doğru gergin olduğu kadar yukarı doğruda gergin olmalıdırlar. Ayrıca mandarlarında gerili olmasına dikkat etmeniz gereklidir. Eğer ön yelken tamamen içeriye trim edilmiş ve rüzgarüstü ve rüzgaraltı kurdeleleri geriye doğru uçuşuyorsa, rüzgar üstüne doğru 45 derecede gidiyorsunuz demektir. Eğer rüzgar üstündeki kurdele düşüyorsa rüzgar üstüne fazla çıktınız, yükseldiniz demektir. Bu durumda teknenin başı birkaç derece rüzgaraltına döndürülmelidir. Yani yekeyi yelkenlerin ters yönüne çekmeli, dümenin yelkenlere doğru çevrilmesi gerekir. Rüzgarla 43 derece açı ile seyir yapmak yanlışken, 48 derece ile seyir yapmak da yanlış değildir. Bu sizi yalnızca yavaşlatır.

Apaz Seyri

Apaz seyri en hızlı seyirdir. Apaz seyrinde toplam kuvvet bileşkesi, gitmek istediğimiz yöne, yani ileri doğrudur. Bu seyirde daha büyük yelken alanı kullanılır. Bu da tekneyi hızlandırır. Apaz seyri pupa seyrinden de hızlıdır. Çünkü rüzgarla aynı yönde gidilen pupa, seyrinde, yelken rüzgarı tutan bir araç görevini görür. Yalnızca rüzgarı tutarak hareket ettiği için pupa seyri yapan bir teknenin rüzgardan hızlı gitmesi mümkün değildir. Orsa seyri çok dar bir seyir açısıdır. Teknenin başı rüzgarla 45-50 derecelik bir açıdadır. Apaz seyri ise tersine 50-170 dereceler arasını içerir. Apaz seyri dar Apaz, apaz (borda apaz) ve geniş apaz seyirleri olmak üzere üç bölüme ayrılır. Teknenin başı rüzgarla 50-90 derecelik açı yaptığında dar apaz, 90-120 derecelik bir açı yaptığında apaz (Borda Apaz), 120-170 derecelik açılarda geniş apaz olur. Orsadan dar apaza geçerken yelkenler giderek boşlanmalıdır. Aynı şekilde dar apazdan borda seyrine, sonra da geniş apaza geçerken, ya da rüzgar altına düşerken yelkenler giderek boşlanmalıdır. Tersine, geniş apazdan apaza sonrada dar apaza geçerken, yani rüzgar üstüne yükselirken ise yelkenler giderek trim edilmelidir. Apaz seyirde, yelkenlerin yapraklanmasını rüzgar altına dönerek, yelkenleri trim ederek ya da her ikisini birden yaparak durdurabilirsiniz. Orsadan geniş apaza geçerken mandarları biraz boşlayın, apaz seyrinde rüzgarla dolan yelkenler daha iyidir. Rüzgar fazlaysa daha düz yelkenler bayılmayı azaltır, mandarı iyice gererek, orsa yakası gergisini kullanarak yelkenleri düz hale getirin

Pupa Seyri

Pupa seyri tam rüzgar yönünde yapılan seyirdir. 180 derece ile tam rüzgar aşağı seyir yapılır. Pupa seyri yerine 160 derecelik geniş apaz seyri yapmak daha uygun olacaktır. Geniş apaz seyri yapıp rüzgaraltı volta atarak ilerlemek pupa seyrine oranla daha hızlıdır. Yarış tekneleri pupa seyri yapmamayı tercih ederler. Pupa seyrinde ana yelken rüzgara 90 derece açıda tutulur. Ana yelken çarmıklara yaslanmamalıdır. Ana yelkenin fazla boşlanması halinde tekne rüzgara dönmeye çalışacaktır. Rüzgar sert olduğunda, dümen teknenin dönüşünü engelleyemez. Pupa seyirde ön yelken etkisiz olduğu için genellikle rüzgarüstü tarafa doğru açılır. Yelken rüzgarüstü tarafa geçirildiğinde iyice boşlanır. Ayı Bacağı denen bu pozisyon ön yelkenin rüzgarla dolmasını sağladığı için, pupa seyirde daha hızlı yol alınmasına olanak verir. Pupa seyir yapmayı seçmeniz halinde kavança atmanızda gerekecektir. Rüzgar şiddetliyse ve deniz dalgalıysa kavança ile dönmemeniz gerekmektedir.

Kavança şu şekilde yapılır:

  • Dümencinin Alesta kavança komutuyla başlar.
  • Bumbanın donanımı boşlanır. Rüzgaraltı dönüş için denizin uygun olup olmadığına bakılır.
  • Hareketli salma en çok dörtte bir kadar indirilir.
  • Ön yelken rüzgaraltı iskotası boşlanmaya hazır olur.
  • Mürettebat hazır der.
  • Dümenci yekeyi ana yelkenin karşı yönüne çekerek rüzgar altı dönüşü başlatır.
  • Rüzgarüstü iskota hazırlanır.
  • Tam rüzgar aşağı konumuna gelince dümenci kavança diye bağırır. Kavançada zamanlama çok önemlidir. Ana yelken tamamen içeride trim edilmiş olmalıdır. Yelken trimi tamamlanmamışsa dönüşü durdurmanız gerekir.

Harita Ölçüleri

Deniz Mili

Denizde aldığımız yolun ölçüm birimi deniz milidir. Neden metre, kilometre gibi ölçü birimleri varken deniz mili kullanıldığı hep merak konusu olmuştur. Bu kullanım şeklinin sebebi; bizim karada kullandığımız metrik ölçü birimi bize karada ne kadar yol aldığımızı veya alacağımızı, ya da ne kadar yol kaldığını gösterirken; denize kullandığımız deniz mili ise nerede olduğumuzu belirler. Kısa bir coğrafya bilgisi ve matematik ile bunu şöyle gösterelim;

Ekvatorun çevresi (bir diğer deyişle Dünya?nın merkez çevresi)= 40,000 km.

Dünya yuvarlak ve çevresi 360 derece,
Yani her derece 40.000/360= 111,11111 km.

Bir derece 60 dakika,
O halde bir dakika = 111.11111/60 = 1,851 (~1,852) km.

Denizde cm. ile uğraşılmaz diyerek bu 1852 metre olarak alınıyor ve
1 deniz mili (1 nM) = 1852 metre (m) oluyor.

Çevremizdeki her ölçü birimi onluk düzene bağlı olduğundan, bir deniz milini 10?a bölünce 1852/10 = 185,2 metre eder, buna da “Gomina” denir.

En çok kullanılan deyim ise kulaçtır. İp ölçer gibi kollarınızı iki yana açtığınızda bir uçtan diğer uca (ortalama) 1.83 cm. eder ki buna da “Kulaç” denir.

Bir FOOT?un, yani KADEM?in, 30.48 cm.;
Bir INCH ,yani PUS ise 2.54 cm.dir.

Fenerler

Daha önce belirttiğimiz gibi, haritalarda fenerler, derinlikler, şamandıralar gibi seyrimizi etkileyecek ya da belirleyecek bilgiler vardır. Bu bilgiler haritaların üzerine uzun uzun yazı ile girilmesi yerine, bir takım kısaltmalar ve işaretler kullanılarak tanımlanmışlardır. Bu tip kısaltma ve işaretlerden yüzlerce vardır, ancak biz burada bir yelkenli tekne ile seyir halindeyken en çok kullanacaklarımızı inceleyeceğiz.

Fenerler deniz araçlarına yol göstermek ve onların mevkii bulmalarına yardımcı olmak amacıyla deniz üzerinde ışıklı, ışıksız, sesli, farklı renklerde, çeşitli biçim ve büyüklükte şamandıralar; kıyılarda ise bunlara benzer çok çeşitli özelliklere sahip fenerler bölgenin özelliklerini belirler.

Fenerlerin mevkiileri, harita üzerinde bulundukları yere göre ayrı işaretlerle belirtilir. Kıyıda, kara üzerinde tesis edilmiş olanları yuvarlar kırmızı bir nokta ve deniz üzerinde yüzer halde bulunan şamandıralı ve dubalı fenerler(ışıklı şamandıralar) uluslararası işaretlerle belirtilmişlerdir.

Fener cinsleri üç ana grupta toplanır.

  1. Kara üzerinde sabit binalı fenerler
  2. Deniz üzerinde ışıklı şamandıralar
  3. Fener Gemileri

Fener Kısaltmaları:

F                                 Sabit Fener                                Sabit fener, sürekli sabit ışık

FI                               Çakarlı fener                              Düzgün aralıklarla tek şimşek

S.FI                           Kısa Şimşekli                             Şimşekler Kısa

F.FI                           Sabit ve şimşekli                      Devamlı sabit aydınlık üzerinde daha parlak çakar.

Gp.FI                       Grup çakarlı fener                    Düzgün aralılarla iki veya daha fazla şimşek gruplu.

W; G; R                     W: White ; G: Green ; R: Red

Vi; Bu; Or; Am      Vi: Mor ; Bu: Mavi ; Or: Turuncu ; Am: Amber

——————————

Sec       Saniye

M.        Mil

m          Metre

Occ      Kısa karanlık uzun

Alt       Renk Değiştiren

Iso.     Işık ve karanlık müddetleri eşit

Qk        Çabuk, Hızlı

Int       Kesintili

Rot      Dönerli

Gp.FI(1+2) 10s 20m 12M
Grup çakarlı fener, 10 saniye içinde önce bir sonra iki defa çakar, denizden 20 metre yüksekliğinde ve 12 milden görünür.
Qk FI. 4m 3M
Çabuk şimşeki fener. Denizden 4 metre yüksekliğinde, 3 milden görünür.
Gr.FI(3) R. 12 sec. 20m 6M
Grup çakarlı fener, her 12 saniyede 3 defa kırmızı çakar, denizden 20 metre yüksekliğinde, 6 milden görünür.
Fl. G. 5s 20m 15(M)
Beş saniyede bir yeşil çakar, denizden 20 metre yükseklikte ve 15 mil uzaklıktan görünür.
2 F.R. 6m 2(M)
İki adet kırmızı sabit fener, denizden 6 metre yükselikte, 2 mil uzaktan görünür.
Haritalarda belirtilen fener görüş mesafeleri normal görüş içindir, yağmur, sis, kar gibi nedenlerle görüş mesafesi (rüyet) azaldığında fener belirtilen mesafeden görülemez.

Seyir Araçları ve Navigasyon

Yelkenli ya da motorlu bir tekne ile denizde seyir halindeyken yönümüzü ve yerimizi bulmamıza yardımcı olan bazı araçlar vardır. Bu araçlar ortaçağda ilk denizcilik deneyimleri ile çok ilkel bir şekilde başlamıştır. Ancak ilkelliğinin yanı sıra çok da başarılı sistemler kullanılmıştır.

Bu ilkel araçların ya da sistemlerin başında güneş ve yıldızlar gelir.

Uzun gözlemler sonucunda güneşin doğudan doğup batıdan battığı anlaşılmış ve bu kurala bağlı olarak güneş pusulası yapılmıştır. İlkokul çağlarında gölge çubuğu deneyi olarak bize tanıtılan bu sistem batının ya da doğunun bulunmasında yüzyıllarca kullanılmıştır.

Daha modern sayılabilecek, ancak gene o çağlarda gözleme dayalı bir diğer yöntem ise yıldızları kullanmaktır. Hepimizin temelde bildiği ve yıldız-yön ikilisini görür görmez aklımıza gelen ilk deyim kutup yıldızıdır. Herkesin de bildiği gibi kutup yıldızı, kuzey kutbunda bize kuzey yönünü gösteren yıldızdır. Aynı şekilde güney yarımkürede de çeşitli yıldız gruplarına bakılarak güney yönü tayin edilebilir.

Ancak, bizim bildiğimiz bu yöntemler o zamanlar bile oldukça ilkel kalmaktaymış. Ortaçağdan itibaren gökbilimi başladığı anda insanlar yıldız haritaları çıkarmaya başladılar. Bu haritalar yeryüzü haritaları gibi sabit haritalar değildir, çünkü yıldızlar bakılan her noktadan farklı görülür. Bu sebeple bulunduğunuz noktaya ait bir yıldız haritası elinizde olmadığı sürece yönünüzü kesin olarak bulmanız zor olabilir. Şu anda denizlerde seyreden teknelerin hemen hemen hiçbirinde yıldız harita(ları)sı bulunmadığını varsayarak(çok detaylı ve yeterince doğru sonuçlar vermediği düşünülerek) bizim ders programımızda işlenmeyecektir.

Günümüz teknelerinin hemen hemen hepsinde bulunan GPS sisteminden bahsedilecek ve her teknede olan haritalar kullanılarak nasıl yön bulunacağı ve rota çizileceği bahsedilecektir.

Seyir Araçları

Aşağıda verilen seyir araçları ile teknenin yön bulması sağlanır. Bu araçlar gemilerde köprü üstünde bulunurlar; yelkenli teknelerde ise içeride bulunan Navigasyon masasında; ya da bazen havuzda, dümenin hemen önündeki bir masada bulunurlar.

  • Pusula
  • Radar
  • Haritalar
  • Elektronik Seyir Araçları
  • İskandil

Harita Bilgisi

Harita, dünyanın herhangi bir bölümünün belli bir ölçeğe göre izdüşümü sistemi ile düzlem üzerine çizilmiş şekline denir.

Denizcilikte kullandığımız haritalar;

Denizdeki Akıntı, Derinlik, Dip yapısı, Şamandıralar, Trafik hatları, Kayalıklar, Fenerler, Limanlar, vb. gibi işaret ve yapıları gösteren haritalardır.

Haritaların köşesinde harita kitabesi adı verilen kısımda haritayı tanıtıcı bilgiler bulunur Bunlar, haritanın adı, hangi ülke tarafından yapıldığı, hangi bölgeye ait olduğu, derinlik ve yükseklik ölçü birimi, izdüşümü sisteminin adı ve haritanın ölçeğidir.

Bunlara ek olarak bir haritanın üzerinde kadem, kulaç, mil ve metre arasında dönüştürme çizgileri ile pusula gülü bulunur. Bu saydıklarımızdan bizim için en önemli olanları ölçek, uzunluk birim dönüştürme çizgileri, pusula ve haritanın hangi bölgeye ait olduğudur. Bu bilgiler kullanılarak mevkilendirme yapılacaktır.

Bütün bu saydıklarımıza ek olarak haritaları üzerinde bazı eklemeler, ya da değişiklikler ve uyarılar bulunur. Bu eklemeler ve değişiklikler ya da uyarılar haftalık çıkan ?Denizcilere İlanlar? adlı bir kitapçıkta yayımlanır.

Böylece haritalar güncellenmiş olur. Resmi güncellenme için, haritaya bu değişiklikleri bir kaptan ya da zabitin işlemesi gerekir.
Haritaları kullanabilmemiz için bazı deyimleri, kelimeleri, ya da işaretleri bilmemiz gerekir. Bir sonraki yazımızda bunlardan bahsedeceğiz.

Yelkenli Tekneler ve Donanımları

Asıl Tekne

Asıl tekne, adından da anlaşılacağı üzere teknenin üzerindeki tüm donanımdan arındırılmış kabuğa verilen isimdir. Ahşap, fiberglas, metal hatta betondan imal edilebilir. Görevi tekneyi yüzdürmektir.

Teknenin yanlarında, suya dik olan kısımlara borda denir. Bordalar teknenin önüne doğru birleşerek baş bodoslamayı oluştururlar. Baş bodoslamanın görevi, suyu yararak hidrodinamik kuvvetleri minimuma indirmektir. Teknenin arkasında ise bordalar ?ayna? adı verilen başka bir plaka ile birleştirilir. Küçük teknelerde buraya dıştan takma motorlar takılabilir.

Bordaların üzerindeki kısma genel olarak güverte denir. Yelken direğinin gerisinde yelken kontrol donanımı ve mürettebat için yapılmış bir bölme vardır. Bu bölüme havuzluk denir.

Havuzluk ile bordanın arasındaki güverte uzantılarına ise küpeşte denir. İlk bakışta karışık gelen bu ifadeler aşağıdaki şekilde daha açıkça anlaşılmaktadır.

A. Tekne Donanımı

1. Salma

Modern bir yelkenli teknenin vazgeçilmez parçası ?Salma?dır. Temel olarak su altında bulunan bir ağırlık olan salma sayesinde tekneler rüzgara karsı dar açılarla gidebilmektedir. Genel olarak salmaları ikiye ayırabiliriz.

Haraketli Salmalar
Genellikle sportif amaçla tasarlanan centerboard sınıfı teknelerde bulunur. Kullanıcı salmayı değisik seyirlerde indirip – kaldırabilir veya belirli ölçülerle açısını değiştirebilir. Genellikle oldukça hafif olan bu salmalar el ile kontrol edilirler.

Sabit Salmalar
Eğitim teknelerimizde ve yatlarda sabit salmalar kullanılır. Bu salmalar oldukça ağırdırlar ve teknenin gövdesine monte edilmişlerdir. Genellikle kurşun ve benzeri metallerden yapılırlar.

Salmalar ağırlaştıkça teknenin dengesi atracak, buna karşın ağırlığı da artacağı için hantallaacaktır.

2. Dümen

Dümen, suyu değisik açılarda keserek tekneye yön verir. Küçük teknelerde ?yeke? tip dümenler kullanılırken, büyük teknelerde dümene çok yük bindiğinden yeke yerine ?dolap? dümen kullanılmaktadır.  Dümen kendi içinde birkaç parçadan oluşur.

Dümen Palası, suyun altında kalan büyük yassı parçadır. Suyu kestiği açıya göre tekne yön değistirir. Dümen palasının üst ucuna bağlanan çubuğun adı ?yeke?dir. ?yeke?, dümenci tarafından oynatılarak palaya yön verir. Birçok teknede yekeyi daha rahat kontrol edebilmek için yekenin ucuna ikinci bir çubuk takılır. Bunun adı uzatma (extension) dır.

Tekne yekenin ters yönüne doğru manevra yapar.

B. Güverte Donanımı

Güverte üzerinde bulunan donanımların tümüdür. Kurtağzı, koçboynuzu, vinç, cemkilit ve benzeri parçalardır.

1. Koç Boynuzu


Üzerine halat dolamaya yarayan, metal parçadır. Güverte üzerinde bulunur, tekne karaya bağlanırken kullanılır.

2. Kurtağızı

Koçboynuzuna dolanan ipe yön vermek için kullanılır. Tekne bağlanırken ipin direk olarak koç boynuzuna değil, kurtağzı aracılığıyla geçirilmesinde fayda vardır.

3. Cem Kilit

Cem kilitler, içlerinden geçirilen ipin tek yönlü kaymasını önlerler. Cem kilitten ipi çıkarmak için biraz daha çekip, boşlamak veya yıkarı çekmek gerekebilir.

4. V Kilit

V kilitler, oldukça basittirler. Cem kilitlerle aynı vazifeyi görürler ancak kullanımları daha zordur. Yük altında bazen sıkışabilirler, ipi aşındırabilirler. Bu nedenle cenova arabalarının kontrolü gibi daha az yük uyugulanan alanlarda kullanılırlar.

5. Liftin

Liftinler, tekne üzerinde bulunan telleri gerginleştirip, boşlamada kullanılırlar.

6. Vinç

Vinçler, küçük teknelerde bulunmaz. Küçük teknelerde iskota ve mandarlar genellikle elle alınabilecek kadar hafiftir. Yelken alanı büyüdükçe mandar ve iskotalara binen yük de arttığındani büyük teknelerde vinçler bulunur.

C. Direk ve Direk Destek Parçaları

Teknenin gövedesine bağlı, yelkenlerin havada durmasını sağlayan parçaya direk denir. Tahtadan, metalden veya kompozit materyallerden yapılabilir. Yelkenler güçlerinin önemli bir kısmını bu direğe iletirler. Direğin bu güçler karşısında formunu koruyabilmesi için direk bazı sistemlerle desteklenir. Bu sistemleri şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Çarmıhlar

Çarmıhlar direğin sağına ve soluna konan yatay çubuklardır. Yelken direği yükseldikçe bu çarmıhların sayısı da artar. Bu çarmıhlar çeşitli tellerle gövdeye bağlanırlar ve gerilip gevşetilebilirler. Direğin sağa- sola doğru esnemesini önleyen temel sistem budur.

Son 15 yılda üretilen çoğu teknenin çarmıhları az da olsa geriye doğru bükümlüdür. Bu sayede direğin öne esnemesini önlemede yardımcı olurlar. Daha eski teknelerde bu iş için ?runner? isimli ek destek telleri kullanılırdı.

2. Istıralyalar

Istıralyalar teknenin başından ve kıçından çıkıp direğin üst kısmına bağlanan tellerdir. Bu teller direğin öne veya arkaya bükülmesini engellerler. Baş bodoslamadan direğe bağlı olana Baş Istıralya, Aynalıktan direğe bağlı olana ise kıç ıstıralya denir. İleri seviye yelkenciler, ıstıralyaların gerginliği ile oynayarak direği ileri veya geri büker, bu sayede yelkenin daha iyi rüzgar yakalamasını sağlarlar. Istıralya ayarları özellikle sert havada çok hassastır. Gereğinden fazla kasılmış veya gereğinden gevşek teller direğe fazladan yük bindirip direğe zarar verebilir.

D. Yelken

Yelken bir çarşaf değildir. Çarşaflar düz ve iki boyutlu nesnelerken, yelkenler 3 boyutlu ve tıpkı uçak kanatları gibi hava akımını sağlayabilecek şekilde eğimlidirler. Yelkeni yere serdiğinizde, çarşaf gibi düz olmadığını, katlandığını ve buruştuğunu görebilirsiniz.

Yelken kumaşları özeldir. En basit yelken kumaşı bile yüksek gerilime ve kötü hava şartlarına dayanacak şekilde yapılır. Gezi teknelerinde genellikle ?Dakron? dan yapılan yelkenler kullanılır. Yarış teknelerinde kullanılan Tape Drive, Kevlar gibi üst sınıf malzemelerle üretilen yelkenler daha hafif ve daha dayanıklı olurlar. Materyal ne olursa olsun, tüm yelken kumaşları güneşe karşı çok hassastır. Kullanılmadıkları zaman mutlaka örtülmelidirler.

Anayelken

Anayelken, direğin gerisinde, bir yakası direğe, diğer yakası bumba ucuna bağlı yelkendir. Teknenin dengesinin kontrolünde önemli görev yapar.

Cenova (Flok)

Cenova yelken, direğin ön kısmında ve bir yakası baş ıstıralyaya bağlı şekilde çalışır. Genova yelkene Flok da denir. Kabaca eğer yelken direğin gerisine ulaşamayacak boyuttaysa flok denir.

Balon

Bu iki yelkene ek olarak, baş ıstıralyanın da önünde açılan üçüncü tip yelkene ?balon? yelken denir. Asimetrik, Simetrik ve değisik kalınlık ve kesimlerde olan bu yelken başlı başına bir eğitim konusudur.

Yelken Yakaları

Yelkenin üç kösesi aşağıdaki gibi adlandırılır:

Mandar Yakası (Head)

Mandar ipinin bağlandığı, yelkeni yukarı basmaya yarayan yakadır. Anayelkende bu yaka direğin en tepesine ulaşır. Cenovada ise baş ıstıralya ile direğin birleşim noktasına kadar yükselir.

Karula Yakası (Tack)

Karula yakası, yelkenin alt köşesinde bulunur. Anayelkende Bumba ile direğin birlesim noktasında iken, cenovada baş ıstıralya ile güvertenin birleşim noktasındadır.

İskota Yakası (Clew)

İskota yakası, yelkenin yönünün ve açısının ayarlandığı köşedir. Bu köşeye anayelkende arka yaka gergisi bağlanırken, cenovada iskota bağlanır. İskota yakası, cenovada özellikle önemlidir. Her kontra değişiminde, yani rüzgarın yönünün her değişişinde cenova yer değiştirmek durumundadır. Bir iskota sancak tarafa döşenirken, diğer iskota iskele tarafa döşenir. Bu nedenle iskota yakasına iki iskota bağlanır.

Yelkenin kenarları

Orsa Yakası:

Yelkenin sabit, dikey kenarıdır. Anayelkende direk boyunca, Cenovada ise bas ıstıralya boyunca uzanır.

Alt Yaka:

Karula yakası ile iskota yakası arasında kalan kenardır. Anayelkende bumba boyunca, cenova’da ise güverte boyunca uzanır.

Güngörmez Yakası:

Mandar yakası ile iskota yakası arasında kalan, serbest yakadır. Birçok trim ayarı bu yakanın durumuna göre yapılır.

Tekne Yönleri

Tekne, üzerinde birçok donanım barındıran, karmaşık ve çoğunlukla dar bir araçtır. Günlük hayatta kullandığımız, ?sağ ? sol, ön ? arka? gibi kavramlar tekne içinde anlam belirsizliği yaratırlar. Başüstünden dümenciye doğru, ?sağdan tekne geliyor? denildiğinde dümencinin aklına gelecek ilk soru, ?ona göre mi sağ yoksa bana göre mi? olacaktır. Acil bir durumda böyle bir şüphe ciddi sorunlara yol açabilir.

Bu nedenle denizciler, tekne üzerinde ayrı bir yön sistemi kullanırlar. Teknenin dev bir pusula üzerinde durduğunu düşünelim.

Teknenin kuzey ? güney hattına ?kemere hattı? denir.
Teknenin önü (kuzey) ?Baş?,
Teknenin arkası (güney) ?Kıç?
Teknenin sağı (doğu) ?Sancak?
Teknenin solu (batı) ?İskele?
Tüm ara yönler ise ?Omuzluk? olarak adlandırılır. (Sancak kıç omuzluk gibi…)

Tekne nereye gidiyor, teknede kim ne yöne bakıyor olursa olsun, bu terimler kullanıldığı sürece anlam bulanıklığı yaşanmaz.

Yazılar www.su-sail.org sitesinden alıntıdır.

Balon Trimi ( Ders 8 )

1) Hiza olarak balon gönderi, direğe 90 derece olacak şekilde ayarlanmalıdır. Balon gönderinin yüksekliği ayarlamak için balonun rüzgarüstü yakasına bakılmalıdır. Rüzgarüstü yakası balon orsaladığı zaman tepeden aşağı aynı aynı anda yapraklanmalıdır.

Balonun yapraklanması üstten başlıyorsa gönder çok aşağıda, yapraklanma alttan başlıyorsa gönder çok yüksektedir.

2) Gönder ayarının bir etkisi de balonun üst kısımlarının derinliğidir.

Gönder yukarıda ise güngörmez yakaları açılır, omuzlar uzaklaşır, balon düzleşir.

Gönder aşağıda ise göngörmez yakaları kapanır, omuzlar yaklasır, balon derinlik kazanır.

3) Rüzgaraltı ıskotasının çekme noktası balonun alt kısımlarının derinliğini ve balonun ana yelkene uzaklığını belirler. Normalde kıçta olan ıskota çekme noktası ıskota yönlendiricisinin çekilmesiyle başa kaydırılabilir.

Iskota çekme noktası kıçta ise balonun altı düz, güngörmezi açık; balon ile ana yelken arası mesafe fazla, ana yelkene etkiyen hava akımı daha sağlıklıdır.

Iskota çekme noktası başta ise balonun altı derin, güngörmezi kapalıdır.

4) Pupa gidilmediği zamanki rüzgarlarda balonun tor yeri gönderin yüksekliği ile ayarlanır.

Gönder aşağıda ise tor başa kayar, güngörmez açılır.

Not: Toru başa kaydırmak, kemereden alınan sert rüzgarlarda broşa düşmeyi engeller. Ayrıca broşa tehlikesi varsa ana yelken ıskotası ve pupa palangası boşlanmalı, böylece yelkenin üst kısmındaki kuvvet azaltılmalıdır.

Gönder yukarıda ise tor kıça kayar, güngörmez kapanır.

Geniş Apaz ve Pupa için:

Geniş apaz ve pupada gönderi zahiri rüzgara 90 derece açıyla kullanmak pratik bir yoldur.

Hafif hava veya çalkantılı deniz:

Hafif rüzgar ve çalkantılı denizde balon gönderi daha az trim edilebilir. (daha az gösterilebilir) Bu sayede rüzgaraltı ıskota daha çok boşlanabilir ve yelkene derinlik verilebilir. Iskota yönlendiricisi ile çekme noktası başa kaydırılırsa derinliğe yardımcı olur.

Sert hava:

Amaç, yalpalamayı önlemektir.

Geniş apaz için balon gönderini fazla trim edin/gösterin ve orsa yakasını sabit tutmak için daha aşağıda kullanın.

Iskota yönlendiricisini kasarak çekme noktasını başa alın, ancak rüzgaraltı ıskotasını fazladan alın. Bu sayede balonun iki yakası daha sabit bir hal alır ve salınmayı engeller.

İğnecik pupa seyirlerinde gönder geniş apaza göre daha az trim edilmelidir. Balon mümkün olduğunca düz ileriye çekmeli.

Not: Tekne rüzgarüstüne yalpalanmaya başlarsa, rüzgaraltı ıskotayı biraz alın; rüzgaraltına yalpalanmaya başlarsa bu sefer rüzgaraltı ıskotayı biraz boslayın.

Dar Apaz ve Apaz için:

Hafif havalar: Gönderi fazla trim edin ve ıskota çekme noktasını kıça kaydırın. Bu sayede bayılma azaltılır.

Sert havalar: Gönder aşağıda kullanılmalı ve fazla trim edilmelidir. Iskota çekme noktası kıça kaydırılmalıdır.

Balon Açıkken Ana Yelken:

Ana yelken cenovalı seyire göre daha alınık olmalı. Dar apazda bayılmayı engellemek için düzleştirilmeli.

Sert rüzgarlar için yalpalanmayı engellenmek için bükümü azaltılmalı.

Hafif rüzgarda bumbayı biraz kaldırmak için balançina yardımcı olarak kullanılabilir.

Sağanak Trimi ( Ders 7 )

Sağanaklarda gerçek rüzgâr yönünde bir değişiklik olmazsa, zahiri rüzgâr kıça kayar. Çünkü teknenin hızı sabittir, gerçek rüzgâr artar. Bu durumda ıskotalar biraz boşlanmalı tekne hızlanıp sağanak kesildikten sonra tekrar alınmalıdır.

Bazı sağanaklarda ise gerçek rüzgâr yön değiştirir. Gerçek rüzgâr kıça kayarsa buna havanın çekmesi, başa kayarsa buna havanın açması denir. Bu gibi durumlarda rüzgârın şiddetinin artması/azalması ve havanın çekmesi/açmasına göre ıskota veya dümenle müdahale edilerek teknenin seyrine devam edilir.

Salma Çekikliği ve Ağırlığı ( Ders 6 )

Salma bir çok teknede sabittir. Ne var ki küçük boyutlu yelkenlilerde ve bazı yatlarda salmanın çekikliği ayarlanabilir.

Salma, Bernolli etkisi ile rüzgâra karşı gidilen seyirlerde ise yarar, rüzgârın salt itiş gücüyle gittiği konumlarda ise yalpalanmayı önlemek dışında istenmeyen sürtünme yaratır.

Bu sebeple salma, orsa ve dar apaz seyirlerde en derin konumunda olmalı; apazda bir az, pupada büyük ölçüde yukarı çekilmelidir.

Not: Eğer sert hava ve dalga tekneyi apaz ve pupada bir sancağa bir iskeleye savuruyorsa, salma normal kullanıldığından daha derinde kullanılarak teknenin dengesi sağlanır.

Teknede bulunan insanların ağırlığı, seyir açısından faydalı olarak kullanılabilir. Orsa seyrinde mürettebat, teknenin rüzgârüstüne oturarak tekneyi tartmaya yardımcı olur. Bu sayede tekne daha çok orsalar. Teknenin en iyi tartıldığı nokta, genellikle gövdesinin en şişkin olduğu ağırlık merkezinin hizasındaki noktadır. Çünkü buradan maksimum tartma momenti/torku sağlanır.

Rüzgâr orsadan pupaya kaydıkça ağırlıklar (mürettebat) geriye alınmalı ve rüzgâraltı/rüzgârüstüne eşit dağıtılmalıdır. Ağırlıklar geriye alındıkça, teknenin burnunun suya gömülmesi engellenecek ve eşit dağılımla denge sağlanacaktır. Orsa seyirlerde teknenin burnuna yardımcı olmak ve orsalamayı arttırmak için mürettebat normalden ileriye kaydırılabilir.

Not: Çok hafif havalarda orsa, dar apaz ve apaz seyirler için mürettebat rüzgâraltına oturtulabilir. Bu sayede tekne yapay olarak rüzgâraltına yatırılır ve bu sayede yelkenler üzerinde yapay bir basınç farkı oluşur. Tekne hız kazanır.

Not: Hafif havalarda tekne üzerinde çok fazla hareket edilmesi, tekneyi yavaşlatır.

Yelkenli Tekneler İçin Vites Kavramı ( Ders 5 )

Yelkenli tekneler de tıpkı bir araba gibi yol durumuna göre farklı viteslerden yararlanır. Küçük vitesler tekne için yüksek çekiş gücü sağlarken, büyük vitesler performans sağlar.

1. Vites:

Hızlanmak veya dalgaları aşmak için kullanılır. Tramola sonrası çabuk hızlanmak için de kullanılır. Dalgalı deniz, hafif ve düzensiz rüzgâr için kullanışlıdır.

Yelkenlere aşırı büküm ve yuvarlak giriş verilir. Geniş bir seyir kanalı, tam güç ve düşük orsa sağlanır.

2. Vites:

Hem rüzgârüstüne gitme, hem de hızlı gitmek için kullanılır. Denizin az dalgalı ancak rüzgârlı olduğu durumlar içindir. Düz, ıskotalardan kasık ve yuvarlak girisli yelkenler.

3. Vites:

Maksimum orsa yeteneği ve hızlı gidişler için kullanılır. Orta sert rüzgâr ve dalgasız denizler içindir. Düz, ıskotalardan kasık ve dar girişli yelkenler. Tor yeri kıçta.

Not: Sert havalarda camadan vurulmak istenmiyorsa büyük vitesin yanı sıra bükümlü yelken ve biraz boşlanmıs araba kullanılarak durum idare edilebilir.

Cenova İle Ana Yelken Arasındaki Etkileşim ( Ders 4 )

Ana yelken ve cenovanın tekne için birlikte hareket ederek bir bütün oluşturduğunu unutmayın.

Dar Aralık Sorunu:

Cenova, ana yelkene göre çok çekiliyse ya da cenovanın güngörmezi ana yelkenin konumuna göre çok kapalıysa cenovadan geçen rüzgâr ana yelkene ters rüzgâr verir ve ana yelken kullanışsız olur.

Sert rüzgârlarda cenova ana yelkene göre çok kasılı ise:

  • Cenova ıskotası biraz boşlanabilir.
  • Ana yelkenin bükümü arttırılabilir.
  • Ana yelken düzleştirilebilir.

Ana yelkenin biraz ters rüzgâr alması makuldur, ancak çok fazla ters rüzgâr aldığı zaman yukarıdaki işlemler yapılmalıdır.

Sert rüzgarlarda cenovanın güngörmezi çok kapalı ise:

  • Cenova mandarını çekerek tor yeri başa alınabilir.
  • Cenovanın ıskotası alınabilir.

Geniş Aralık Sorunu:

Ana yelken ile cenova arasındaki aralık çok genişse, ana yelken, ön yelkenle olan etkileşiminin verdiği ekstradan ilerleme kuvvetini kaybedebilir. Bu durumda:

  • Ana yelken ıskotası boşlanabilir.
  • Cenova ıskotası alınabilir.
  • Ana yelkenin derinliği arttırılabilir.

Ana Yelken Trimi ( Ders 3 )

Ana yelken hızdan ziyade tekneye ivme ve yön veren, dümen dengesini sağlayan ve teknenin yatma derecesini birinci dereceden etkileyen yelkendir. Bu nedenle yanlış trim edilmiş bir ana yelken teknenin dengesini olumsuz yönde etkileyecektir.

Orsa ve Dar Apaz için:

1) Doğru bükümü ıskotayı kullanarak ayarlayın. Doğru bükümü bulmak için pratik bir yol yelkenin üst çıtasının bumba ile paralel olması veya üst kurdelenin kıça doğru uçmasıdır. Unutmamak gerekir ki büküm doğrudan güngörmezin konumunu etkiler. Oldukça açık bir güngörmez teknenin orsa çekmesini azaltır. Bu kullanım hafif havalar ve çalkantılı denizler için kullanışlı olur. Güngörmezi kapamak için ıskotayı çekmek gerekir.

Çok kapatılmış bir güngörmez ise orsa çekmeyi arttırmasıyla birlikte tekneyi bayıltır. Orta rüzgar ve dalgasız denizde tam armalı teknelerde iyi orsa gitmek için kullanılabilir. Ne var ki daha sert havalarda bu denli orsa çekmeye karşı yapılan dümen hareketleri büyük olur. Tekneyi rotada tutabilmek için dümen palası adeta bir el freni işlevi görür. Güngörmezi açmak için ıskotayı boşlamak gerekir.

2) Ana yelken arabası, ıskota gerginliğini dolayısıyla bükümü değiştirmeden bumbanın tekne orta hattıyla yaptığı açıyı değiştirmesine yarar.

Not: Tekne için ideal yatıklık derecesi 15o?dir. Pratik olarak anayelken bu yatıklığı mümkün olduğu kadar sağlamalıdır. Bu kural hafif havalarda, çalkantılı denizlerde ve camadan vurmak istenmediğinde işlemeyebilir.

Sertleşen havalarda camadan vurmak mümkün değilse yelken biraz ters rüzgar alabilir. Bu durumda iyi bir anayelkenci – dümenci uyumu gerekir. Bu sayede maksimum hız korunur. Ancak camadan vurmak yelkenlerin ömrü ve teknenin dengesi açısından daha sağlıklıdır.

3) Direğin ıstralyalar veya runnerlar yardımıyla geriye eğilmesiyle ana yelkenin orsa yakası ile güngörmez yakası arasındaki mesafe artar, yelkenin orta ve üst kısımlarının derinliği azalır.

Eğik bir direk sert hava ile sakin denizlerde, yüksek orsa istendiğinde ya da çok orsa çeken tekneye camadan vurulamayan durumlarda kullanılır. Direk eğildiğinde yelken üzerindeki torun kıça kaydığı unutulmamalıdır.

Aşırı eğik direkli teknelerin ana yelkenlerinde bumbanın kıçtaki ucundan orsa yakasına katlanmalar oluşur.

4) Ana yelkenin alt yakasının derinliği arka yaka/altabaso halatı ile ayarlanır. Altabaso trimi, aynı zamanda büküme de doğrudan etki ettiği için ana yelken için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Çekilmiş bir altabaso ile anayelkenin alt kısmı düzleşince, yelkenin orta ve üst kısımlarında görece daha az kasılma olduğundan, yelkenin alt kısmına göre daha çok rüzgaraltına açılır. Yani büküm oluşur, güngörmez açılır.

Rüzgar arttıkça altabaso son hizaya kadar çekilir. Dalgalı durumlarda rüzgarın şiddeti dalgaya baskınsa çekili, dalganın şiddeti rüzgara baskınsa biraz gevşek kullanılır.

Not: Aşırı durgun havada hafif tekneler yelkeni düzleştirip bükümü arttırarak daha hızlı gidebilirler. Çünkü zayıf bir hava akımı için derin bir yelkenin rüzgâraltı yakasını dolaşmak zordur.

Not: Ana yelken güngörmez yakasından daha çok aşağı çekilip, gerilmek istendiğinde dip camadanı ismini verdiğimiz bir sistemden yararlanılır. Bu sistem altabaso gergisi gibi bumbanın içinden geçip bumbanın arkasından çıkmakla birlikte altabaso gergisinin bağlandığı matafyonun 25-50 cm üzerindeki bir üst matafyona bağlanır.

5) Ana yelkenin tor yerini ayarlamada ana yelken mandarı ve kanigam sisteminden yararlanılır. Bu sistemlerin yanı sıra daha önce de belirttiğimiz gibi direği eğmek toru kıça kaydırır. Ayrıca yelkenler eskidikçe torun kıça kaydığı da unutulmamalıdır.

Ana yelken toru çoğu durumda ortada kullanılır. Hafif havalarda ana yelken torunu kıçta kullanmak faydalıdır. Rüzgâr arttıkça tor daha da kıça kayar, böyle durumlarda kanigam veya mandarı çekerek toru başa kaydırmalısınız.

Orsa yakasındaki dikey katlanmalar mandarın aşırı gergin, yatay katlanmalar ise mandarın aşırı gevşek olduğunu gösterir.

Not: Mandarı aldığımızda güngörmez yakasının üst kısmı kapanacaktır. Halbuki kanigamı aldığımızda güngörmez yakasının üst kısmı açılır. Bunun sebebi iki halatın yelkeni çekiş yeridir.

Not: Kanigam kasıldığında ana yelkenin alt kısmında kırısıklıklar olusur, ancak elde ettiğimiz tor yerini ve güngörmez ayarını düsündüğümüzde kaz gelecek yerden tavuğu esirgememek gerekir.

Apaz ve Pupa için:

Apaz seyrinde ana yelkeni yine kurdeleler kıça uçuşacak şekilde ayarlayın. Bu seyirde tüyler kısmen kullanılabilir.

Rüzgâr pupaya kaydıkça kurdeleler bir işe yaramayacaktır.

Bu durumda yelkeni pırpırlatmayacak kadar ıskotadan boşlamak pratik olacaktır. Ancak ana yelken gurcataya dayanırsa formunu kaybeder ve gücünü yitirmeye başlar. Boşlarken bu durum göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu seyirlerde araba rüzgaraltına alınmalıdır.

Özellikle hava pupaya döndükçe ıskota, bükümü ayarlayamaz olur. Bu durumda büküm pupa palangasıyla kontrol edilmelidir. Pupa palangası kasıldığında büküm azalır. Böylece rüzgâr kaybı engellenmiş olur.

Not: Palanganın üst çıtayı bumbaya paralel yapacak kadar alınması faydalı bir referanstır.

Ancak hafif havalarda bumbanın ağırlığını da göz önünde bulundurduğumuzda palangayı çok almamak gerekir.

Bu seyirlerde altabaso boşlanarak yelkenin alt kısmında, kıç ıstralya boşlanarak üst kısmında derinlik oluşturmak gerekir. Kanigam ve mandar boşlanarak toru kıça kaydırmak da apaz ve özellikle pupada faydalıdır.